İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

İçim kalktı desem anlatır mı?

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Şubat 26, 2014

İçim kalktı desem anlatır mı?

ÖNCEKİ gece telefonuma gelen mesajdaki internet adresini açıp dinleyince darmadağın oldum. Yok yok, doğru kelime darmadağın olmak değil aslında. Aslında durumumu anlatacak doğru kelime de belki yok. Belki de, yeni bir kavram üretmeyi gerektiren bir durum. İdareten "Utandım" diyeyim ya da "İçim kalktı". Ses kaydının gerçek mi, montaj mı olduğu mevzuu beni hiç ilgilendirmiyor. Büyük ihtimalle kesilip biçilip etkisi artırılacak bir hale getirilmiş bir kayıttır bu. Şimdiye kadar hep olduğu gibi. "Doğru olup olmaması, montaj olup olmaması önemli değil" demeyeceğim elbette. Önemli olmaz olur mu! Ama benim içimi kaldıran, utandıran bu değil . Ben meselenin başka tarafına bakıyorum. "Geçici" değil "kalıcı" olan tarafına. Çünkü bu ses kaydından sonra olacakları tahmin edebiliyorum. Bu kayıt da, daha önce dinlediğimiz, yıllardır dinlediğimiz tüm kayıtlar gibi ve belki de onlardan daha fazla "içimizdeki bölünmeyi" körükleyecek bir "ürün". Bölünen toplumun içindeki fay hatlarını keskinleştirecek. Bir kesim bu bandın "yüzde yüz doğru" olduğuna peşinen inanacak, diğer kesim ise "yüzde yüz montaj" olduğuna. Kimse sorgulama ihtiyacı dahi hissetmeyecek. Sorgulama ihtiyacı hissedenler ise her iki kesim tarafından "düşman" ilan edilecek, "kafası koparılacaklar" arasına yazılacak. "Hesap sorulacaklar" listesinde yerini alacak. Akıllar yine tutulacak, aklını bir ideolojinin, bir cemaatin, bir siyasetin veya bir inancın emrine vermeyenler yine "en suçlu" olacak. Akıllar biraz daha tutulacak. Zekâ ve akıl yine alay konusu, yine suçlama bahanesi olacak. Benim içimi kaldıran budur. Bu ülkeyi giderek yaşanmaz hale getiren budur.   Bağımsız kurum var mı ki! NORMAL bir ülkede bu kayıtlar bağımsız kuruluşlarda incelenir. Sesler kime ait ve konuşmanın tümü montaj mı değil mi ortaya çıkar. Ama bu Türkiye'de olmaz. Çünkü Türkiye'de hiç kimse bağımsız bir kurum olabileceğine inanmıyor. Buna hükümet de dahil. Başbakan Erdoğan, hükümetine bağlı TÜBİTAK'ın da "örgütlenmeye dahil" olduğunu söyledikten sonra bu inceleme nasıl yapılır, kim yapar, beğenmediği sonuca kim inanır bilmiyorum. Bence hiç kimse.   Geldiniz mi dediğimiz yere TELEFON dinlemeleri, ortam dinlemeleriyle ilgili tavrım yıllardır ortada. 20 seneyi aşan köşe yazarlığımın kayıtlı müktesebatına bakanlar bu konuda yıllardır nasıl bir tavır aldığımı görürler. Hürriyet'te de, Sabah'ta da, Habertürk'te de. Bu rezillik karşısında Ertuğrul Özkök başta olmak üzere üç beş kişi vardır yıllardır bu net tavrı koyan. Bugün bu dinlemelerden mustarip olarak en ağır eleştirileri, hatta hakaretleri savuranlar ise yıllarca bu kayıtlar üzerinden siyaset yapmakta hiçbir beis görmediler. "Başkaları" dinlenir ve bu dinlemeler üzerinden başkaları "itibarsızlaştırılırken" ellerini ovuşturdular. Onlarca popüler davanın binlerce sanığı montajlardan, komplolardan bahsederken kulaklarını değil akıllarını tıkadılar. Toplumun da buna aklını tıkamasını istediler, tıkamayanın kulağını elleriyle kapattılar. Deniz Baykal'ın kasetleri patladığında "şehvetle" güldüler. O görüntüleri bile "genelleştirdiler" (Şimdi Deniz Baykal'ın görüntülerinin "ilk olarak" hangi internet sitesinden yayınlandığını bile unutmamızı istiyorlar.) Şimdi ise bu dinlemeleri lanetliyorlar. Ben ve benim gibi bir avuç gazeteci ise durduğumuz yerde duruyoruz. Yasadışı dinlemelerin "şerefsizlik" olduğu konusundaki fikrimiz hiç değişmedi. Yasal dinlemelerin "yasal amacı"dışında kullanılmasını da aynı oranda "lanetledik" hep. Ve o gün bize gülenler, bize kızanlar şimdi aynı yere geldiler. Umarım sadece kendileri için değildir. Umarım herkes içindir.   Hükümet, İlhan Cihaner'den özür diler mi? YILLAR önce Türkiye'nin gündeminde önemli bir dava vardı. Almanya'da başlayan ve Türkiye'de devam eden bir yolsuzluk hikâyesi. Meşhur Deniz Feneri davası. Dava başladıktan kısa bir süre sonra davaya bakan savcılar, "dosyalarda tahrifat yaptıkları" iddiasıyla davadan alındılar. Sanıkların ne ceza almalarına imkân kaldı, ne de aklanmalarına. Savcılar içinse zorlu bir süreç başladı. Görevden alındıkları yetmiyormuş gibi bir de haklarında dava açıldı. "Dosyada ve soruşturmada tahrifat yapma" iddiasıyla. Yıllardır süren dava dün sonuçlandı. Ve savcılar beraat ettiler. Yani "aklandılar". Tahrifat falan yapmamışlar, sadece işlerini yapmışlar. Bunu ben demedim, adalet söyledi. Deniz Feneri sanıkları "aklanmadan" kurtuldular, savcılar ise "aklanarak". Şimdi bu savcılardan özür dilenecek mi? Tabii bir de İlhan Cihaner var hatırlarsanız. İlhan Cihaner, Erzincan'da görev yaparken "Gülen Cemaati hakkında soruşturma yürüttüğü" için çok ağır suçlamalarla görevinden alındı, ağır hakaretlere uğradı. Mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Kimbilir belki de milletvekili olmasa hapse bile düşecekti. Şimdi İlhan Cihaner'in o gün yürüttüğü soruşturmadaki iddialardan çok daha ağır iddiaları aynı Cemaat'e yönelik olarak hükümet ve o gün İlhan Cihaner'e ağır hakaretler eden bazı gazeteciler getiriyor. Acaba "hükümet" ve "o gazeteciler", İlhan Cihaner'den de özür dileyecek mi?

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Başkalarına yaptığımız kötülükler kendi başımıza gelmeden ölmediğimizi unutmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026