İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Ortak manşet, ortak kaygı, ortak mesaj

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Haziran 8, 2013

Ortak manşet, ortak kaygı, ortak mesaj

SİZİN dün okuduğunuz gazeteyi yapıyorduk önceki gün. Başbakan, Tunus’ta kendisiyle aynı uçakta seyahat eden gazetecilerle bir sohbet yapmıştı. Manşeti Başbakan’ın bu toplantıda söylediklerine ayırdık, ancak o sırada sohbetin tam metni elimize ulaşmamıştı. Benim de gazete dışında bir toplantım vardı. Manşetin başlığını atmadan çıktım. Akşama doğru gazeteye döndüğüm zaman yazı işlerimizin attığı başlığı gösterdi arkadaşlar. “Bu cümle öne çıkıyordu, bunu manşet yaptık” dediler. Başbakan’ı izleyen Erdal Şen’in de önerisiyle. “İyidir” dedim. En azından “tansiyonu düşürecek” bir ifade idi. Sabah gazetelere bakarken şaşırdım. Geziyi Başbakan’la izleyen gazetelerin hepsi aynı başlığı kullanmıştı. Milliyet’in 1. sayfasındaki manşet farklıydı ama iç sayfasındaki 8 sütunluk manşet de aynı kelimelerden oluşuyordu. 7 değil, 8 gazete Başbakan’ın aynı cümlesini seçmişti manşet olarak. Ben bu “ortak manşette” aslında bir de “ortak kaygı” seziyorum. Başbakan’ın bu mülakatı verdiği gazetelerin hepsi “Aman ortam daha fazla gerilmesin” diye düşünüp, Başbakan’ın sözlerinden “teskin edici” olanı öne çıkarmayı, gerilimi düşürecek bir başlık atmayı tercih etmişti. Hangi görüşten olursa olsun, gazetelerin ortak arzusu ve kaygısı “yangını söndürmek”ti. Bu “ortak başlık” aslında çok şey anlatıyor. Bu bir anlamda “ortak talep” olarak da görülmeli. 8 gazete, Başbakan’a “ortak bir mesaj” vermek istemiş gibi geldi bana.   Uzadıkça kirlenecek BAZEN yanlış terminolojiler kullanıyoruz ister istemez. Taksim’de olan biteni yorumlamaya çalışırken “Marjinal gruplar” diyoruz bazen. Kastımızı aşarak. Marjinalliği “lanetlediğimiz” gibi bir algı yaratıyoruz. Oysa marjinal olmak ne suç, ne ayıp. Sadece bir tercih. Yasadışı olmak, illegal olmak başka şey, marjinal olmak başka şey. Marjinal olmak haktır. Dönemseldir. Büyük ihtimalle Kopernik de yaşadığı dönem için marjinaldi. Dünyayı değiştirmek için marjinallere ihtiyaç vardır. Onlar marjlarda dolaşırlar ki sıradanlar da uçlarda olan biteni keşfedebilsin. Bu zaruri açıklamadan sonra Gezi Parkı’na girmek istiyorum. Medyaya, bana olan tepkilerden dolayı, ne yazık ki Gezi Parkı’na gidemiyorum. Ama burnumuzun dibinde olduğu için de gayet yakından izliyorum. Eylem henüz yaygınlaşmadan, daha ilk gününde Sırrı Süreyya Önder’i Teke Tek’te konuk aldığım için “fikrini” de gayet iyi biliyorum. 12. gününe giren eylem için söylemek istediğim tek bir şey var: “Kitlelerin ruhu vardır ama ortak aklı yoktur.” Gezi Parkı eylemini bekleyen en önemli tehlike ve risk de budur. Mesajlarını büyük başarıyla veren bu kitleyi bekleyen en büyük sorun, giderek kendi içinde bir çürüme yaşaması, kendi içinde tartışmalara girmesi, kendi içinde kavga etmesidir. Eylem uzadıkça bu risk artacak, eylemin başlangıçta vermek istediği “Bizi de duyun, bizi de unutmayın, biz de bu ülkede varız” mesajı geride kalacak, eylemci kitlenin kendi içinde başlayacak sıkıntılar başarıyla verilmiş mesajın önüne geçecektir. Uzayacak eylemi bekleyen en önemli tehlike budur. “Ne demek istiyorsun?” diye soracak olanlara peşinen yanıt vereyim. Üzülmemek istiyorum.   Bu başka bir kültür GEZİ Parkı’nda olan biteni “Başbakan Erdoğan’ı devirmek istiyorlar” diye yorumlayanlar var. Sayıları az da değil. Elbette Gezi Parkı’nda eylem yapanlara katılan gruplar arasında Başbakan’ı devirmek isteyenler de vardır. Bunlar her zaman vardır, her yerde vardır. Bir siyasetçiyi, bir lideri koltuğundan indirmek isteyenler her zaman olacaktır. Siyasetin olmazsa olmazıdır. Bu niyettekiler eylemin asıl sahipleri değil, yan unsurlarıdır olsa olsa. Ancak Gezi Parkı’ndaki gençlerin derdi Başbakan’ı devirmek değil. Hatta pek çok orta yaşlı ve yaşlının da derdi Başbakan’ı devirmek değil. Başbakan’ı devirmek için demokrasi dışı yollar arayan, yasa dışına çıkan varsa bu zaten suç, zaten yargılanır. Ama Gezi’cilerin tek derdi “Biz de buradayız” demek. Onlar Başbakan’ın kim olduğuyla çok ilgilenmiyorlar gibi geliyor bana. Yeter ki, onları duyan, onları dinleyen, onlara karışmayan biri olsun. Bu gençler kendilerini dinlemeyen analarına, babalarına karşı da eylem yapıyorlardır mutlaka. Zaten muhafazakârların da anlamadığı bu. Not: Gezi Parkı eylemlerine destek verdiği için Halit Ergenç’e yönelik olarak kaldırılan ve burada yazmaya utanç duyduğum pankartı taşıyanların bu pankarttan dolayı büyük utanç duyması gerekir. Bu pankartı taşıyan, kendini muhafazakâr biri olarak tanımlayamaz. Olsa olsa terbiyesiz olarak tanımlar. Çünkü bu başka bir kültür.   Bir kez de sükûnet zamanında izleyin BAŞBAKAN Erdoğan, dün Küresel Sorunlar Karşısında Türkiye ve AB İçin Ortak Gelecek Konferansı’nın açılış konuşmasını yaptı. Tabii gündeminde AB’den çok Türkiye’de yaşananlar vardı. Başbakan Erdoğan, konferansta yaptığı konuşmada Gezi Parkı eylemleriyle ilgili olarak konuşurken, pazar günü Teke Tek’te benim sorularıma verdiği yanıtları yineledi. “İstanbul’u en fazla yeşillendiren benim, benden daha çevreci yok”la başlayıp “Gezi Parkı’na AVM değil, şehir müzesi ve otel yapacağız” diye devam etti. Pazar günü söylediklerini neredeyse aynı kelimelerle tekrar etti. Ancak ilginçtir, pazar günü “olumsuz” algılanan konuşması, 5 gün sonra cuma günü neredeyse aynen tekrarlanmasına rağmen bu kez piyasalar tarafından “teskin edici” bulundu. Dolar düştü, Borsa İstanbul yükselmeye başladı. Demek ki, her şey “dönemle” ve “o günkü ortamla” alakalı. Bu programdan ötürü bana kızanlardan bir ricam var. İnşallah Türkiye biraz sakinleşince, ortam biraz olsun, Türkiye standartlarında normale dönünce, öfkeler biraz yatışınca Başbakan’ı konuk ettiğim son Teke Tek’i bir kez daha izleyin.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Bekâra karı boşamak kolay olmadığı zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026