İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Türkiye’nin iki önemli meselesi

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Temmuz 16, 2013

Türkiye’nin iki önemli meselesi

BANA sorarsanız artık Gezi’yi meziyi bir kenara bırakıp Türkiye’nin daha önemli meselelerine odaklanmamız lazım. Gezi’yi önemsemediğimden değil, Gezi’yi Türkiye’nin geleceği açısından tehlike görmediğimden. Sonuç olarak Gezi dediğimiz, hükümet karşıtı bir eylemdir. Gezi olsa da olmasa da hükümetler er veya geç değişirler. Yeter ki, elde hükümetlerin yöneteceği bir Türkiye olsun. Benim şimdilerde Türkiye açısından yaşamsal önemde gördüğüm iki konu var. Bunlardan birincisi Barış Süreci denilen mesele... İkincisi ise Suriye mevzuu...   Genç PKK’lılar rahatsız BARIŞ Süreci’ni yakından takip ediyorum. Açık konuşmak gerekirse kaygılıyım ama hâlâ ve her şeye rağmen iyimserim. Ne var ki, gördüklerimi, duyduklarımı paylaşmam lazım. Doğu ve Güneydoğu’da işler o kadar da iyi gitmiyor. 1980’lerin ikinci yarısında ama özellikle 1990’larda doğan “Genç Kürtlerin” politize olmuş kesimi Barış Süreci’ne katiyen inanmıyorlar. Ne Öcalan umurlarında, ne de BDP. Onlara göre Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile barış falan olmaz. Mevcut durum da bir barış süreci falan değil. Onlar TC’nin yenildiğini ve bölgede artık kendi borularının öteceğini düşünüyorlar. Gazetelere yansıyan PKK kolluk kuvvetleri ile ilgili haberlerin altında hep bu gençler var. 17 ila 21 yaş arasındaki bu gençler şimdi “Özerklikçilik” oynuyorlar. BDP örgütü büyük bir iyi niyetle bu çocukları evlerine dönmeye ikna etmeye çalışıyor, demokratik süreçleri beklemeye ve saygılı olmaya davet ediyor. Ancak bu genç Kürtlerin bunu dinlediği yok. BDP’nin yıllardan beri sıkıntısını çektiği konu yine gündeme geliyor. Dağdaki Kürtler ya da dağı putlaştırmış Kürtler parlamentodaki Kürtleri takmıyor. Adam yerine koymuyor. Bu gençlerin sayıları çok mu? Hayır değil. Ama küçük sinekler olarak mide bulandırıyor, bir çuval inciri berbat etme potansiyelini ellerinde tutuyorlar. Bu çocuklara dur denilmezse lümpen tavrın yaygınlaşması ve sayılarının artması kaçınılmaz. Bunları bugün önemsememek, Özal‘ın 80’lerin başında PKK’yı “Üç beş Mekaplı” diye küçümsemesine benzer sonuçlar doğurabilir.   PKK HİÇ BU KADAR GÜÇLÜ OLMAMIŞTI Barış Süreci ile birlikte gözlemlediğim bir diğer önemli gelişme PKK’ya katılımlardaki olağanüstü artış. Süreç öncesi PKK’ya Türkiye’den olan katılımlar oldukça azalmış neredeyse sıfıra yaklaşmıştı. Terör örgütü daha çok yurtdışından ve Suriye ile İran’daki Kürtlerden katılımlarla ayakta durur olmuştu. Ancak Barış Süreci bu durumu değiştirdi. Daha önce öldürülmelerinden korkan aileler evlatlarının PKK’ya katılmaması ve dağa çıkmaması için çaba gösteriyorlardı. Bugün ise durum tersine döndü. PKK’nın bir süre sonra bölgedeki etkin siyasi güç olacağına ve bölgeyi PKK’nın yöneteceğine inanan gençler geleceklerini PKK’da görmeye ve PKK’ya katılmaya başladılar. Dağa çıkmıyorlar belki ama PKK’ya yoğun biçimde katılıyorlar. Hepsi ilerde Kürdistan’da iyi yerlere gelmenin yolunun bu olduğunu düşünüyorlar.   ÖCALAN SERBEST KALACAK Bu gelişmeler can sıkıcı. BDP’nin de canı sıkılıyor buna, bölgedeki devlet otoritesini temsil eden kamu yöneticilerinin de. Hükümet ise “dinamik” bir süreç olması gereken barış sürecini “statik” bir süreç olarak görüyor. Parlamentodan adım atılmadıkça sorun çözülmüyor tam aksine kuluçkada büyüyor. Ve terör meselesinin ilk gününden bu yana yapılan hata tekrarlanıyor. Küçük adımla çözülebilecek işler zaman geçince atılan büyük adımlarla bile çözülemez hale geliyor. Küçük adımlarla bugün alınabilecek mesafe, yarın Öcalan‘ı serbest bıraksak bile atlayamayacağımız bir uçuruma dönüşüyor. Şimdi bu yazıyı okuyan birileri kalkıp bana “Barış Süreci’ni sabote ediyorsun” falan demesin. Ben doğruları yazarak süreci kurtarmaya katkı sağlamaya çalışıyorum. Çünkü biliyorum ki, bunları benden başkası çıkıp da söylemez. İster bana kızın isterseniz kulak verin. Ben sorumluluğumu yerine getiriyorum. Başkalarından da beklediğim bu. Asgari düzeyde de olsa...   Tırnak GAZETELERİN işi olan biteni yansıtmaktır. Dün de bunu yaptık. MHP ile AK Parti arasındaki gerilimi. Hüseyin Çelik‘in alışılmadık sertlikteki cümleleri önemliydi ve siyasette yeni bir yüksek gerilim hattını yansıtıyordu. Yazı işlerimiz bir minik hata yaptı. Benim her zaman çok önemsediğim bir hata. Bir siyasetçinin lafını haber başlık yaparken tırnak içine almamız gerekirken bunu yapmayı unuttuk. Şimdi MHP kurumsal olarak bize kızıyor. Sanki bu lafları söyleyen Hüseyin Çelik değilmiş gibi. Sanki biz uydurmuşuz gibi. Tamam özür dileriz. Tırnak içinde olmalıydı ama laf belli söyleyen belli. Bu öfke niye bize...

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Doktorun, itfaiyecinin ve siyasetçinin geç geleninin bir işe yaramadığını anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026