İstanbul 21°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Sempatinin kaybını Başbakan değerlendiriyor

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 25, 2013

Sempatinin kaybını Başbakan değerlendiriyor

“BAŞBAKAN niye hâlâ bu kadar sert konuşuyor?” diyor pek çok kişi. Konuşur. Daha da konuşacak, çünkü yine “damarı yakaladı”. Çünkü “o mantalite” yine hata yaptı. Gezi Parkı eylemleri, ilk başladığında toplumun geniş kesimlerinde bir sempati elde etmişti. “Temiz ve iyi niyetli” bir eylem olarak görülüyordu. Gerçekten de öyleydi. Gençler seslerini duyurmak istiyordu. Gençler Gezi’yi de bahane ederek “özgürlük” mesajı veriyordu. Zaten önce Cumhurbaşkanı, sonra Arınç, ardından da Başbakan “Mesaj alındı” dedi. Gençler işlerini başarıyla yapmıştı. Ama sonra “o mantalite” devreye girdi. “Sıkıştırdık, üzerine gidelim.” Eylemler sürdü. Ortaya kötü manzaralar çıktı. Herkes önce polisin “orantısız güç kullanımına” kızarken, bu süre sonra iş döndü “eylemcilerin” orantısız güç kullanması gibi bir tablo oluştu. Zaten eylemin gerçek sahipleri de ortadan kayboldu ve birileri “parsayı toplamaya” kalkıştı. Bu sırada da ortaya “sıradan Türk insanının” pek de tasvip etmediği görüntüler çıktı. Sıradan, ortanın sağında ve hatta biraz da solunda olan ve aslında eyleme başlangıçta pozitif bakan insanlar, “Bu kadar da olur mu canım” demeye başladılar. Polise olan öfke bir anda tersine dönmeye başladı. 1990 kuşağının eylemi, daha önce sınıfta kalmış olan bir başka kuşak tarafından ele geçirilip mundar edilince ve “sağ veya sol muhafazakâr” Türkler tarafından eleştirilmeye başlanınca Başbakan Erdoğan hemen damarı yakaladı. Başladı veryansın etmeye. Başladı eylemcilere yönelik sert mesajlar vermeye. Başbakan Erdoğan “bir gün”le kaçırdığı eylemleri başlamadan bitirme fırsatını kullanamamıştı. Ama eylemciler de “bir gün”le “Derdimizi anlattık, şimdi sonuçlarını görmeliyiz” fırsatını kaçırdılar. Daha doğrusu birileri devreye girip bu fırsatın değerlendirilmesini engelledi. Arkasından da sıradan vatandaşın tepkisine neden olan görüntüler ortaya çıktı. Başbakan şimdi eylemcilerin kendisine altın tepsi içinde sunduğu fırsatı değerlendiriyor. Seçime kadar da değerlendirecektir.   Bayar da CHP’liydi, Menderes de GEZİ Parkı’na kışla yapılması tartışmalarında biraz geriye gitmek istiyorum. Aslında bu geri gidiş “genel tartışmalarla” ilgili de bir geri gidiş olacak. Başbakan Erdoğan, Gezi Parkı’ndaki kışlanın yıkılmasıyla ilgili tartışmaların başladığı günlerde, kışlanın yıkılmasıyla ilgili olarak dönemin İstanbul Valisi Lütfi Kırdar’ı suçladı ve “CHP zihniyeti” dedi. Sık sık yaptığı gibi. Daha önce bu köşede yazdığım gibi, Taksim Kışlası’nı İstanbul’un kent planlamasını yapan Fransız Mimar Prost’un isteğiyle, yine dönemin İstanbul Valisi Lütfi Kırdar yıktırmıştı. Yıl 1940’tı ve haliyle Türkiye’yi CHP yönetiyordu. Başka bir parti olmadığı için, başka bir partinin yönetiyor olması da imkânsızdı. Ama unutulmaması gereken bir şey var, o gün CHP hükümetinin İstanbul Valisi olan Lütfi Kırdar, çok partili hayata geçilmesinden sonra siyasete atılmak için Demokrat Parti’yi seçmiş, Demokrat Parti hükümetlerinde bakanlık yapmıştı. Ortada bir “kafa” var ise o kafa CHP kafası değil, o dönemin “devlet” kafasıydı. Keza Adnan Menderes. O da 1930’ların başında CHP’ye katılmış, CHP Aydın Milletvekilliği yapmış, ihraç edildiği 1945 yılına kadar CHP içinde görev almıştı. Adnan Menderes ile birlikte Demokrat Parti’yi kuran Celal Bayar da CHP’liydi. O da 1945 yılına kadar CHP’de en üst düzeyde görev yapmış, 1 Kasım 1937 yılından 25 Ocak 1939 yılına kadar başbakanlık görevini yürütmüştü. 1937 yılında İsmet İnönü’yü görevden alan Mustafa Kemal Atatürk, CHP hükümetinin başına Celal Bayar’ı uygun görmüştü. Dersim olayları sonrası idam edilen Seyit Rıza’nın idamı sırasında Başbakan Celal Bayar’dı. 2. Dersim Harekâtı da Celal Bayar’ın başbakanlığı döneminde yapılmıştı. O yüzden de o yıllarda olan bitenlere ne “CHP’ kafası diyebiliriz, ne de “Bayar” kafası diyerek olan bitenin faturasını Demokrat Parti’nin kurucusu ve lideri Celal Bayar’a yıkabiliriz. Varsa bir hata, bir yanlışlık, bir ayıp o “dönemin” ayıbıdır, yanlışıdır, hatasıdır. Bugünkü CHP’nin hatası ise o günün yanlışlarını eleştirememek, o günkü hataların özeleştirisini yapamamaktır.   Ciddiye alınmak ayıp değil Mehmet MEHMET Baransu geçen haftaki bir yazıma yanıt verdi. “Ben adam olmazmışım.” Zaten kimsenin adam olmak gibi bir iddiası olmamalı. “Adam olmaya çalışmak gibi bir süreç yaşamak yeter” diyerek Baransu’nun suçlamalarına yanıt vermek isterim. Cuma günü yazdıklarımı okudunuz mu bilmiyorum. Okumayanlar için özetleyeyim. Dedim ki: “O gün dünya borsaları FED Başkanı Bernanke’nin açıklamalarıyla düşerken, Borsa İstanbul en yüksek düşüş yaşayanların bile iki misli düştü. Sorup soruşturdum, bu sert düşüşün arkasında o günkü haberler ve dedikodular varmış. Mehmet Baransu’nun ‘Bülent Arınç istifa etti’ haberi, piyasalarda ‘AK Parti içinde bir grup ayrılacak’ dedikodusuyla birleşince istikrar bozuluyor endişesiyle özellikle yabancı yatırımcılar satışa geçmişler, İstanbul Borsası bu nedenle daha yüksek bir düşüş gösterdi.“ Yazının hülasası bu. Dayanağım ise ekonomik veriler. FED’in yarattığı depremden sonra en fazla değer kaybeden borsalar sırasıyla şöyle: Ben de Türkiye’nin bunlara oranla çok hızlı düşüşünün arkasında “dedikoduların” olduğunu yazdım. Mehmet Baransu dün geniş dönemli bir grafik yayınlayarak düşüşün sürekli ve eşit olduğunu, ancak “kendi yazdıklarıyla alakası olmadığını” söylemiş. Bilemem. Belki de Mehmet Baransu’nun dediği gibidir. Ama yazdıklarının doğru çıkmasıyla övünen bir gazeteciyi piyasaların ciddiye alması, o gazeteci için utanılacak bir şey değil. Baransu niye alınmış, anlamadım.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Adam olmamak ayıp olduğu zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Milli piyango mu bu!
Köşe Yazıları
Milli piyango mu bu!

Fatih Altaylı

Temmuz 7, 2026

CHP, beis ve yeis
Köşe Yazıları
CHP, beis ve yeis

Fatih Altaylı

Temmuz 6, 2026

Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!
Köşe Yazıları
Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!

Fatih Altaylı

Temmuz 5, 2026

  • Videolar

Tümü
Yunan metin çevirilerinin bilime katkısı görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimYunan metin çevirilerinin bilime katkısıShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 05:01 Solvay Konferansı fotoğrafı 07:11 Solvay Konferansı fotoğrafı bugün çekilebilir mi? 10:36 İrlandalı keşişlerin kopyaladığı eski metinler 13:52 Aristo ve doğa bilimleri 24:32 Hrıstiyanlar nasıl gelişim gösteriyor? 27:53 Modern bilimin başlangıcı 35:44 Galile'den önceki bilim adamları problemleri fark edemediler mi? 38:09 İslam dünyasının geçmiş dönemde bilimde Batı'dan geride kalmasının sebepleri 46:50 Kapanış #işbirliği
Temmuz 5, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Koleksiyoner Mehmet ÇebiFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:28 Saat koleksiyonu işi nereden çıktı? 19:01 Hangi saat markalarına sahip? 23:53 Koleksiyonerlik pahalı bir iş mi? 29:47 Türk hat sanatı hak ettiği yerde mi? 42:20 Murat Bardakçı'nın "Türk resmini sanattan saymam" cümlesi 51:15 Eserin değerini nasıl belirliyor? 1:05:07 Pandemi döneminde eserlerin fiyatları neden yükseldi? 1:08:36 Çatı Müze işi ne durumda? 1:19:20 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 5, 2026
"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı" görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:15 Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisi 03:27 24 Haziran 2026 Scorpions İstanbul konseri 06:50 Kars'taki Gastronomi Film Festivali 08:36 Dua Lipa'nın evliliği 10:21 Fatih Altaylı evlilik hakkında ne düşünüyor? 13:28 Manifest grubu 17:02 Yaz ayındaki konserler 30:51 Fatih Altaylı'nın yakın tarihteki dünya hakkında düşünceleri 36:18 Christopher Nolan'ın "The Odyssey" filmi 36:40 İstanbul Caz Festivali 37:41 Fatih Altaylı dizi-film izliyor mu? 40:03 Kapanış #işbirliği
Temmuz 2, 2026