İstanbul 9°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Ödül müydü!

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Ocak 5, 2014

Ödül müydü!

Başbakan Erdoğan, dün bir grup gazeteci ve sivil toplum temsilcisini İstanbul’daki Başbakanlık Ofisi’nin toplantı salonunda yapacağı “basın toplantısı”na davet etti. Galiba 47 davetli vardı. Zannederim tamamı icabet etmiştir davete. Ben çağrılılar arasında değildim. Doğrusu orada olmak isterdim. Çünkü sormak istediğim çok şey vardı. Başbakan’ın seyahatlerinde manşete çıkan sözleri de genelde benim sorduğum sorular üzerine verilen yanıtlardır. Hatta son seyahatte önemli bir soruyu dile getiren Erdal Şafak, ardından bana dönüp, “Bu sefer sen yanma diye ben kendimi ateşe attım” demişti gülerek. Bu nedenle orada olmak isterdim. Katılımcı listesine bakınca “niye davet edilmediğimi” anladım. Benim ve başka birtakım gazetecilerin niye davet edilmediğini. Davet edilenler, özellikle son süreçte Başbakan’ın okumaktan keyif aldığı türde yazılar kaleme alanlardı. Bu toplantı da bir anlamda “ödül”dü. Listeyi yapan her kim ise, Başbakan’ı üzmeyenleri sevindirmek için bir liste hazırlamıştı. Bu liste aynı zamanda davet edilmeyenler için de bir mesaj niteliğindeydi. Elbette ki, Türkiye’nin bu önemli gündeminde ben de orada olmak isterdim. Ama “ödüllendirilmek” için değil, gazeteci olduğum için. Gazeteci olarak davet edileceksem koşa koşa giderim. Ödül olarak davet edileceksem ben almayayım.   Dün yalar, bugün satar Bazı Emniyet mensupları ve kimi savcılar için “Paralel devletin adamı” suçlaması yapanlara, bazı savcılar için “Yargı mensubu değil çete mensubu” diye yazanlara, bunlarla ilgili hakaret dolu ithamlar kaleme alanlara bakıyorum ve kahkahalarla gülüyorum. Daha doğrusu eğleniyorum. Çünkü bunları yazanların tamamı, ama istisnasız tamamı.... Daha düne kadar... Her fırsatta bu Emniyet müdürleriyle buluşup onlara “Abi şunları da gözaltına alsanıza” diye akıl veriyorlardı. Her randevu alabildiklerinde o savcılarla buluşup “Bak bunlar geçmişte şunları yaptılar. Bunlar hakkında da iddianame hazırlasanız, hazırladığınız iddianamelere bunların isimlerini de ekleseniz” diye ricada bulunuyorlardı. O savcılarla ve o Emniyet müdürleriyle yakınlıklarını büyük bir güç gösterisi gibi her yerde, her fırsatta herkese anlatıyor, “O benim özbeöz adamımdır. Bana sormadan adım atmaz. Atacağı her adımı bana söyler” diye o savcıların ve Emniyet müdürlerinin gücünü kendi güçleri gibi lanse ediyorlardı. O gün “k.çlarını yaladıkları” adamlar bugün “paralel devlet ve çeteci” oldular. Bu nedenle gülüyorum ve bekliyorum. Bugün yaladıklarını “Eee, o da çok ileri gitti” diye satacakları günü bekliyorum.   Steril ortam Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Habertürk Televizyonu’nda Erhan Çelik, Ruşen Çakır ve Fehmi Koru karşısında soruları yanıtladığı programı izledim. Allah biliyor ya, biraz hayal kırıklığına uğradım. Gül iyiydi, hoştu... Epeydir hasret kaldığımız “sakin siyasetçi” ya da “sakin devlet adamı” portresi çiziyordu. Her tarafa eşit mesafedeymiş izlenimi yaratmaya çalışıyordu, ama her tarafa aynı derecede eşit mesafede olmadığını da hissettiriyordu. İktidarın tezlerine daha yakındı ve aslında bu da normaldi. Oradan geliyordu. Fakat yine de Gül’de beklediğimi bulamadım. Gündeme ilişkin doyurucu değildi. Suya sabuna dokunmamaya özen gösterir bir hali vardı. “Steril ortamından” çıkmak istemiyor, elini hiçbir şeye bulaştırmamaya çalışıyordu. Bunun da bende bıraktığı izlenim şu oldu: “İyi bir insan ama lider siyasetçi değil.” Bilmiyorum, belki yanılıyorum. Belki biraz da böylesi gerek.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Elinin sıkışmasından korkanların elini taşın altına asla sokmadığını anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026