İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

O parkın ırzına 62 yıl önce geçildi

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Mayıs 30, 2013

O parkın ırzına 62 yıl önce geçildi

İSTANBUL Gezisi’ne yapılacak “kışlaAVM-rezidans” için ağaçlar sökülmeye, kesilmeye başlanınca kıyamet koptu. Kararı çoktan alınmıştı. Ama her nedense “Yapılmaz canım” havası varmış. Başlanınca millet ayıldı. Epey bir kalabalık eyleme koştu. Gezi’lerine ve ağaçlarına sahip çıkmaya. Kim ne eylem yaparsa yapsın, kim ne derse desin, biz ne yazarsak yazalım... Yapılacak bir kere... Belli.   KABAHAT PROST’TA Daha önce de yazdım buraların hikâyesini, başka vesilelerle. Hatırlatmakta beis yok. Bir daha yazalım. Taksim Parkı için uçkur aslında 1951’de çözüldü. Aslına bakarsanız, bütün kabahat Henri Prost denen mimarda. Bu belaları açan o. 1930’ların sonunda İstanbul Valiliği’ne “imar danışmanı” olarak geldi Prost. Vali Lütfi Kırdar, ki adı Kongre Merkezi’nde hâlâ yaşıyor, İstanbul’u “modern bir kent” yapmak üzere getirdi Prost’u. Prost da İstanbul’un “Cumhuriyet dönemi imar ilkelerini” belirledi. Sur içine kat sınırlamaları koydu, eski kenti koruyacak önlemler almaya çalıştı. Bu arada elbette ki Taksim’e de el attı. Taksim’e dev bir meydan, bu meydanının önünden Maçka ve Dolmabahçe’ye kadar inen dev bir yeşil park, şimdi The Marmara Oteli olan yere de büyük bir Boğaz seyir terası konumlandırdı. Şimdi AKM’nin olduğu yerde daha farklı bir mimaride bir Opera Binası. Gezi Parkı olarak planlanan arazinin tam orta yerinde eski Topçu Kışlası vardı ve harap bir haldeydi.   ‘YIKIN KIŞLAYI’ Prost bunun da yıkılıp park alanının genişletilmesini istedi. Taksim’den Maçka’ya kadar olan dev alan, yemyeşil bir park olarak dizayn edildi. Kışla yıkıldı. Ağaçlar dikildi, parkı ortadan bölen yolun üzerine yayaların hiç yolla karşılaşmadan Maçka’ya kadar yürüyebilmeleri ve hatta oradan isterlerse Dolmabahçe’ye kadar inebilmeleri için bir de yaya köprüsü yapıldı. Köprünün bittiği noktadaki arazinin bir bölümü Vali Lütfi Kırdar tarafından Tenis Eskrim Dağcılık, yani TED Kulübü’ne tahsis edildi ve orada ağaçlar arasında bir kulüp inşa edildi. İstanbul’un göbeğinde şahane bir vaha ve içinde bir de tenis kulübü oluşturuldu. Bütün bunlar yapıldığı sırada sene 1940’ların ilk yarısıydı. Ardından 1950 seçimleri yapıldı. Demokrat Parti iktidara geldi. Türkiye “minik ABD” olma hevesindeydi ve o yıllarda Hilton otelleri de bir nevi ABD Konsolosluğu gibiydi. Hilton Ailesi’ne İstanbul’da bir otel yapması teklif edildi. Hilton geldi, İstanbul’u gezip dolaştı ve kendine bir otel yeri aradı. Sonunda buldu.   ‘OTELİ BURAYA İSTİYORUM’ Taksim ile Maçka arasındaki parkın tam orta yerini. “İşte buraya otel istiyorum” dedi. Kıyamet koptu. İstanbul’un en güzel parkının tam orta yeri nasıl olur da Hilton’a otel için verilirdi. Hilton diretti: “Başka yer kabul etmem. Ya burası ya Hilton’u unutun.” İktidar güçlüydü. Dinlemedi. “Burası Hilton olacak” dendi. Dönemin İstanbul İmar Müdürü olan Ermeni asıllı vatandaşımız “Yapamazsınız” diye dikildi iktidarın karşısına. “Yaparız” dediler. İmar Müdürü Ermeni vatandaşımız dinlemedi. Dava açtı. Ama dedim ya iktidar güçlüydü. Hilton inşaatı başladı. 13.5 milyon liraya yapılan bina Hilton otellerine tahsis edildi. İstanbul’un orta yerindeki parkın ırzına böylece geçilmiş oldu. Bu arada Opera Binası’nın yapımı yılan hikâyesine döndü. İki projeden vazgeçildi. Yerine şimdiki bina yapıldı.   INTERCONTINENTAL VE SHERATON Ardından seyir terası olarak öngörülen yere Intercontinental Otel inşaatı başladı. Parkı Maçka tarafıyla birleştiren köprünün yanına, TED’in tam karşısına Sheraton Oteli için bir başka bina yapıldı. Taksim-Maçka arasındaki park, park olmaktan çıktı. Dandik küçük bir ağaçlık bölge haline dönüştü.   SON TECAVÜZ DALAN’DAN Sonra ANAP iktidarı geldi. Bedrettin Dalan Belediye Başkanı oldu. O da üzerine mum dikmek için TED’in yerine göz koydu. TED’i oradan çıkardı. Yerini Kahraman Sadıkoğlu’nun organize ettiği Japonlara verdi. Onlar da TED’in yerine Hyatt Otel’i yaptılar. Ortada ne park kaldı, ne bir şey. Bölük pörçük yeşillikler ve o günlerde dikilen ağaçlardan kalan birkaçı. Şimdi ise filmi başa sarıp Prost’un yıktırdığı kışlayı yeniden yapacaklar. Böylece 1930’lara geri dönmüş olacağız. Dedim ya, her şey bu pis Henri Prost’un başının altından çıkıyor. Yıkmasaydı o kışlayı. Bugün hiç sorunumuz yoktu. Şimdi elimizde kalan o küçücük Gezi için kendilerini ağaçlara bağlayanlara üzülüyorum. O parkın ırzına yıllar önce, büyük bölümünüz doğmadan zaten geçilmişti.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Şişede ne varsa, dışarı onun sızdığını anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026