İstanbul 7°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Bak şu konjonktürün yaptığına

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Ocak 15, 2014

Bak şu konjonktürün yaptığına

"15 yıl evvel şöyle demiştin" türü bir fikir yürütmeden yola çıkarak, "Bunlardan hesap sorulsun" anlayışı Türkiye'de son yıllarda hayli yaygın. Zaman zaman siyaset de buna ayak uydurmuyor değil. Ama son günlerde görüyoruz ki, "Sen bunu söylemiş, bunu yazmış, bu başlığı atmıştın" cümleleri, şimdilerde en fazla o cümleleri kurmaya bayılanlara sıkıntı yaratacak gibi duruyor. Mesela, size aşağıda bundan 2 yıl kadar önce yazılmış bir yazının bir bölümünü aktaracağım. Önce bu yazıyı, daha doğrusu bu çağrıyı ya da daveti bir okuyun: "Dünya, Türk Müslümanlığı ile tanıştı. Türkiye sadece ekonomik olarak büyümedi ve/veya siyasi olarak genleşmedi... Bugün 'Yeni bir süper güç mü doğuyor' gibi yorumların arkasında tek bir gerçek var: Dünya 'Türk Müslümanlığı' ile tanıştı, Suudi Arabistan-İran çizgisinden Türkiye merkezine kayan bu yeni resmi sevdi ve bu gücün İslam dünyasında öne çıkmasını ve korktuğu dinamikleri de dengelemesini tercih etti... Bu geri dönüş, kavuşmanın çok daha ötesinde. Sevgili dostlar, bu resmi yakalamamızı sağlayan en önemli isimlerden biri olan Gülen'e ve hareketine 'din odaklı bir cemaat' algısıyla bakanlar, anlatmak istediğimi anlayamayıp gerçekleri yine ıskalayacaklar. Anlatmak istediğim bir 'geri dönüş', bir 'kavuşma'dan çok ötesi. Gülen'in attığı adımları ve özellikle 'Cihan Devleti Türkiye' modeline yarattığı katma değeri doğru analiz etmek ve siyasi bir yargılama içinde üstünden atlamamak gerekli. Türkçe konuşan çocuklar size hoşgeldiniz dediği zaman. Dünya üzerinde uçakların bile gitmediği bir yere birkaç aktarmayla varıp da orada Türkçe konuşan çocuklar size 'Hoşgeldiniz' dediği zaman, içerideki kısır tartışmaların ne kadar boş ve anlamsız, önyargılı olduğunu anlayabilirsiniz. Sonuç: Yaptığının genişliğini ve küreselliğini her geçen gün daha iyi görebileceğimiz Gülen, Türkiye'ye dönüp bu leke alnımızdan silinmeden, '28 Şubat ayıbı' tam olarak asla bitmeyecek. Türkiye'ye davet etmek ve Türkiye adına yarattığı küresel gücü-küresel sentezi Türk Devleti adına takdir etmek Türk Devleti'nin görevidir ve bu ayıbın kapanması adına." Sice bu yazıyı kim yazmış olabilir? Ekrem Dumanlı mı? Değil! Mümtaz'er Türköne? Alakası bile yok! Hüseyin Gülerce mi? Hiç değil! Bu yazıyı 2011 yılının Kasım ayında kaleme almış olan kişi, bugün Başbakan'ın başdanışmanlığını yapan Yiğit Bulut. Bugün bu yazıyı yazar mı? Hiç zannetmiyorum! Bugün aynı fikirleri savunuyor mu? İmkânsız! O günlerde bu yazıyı yazmış olduğu için Yiğit Bulut'a kızabilir miyiz? "Sen paralel devleti mi destekliyordun" diyebilir miyiz? "Haşhaşilerin başını Türkiye'ye çağırmak mı istiyordun" eleştirisi yapabilir miyiz? Asla... Hatırlayın, ne yazmıştım bu köşede daha önce. "Konjonktür diye bir şey vardır" dememiş miydim?   Komplo var ama iki ayağı var ORTADA hükümeti iş yapamaz, bürokrasisine söz geçiremez, uluslararası ilişkilerini saygın bir biçimde yürütemez hale getirmeye yönelik bir girişim olduğu konusunda Başbakan'la aynı fikirdeyim. Nereden bakarsanız bakın bu çok net biçimde görülüyor. Ancak bu girişim ortada bir "yolsuzluk" iddiası olduğu ve bu iddianın çok güçlü delillere dayandığı gerçeğini de değiştirmiyor. Böyle bir komplo girişiminin bir ayağı bu girişimi yapanlar ise komployu düzenleyenlerin elini güçlendiren diğer ayağı ise iktidar içinde veya çevresinde yolsuzluğa bulaşmış olanlardır. Evinde ayakkabı kutularında milyonlarca dolar saklayanlar, kolunda 700 bin TL'lik saatle dolaşanlar, evinde dizi dizi kasalar bulunduranlardır. 29 yaşında milyarlarca dolarla oynayan kişilerle ahbap çavuş ilişkisi içinde olanlardır. Komployu "yapılabilir" ya da "uygulanabilir" hale getirenler, iktidar halkası içindeki bu kişilerdir. Komployu ortadan kaldırmanın bir yolu düzenleyenlerin organizasyonunu ortadan kaldırmaksa, diğer ve daha önemli tarafı ise hükümeti "komploya açık" hale getirenlerle de mücadele etmektir. "Kim olursa olsun gözünün yaşına bakmayız" cümlesi boş laf olarak kalmayacak şekilde mücadele etmektir. Yani bu kişilerle ilgili fezlekeleri bir an önce TBMM'ye getirmek ve dokunulmazlıklarını kaldırıp Yüce Divan'da "adil bir biçimde" hesap vermelerini sağlamaktır. Yok eğer "Yüce Divan da paralel yapının kontrolünde, ona da güvenmiyoruz" derseniz, o zaman da size "Bu devleti nasıl yönettiniz bunca yıldır" diye sorarlar. Haklı olarak!   Bu internet yasasıyla Kuzey Kore gibi oluruz İNTERNETE yine yeni bir düzenleme geliyor. Elbette ki, daha özgürlükçü değil daha yasaklayıcı, daha doğrusu "daha kolay yasaklayıcı" bir düzenleme. Bir bürokratın emriyle, yargı kararına gerek kalmadan her türlü site veya yazışma ortamı yasaklanabilecek. Gerçi sağolsun yargımızın da bundan pek farkı yoktu. Hâkimlerimiz önlerine ne gelirse yasaklıyorlardı ama yine de en azından "lafta da olsa" bir yargı kararından söz edilebiliyordu. Şimdi artık o da olmayacak. İki dudak arasındaki bir kararla internete sansür uygulanacak. Şu anda zaten yeterince yasağımız var. Binlerce, on binlerce siteye girmek mümkün değil. "Ailenin korunması" adı altında hafif erotik siteler zaten anında yasaklanıyor. Milletin uçkur bekçiliği zaten yapılıyor. Şimdi buna bir de siyasi bekçilik eklenecek. Bu yasa geçerse dünyadaki yerimiz İran, Kuzey Kore düzeyine inecek. Emin olun Rusya bile daha az yasakçı kalacak.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Özgürleştirilmiş akıllardan değil, köleleştirilmiş beyinlerden korkmak gerektiğini anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
Dış politikada en tutarlı olduğumuz yer: İran
Köşe Yazıları
Dış politikada en tutarlı olduğumuz yer: İran

Fatih Altaylı

Mart 3, 2026

Seçil Erzan’dan mektup 2: Arda verdiğinin iki katını almak istedi
Köşe Yazıları
Seçil Erzan’dan mektup 2: Arda verdiğinin iki katını almak istedi

Fatih Altaylı

Mart 2, 2026

İran Türkiye’yi de vurur mu?
Köşe Yazıları
İran Türkiye’yi de vurur mu?

Fatih Altaylı

Mart 1, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"Keşke aile olmanın provası yapılsa" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Hasibe Eren & Devin Özgür Çınar & Bedia Ceylan Güzelce"Keşke aile olmanın provası yapılsa"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:35 "Bir Aile Provası" nasıl çıktı? 06:16 Çiğdem nasıl bir karakter? 10:12 Figen nasıl bir karakter? 12:54 "Bir Aile Provası"nı izleyen aileler kendilerinden ne bulurlar? 18:48 Figen ve Çiğdem karakterleri dışarıda birbirlerini sever miydi? 20:27 Kapanış
Şubat 27, 2026
"Bağ kurmak için çatışmak lazım" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Tülin Özen & Nilperi Şahinkaya & Bedia Ceylan Güzelce"Bağ kurmak için çatışmak lazım"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:45 Ballı süt severler mi? 01:10 "Ballı Süt" oyunu ortaya nasıl çıktı? 03:00 Oyun karakterleri 04:21 Oyuna hazırlanırken kendi hayatlarından etkilendiler mi? 09:41 Tülin Özen, günümüz gençleri hakkında ne düşünüyor? 14:02 "Ballı Süt" oyunundaki kardeşlik anlatımı 17:40 Oyun provaları nasıl geçti? 18:54 Yolları nasıl kesişti? 21:17 İzleyici oyunda kendileri için ne bulacaklar? 24:51 Bahçe Galata hakkında 26:42 Nilperi Şahinkaya'nın köpeği "Pablo Garcia Perez Fernandez de la Rosa" 27:31 Tiyatro dışında hayatları nasıl gidiyor? 27:58 Tek kelimelik soru - cevaplar 32:45 Kapanış
Şubat 20, 2026
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026