İstanbul 27°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

İçim kalktı desem anlatır mı?

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Şubat 26, 2014

İçim kalktı desem anlatır mı?

ÖNCEKİ gece telefonuma gelen mesajdaki internet adresini açıp dinleyince darmadağın oldum. Yok yok, doğru kelime darmadağın olmak değil aslında. Aslında durumumu anlatacak doğru kelime de belki yok. Belki de, yeni bir kavram üretmeyi gerektiren bir durum. İdareten "Utandım" diyeyim ya da "İçim kalktı". Ses kaydının gerçek mi, montaj mı olduğu mevzuu beni hiç ilgilendirmiyor. Büyük ihtimalle kesilip biçilip etkisi artırılacak bir hale getirilmiş bir kayıttır bu. Şimdiye kadar hep olduğu gibi. "Doğru olup olmaması, montaj olup olmaması önemli değil" demeyeceğim elbette. Önemli olmaz olur mu! Ama benim içimi kaldıran, utandıran bu değil . Ben meselenin başka tarafına bakıyorum. "Geçici" değil "kalıcı" olan tarafına. Çünkü bu ses kaydından sonra olacakları tahmin edebiliyorum. Bu kayıt da, daha önce dinlediğimiz, yıllardır dinlediğimiz tüm kayıtlar gibi ve belki de onlardan daha fazla "içimizdeki bölünmeyi" körükleyecek bir "ürün". Bölünen toplumun içindeki fay hatlarını keskinleştirecek. Bir kesim bu bandın "yüzde yüz doğru" olduğuna peşinen inanacak, diğer kesim ise "yüzde yüz montaj" olduğuna. Kimse sorgulama ihtiyacı dahi hissetmeyecek. Sorgulama ihtiyacı hissedenler ise her iki kesim tarafından "düşman" ilan edilecek, "kafası koparılacaklar" arasına yazılacak. "Hesap sorulacaklar" listesinde yerini alacak. Akıllar yine tutulacak, aklını bir ideolojinin, bir cemaatin, bir siyasetin veya bir inancın emrine vermeyenler yine "en suçlu" olacak. Akıllar biraz daha tutulacak. Zekâ ve akıl yine alay konusu, yine suçlama bahanesi olacak. Benim içimi kaldıran budur. Bu ülkeyi giderek yaşanmaz hale getiren budur.   Bağımsız kurum var mı ki! NORMAL bir ülkede bu kayıtlar bağımsız kuruluşlarda incelenir. Sesler kime ait ve konuşmanın tümü montaj mı değil mi ortaya çıkar. Ama bu Türkiye'de olmaz. Çünkü Türkiye'de hiç kimse bağımsız bir kurum olabileceğine inanmıyor. Buna hükümet de dahil. Başbakan Erdoğan, hükümetine bağlı TÜBİTAK'ın da "örgütlenmeye dahil" olduğunu söyledikten sonra bu inceleme nasıl yapılır, kim yapar, beğenmediği sonuca kim inanır bilmiyorum. Bence hiç kimse.   Geldiniz mi dediğimiz yere TELEFON dinlemeleri, ortam dinlemeleriyle ilgili tavrım yıllardır ortada. 20 seneyi aşan köşe yazarlığımın kayıtlı müktesebatına bakanlar bu konuda yıllardır nasıl bir tavır aldığımı görürler. Hürriyet'te de, Sabah'ta da, Habertürk'te de. Bu rezillik karşısında Ertuğrul Özkök başta olmak üzere üç beş kişi vardır yıllardır bu net tavrı koyan. Bugün bu dinlemelerden mustarip olarak en ağır eleştirileri, hatta hakaretleri savuranlar ise yıllarca bu kayıtlar üzerinden siyaset yapmakta hiçbir beis görmediler. "Başkaları" dinlenir ve bu dinlemeler üzerinden başkaları "itibarsızlaştırılırken" ellerini ovuşturdular. Onlarca popüler davanın binlerce sanığı montajlardan, komplolardan bahsederken kulaklarını değil akıllarını tıkadılar. Toplumun da buna aklını tıkamasını istediler, tıkamayanın kulağını elleriyle kapattılar. Deniz Baykal'ın kasetleri patladığında "şehvetle" güldüler. O görüntüleri bile "genelleştirdiler" (Şimdi Deniz Baykal'ın görüntülerinin "ilk olarak" hangi internet sitesinden yayınlandığını bile unutmamızı istiyorlar.) Şimdi ise bu dinlemeleri lanetliyorlar. Ben ve benim gibi bir avuç gazeteci ise durduğumuz yerde duruyoruz. Yasadışı dinlemelerin "şerefsizlik" olduğu konusundaki fikrimiz hiç değişmedi. Yasal dinlemelerin "yasal amacı"dışında kullanılmasını da aynı oranda "lanetledik" hep. Ve o gün bize gülenler, bize kızanlar şimdi aynı yere geldiler. Umarım sadece kendileri için değildir. Umarım herkes içindir.   Hükümet, İlhan Cihaner'den özür diler mi? YILLAR önce Türkiye'nin gündeminde önemli bir dava vardı. Almanya'da başlayan ve Türkiye'de devam eden bir yolsuzluk hikâyesi. Meşhur Deniz Feneri davası. Dava başladıktan kısa bir süre sonra davaya bakan savcılar, "dosyalarda tahrifat yaptıkları" iddiasıyla davadan alındılar. Sanıkların ne ceza almalarına imkân kaldı, ne de aklanmalarına. Savcılar içinse zorlu bir süreç başladı. Görevden alındıkları yetmiyormuş gibi bir de haklarında dava açıldı. "Dosyada ve soruşturmada tahrifat yapma" iddiasıyla. Yıllardır süren dava dün sonuçlandı. Ve savcılar beraat ettiler. Yani "aklandılar". Tahrifat falan yapmamışlar, sadece işlerini yapmışlar. Bunu ben demedim, adalet söyledi. Deniz Feneri sanıkları "aklanmadan" kurtuldular, savcılar ise "aklanarak". Şimdi bu savcılardan özür dilenecek mi? Tabii bir de İlhan Cihaner var hatırlarsanız. İlhan Cihaner, Erzincan'da görev yaparken "Gülen Cemaati hakkında soruşturma yürüttüğü" için çok ağır suçlamalarla görevinden alındı, ağır hakaretlere uğradı. Mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Kimbilir belki de milletvekili olmasa hapse bile düşecekti. Şimdi İlhan Cihaner'in o gün yürüttüğü soruşturmadaki iddialardan çok daha ağır iddiaları aynı Cemaat'e yönelik olarak hükümet ve o gün İlhan Cihaner'e ağır hakaretler eden bazı gazeteciler getiriyor. Acaba "hükümet" ve "o gazeteciler", İlhan Cihaner'den de özür dileyecek mi?

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Başkalarına yaptığımız kötülükler kendi başımıza gelmeden ölmediğimizi unutmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Pahalı olan kırmızıydı beyaz değil
Köşe Yazıları
Pahalı olan kırmızıydı beyaz değil

Fatih Altaylı

Haziran 14, 2026

Özgür Özel ile sohbet
Köşe Yazıları
Özgür Özel ile sohbet

Fatih Altaylı

Haziran 12, 2026

Yeşilyurt vakası olmasın!
Köşe Yazıları
Yeşilyurt vakası olmasın!

Fatih Altaylı

Haziran 11, 2026

  • Videolar

Tümü
"İstanbul bizim içim müthiş bir sahne" görseli
FatihAltaylı
Bugün
FatihAltaylı
YouTube
Efruz Çakırkaya & Bedia Ceylan Güzelce"İstanbul bizim içim müthiş bir sahne"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:35 54. İstanbul Müzik Festivali 05:14 Festivalde bu yıl ne vardı? 06:08 Festivaldeki sipariş edilen eserler 08:53 "Rahat Konser" nedir? 12:01 Kültür ve sanat etkinlikleri kimleri ilgilendiriyor? 16:50 İstanbul Müzik Festivali'ne katılan sanatçılar 19:43 125. yılını kutlayan Viyana Senfoni Orkestrası 22:38 Festivaldeki ücretsiz programlar 26:11 İstanbul Müzik Festivali'nin konser mekanları 30:36 Disko Klasik nedir? 34:30 Tek kelimelik soru - cevap 35:37 Kapanış
Haziran 17, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Radyocuların çalışabileceği bir radyo kurdum" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Nihat SırdarFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Radyocuların çalışabileceği bir radyo kurdum"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:49 Radyoculuğa nasıl başladı? 11:49 "Nihat'la Sivrisinek" programı nasıl başladı? 15:35 Best FM'den nasıl ayrıldı? 21:39 Kafa Radyo'ya nasıl başladı? 29:27 "90'lar Kafası" etkinlikleri 36:12 Nihat Sırdar'ın klasik otomobilleri 39:51 Kanaltürk'teki gece programları 49:03 Nihat Sırdar'ın yazdığı kitaplar 54:50 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Haziran 14, 2026
Tanrı, insanların yarattığı bir efsanedir görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Ahmet Arslan & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimTanrı, insanların yarattığı bir efsanedirShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 05:47 Neden iyimser olmalıyız? 14:48 Yaratılan efsaneler nelerdir? 26:15 Kuzey Kore nasıl değişmeden kalabildi? 28:51 Matematik Köyü nasıldı? 34:17 Söyledikleri sonrasında tepki geliyor mu? 42:10 Dinlere inananlarda bir azalma var mı? 47:52 Avrupa'da dinin zayıflamasında kilisenin etkisi var mı? 1:00:34 Allah'ın “İnsanı neden yarattın?” sorusuna cevabı 1:04:05 Kapanış #işbirliği
Haziran 14, 2026