İstanbul 21°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Çok beğendiğim bir laf

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 27, 2013

Çok beğendiğim bir laf

BAZI laflar, bazı duruşlar vardır. Yerinde ve gününde yapılırsa tarihe geçer. Sahibini de tarihe geçirir. Yıllarca söylenir, yıllarca anlatılır. Bir mihenk taşı olur. Bu laflardan biri önceki gün BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak'tan geldi. Kışanak, güvenlik güçlerinin Türkiye'nin iki farklı bölgesindeki iki farklı tavrını ve siyasetçilerin bu tavra ilişkin sözlerini eleştirdi, "barış süreci"ni de kastederek bana göre tarihi bir cümle sarf etti: "Kürtlere demokrasi, Türklere sopa. Yok öyle şey." Kışanak'ın bu cümlesi "siyasal empati"nin de ötesinde müthiş bir "insani empati"dir. Yıllarca "Kürtlere sopa"ya karşı legal-illegal mücadele etmiş ve bu mücadelesiyle Türklerin önemli bir bölümünün tepkisini toplamış bir kadının, kendi mücadelesinde başarıya ulaştığı bir anda böylesine bir "karşı taraf gibi görüneni anlama" ve "karşı tarafın da hakkını arama" hakkını içselleştirmesi, çok önemli bir siyasi tavırdır. Bu siyasi tavır aynı zamanda "siyasi ve insani" bir derstir. Gültan Kışanak'ın bu cümlesi Türk siyaseti için önemli, BDP içinse bir milattır.Bu cümle, BDP'nin geleceğine ilişkin bir yol haritasının ilk işaretidir. Etnik temelli siyasetten özgürlükler temelli bir siyasete geçişin ve "Türkiye'nin partisi" olma yolculuğunun başlangıcıdır. Gültan Kışanak'ın bu empati gücü hepimize geçtiği zaman, Türkiye demokrasi yolunda çok daha hızlı ilerleyebilecektir.   Hiç beğenmediğim bir laf LAFIN sahibini tanımıyorum. Bu yüzden de kimliği önemli değil. Zaten çıktığı ağızdan sonra hızla yayılan bir cümle olduğu için "anonim" bir fikri yansıtıyor. Cümle Gezi eylemcilerine yönelikti. Gezi'nin sıradan insanlarına yönelikti. "Bizim yaşam tarzımıza karışmayın"dan başka hiçbir mesajı olmayanları hedef alan cümle şuydu: "Eskiden yapabildiğiniz neyi yapamıyorsunuz da bağırıyorsunuz." Bu cümle çok yanlış bir kafanın cümlesidir. Ve "empati yoksunluğunun" en büyük göstergesidir. Ve yeni bir cümle de değildir aslında. Önemli olan, bir tarafın baskı yapmadığını zannetmesi değildir. Gerçek olan, bir tarafın "kendini baskı altında hissetmesi"dir. Siz istediğiniz kadar, "Ben baskı yapmıyorum" deyin, birileri kendini baskı altında hissediyorsa baskı var demektir. Dedim ya bu cümle yeni bir cümle değil. Mesela, Türkiye'de İslamcılar "Dinimizi yaşayamıyoruz" diye feveran ettiği zaman o günün egemenleri, "Ne var canım. İslam'ın şartlarını yerine getirmenizde bir engel mi var? Her şeyi yapıyorsunuz. Nerede baskı var?" diyorlardı ve İslamcı düşünce sahipleri bu cümleyle çılgına dönüyorlardı. Baskıyı yapanlara göre ortada bir baskı falan yoktu, ama kalabalık kitleler, "baskı altında olduklarını hissediyorlardı". Aynı şeyi Kürtler için de söylemek, örneklemek mümkün. Önemli olan sizin baskı yapmadığınıza inanmanız değildir. Mesele, birilerinin kendini baskı altında hissetmesidir. O hissi yıllarca hissedenlerin, bu hissi başkalarına hissettirmemesi gerekir. Hangi düşünceden, neden, kimden yana olursa olsun.   Tek hakem zaman BU köşenin tepesindeki yazıyı okuyan "Kronik Fatih Altaylı düşmanları" hemen ortaya çıkıp "Sen o empatiyi yaptın mı da yazıyorsun" diyecektir mutlaka. Çok şükür, ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz derler ya... Ben de bir ekleme yaparak "Kuburdan gelen b.ka bakılmaz" diyeceğim. Türkiye'nin kritik dönemeçlerinde o empatiyi yapmaya çalıştım. O yüzden hedef oldum çoklukla. Mesela, 1995 yılıydı yanlış hatırlamıyorsam. "Devlet" denilen şey her neyse terör bahanesiyle Türkiye'nin bir iline, Tunceli'ye "gıda ambargosu" uyguluyordu. Kente gıda maddeleri kontrollü olarak yollanıyor, terör örgütünün eline geçecek diye kentte gıda maddesi satışı engelleniyordu. Kente giden tüm yollar kesilmiş, kentin dünyayla bağlantısı durdurulmuştu. Gazeteciler bile kente yaklaştırılmıyordu. Bunun üzerine, "Bu rezaleti dünyaya duyurmalıyız" diyerek Teke Tek'in o zamanki yapımcısı sevgili dostum Fatih Aksoy'la birlikte yanımıza bir kamera alarak Diyarbakır'a gittik. Oradan kiraladığımız bir otomobille Tunceli'ye doğru yola çıktık. Yolda defalarca durdurulduk. Otomobilimiz didik didik arandı. Sonunda Tunceli'ye vardık. Ancak kentin girişindeki köprü bir panzerle kapatılmıştı ve önünde bir makam otomobili duruyordu.Durduk. Bizi Tunceli Emniyet Müdürü karşıladı. "Giremezsiniz" dedi. "Gireceğiz" dedik. İş büyüdü. Sonunda Vali Atıl Üzelgün devreye girdi. "Valiliğe gelin konuşalım. Durumu anlatalım, sonra da dönün" dedi. Gittik. Üzelgün'e, "Tunceli'deki durumu görmeden gitmem" dedim. Sonunda Tunceli'de dolaşmamıza ve halkla röportajlar yapmamıza izin verildi. Ambargo gerçekti ve halk inliyordu. Biz oradayken, teröristlerin kente geldiği ve bir mahallede bir eve saklandığı bilgisi gelmiş. Mahalleye operasyon yapıldı. Bütün bir mahalle panzerlerle yerle bir edildi.Bunu da görüntüledik. O dönemde bunu Hürriyet'te günlerce süren bir yazı dizisi ve yanlış hatırlamıyorsam Show TV'de bir televizyon programı yaptık. Sezen Aksu'nun seslendirdiği Aşık Daimi'nin "Ne ağlarsın" deyişiyle birlikte yayınladık. 1 hafta sonra dönemin OHAL Valisi Ünal Erkan'dan bir davet geldi. Bu sefer OHAL Valisi ile birlikte Tunceli'ye gittik. Ambargo kaldırıldı ve OHAL Valisi Erkan, Tunceli'de devlet imkânlarıyla yaptırılacak bir cemevinin temelini attı. Bu yazı dizisi ve program, ABD Kongresi'nin o yıl yayınlanan "insan hakları raporu"nda 6 sayfa halinde yer aldı. O programdan sonra bölgeye her gidişimde Özel Harekât polislerinin ağır hakaretleriyle karşılaştım. Ama aynı zamanda PKK'yı da eleştirdim. Onların da hedefi oldum. Hiç umursamadım. Hep doğru bildiğimi söyledim. Söylemeye de devam edeceğim. Tek hakem var benim için. Zaman. Gerisi yalan dolan.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Birine yaranarak veya dayanarak adam olunmayacağını anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
CHP, beis ve yeis
Köşe Yazıları
CHP, beis ve yeis

Fatih Altaylı

Temmuz 6, 2026

Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!
Köşe Yazıları
Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!

Fatih Altaylı

Temmuz 5, 2026

Deniz Göktaş KKK’na ne dedi
Köşe Yazıları
Deniz Göktaş KKK’na ne dedi

Fatih Altaylı

Temmuz 4, 2026

  • Videolar

Tümü
Yunan metin çevirilerinin bilime katkısı görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimYunan metin çevirilerinin bilime katkısıShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 05:01 Solvay Konferansı fotoğrafı 07:11 Solvay Konferansı fotoğrafı bugün çekilebilir mi? 10:36 İrlandalı keşişlerin kopyaladığı eski metinler 13:52 Aristo ve doğa bilimleri 24:32 Hrıstiyanlar nasıl gelişim gösteriyor? 27:53 Modern bilimin başlangıcı 35:44 Galile'den önceki bilim adamları problemleri fark edemediler mi? 38:09 İslam dünyasının geçmiş dönemde bilimde Batı'dan geride kalmasının sebepleri 46:50 Kapanış #işbirliği
Temmuz 5, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!" görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Koleksiyoner Mehmet ÇebiFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:28 Saat koleksiyonu işi nereden çıktı? 19:01 Hangi saat markalarına sahip? 23:53 Koleksiyonerlik pahalı bir iş mi? 29:47 Türk hat sanatı hak ettiği yerde mi? 42:20 Murat Bardakçı'nın "Türk resmini sanattan saymam" cümlesi 51:15 Eserin değerini nasıl belirliyor? 1:05:07 Pandemi döneminde eserlerin fiyatları neden yükseldi? 1:08:36 Çatı Müze işi ne durumda? 1:19:20 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 5, 2026
"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:15 Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisi 03:27 24 Haziran 2026 Scorpions İstanbul konseri 06:50 Kars'taki Gastronomi Film Festivali 08:36 Dua Lipa'nın evliliği 10:21 Fatih Altaylı evlilik hakkında ne düşünüyor? 13:28 Manifest grubu 17:02 Yaz ayındaki konserler 30:51 Fatih Altaylı'nın yakın tarihteki dünya hakkında düşünceleri 36:18 Christopher Nolan'ın "The Odyssey" filmi 36:40 İstanbul Caz Festivali 37:41 Fatih Altaylı dizi-film izliyor mu? 40:03 Kapanış #işbirliği
Temmuz 2, 2026