İstanbul 16°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Bu yazıyı okumayın çok sıkıcı

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Ocak 24, 2014

Bu yazıyı okumayın çok sıkıcı

BUNCA yıllık gazetecilik hayatımda şunu gördüm. Milletin cebine para giriyorsa, yolsuzluk molsuzluk kimse takmıyor. Niye biliyor musunuz? Çünkü bu memlekette yolsuzluğu ve hırsızlığı sorun edenlerin önemli bir bölümü işin "ahlaki temeli"ni sorun etmiyor. Sorun edilen "miktar". 1 lira çalan, 2 lira çalana kızıyor. 2 lira çalmayı başaran, 3 lira çalmayı başarana kızıyor. 5 lira çalan, 10 lira çalana kızıyor. Çalan "şerefsiz" demiyor, "ondan fazla çalan"a diyor. Müteahhidin belediyeyle avanta lavanta ilişkisiyle imarı delmesine küfreden, kendi evine beş metrekare daha fazla yer yapabilmek için kırk takla atıyor. Kamu arazisinin işadamına ucuza verilmesine veya bedavaya dağıtılmasına öfkelenen vatandaş, yoldan bir metre çalıp kendi bahçesine eklemek için her şeyi yapıyor. Yolsuzluk yapan müteahhide küfreden vatandaşa, "Ama o müteahhit sana yüzde 10 indirim yapacak" de, koşa koşa gidip oradan ev alır. Herkes mi böyle? Değil elbet. Namuslu, onurlu, haysiyetli, ilkeli milyonlar var bu ülkede. Ama onların sesi soluğu pek çıkmaz. Çünkü koşuşturmaktan, işlerini doğru yapmaya çalışmaktan, ses çıkarınca başlarına gelecek beladan kurtaracak tanıdıkları olmadığından, kimseye yalakalalık yapacak halde olmadıklarından, doğru düzgün olmaya çalışmaktan başka bir işe ayıracak vakitleri kalmadığından ortalıkta görünmezler. Onlar sadece olan biteni izler, kendi gelecekleri için değilse bile çocuklarının geleceği için tedirgin olmaktan ve onların geleceğini de kurtarabilmek umuduyla daha fazla çalışmaktan başka bir şey yapamazlar. Akşam oturur iki kadeh parlatır, şimdilik bunu yapabildiklerine şükrederler.   Ayar verici lazım GÜCÜ, serveti, iktidarı bulan erkek veya kadının edinmesi gereken tek bir şey vardır. Bir "ayar verici". Çünkü bunların tamamı "insanı bozar". Bir anda "sarhoş" oluverirsiniz. Çevrenizde yalakalar türer, bir "dalkavuklardan örülmüş duvarın" içinde hapsolursunuz, "gerçeklikle" bağınız kesiliverir. Bir süre sonra kendiniz de "hiç hata yapmayacağınıza", "her şeyi en iyi kendinizin bildiğine", "her şeye layık olduğunuza", "zevklerinizin mükemmel olduğuna", "kusursuz olduğunuza", "zekâda Einstein'ı solladığınıza", "en yakışıklı olduğunuza" inanmaya başlarsınız. Hatta bir gün kendinizi, bokunuzda boncuk ararken bile bulabilirsiniz. Yalakaların öyle güçlü bir etkisi vardır ki, olmayan boncuğu bile gördüğünüze inanırsınız sonunda. İşte bu yüzden "gücü, serveti, iktidarı" bulan herkese en lazım olan şey bir "ayar verici"dir. Sana her şeyi bilmediğini, her şeyden anlamanın mümkün olmadığını, zaman zaman yaptığın hataları, senden daha zeki insanların olabileceğini, bu ülkede Ahmet Mete Işıkara'nın veya Turgut Özal'ın bile "en yakışıklı erkek" seçildiğini, herhangi bir atığında boncuk olmayacağını anlatacak biri gerekir. Sizi kıskanmadığından, başarınızdan gurur duyan ama bunun kalıcı olmasını isteyen, sizi seven ve sizin sevdiğiniz biri olmalıdır bu "ayar verici". Yoksa yalakalar onun da ayağını kaydırırlar. Eğer bir ayar verici, ayaklarınız yerden kesildiğinde veya kestirildiğinde sizi yere bastırıcı biri yoksa yanınızda, ne güç sahibi olun, ne servet, ne de iktidar. Hiç iyi olmaz. En başta kendiniz için. Sonra da içinde bulunduğunuz toplum için.   Madem kötüler, niye hâlâ görevdeler? EMNİYET'te hem deprem var hem tsunami. Binlerce polis görevlerinden alınıyor, başka görevlere atanıyor. Son baktığımda "görevden alınan ve başka yere atanan" Emniyet mensubu sayısı 5000'i geçmişti. Büyük bir ihtimalle "paralel devletçi" oldukları için. Yargıda da durum farklı değil. Ben ise bu durumda kafamda iki "BÜYÜK" soru işaretiyle dolaşıyorum. Birincisi, bu atamalar bu kadar hızlı bir biçimde yapıldığına göre "paralel olmayan devlet", Emniyet'te hangi polislerin "paralel devlete" mensup olduklarını biliyordu. Madem yıllardır bunu biliyordunuz, niye bugüne kadar bu yapılanmaya ses çıkarmadınız, niye göz yumdunuz, hatta niye "çanak tuttunuz"? İkincisi madem bu "paralel" emniyet ve yargı mensupları "ülke için tehlikeli", niye bir yerden alıp başka bir yere yolluyorsunuz? Yolladığınız yerlerde bunlarla muhatap olacak vatandaşlar "vatandaş" değil mi? Onların günahı ne? Demem o ki, bu işler böyle yapılmaz. Bunların varsa bir suçu, bir kabahati, bir eksiği, bir fazlası, bunlar belgelenir, bu kişiler "yargı karşısına çıkarılır". Ceza alır, meslekten atılır. Anladığım kadarıyla iktidar bu kişilere "bomba" gözüyle bakıyor. Peki o zaman bombayı kendi yakınınızdan uzaklaştırıp başkalarının evinin önüne bırakmak "devletçilik" mi oluyor!   Milletvekili, iş takipçisi olmalı SEVGİLİ dostum Sırrı Süreyya Önder, Ayşe Arman'a konuşmuş. Demiş ki: "Milletvekilleri ikiye ayrılıyor. İşçi vekiller ve iş takipçisi vekiller." Doğrusu, ben "iş takipçisi vekil"e karşı değilim. Hatta bana göre tüm vekiller "iş takipçisi" olmalı. Seçildiği bölgenin vatandaşının, işçisinin, memurunun, bürokratının, esnafının, sanatkârının ve sanatçısının, işadamının işlerini takip etmek, onların önünü, yolunu açmak bir milletvekilinin işidir. Yanlış olan, milletvekilinin iş takibini "kişisel menfaat ve çıkarları" için yapması, bunun karşılığında "para veya kol saati" almasıdır. Ve iş takibini sadece belirli kişi ve zümre için yaparken, çıkarı olmayan vatandaşların işlerini bir kenara bırakmasıdır.   Dalkavuğun bile zekisi makbul ESKİDEN dalkavukluk ciddi işmiş ve dalkavukların en önemli özelliği, zeki olmalarıymış. Şimdi o iş de ayağa düşmüş görünüyor. Bir milletvekili "dalkavukluk" yapacağım diye ortaya atıyor kendini ve Türkiye'nin dini hassasiyetlerini en fazla öne çıkaran Başbakan için "Allah'ın tüm vasıfları Sayın Başbakan'ımızda var" diyor. Dinde, bundan daha büyük bir yanlış mümkün değil. Başkası söylese "ipe çekerler". Hüseyin Çelik çıkıp düzeltmek zorunda kalıyor, "Öyle demek istemedi" diye. Sonra da iki "bilim adamı", sazan balıklarına Başbakan'ın ve eşinin isimlerini veriyor. Millet dalga geçmeye başlayınca, "Sayın Başbakan'la alakası yok, arkadaşlarımın isimlerini verdim" diyor. Diyorum ya, "dalkavukluk" zor iştir. Onun bile "zekisi" makbuldür.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Dün kötü dediğimize bugün sahip çıkmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Golü ye, tehlikeyi atlat
Köşe Yazıları
Golü ye, tehlikeyi atlat

Fatih Altaylı

Mayıs 22, 2026

Dostu olmayan adam
Köşe Yazıları
Dostu olmayan adam

Fatih Altaylı

Mayıs 21, 2026

Hiçbir şey yeni değil
Köşe Yazıları
Hiçbir şey yeni değil

Fatih Altaylı

Mayıs 20, 2026

  • Videolar

Tümü
"Atatürk'ü anlamak için tek kitap yeterli değil!" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı - Teke Tek Kitap"Atatürk'ü anlamak için tek kitap yeterli değil!"Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. 00:00 Giriş 03:27 Atatürk hakkındaki kitaplar 05:52 Lord Kinross'un "Atatürk" kitabı 11:13 Nutuk 12:38 Afet İnan'ın "Atatürk hakkında hatıralar ve belgeler" kitabı 20:25 Edward Casey "Mekânın kaderi" kitabı 21:26 Turan Farajova'nın "İstanbul Apartmanları" kitabı 24:21 Fabio Grassi'nin "Atatürk" kitabı 26:07 Ahmet Kuru'nun "İslam" kitabı 34:29 19 Mayıs 36:56 Şiir kitapları 39:12 Kapanış #işbirliği
Mayıs 19, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Ticarette başarısız olduğum için tiyatrocu oldum” görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Alper KulFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Ticarette başarısız olduğum için tiyatrocu oldum”Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:22 Trabzonlu olması 05:10 Amerika'da neden tiyatro okumaya gitti? 07:34 Boş vakitlerinde hammallık mı yapıyordu? 11:23 Ferzan Özpetek'le Hamam filmindeki rolü neydi? 13:00 BKM'nin kuruluşundan beri orada mı? 19:50 Oynadığı diziler neler? 23:49 Askerlik anıları 29:00 Güldür Güldür'de oynamak yorucu değil mi? 33:53 Güldür Güldür'den neden ayrıldı? 35:33 Barselo oyunu nedir? 38:15 En sevdiği branş hangisi? 39:38 Çocuklarının isimleri 40:27 “Erkekler kendini ifade etmekte zorlanıyor” cümlesi 43:43 Evlilik nasıl gidiyor? 48:21 Ticari girişimlerindeki başarısı? 1:00:11 Şu anda olan oyunları neler? 1:01:09 Ortam sanatçı açısından zorlayıcı mı? 1:04:03 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Mayıs 17, 2026
Hantavirüs, Covid-19’dan daha büyük tehlike mi? görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Önder Ergönül & Fatih AltaylıHantavirüs, Covid-19’dan daha büyük tehlike mi?Espresso, cold brew, filtre kahve; tek cihazda. Ninja Luxe Café Premier'ı keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/collections/ozel-fiyatlar?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_April26 https://www.sharkninja.com.tr/products/ninja-luxe-cafe-premier-espresso-makinesi-es601eu?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_kahve_makinesi_April26 Shark PowerDetect Clean&Empty ile güçlü algılama ve Auto-Empty sistemiyle toza temas etmeden hijyenik temizliği keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-powerdetect-clean-empty-sarjli-dikey-supurge-gold-ip3251eut?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_April26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:08 Hantavirüs nedir? 08:22 Hantavirüs türleri 10:29 Hantavirüs yayılan gemideki ilk vakalar ve dünyadaki geçmişi 24:01 Türkiye'deki hantavirüs vakaları 27:22 Hantavirüsün belirtileri 31:49 Kırım Kongo Kanamalı Ateşi 37:58 Hantavirüs yayılan gemideki insanların karantinaya alınması gerekiyor mu? 39:26 Bu gemideki hantavirüs solunum yolu ile mi yayılıyor? 40:26 Dünya Sağlık Örgütü gemideki insanların durumlarını tek tek takip ediyor mu? 41:38 Koç Üniversitesi'ndeki çalışmaları nasıl gidiyor? 44:38 Hantavirüs ismi nereden geliyor? 45:33 Önümüzdeki dönemlerde korkmamız gereken yeni virüsler olacak mı? 46:27 Grip ve zatürre aşıları 47:46 Aşıların kalp krizi yapma riskleri var mı? 51:03 Kapanış
Mayıs 17, 2026