İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Janet Jackson'ın memesi

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Ekim 8, 2013

Janet Jackson'ın memesi

Demokrat olacağız olmasına da bir türlü olamıyoruz. Çünkü demokrat olmanın temel koşulu "tahammül çıtasını yüksek tutmak". Sakın eleştirmeye falan kalkmasın kimse, kelimeyi bilerek kullanıyorum. Evet, tahammül... Beğenmediğimiz, hoşumuza gitmeyen, kendimizde var olduğuna inandığımız değer yargılarına ters gelen, olmaması gerektiğini düşündüğümüz, "Olmasa daha iyi olur" dediğimiz her şeye tahammül. Bu her şey elbette en başta "başkalarının yaşam biçimini" içeriyor. Sözü getireceğim yeri tahmin ediyorsunuzdur. Hüseyin Çelik'in önceki gün kullandığı cümleye. Genel olarak anlayışlı, tahammüllü, hoşgörülü diye tanıdığım Hüseyin Çelik, geçen gün katıldığı bir televizyon programında, bir televizyon sunucusunun kıyafetini kastederek, "Kimseye karıştığımız yok ama çok aşırı. Dünyada da kabul edilemez" dedi. Bilirsiniz "ama" kelimesi önemli bir kelimedir. Öncesinde söylenen her şey için "0'la çarpılmış" etkisi yaratır. Öncesinde söylenmiş her nitelemeyi anlamsız kılar. Çelik'in sözü doğrudur. Bu iktidar, ne tür giyimden yana olduğunu söylemekten imtina etmez ama kimsenin kılık kıyafetine de karıştığını görmedim. Hoşlanmasalar da tahammül ettiklerini biliyorum. Bu tahammül sonsuza dek sürebilirse, bunun adına demokrasi deniyor zaten. Tabii karşılıklı olarak. Ben Hüseyin Çelik'in bu sözü söylerken, bahse konu sunucunun işine son verilmesi ve daha edepli giydirilmesi gibi bir talebi olduğunu da düşünmüyorum. Ne var ki, Türkiye'nin genetiğinde "kraldan çok kralcılık" ezelden beri var olduğu için, şimdi büyük ihtimalle ya bu sunucu "daha kapalı" giydirilecek ya da işine hepten son verilecek. Bir çuval demokrasi inciri berbat edilecek. Oysa dünyanın pek çok ülkesinde televizyonlarda belirli kısıtlamalar var. Mesela ABD'de açık kanallarda müstehcenlik, daha doğrusu çıplaklıkla ilgili pek çok sınırlama var. Abonelikle izlenilen kanallarda her şey serbest ama açık kanallarda çıplaklık, çıplaklığı çağrıştıran görüntüler bile yasak. Üstelik de ağır cezaları var. Mesela, en bilinen örneklerden biri 2009 Superbowl finali. Final şovunda yer alan sanatçılardan Janet Jackson'ın program sırasında "kazayla" bir göğsünün açıldığı ve memesinin göründüğünü hatırlarsınız. Bu görüntüler üzerine ABD'de kıyamet kopmuştu. Ama en muhafazakâr siyasetçi bile "Bu cezalandırılmalı" diye tek kelime etmemişti. Buna karşın onların RTÜK'ü sayılabilecek ABD Federal İletişim Bürosu (FCC) harekete geçmiş, Superbowl finalini yayınlayan CBS'nin şemsiyesi altındaki 20 TV kanalının her birine 27 bin 500'er dolardan toplam 550 bin dolar ceza vermişti. Bu ABD tarihinde bir televizyon programına verilen en büyük ceza olmuştu. Elbette farklı televizyon kanallarında gördüğümüz farklı görüntüler şu veya bu nedenle bizleri rahatsız edebilir. Yapmamız gereken şey "kanalı değiştirmektir". Eğer ortada yasal açıdan olmaması gereken bir şey var ise onu da RTÜK diye bir kurul var, o cezalandırır. Bizim beğenimiz veya tahammül düzeyimiz değil.   Rica etsek şu yasayı değiştirir misiniz? DÜNKÜ manşetimiz vicdanları epey yaraladı. Gördüğüm en hunhar, en karanlık cinayetlerden birine kurban giden Münevver Karabulut'un ailesi, katil Cem Garipoğlu'na tazminat davası açmıştı. Mahkeme tazminat miktarını belirlemek için bilirkişiye başvurmuş ve bilirkişi de "37 bin 486 TL" tazminata hükmetmiş. Rezalet. Ama ne yazık ki, bu ne ilk ne de son olarak alınmış benzer bir karar olacak. Bilirkişilere kızmak yersiz. Yasa böyle. Yasa nasıl bir mantık, nasıl bir insanlık anlayışıyla kaleme alınmışsa, bu tür davalarda "Ölen kişi yaşasaydı kaç lira kazanır, nasıl bir ekonomik getiri elde ederdi?" diye hesap yapılıyor. Şu okulda okuyacaktı... Mezun olursa şu işi bulacaktı... Şu kadar maaş alacaktı... Şu kadarını harcayacaktı... Şu kadarı elinde kalacaktı... Değeri o kadardır. Yasanın mantığı bu. Bilirkişinin hesaplama yöntemi bu. Böyle bir şey olabilir mi? Bir canın, geride bıraktıkları için değeri bu mudur? Biz yakınlarımızı kazandıracakları paraya, yaratacakları ekonomiye bağlı olarak mı seviyoruz. Bu mantıkla asla çalışması mümkün olmayan bir engelli için bilirkişi, "Para kazanamazdı, ölünce kâra geçtiniz" diyerek üste para mı isteyecek? Ama gerçekten bilirkişiye kızmak anlamsız. Bu yasayı yazanı dövmek lazım. Ya da daha kolayı, bu yasayı değiştirmek!   Kolay mı? BİR kez daha hatırlatmak istediğim bir mevzu var. THY'nin iki pilotunun Lübnan'da Hizbullahçı örgütlerden biri tarafından kaçırılmasının üzerinden bugün itibarıyla 2 ay geçti. Bize kolay. 60 gün. Dile kolay. Altmış gün. Ama gelin siz bunu bir de 60 gündür rehin olarak yaşayan pilotlara ve onların yakınlarına sorun bakalım kolay mı?  

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Bazılarının sosyal demokrasi anlayışı, "Başarısız olsun ama benim olsun" olmadığı zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026