İstanbul 9°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Seçim mi, odak mı?

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Aralık 21, 2013

Seçim mi, odak mı?

BU yazacaklarımı, sakın ola ki, yürütülmekte olan operasyonla ilgili olarak söylediğim düşüncesine kapılmayın. Hırsızlık varsa, yolsuzluk varsa üzerine gidilmelidir. Bu benim alfabemin Elif’i. Fakat, herkese şunu hatırlatmak isterim. Bir ülkede seçilmiş bir iktidar ile bir odak arasında çatışma var ise ben her zaman “seçilmiş hükümetten” yana olurum. Nedeni çok basit. Bir iktidar; İster başarılı olsun, ister başarısız. İster demokrat olsun, ister antidemokrat. İster hukuka saygılı olsun, ister saygısız. İster dürüst olsun, ister namussuz. İster şahane olsun, ister beter. İktidarı değiştirmek eninde sonunda halkın elindedir, bizim elimizdedir. Eğer kötüyse, eninde sonunda vatandaşın sabrı tükenir ve sandıkta yollar. Geç yollar, erken yollar ama vatandaş yollar. Birini yollar, diğerini getirir. Bir gün getirdiğini de yollar. Ama “seçilmemiş” odaklar öyle değildir. Ne gelmesi vatandaşın elindedir, ne gitmesi. Gitmez. Gitmediği gibi seçilmişleri de ülkeyi yönetemez hale getirme gücünü elinde bulundurur. Bu nedenle ben hep “seçilmişten” yanayım.   Yanlış strateji OPERASYONUN 4. günü bitti, bugün 5. gün. Aynen Ergenekon gözaltıları döneminde olduğu gibi ortalıkta belge, bilgi, fotoğraf, tape kaynıyor. Bakanlara, bakan çocuklarına gittiği söylenen rüşvetler, yüz binlerce dolarlık saatler, elbiseler, şunlar bunlar... Tam bir deja vu durumu. “Biz bu olayları daha önce de yaşamıştık” hissi. Hangisi doğru, hangisi yanlış “iddianame hazır olmadan” bilmek mümkün değil. Gördüğüm tek gerçek şu: “Her şey düzmece olsa bile bu koskoca adamlar, bu adamlarla nasıl muhatap olmuş!..” Mesela 29 yaşında, nereden geldiği belli olmayan, asla vergi listelerinde görmediğimiz ama milyarlarla oynayan Reza Zarrab’la... Bu çocuk bana selam verse almam, devletin tepelerindeki adamlar bununla nasıl muhatap olur! Peki bu iş AK Parti iktidarını nasıl etkiler. Bunca yıllık tecrübemle şunu biliyorum: “Türkiye’de herkes istediğine inanır.” Bir kısım “Büyük rezalet, nasıl da ortaya döküldü ama...” diyecektir. Bir diğer bölüm ise “Bunlar kurgu” diyecek, “O paraları oraya polis koymuştur” diye düşünecek, inanacaktır. Yeter ki, herkese inanacağı bir şey sunulsun. Aslında iktidar bu meselenin içinden çok rahat sıyrılabilirdi. Kiri, kirlilerin üzerinde bırakıp bu işten güç kazanarak çıkabilirdi. Nasıl mı? Çok basit. Olay patlar patlamaz, “Olan bitenin ve iddiaların doğru olup olmadığını bilmiyoruz ama ortaya çıkması için gereken her türlü desteği bu meseleyi soruşturan savcılarımıza ve emniyet güçlerimize vermeye hazırız” denilseydi... İstanbul başta olmak üzerine Emniyet’te onlarca kişi bu olayın hemen ardından görevinden alınmasaydı... “Bu olayın ortaya çıkarılış biçimi bir komplo bile olsa, böyle bir şeye göz yumamayız. Önce gerçeğin ortaya çıkmasını ve iddialar doğruysa bunları yapanlardan hesap sorulmasını sağlarız, sonra da bu komployu yapanlarla ayrıca hesaplaşırız” denseydi... Soruşturmada adı geçen bakanlar hemen Başbakan’a gidip, “Bu olay tam olarak aydınlanıncaya kadar bizim bu görevde kalmamız doğru olmaz” diyerek istifalarını sunsaydı... Ve iddialar doğru da çıksa, yalan da çıksa iktidar bundan hiçbir yara almadan kurtulur, hatta tam aksine bu işten kârlı bile çıkardı. Bunlar yapılmayınca bu işler doğru da çıksa, yalan da çıksa artık fark etmez...   Bu kadar kasa manavda olur EVİNİZDE kasa var mı? Bende iki tane var. Bir tanesi küçük bir duvar kasası. Pek çok evde, otel odalarında olan türden. Evde ortalıkta durmasını istemeyeceğiniz, üç beş parça değerli bir şey anca sığar içine. Bir de mutfak kapısının önünde duran portakal kasası. O da kış münasebetiyle, sıkmalık portakal. Allah aşkına biri söylesin bana, “normal bir evde” 6 adet boyum büyüklüğün kasa niye olur? Tamam para sayma makinesini polisler getirmiş. 6 adet her biri birkaç yüz kiloluk kasayı da polisler mi getirmiş? Bir evde 6 kasa ne arar? Kasa bu, buzdolabı değil, çamaşır makinesi değil. 6 buzdolabı olur anlarım. “Çok yeriz biz” dersin. Çamaşır makinesi olur anlarım. “Çok titiziz, sürekli her şeyimizi yıkarız” dersin. 6 kasa ne! Ne yaparsın 6 kasayla. Kasa fantezin yoksa, kasada uyumuyorsan, garip bir seks fantezisi peşinde kasada sevişmiyorsan, korkudan çoluk çocuk ayrı ayrı kasalarda uyumuyorsan 6 kasayı ne yaparsın? Paraysa, bankaya koyarsın. Altınsa onu da bankaya koyarsın. Evde saklamazsın. 10 bin, 20 bin, hadi 100 bin lirayı belki evde tutarsın da, 6 kasayı dolduracak kadar parayı evde saklamazsın herhalde. Hesabını verebileceğin bir şeyse bankada saklarsın. Evde 6 kasayı ne yaparsın? Biri bana bu kasaların ne işe yaradığını, niye bir evde 6 tane dev kasa bulunduğunu anlatsın, bir daha bu konuda tek bir kelime söylemem.   Polise güven kaldı mı? ÖYLE görülüyor ki, Türkiye’de kaybeden “polis” olacak. Geçmiş dönemde, Ergenekon ve Balyoz operasyonları, soruşturmaları ve davaları sırasında CD’ler, belgeler, dosyalar, bant kayıtları, tapeler ortaya çıkıyor, bunlar bir şekilde basına ulaştırılıp yayınlanıyor, ardından dava dosyalarına giriyordu. Bu belge, CD, tape ve dosyalarla sanık durumuna düşenlerin hepsi, “Bunlar bizim değil, bunların hepsi komplo. Bunların hepsini polisler koydu” diye bas bas bağırıyordu. Sonra o davalar açıldı, görüldü, bitti, sanıkların önemli bir bölümü mahkûm oldular. Şimdi yine bir operasyon yapılıyor. Yine bilgiler ortalıkta. Aynı eskiden olduğu gibi, fotoğraflar, kayıtlar, tapeler, ses kayıtları. Hepsi yine daha dikkatli bir biçimde de olsa yayınlanıyor, sosyal medyada dolaşıyor. Ve yine bu belge, bilgi, dosya, tape ve görüntülerle sanık durumunda olanların hepsi bağırıyor, “Bunlar düzmece” diye. Eskiden toplumun bir kesimi polisi suçluyor, diğer taraf alkışlıyordu. Şimdi ise eskiden suçlayanların bir bölümü alkışlıyor, diğer taraf ise polisi suçluyor. Galiba olan aslında hepimizin güvenmesi gereken ama güvenmekte giderek zorlandığımız polise oluyor.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Milletvekilleri millete kötü örnek olmadığı zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026