İstanbul 22°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Çok beğendiğim bir laf

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 27, 2013

Çok beğendiğim bir laf

BAZI laflar, bazı duruşlar vardır. Yerinde ve gününde yapılırsa tarihe geçer. Sahibini de tarihe geçirir. Yıllarca söylenir, yıllarca anlatılır. Bir mihenk taşı olur. Bu laflardan biri önceki gün BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak'tan geldi. Kışanak, güvenlik güçlerinin Türkiye'nin iki farklı bölgesindeki iki farklı tavrını ve siyasetçilerin bu tavra ilişkin sözlerini eleştirdi, "barış süreci"ni de kastederek bana göre tarihi bir cümle sarf etti: "Kürtlere demokrasi, Türklere sopa. Yok öyle şey." Kışanak'ın bu cümlesi "siyasal empati"nin de ötesinde müthiş bir "insani empati"dir. Yıllarca "Kürtlere sopa"ya karşı legal-illegal mücadele etmiş ve bu mücadelesiyle Türklerin önemli bir bölümünün tepkisini toplamış bir kadının, kendi mücadelesinde başarıya ulaştığı bir anda böylesine bir "karşı taraf gibi görüneni anlama" ve "karşı tarafın da hakkını arama" hakkını içselleştirmesi, çok önemli bir siyasi tavırdır. Bu siyasi tavır aynı zamanda "siyasi ve insani" bir derstir. Gültan Kışanak'ın bu cümlesi Türk siyaseti için önemli, BDP içinse bir milattır.Bu cümle, BDP'nin geleceğine ilişkin bir yol haritasının ilk işaretidir. Etnik temelli siyasetten özgürlükler temelli bir siyasete geçişin ve "Türkiye'nin partisi" olma yolculuğunun başlangıcıdır. Gültan Kışanak'ın bu empati gücü hepimize geçtiği zaman, Türkiye demokrasi yolunda çok daha hızlı ilerleyebilecektir.   Hiç beğenmediğim bir laf LAFIN sahibini tanımıyorum. Bu yüzden de kimliği önemli değil. Zaten çıktığı ağızdan sonra hızla yayılan bir cümle olduğu için "anonim" bir fikri yansıtıyor. Cümle Gezi eylemcilerine yönelikti. Gezi'nin sıradan insanlarına yönelikti. "Bizim yaşam tarzımıza karışmayın"dan başka hiçbir mesajı olmayanları hedef alan cümle şuydu: "Eskiden yapabildiğiniz neyi yapamıyorsunuz da bağırıyorsunuz." Bu cümle çok yanlış bir kafanın cümlesidir. Ve "empati yoksunluğunun" en büyük göstergesidir. Ve yeni bir cümle de değildir aslında. Önemli olan, bir tarafın baskı yapmadığını zannetmesi değildir. Gerçek olan, bir tarafın "kendini baskı altında hissetmesi"dir. Siz istediğiniz kadar, "Ben baskı yapmıyorum" deyin, birileri kendini baskı altında hissediyorsa baskı var demektir. Dedim ya bu cümle yeni bir cümle değil. Mesela, Türkiye'de İslamcılar "Dinimizi yaşayamıyoruz" diye feveran ettiği zaman o günün egemenleri, "Ne var canım. İslam'ın şartlarını yerine getirmenizde bir engel mi var? Her şeyi yapıyorsunuz. Nerede baskı var?" diyorlardı ve İslamcı düşünce sahipleri bu cümleyle çılgına dönüyorlardı. Baskıyı yapanlara göre ortada bir baskı falan yoktu, ama kalabalık kitleler, "baskı altında olduklarını hissediyorlardı". Aynı şeyi Kürtler için de söylemek, örneklemek mümkün. Önemli olan sizin baskı yapmadığınıza inanmanız değildir. Mesele, birilerinin kendini baskı altında hissetmesidir. O hissi yıllarca hissedenlerin, bu hissi başkalarına hissettirmemesi gerekir. Hangi düşünceden, neden, kimden yana olursa olsun.   Tek hakem zaman BU köşenin tepesindeki yazıyı okuyan "Kronik Fatih Altaylı düşmanları" hemen ortaya çıkıp "Sen o empatiyi yaptın mı da yazıyorsun" diyecektir mutlaka. Çok şükür, ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz derler ya... Ben de bir ekleme yaparak "Kuburdan gelen b.ka bakılmaz" diyeceğim. Türkiye'nin kritik dönemeçlerinde o empatiyi yapmaya çalıştım. O yüzden hedef oldum çoklukla. Mesela, 1995 yılıydı yanlış hatırlamıyorsam. "Devlet" denilen şey her neyse terör bahanesiyle Türkiye'nin bir iline, Tunceli'ye "gıda ambargosu" uyguluyordu. Kente gıda maddeleri kontrollü olarak yollanıyor, terör örgütünün eline geçecek diye kentte gıda maddesi satışı engelleniyordu. Kente giden tüm yollar kesilmiş, kentin dünyayla bağlantısı durdurulmuştu. Gazeteciler bile kente yaklaştırılmıyordu. Bunun üzerine, "Bu rezaleti dünyaya duyurmalıyız" diyerek Teke Tek'in o zamanki yapımcısı sevgili dostum Fatih Aksoy'la birlikte yanımıza bir kamera alarak Diyarbakır'a gittik. Oradan kiraladığımız bir otomobille Tunceli'ye doğru yola çıktık. Yolda defalarca durdurulduk. Otomobilimiz didik didik arandı. Sonunda Tunceli'ye vardık. Ancak kentin girişindeki köprü bir panzerle kapatılmıştı ve önünde bir makam otomobili duruyordu.Durduk. Bizi Tunceli Emniyet Müdürü karşıladı. "Giremezsiniz" dedi. "Gireceğiz" dedik. İş büyüdü. Sonunda Vali Atıl Üzelgün devreye girdi. "Valiliğe gelin konuşalım. Durumu anlatalım, sonra da dönün" dedi. Gittik. Üzelgün'e, "Tunceli'deki durumu görmeden gitmem" dedim. Sonunda Tunceli'de dolaşmamıza ve halkla röportajlar yapmamıza izin verildi. Ambargo gerçekti ve halk inliyordu. Biz oradayken, teröristlerin kente geldiği ve bir mahallede bir eve saklandığı bilgisi gelmiş. Mahalleye operasyon yapıldı. Bütün bir mahalle panzerlerle yerle bir edildi.Bunu da görüntüledik. O dönemde bunu Hürriyet'te günlerce süren bir yazı dizisi ve yanlış hatırlamıyorsam Show TV'de bir televizyon programı yaptık. Sezen Aksu'nun seslendirdiği Aşık Daimi'nin "Ne ağlarsın" deyişiyle birlikte yayınladık. 1 hafta sonra dönemin OHAL Valisi Ünal Erkan'dan bir davet geldi. Bu sefer OHAL Valisi ile birlikte Tunceli'ye gittik. Ambargo kaldırıldı ve OHAL Valisi Erkan, Tunceli'de devlet imkânlarıyla yaptırılacak bir cemevinin temelini attı. Bu yazı dizisi ve program, ABD Kongresi'nin o yıl yayınlanan "insan hakları raporu"nda 6 sayfa halinde yer aldı. O programdan sonra bölgeye her gidişimde Özel Harekât polislerinin ağır hakaretleriyle karşılaştım. Ama aynı zamanda PKK'yı da eleştirdim. Onların da hedefi oldum. Hiç umursamadım. Hep doğru bildiğimi söyledim. Söylemeye de devam edeceğim. Tek hakem var benim için. Zaman. Gerisi yalan dolan.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Birine yaranarak veya dayanarak adam olunmayacağını anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Kurşun atana af, saçını örene ihraç
Köşe Yazıları
Kurşun atana af, saçını örene ihraç

Fatih Altaylı

Ağustos 20, 2026

Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”
Köşe Yazıları
Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”

Fatih Altaylı

Ağustos 19, 2026

Yapay zeka tartışmaları
Köşe Yazıları
Yapay zeka tartışmaları

Fatih Altaylı

Ağustos 18, 2026

  • Videolar

Tümü
Osmanlı'da modernleşme görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimOsmanlı'da modernleşmeShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 04:55 Modernleşme nedir? 12:00 Osmanlı'da modernleşmenin ilk adımları 18:40 Modernleşme ve gelenekçilik 23:32 Osmanlı'da bankacılık sistemi neden kurulamadı? --shorts 26:45 Osmanlı'nın zengin tebaası var mıydı? 39:29 Türk aydınları kendi çağdaşları arasında geride mi? 52:25 Batı’nın teknolojisi hariç başka bir şeyini almamak mümkün mü? 56:07 Mısır modernleşmesi niye durdu? 1:03:21 İran modernleşmesi 1:16:48 Kore modernleşmesi 1:21:15 Kapanış #işbirliği
Ağustos 16, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!" görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Faruk SabancıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:04 Neden sanayici olmadı da DJ oldu? 07:46 Zengin bir aileden gelmek bu işte avantaj mı? 09:55 Tiësto onu nasıl keşfetti? 12:29 Nasıl bir hayat geçirdi? 15:16 DJ'liğe nasıl başladı? 17:36 Parçaları sürekli değiştiriyor mu, yoksa aynı parçaları mı çalıyor? 21:47 Günde kaç saat müzik dinliyor? 23:18 Hangi ülkelerde konser verdi? 24:11 Örnek aldığı DJ'ler var mı? 25:28 DJ'likte hedefi ne? 27:07 Türk sanatçılarla projeler düşünüyor mu? 30:15 Canlı orkestrayla birlikte çalmayı planlıyor mu? 30:43 Yapay zekânın DJ'liğe etkisi 35:57 DJ'likte para var mı? 38:05 DJ'likte telif meselesi nasıl oluyor? 38:41 Bir DJ en çok nerede çalmak ister? 42:42 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 16, 2026
Üniversiteye gitme isteği azalıyor mu? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Erhan Erkut & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimÜniversiteye gitme isteği azalıyor mu?Shark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 03:26 Üniversite tercihleri ve önemleri 09:49 Üniversitelerin 3 senelik eğitime düşmesi planlanması 13:00 Üniversite kontenjanlarının dolmaması ve sonrasında azaltılması 17:44 Yapay zeka ile birlikte açılan bölümler 21:48 Üniversite sınavına giren kişi sayısının azalması 26:29 Üniversite fiyatlarının artışı 38:29 Sınavlarda sıfır çeken öğrenci sayısının artması ve eğitime etkisi 41:11 Yurtdışına eğitime gidenlerin sayısı artıyor mu? 43:18 Türkiye'deki öğrenci kalitesi düşüyor mu? 49:58 Devlet üniversitelerinin düşüşü, özel ve vakıf üniversitelerinin yükselişi 53:02 Bugünkü bilgi birikimi ile bir tercih yapacak olsa hangi bölüm ve okulda okumak isterdi? 55:13 Kapanış #işbirliği
Ağustos 9, 2026