İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Bir gün herkes trafiğe çıkarsa...

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Ekim 12, 2013

Bir gün herkes trafiğe çıkarsa...

HAKİKATEN işler giderek acayipleşiyor. Aslında acayipleşen işler falan değil, kafalarımızın çalışma sistematiği acayipleşti. Memleketimiz bir süreden beri yeniden "formatlanıyor" ya da "yeni işletim sistemi yükleniyor" ya, belki de ondandır. Bilgisayarlarda veya cep telefonlarında da öyle değil mi? Her yeni işletim sistemi yüklendiğinde mutlaka bazı sorunlar çıkıyor. Aletin kafası karışıyor, yaptıklarını yapamaz oluyor. Kullanıcıların da bu yeni işletim sistemine alışması zaman alıyor. Zaten kısa süre sonra yeni işletim sistemindeki yanlışları veya hataları düzelten yeni bir "update" ortaya çıkıyor. Ama tabii bu da biraz zaman alıyor. O arada sistemdeki arızalar, kullanıcıları deli ediyor. Hele o arada sisteme bir de virüs girmişse, gel de çık işin içinden. Türkiye'nin durumu da bu. Yeni işletim sistemi biraz kafa karıştırdı. Yeni formata uyum zorlanırken, sistemi oluşturanlar bazı hatalardan sürekli olarak "virüs" diye niteledikleri bazı "program dışı" etkenleri sorumlu tutuyorlar. Kulağıma son gelen işte tam da böyle bir şey. Biliyorsunuz, birkaç günden beri İstanbul trafiği tam bir felakete dönüşmüş durumda. Bayram öncesi hareketliliği, bayram tatili telaşıyla da birleşince İstanbul tam olarak yaşanmaz bir halde. Ve program her "error" verdiğinde işin içinde bir virüs arayanlar, yeni sorumluyu buldular. "Geziciler." Evet, yanlış okumadınız; İstanbul'un son günlerdeki "manyak" trafik keşmekeşinden "Gezi protestolarını organize edenler" sorumluymuş. Şaka gibi bu komplo teorisini ortaya atanlar şöyle diyor: "Hükümeti ve belediyeyi beceriksiz göstermek için yeni yöntem olarak trafiği bloke etme kararı almışlar. Gezi eylemlerini organize edenler şimdi de trafiği yavaşlatma işini organize ediyorlar. Araçlarıyla trafiğe çıkıyorlar. Yolda çok yavaş gidiyorlar. Araçları arıza yapmış gibi duruyorlar. İstanbul trafiğini bloke ediyorlar." Daha da ileri gidip, bu durumu Koç Grubu ile de bağdaştırmak isteyenler, "Akaryakıtlarını da Opet temin ediyormuş" safsatasını bile söylemekten çekinmiyorlar. Henüz daha "Araçlarını da Divan Oteli'nin otoparkında saklıyorlarmış" diyen duymadım ama o da yakındır. Pek yakında bazı sürücüler gözaltına alınır ve bazı otomobiller "eylemlerde kullanılan silahlar" olarak tutanaklara geçirilirse ve medyaya teşhir edilirse hiç şaşırmayacağım. Komplo teorisinin bu kadar "acayibini" ilk kez duyuyorum.   YÜZDE 35 Oysa İstanbul'un trafik tıkanıklığı için bir komploya gerek yok. Garip olan, İstanbul trafiğinin tıkanmaması değil, akması. Çünkü İstanbul trafiğine yılda ortalama 200 bin araç katılıyor. Buna karşılık İstanbul'a son olarak yapılan büyük yol, 1980'lerin ikinci yarısında hizmete giren TEM Otoyolu. O günden bu yana İstanbul'a trafik akışını sağlayacak büyük bir arter yapılmadı. Ebette pek çok yol yapıldı ama böyle bir arter yok. O günden bu yana İstanbul'da 20 yılda trafiğe ekleneniyle, düşeniyle 4 milyon daha fazla araç bulunduğunu düşünürseniz, trafiğin tıkanmaması mümkün değil. İstediğiniz kadar altgeçit, üstgeçit yapın fark etmez. Sonuçta bu araçlar bir yere geliyor ve gidemiyor. Bir yerde akışı hızlandırdığınızı zannediyorsunuz ama bu başka bir yerde daha büyük tıkanıklığa neden oluyor. Sonunda herkes duruyor. Dediğim gibi, İstanbul'da trafiğin durması değil, akması bir mucize. Çünkü İstanbullular aslında araçlarını çok da fazla kullanmıyorlar. Bir süre önce bana bilgi veren bir yetkili, İstanbul'da bulunan araçların sadece yüzde 35'inin günlük trafik aktivitesi içinde yer aldığını söyledi. Yani her 100 araçtan sadece 35'i günlük düzenli olarak trafiğe çıkıyor. Ben de kendisine, "Ya bir gün hepsi birden çıkarsa" diye sordum. "Düşünmek bile istemem" dedi. Bırakın araçların yüzde 100'ünün trafiğe çıkmasını, bu yüzde 35 yüzde 38'e çıktığı zaman bile çok ciddi bir trafik sorunu oluşuyormuş. Yine aldığım bilgiye göre, cuma günleri trafiğe çıkan araç sayısında 2 puanlık bir artış olması bile çok ciddi sıkıntıya yol açıyormuş. Cumartesi günleri de trafiğe çıkan araç sayısındaki artış, belirli saatlerde trafikte kilitlenmelere yol açıyormuş. Yani İstanbul trafiği yüzde 35'lik oranla bu halde. Gerisini siz düşünün.   Helikoptere gel vatandaş "TÜRKİYE ilk helikopterini üretmek için çalışmalara başladı" haberini okuyunca heyecanlandım. 2018 yılında da olsa bir yerli helikopterimiz olacaktı. Gerçi daha önce İTÜ laboratuvarlarında çalışmaları görmüştüm ama ortada bir helikopter yoktu. Haber beni heyecanlandırınca haberin görsellerine de bakayım dedim. Açtım baktım... Ve başladım gülmeye. Aklıma, Allah selamet versin Jet Fadıl geldi. O da elinde birtakım çizimlerle dolaşıyor ve otomobil üretmekten söz ediyordu bir zamanlar. Sonra bir televizyon programında karşı karşıya gelmiştik ve ben onun çizimlerine nazire olarak daha güzel bir otomobil çizmiş ve "Sen onu yap, ben de bunu yapacağım. Sen onu yap, ben de Taksim'de anıracağım" demiştim. 2018'de üreteceğimiz helikopter de Fadıl Akgündüz'ün "İmza" adlı otomobilinden hallice. Ve görseller umut kırıcı. Benim her gün haber toplantılarında daha güzellerini çizdiğim "çocukça" bir çizimden ibaret. Açıkçası bu çizimler benim hayallerimi yıktı. Bizi bir çizimle kandıracaksanız, bari güzel bir çizimle kandırın.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
BBC'ye malzeme vermediğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026