İstanbul 23°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Tavır değişmedikçe kimin kazandığı mühim değil

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mart 30, 2014

Tavır değişmedikçe kimin kazandığı mühim değil

BUGÜN seçim günü. Gerçek demokrasilerde "hem önemli" hem de "önemsiz" bir gün. Önemi demokrasinin bir parçası olmasından kaynaklanıyor. Önemsizliği ise kim kazanırsa kazansın veya kim kaybederse kaybetsin adaylar dışında hiç kimsenin"yandık" duygusuna kapılmayacak olmasından. (Batı demokrasilerinin yakın tarihinde vatandaşlara "yandık" duygusu yaşatan tek seçim sonucu, Avusturya'da Haider'in kazanmasıyla elde edilmişti.) Türkiye'de ise özellikle bu seçim sonucu toplumu iki parçaya ayıracak ve kaybedenin "yandık"demesiyle sonuçlanacak bir havayla yapılıyor. Türkiye için bile bir ilk olarak galip gelecek tarafın "fanatik" taraftarları, seçim sonrasını bir"hesaplaşma", bir "intikam" dönemi olarak görüyorlar. Bu duygu demokrat bir duygu olmadığı gibi, insani bir duygu da değildir. Ve eğer sorulması gereken hesaplar varsa, bunun yolu sandık değil, bağımsız yargıdır. Tabii bağımsız yargı diye bir şey varsa. İşte bu duygularla seçime gidiyoruz. Benim ise bu duygularla hiç işim yok. Haftalardır dediğim gibi, bu seçimin sonucunu çok önemsemiyorum. Çünkü seçim sonucu ne olursa olsun, kazanan veya kendini galip sayan taraf, toplumun tamamını eşit ve ortak bir sevgiyle kucaklayamadıkça herkes bu seçimin kaybedeni olacaktır. "Ötekileştirme" devam ettiği müddetçe Türkiye, mutlu insanların ülkesi olmayacaktır. REFERANDUMA ÇEVİRMENİN BEDELİ FARKINDA mısınız bilmem, ama Türkiye bir yerel seçime değil, sanki bir referanduma gidiyor. Özellikle iktidar partisi bu seçimi, "Bana güvenmeye devam ediyor musunuz" havasına soktu. Muhalefet partileri de bu havaya uydular. Ne yerel adaylar, ne de projeleri konuşuluyor. İktidar partisinin güçlü genel başkanına güvenerek oluşturulan bu havadan iktidarın elde etmek istediği sonuç şu: "Benim yürüdüğüm yolda aynen devam etmemi onaylıyor musunuz?" Bu aynenin içeriği "tapelerde" ortaya çıkanları da kapsıyor belli ki. İktidarın burada güvendiği şu: "Ben her halükârda 1. parti çıkarım, bu da onay anlamına gelir." Normal şartlarda bu yaklaşım doğru olabilirdi. Ama bugün oluşturulan havada pek geçerli görünmüyor. İktidar bu durumu "referanduma" çevirince ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor: "İktidarın karşısındaki cephenin oy oranı, iktidarın oy oranını geçerse iktidar 1. parti de olsa, yüksek oranda oy da alsa onaylanmamış olacak." Bu noktada iktidar yarattığı "bloklaşmanın" bedeliyle karşı karşıya kalıyor. Çünkü referandumun mantığı bu. Tüm muhalefeti "ortak bir cephe" gibi gösterdiğiniz zaman, referandum sorusu da "Bu mu, bunlar mı?" oluyor. Ve "bu", "bunlar"ı geçemezse referandumun galibi sayılamıyor. Ben meseleye bu yönden bakıyorum. AK Parti, belediyelerin çoğunu kazanabilir ve yerel seçimin galibi olabilir. Ama referanduma çevirdiği bölümün sonucunu bu akşam göreceğiz. EN ZORU MUHTARLIK BUGÜN oyumu kullanırken en fazla zorlanacağım yer "muhtar seçimi" olacak. Hiçbirini tanımıyorum. Fikriyatını bilmiyorum. Adayların siyasi görüşü, yaşam tarzı, adamlığı, dürüstlüğü hakkında hiçbir fikrim yok. Ne yapacağım bilmiyorum. Bu işe bir çözüm bulmam lazım. ÖLDÜM MÜ YAA! ANLADIĞIM, bir görevi "gönüllü" olarak da bırakmanız dahi, toplum tarafından "ölmekle" veya "hasta olmakla" eşdeğer algılanıyor. Gelen telefonlardaki ses tonundan; mesajlardaki, maillerdeki vurgulamadan bunu anlıyorum. Neredeyse "Başınız sağolsun" diyecek dostlar var sağolsunlar. Oysa ben halimden çok memnunum ve gazeteciliğin keyifli tarafına geçmekten dolayı en ufak bir sıkıntım yok, tam aksine mutluluğum var. Aslında yayın yönetmenliğini bırakmamla ilgili en güzel yorumu kızım yaptı: "Ooo süper, bundan sonra daha fazla Fadik" diyerek. Benim için de bundan sonra daha fazla Hande, daha fazla Zeynep demek bu. Ferrari'sini satan bilge diyorsunuz da, yayın yönetmenliğini bırakana niye "ölmüş muamelesi"yapıyorsunuz vallahi anlamıyorum. Beni yıllarca "Yazar Fatih Altaylı" olarak bildiniz, tanıdınız, okudunuz. Bir dönem "yayın yönetmeni ve yazar" olarak arz-ı endam etmek zorunda kalmış olmam çok da önemli değil. "Sadece" yazar olarak gerçek halime dönmem, sadece benim için değil sizin için de daha iyi olabilir! NE ZAMAN ADAM OLURUZ? Oyumuzu vicdanımız ve aklımızın eşit ağırlıklı ortalamasına göre kullandığımız zaman.  

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Kurşun atana af, saçını örene ihraç
Köşe Yazıları
Kurşun atana af, saçını örene ihraç

Fatih Altaylı

Ağustos 20, 2026

Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”
Köşe Yazıları
Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”

Fatih Altaylı

Ağustos 19, 2026

Yapay zeka tartışmaları
Köşe Yazıları
Yapay zeka tartışmaları

Fatih Altaylı

Ağustos 18, 2026

  • Videolar

Tümü
140 yıllık mirasın sonucu! Mercedes-Benz yeni GLC görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke Tek140 yıllık mirasın sonucu! Mercedes-Benz yeni GLCMercedes-Benz’in 140 yıllık inovasyon ve mühendislik yolculuğu, otomobilin geçmişinden geleceğine uzanan güçlü bir hikâye. DİREKSİYONDA TEKE TEK’in bu bölümünde Fatih Altaylı’dan Mercedes-Benz’in 140 yıllık tarihini ve bu yolculuk boyunca şekillenen inovasyon anlayışını dinliyoruz. Ardından, bu köklü mirasın geleceğe uzanan temsilcisi Yeni Elektrikli GLC’yi direksiyon başındaki deneyimleriyle keşfediyoruz. Mercedes-Benz’in geçmişinden geleceğine uzanan bu yolculuğa siz de eşlik edin. #MercedesBenzTürkiye #DireksiyondaTekeTek #YeniElektrikliGLC #işbirliği Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:11 Mercedes-Benz’in tarihi ve GLC’nin üretimi 03:20 800 Volt mimarisi nedir? 04:26 Dış tasarım 07:22 Yan görünüm ve içine ilk bakış 09:41 Kokpit tasarımı 11:43 Teknik bilgiler ve sürüş izlenimi 15:25 Cam tavan ve multimedya 16:20 Otonom sürüş kabiliyeti 17:05 Konforu arttıran detaylar 20:31 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli
Ağustos 21, 2026
Osmanlı'da modernleşme görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimOsmanlı'da modernleşmeShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 04:55 Modernleşme nedir? 12:00 Osmanlı'da modernleşmenin ilk adımları 18:40 Modernleşme ve gelenekçilik 23:32 Osmanlı'da bankacılık sistemi neden kurulamadı? --shorts 26:45 Osmanlı'nın zengin tebaası var mıydı? 39:29 Türk aydınları kendi çağdaşları arasında geride mi? 52:25 Batı’nın teknolojisi hariç başka bir şeyini almamak mümkün mü? 56:07 Mısır modernleşmesi niye durdu? 1:03:21 İran modernleşmesi 1:16:48 Kore modernleşmesi 1:21:15 Kapanış #işbirliği
Ağustos 16, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Faruk SabancıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:04 Neden sanayici olmadı da DJ oldu? 07:46 Zengin bir aileden gelmek bu işte avantaj mı? 09:55 Tiësto onu nasıl keşfetti? 12:29 Nasıl bir hayat geçirdi? 15:16 DJ'liğe nasıl başladı? 17:36 Parçaları sürekli değiştiriyor mu, yoksa aynı parçaları mı çalıyor? 21:47 Günde kaç saat müzik dinliyor? 23:18 Hangi ülkelerde konser verdi? 24:11 Örnek aldığı DJ'ler var mı? 25:28 DJ'likte hedefi ne? 27:07 Türk sanatçılarla projeler düşünüyor mu? 30:15 Canlı orkestrayla birlikte çalmayı planlıyor mu? 30:43 Yapay zekânın DJ'liğe etkisi 35:57 DJ'likte para var mı? 38:05 DJ'likte telif meselesi nasıl oluyor? 38:41 Bir DJ en çok nerede çalmak ister? 42:42 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 16, 2026