İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Sempatinin kaybını Başbakan değerlendiriyor

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 25, 2013

Sempatinin kaybını Başbakan değerlendiriyor

“BAŞBAKAN niye hâlâ bu kadar sert konuşuyor?” diyor pek çok kişi. Konuşur. Daha da konuşacak, çünkü yine “damarı yakaladı”. Çünkü “o mantalite” yine hata yaptı. Gezi Parkı eylemleri, ilk başladığında toplumun geniş kesimlerinde bir sempati elde etmişti. “Temiz ve iyi niyetli” bir eylem olarak görülüyordu. Gerçekten de öyleydi. Gençler seslerini duyurmak istiyordu. Gençler Gezi’yi de bahane ederek “özgürlük” mesajı veriyordu. Zaten önce Cumhurbaşkanı, sonra Arınç, ardından da Başbakan “Mesaj alındı” dedi. Gençler işlerini başarıyla yapmıştı. Ama sonra “o mantalite” devreye girdi. “Sıkıştırdık, üzerine gidelim.” Eylemler sürdü. Ortaya kötü manzaralar çıktı. Herkes önce polisin “orantısız güç kullanımına” kızarken, bu süre sonra iş döndü “eylemcilerin” orantısız güç kullanması gibi bir tablo oluştu. Zaten eylemin gerçek sahipleri de ortadan kayboldu ve birileri “parsayı toplamaya” kalkıştı. Bu sırada da ortaya “sıradan Türk insanının” pek de tasvip etmediği görüntüler çıktı. Sıradan, ortanın sağında ve hatta biraz da solunda olan ve aslında eyleme başlangıçta pozitif bakan insanlar, “Bu kadar da olur mu canım” demeye başladılar. Polise olan öfke bir anda tersine dönmeye başladı. 1990 kuşağının eylemi, daha önce sınıfta kalmış olan bir başka kuşak tarafından ele geçirilip mundar edilince ve “sağ veya sol muhafazakâr” Türkler tarafından eleştirilmeye başlanınca Başbakan Erdoğan hemen damarı yakaladı. Başladı veryansın etmeye. Başladı eylemcilere yönelik sert mesajlar vermeye. Başbakan Erdoğan “bir gün”le kaçırdığı eylemleri başlamadan bitirme fırsatını kullanamamıştı. Ama eylemciler de “bir gün”le “Derdimizi anlattık, şimdi sonuçlarını görmeliyiz” fırsatını kaçırdılar. Daha doğrusu birileri devreye girip bu fırsatın değerlendirilmesini engelledi. Arkasından da sıradan vatandaşın tepkisine neden olan görüntüler ortaya çıktı. Başbakan şimdi eylemcilerin kendisine altın tepsi içinde sunduğu fırsatı değerlendiriyor. Seçime kadar da değerlendirecektir.   Bayar da CHP’liydi, Menderes de GEZİ Parkı’na kışla yapılması tartışmalarında biraz geriye gitmek istiyorum. Aslında bu geri gidiş “genel tartışmalarla” ilgili de bir geri gidiş olacak. Başbakan Erdoğan, Gezi Parkı’ndaki kışlanın yıkılmasıyla ilgili tartışmaların başladığı günlerde, kışlanın yıkılmasıyla ilgili olarak dönemin İstanbul Valisi Lütfi Kırdar’ı suçladı ve “CHP zihniyeti” dedi. Sık sık yaptığı gibi. Daha önce bu köşede yazdığım gibi, Taksim Kışlası’nı İstanbul’un kent planlamasını yapan Fransız Mimar Prost’un isteğiyle, yine dönemin İstanbul Valisi Lütfi Kırdar yıktırmıştı. Yıl 1940’tı ve haliyle Türkiye’yi CHP yönetiyordu. Başka bir parti olmadığı için, başka bir partinin yönetiyor olması da imkânsızdı. Ama unutulmaması gereken bir şey var, o gün CHP hükümetinin İstanbul Valisi olan Lütfi Kırdar, çok partili hayata geçilmesinden sonra siyasete atılmak için Demokrat Parti’yi seçmiş, Demokrat Parti hükümetlerinde bakanlık yapmıştı. Ortada bir “kafa” var ise o kafa CHP kafası değil, o dönemin “devlet” kafasıydı. Keza Adnan Menderes. O da 1930’ların başında CHP’ye katılmış, CHP Aydın Milletvekilliği yapmış, ihraç edildiği 1945 yılına kadar CHP içinde görev almıştı. Adnan Menderes ile birlikte Demokrat Parti’yi kuran Celal Bayar da CHP’liydi. O da 1945 yılına kadar CHP’de en üst düzeyde görev yapmış, 1 Kasım 1937 yılından 25 Ocak 1939 yılına kadar başbakanlık görevini yürütmüştü. 1937 yılında İsmet İnönü’yü görevden alan Mustafa Kemal Atatürk, CHP hükümetinin başına Celal Bayar’ı uygun görmüştü. Dersim olayları sonrası idam edilen Seyit Rıza’nın idamı sırasında Başbakan Celal Bayar’dı. 2. Dersim Harekâtı da Celal Bayar’ın başbakanlığı döneminde yapılmıştı. O yüzden de o yıllarda olan bitenlere ne “CHP’ kafası diyebiliriz, ne de “Bayar” kafası diyerek olan bitenin faturasını Demokrat Parti’nin kurucusu ve lideri Celal Bayar’a yıkabiliriz. Varsa bir hata, bir yanlışlık, bir ayıp o “dönemin” ayıbıdır, yanlışıdır, hatasıdır. Bugünkü CHP’nin hatası ise o günün yanlışlarını eleştirememek, o günkü hataların özeleştirisini yapamamaktır.   Ciddiye alınmak ayıp değil Mehmet MEHMET Baransu geçen haftaki bir yazıma yanıt verdi. “Ben adam olmazmışım.” Zaten kimsenin adam olmak gibi bir iddiası olmamalı. “Adam olmaya çalışmak gibi bir süreç yaşamak yeter” diyerek Baransu’nun suçlamalarına yanıt vermek isterim. Cuma günü yazdıklarımı okudunuz mu bilmiyorum. Okumayanlar için özetleyeyim. Dedim ki: “O gün dünya borsaları FED Başkanı Bernanke’nin açıklamalarıyla düşerken, Borsa İstanbul en yüksek düşüş yaşayanların bile iki misli düştü. Sorup soruşturdum, bu sert düşüşün arkasında o günkü haberler ve dedikodular varmış. Mehmet Baransu’nun ‘Bülent Arınç istifa etti’ haberi, piyasalarda ‘AK Parti içinde bir grup ayrılacak’ dedikodusuyla birleşince istikrar bozuluyor endişesiyle özellikle yabancı yatırımcılar satışa geçmişler, İstanbul Borsası bu nedenle daha yüksek bir düşüş gösterdi.“ Yazının hülasası bu. Dayanağım ise ekonomik veriler. FED’in yarattığı depremden sonra en fazla değer kaybeden borsalar sırasıyla şöyle: Ben de Türkiye’nin bunlara oranla çok hızlı düşüşünün arkasında “dedikoduların” olduğunu yazdım. Mehmet Baransu dün geniş dönemli bir grafik yayınlayarak düşüşün sürekli ve eşit olduğunu, ancak “kendi yazdıklarıyla alakası olmadığını” söylemiş. Bilemem. Belki de Mehmet Baransu’nun dediği gibidir. Ama yazdıklarının doğru çıkmasıyla övünen bir gazeteciyi piyasaların ciddiye alması, o gazeteci için utanılacak bir şey değil. Baransu niye alınmış, anlamadım.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Adam olmamak ayıp olduğu zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026