İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Antiparalelcilerin evrak-ı metrukesi

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Nisan 16, 2014

Antiparalelcilerin evrak-ı metrukesi

BUGÜNÜN "antiparalelcileri" dün ne yazmıştı hatırlayalım mı? Yavuz Semerci'yi aradım. "Yahu ne adamsın. Modayken, herkes yanına koşup eteğini öperken Fethullah Gülen'e gitmedin de şimdi adam out olmuşken, hain ilan edilmişken, dokunan yanarken Pennsylvania'ya gittin" dedim. Kahkahayı patlattı. "Dersimliyim ya ondandır. Kaybedene gideriz biz" dedi. Şimdi Yavuz Semerci'yi paralelci ilan edecekler neredeyse. Gülüyorum. Geçmişim, yazdıklarım ortada olmasa beni bile ilan ederler ya, o kadarını yapamıyorlar. Bakın size arşivden iki yazı çıkardım. Daha doğrusu bir dostum çıkardı. Önemli bölümlerini aktaracağım önce size:   GEÇMİŞTEN 1. YAZI "Meğer reyting operasyonu, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin işareti üzerine başlamış. İşte bu M. reyting operasyonunun 'zamanlamasına' dikkat çekiyor. ...Her taşın altından özlemle Atatürk'ün çıkmasını beklediğimiz mutlu günlerden, her taşın altından cemaatin çıktığı mutsuz günlere evrildik. Ergenekon soruşturması mı? Kesin cemaatin işi... Kafes, ıslak imzalı belge, İnternet Andıcı, Balyoz soruşturmaları? Cemaatin işi... Şike soruşturması? Cemaatin işi... ... Bu işleri gerçekten cemaat yapıyorsa, bence iyi yapıyor... Ellerine sağlık. ...Darbecilerden hesap soruluyor... Kötü mü oluyor? Bir dönemin pislikleri ortaya saçılıyor... Kötü mü oluyor? Faili meçhul cinayetler, sağa sola atılan 'dost bombalar', askerimizin geçiş noktasına döşenen 'dost mayınlar', Heron skandalları, internet andıcı rezillikleri, 'İstanbul'a çökme planları'... Hepsi, her şey deşifre ediliyor... Kötü mü oluyor? ...Devlet darbecilere, çetecilere, şikecilere, hırsızlara, reyting sahtekârlarına göz mü yummalıydı? Bırak onu bunu da, yapılan her işi cemaate fatura ederek suç işlemiş olmuyor musun? Bu ülkenin polisi, savcısı, yargıcı, parlamentosu, 'icra heyeti' yok mu? Bir gün kapına dayanıp, 'Gel bakalım Mustafa efendi... Devleti cemaatin yönettiğini mi söylemeye çalışıyorsun?' deseler, ne cevap vereceksin? Polise ve savcıya da 'para kardeşi, meşrutiyet çığırtkanı, cemaat müridi, padişah kulu, lafı oturma organıyla anlıyor' diye saydıracak mısın?" Bu yazı iktidara en yakın gazetede, 2 yıl kadar önce yayınlandı.   GEÇMİŞTEN 2. YAZI "...Bu cümleden olarak, HSYK ve Anayasa Mahkemesi'ni 'hukuk' çizgisine çekip demokratikleştirecek, darbelerden hesap soracak, YAŞ kararlarını yargı denetimine açacak, memura toplu sözleşme hakkı getirecek anayasa değişikliği de asker/polis tersleşmesinin bir ürünü... Öyle mi? Küfretmek için alesta bekleyen serseri takımına duyurulur: Hayır kardeşim, hiçbir cemaatin, derneğin, örgütün, tarikatın mensubu ya da müntesibi değilim. Her taşın altında cemaat arama 'cevvaliyetinizi' bari biraz da demokratikleşme yönünde kullanın." Bu yazı da aynı yazara ait ve yine hükümete yakın, en azından fikirdaş bir gazetede, Hanefi Avcı'nın Cemaat'i hedef alan kitabını eleştirmek için yayınlandı. Her iki yazının yazarı da aynı kişi: Ahmet Kekeç. Bizim adı "paralel"e çevrilmeden evvel Cemaat'i eleştirdiğimiz günlerde bugün "paralel" diyenler Cemaat'i koruyor ve övüyordu. Arşivde 10 dakika gezsem, böyle yüzlercesini bulurum bugünün "antiparalelcileri" tarafından yazılmış. Şimdi ise herkesi "paralelci" ilan ediyorlar. Müktesebatları bu kadar ortadayken... Aslında gülmek lazım. Ama bu kadarına kıçımla bile gülemiyorum.   Sâri üslup BAŞBAKAN'ın üslubu eleştiriliyor. Çok sert bulunuyor. Doğrudur, Başbakan'ın üslubu serttir, kendisi gibi düşünmeyeni kabul etmeyendir. Ama benim eleştirdiğim bu değil. Benim derdim bambaşka. Ben bu üslubun "bulaşıcı olmasından" şikâyetçiyim. Bu üsluba sahip olan tek kişi olsa, sadece Başbakan olsa, seçilmiş olduğu için, üslubunun sorumluluğunu üstlenen olduğu için ve "bir kişi" olduğu için, "O da öyle" deyip geçersin. Ne var ki bu üslup bulaşıcı ve bulaştı. Bugün artık devletin, bürokrasinin her kademesinde aynı üslup egemen olmaya başladı. Devlette artık herkes birer "Recep Tayyip Erdoğan". Tapu dairesinde, belediyede, bakanlıkların alt veya üst kadrolarında, her yerde... Belli ki, moda olmuş. Herkes onun gibi olmaya çalışıyor. Son örneği, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in Rize'deki konuşması sırasında yaşananlar. 97 yaşında bir adam, üstelik de belli ki, dindar bir adam, Görmez'i namaz saatlerindeki hata iddiasıyla protesto ediyor. Görmez'in korumaları, 97 yaşındaki adamın üzerine atlıyor ve yaka paça, daha doğrusu kargatulumba dışarı çıkarıyorlar. Adam pir-i fani. 100'üne 3 kalmış. Neredeyse ellerinde kalacak. Zaten sonrasında hastaneye kaldırılıyor. Bu kadar mı zorunuza gidiyor protesto edilmek. O zaman oturmayın o koltuklara. Bakın Hillary Clinton'a. Laf atmadılar, ayakkabı attılar kadına. Ne yaptı? Hiçbir şey. Güldü. Korumaları da protestocuyu dışarıya davet ettiler. İtip kakmadan, dövmeden. Üstelik 97 yaşında da değildi. Ne olur biraz hoşgörülü olsanız. Hadi 1 kişi çok sert. Hepiniz öyle olmak mı zorundasınız.   Önerim yasada GEÇTİĞİMİZ günlerde bir yazımda, "Bankalar yıllık aidatı olmayan bir kredi kartını, içinde hiçbir ekstra hizmet barındırmasa bile tüketiciye sunmak zorunda olmalı. Aidat tartışmaları ancak böyle biter" diye yazdım. Dün ilgili bakanlıktan aradılar. Mayıs ayı içinde yürürlüğe girmesi planlanan 6502 sayılı yasanın 31/3 bendinde bu önerim aynen kanun maddesi olarak yer almış. Bu yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte bankalar "aidat ücreti" olmayan bir kredi kartını da müşterilerine sunmak zorunda olacaklar. Bunu yapmayan bankaya 5 milyon TL ceza verilecek.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Empatiyi sadece kendimiz gibi olanlarla yapmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026