İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Türkiye’ye yeni bir yafta yapıştırılmak isteniyor

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Ocak 9, 2014

Türkiye’ye yeni bir yafta yapıştırılmak isteniyor

KÖŞE yazarları arasında son zamanların moda terimi "açık istihbarat". "Gazetelerde, dergilerde, internette okudum" demektense "Açık istihbarat kaynaklarından derledim" demeyi tercih ediyorlar. Belki de doğru bir terminolojidir. Çünkü açık kaynaklar, kapalı kaynaklardan daha çok şey anlatır genelde. 17 Aralık'ta başlayan "yolsuzluk operasyonları" sonrasında ben de "açık mı kapalı mı" bilmem ama Türkiye dışındaki medyadan olayın yansımalarını detaylı bir biçimde takip ediyorum. Tek bir kelimeyle özetlemek gerekirse, yabancı medyada durumumuz "rezalet". Bu aynı zamanda dünyadaki algımızın da aynı kelimeyle ifade edilebileceğini gösteriyor. Çünkü sonuç olarak algıyı medya oluşturuyor. Gezi olaylarıyla biten Türkiye'nin "cilalı imaj" devri, AK Parti hükümetine "Batı dünyasında" epey bir zarar vermişti. Ancak o dönemde Cemaat'in oldukça güçlü olan yurtdışı "entelektüel ilişkileri" Türkiye ya da iktidar aleyhine bir "enformasyon" çabası içinde değildi. Bu yüzden de Gezi'nin yarattığı etki sınırlıydı. Ancak uluslararası basın çevreleri ve entelektüel gruplarla yıllardır çok iyi bir diyalog kuran Cemaat, artık bu diyaloğunu hükümet lehine kullanmıyor. Bu yüzden de uluslararası alanda Türkiye'nin imajı hızla bozuluyor. Gezi sırasında Batı'da "antidemokratik" hatta "totaliter" olarak adlandırılmaya başlayan AK Parti iktidarına, şimdi bir de "corrupted" yani "yolsuzluk yapan" damgası da yapıştırılıyor. Ancak son günlerde bundan da vahim bir tablo yavaş yavaş oluşturulmaya başlandı ki, bu Türkiye'yi gerçekten vahim bir noktaya sürükleyebilir. Şimdilik düşük tonda da olsa Türkiye'ye yönelik bir "teröre destek veren ülke" tanımlaması yapılır oldu. Bu durum dediğim gibi şimdilik "sınırlı". Daha çok "bülten" denilebilecek raporlarda veya bazı internet medyasında ileri sürülüyor ama bana göre bunlar işaret fişeği. Bunun büyük mecralara yansıması ve Batı'da önce böyle bir toplumsal algı yaratılıp sonra da yönetimlerin buna göre tavır almasının sağlanması an meselesi. Üstelik bu noktada bir "ittifak" da var. Hiç görülmediği bir şekilde ABD, Alman, Fransız, İngiliz kaynaklarının yanı sıra Rusya ve hata bazı Arap kaynakları da bu noktada yayın yapmaya başladılar. Bunlar şimdilik "küçük ve önemsiz" yayınlar ama belli ki bu bir hazırlık. Bir sonraki aşamada bunun büyümesi ve Türkiye'ye uluslararası yaptırımlar uygulanması bile ihtimal dahilinde. Öyle ki, bu durum Türkiye'nin nükleer programını bile etkileme potansiyelini içinde barındırıyor. Türkiye'yi yönetenlerin bu kampanyaya ve sonrasındaki olasılıklara göre şimdiden bir "düzeltme" yapması şart.   Her şeyi gösteren bir rapor 12 Eylül referandumunda halktan "Evet" istenirken HSYK'nın "demokratik bir yapı" haline geleceği, yargı mensuplarının da aktif katılımıyla HSYK'nın yapısının düzeleceği ve buradaki "sultaların sona ereceği" söylendi hep. Referandumda "Evet" diyenler, buna da bu yüzden "Evet" dediler. Ama üzerinden 3 sene bile geçmeden "Yanlış yapmışız" noktasına geldi "Evet" isteyen iktidar. O gün HSYK'nın yeni yapısını savunanlar şimdi, "Bu yapı hatalı olmuş" noktasındalar. Referandum sonrası HSYK'nın yeni yapısı oluştuktan sonra TESEV isimli düşünce kuruluşu "Referandumdan sonra HSYK" başlıklı bir yuvarlak masa toplantısı düzenledi ve bu masada konuşulanları raporlaştırdı. Raporu okuduğunuz zaman, bugünkü "pişmanlığın" işaretlerini aslında görebiliyorsunuz. Öncelikli eleştiri "HSYK'nın yeni yapısı oluşturulurken, yargı bürokrasisinin seçimlere ağırlık koyması". Yani Adalet Bakanlığı, HSYK'nın yeni yapısını oluşturmuş. Bu o günlerde çok konuşuluyordu. Listelerden söz ediliyordu. Referandum döneminde Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı olan, sonrasında ise HSYK 1. Daire Başkanlığı görevine seçilen İbrahim Okur da bu toplantıda "HSYK'nın yargısal süreçlere müdahale yetkisi olmadığını" söyleyerek yeni yapıyı savunuyor, HSYK'daki Cemaat ağırlığı eleştirilerine de "Dün yargıda hangi görüşler var ise bugün de aynı görüşler var. Cemaat'e yakın isimler de var" diyor ama sorunun Cemaat'te değil sistemde olduğunu anlatmak için de "Bunun Cemaat'in etkinliğinden daha çok savcı kolluk ilişkilerinden kaynaklandığını düşünüyorum" diyerek savcıların ellerinde imkân olmadığı için kolluk kuvvetleri, yani polis ne derse ona bağlı kaldığını ima ediyordu. Yazar Ali Bayramoğlu ise "Kurulda hafif de olsa bir cemaatin ağır bastığı iddiaları var" diyerek HSYK'daki dengeyi teyit ediyordu. Anlayacağınız, aslında her şey dün de gün gibi ortadaydı. Ama o zaman "uzlaşı" vardı, şimdi ise "kavga" var...   Öz: Düzmece belge 3 dakikada SON 8 yılın en flaş yargı mensubu Zekeriya Öz, dün bir basın toplantısı yaptı ve hakkındaki iddialara yanıt verdi. Öz hakkındaki belgelerin sahte olduğunu, 80 bin TL'yi bulan bir harcaması olmadığını, 4 bin küsur dolarlık hesabı kendisinin ödediğini, faturaların sahte olduğunu ve kendisi döndükten sonra yapılan bazı harcamaların bile bu sahte faturalarda kendisinin harcaması olarak gösterildiğini söyledi. Öz'ün sözlerini yan manşette okuyabilirsiniz. Ama bana göre Savcı Zekeriya Öz'ün en önemli cümlesi şuydu: "O belgenin aynısını ben de 3 dakikada hazırlayabilirim." Zekeriya Öz'ün başlattığı pek çok davada sanıklar da bunu söyleyip durdular. Ama onlar Zekeriya Öz kadar şanslı olmadıkları için bu sözlerine yeterince itibar edilmedi. Ama Zekeriya Öz'ün bu sözleri bile "yeniden yargılama için bir kanıt" niteliğindedir.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Etme bulma dünyasında yaşadığımızı unutmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026