İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Passotakip bugün tribünde, yarın her yerde

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Nisan 19, 2014

Passotakip bugün tribünde, yarın her yerde

SEZON açılışında gündemdeydi e-bilet uygulaması. Elektronik bilet uygulamasına geçilecek, tribünde kim nerede oturuyor kesinlikle belli olacak, kimse aldığı bileti başkasına veremeyecekti. Gezi olaylarından yeni çıkmıştık ama siyasete yönelik tribün tepkisi devam ediyordu ve iktidarın en büyük korkusu, sezon boyunca tribünlerde protesto edilmekti. Fenerbahçe ile zaten şike davası yüzünden sorunlar vardı, Gezi sırasında Çarşı en aktif gruptu. Galatasaray’da taraftar grupları hükümet karşıtı bir eyleme karışmamış bile olsa Galatasaray camiasının da Ali Sami Yen’in açılışından kalan bir “sabıkası” vardı iktidarın  gözünde. Bu yüzden de tribünlerde ne olup bittiği önemliydi. Gerçekten de ilk haftalarda tribünlerde hükümete yönelik protestolar oldu, ama sonra tavsadı. Ancak e-bilet meselesi kafalarda kaldı. Bu konuda kesin kararlılık  olduğu halde sezon başına yetişemedi e-bilet. Her işimizde olduğu gibi ortadan giriyoruz bu meseleye. Sezonun bitmesine birkaç hafta kala birdenbire Passolig uygulamasına geçiliyor. Passolig dedikleri, aslında bilet değil. Tribüne girme hakkı belgesi. Passolig’in yoksa bilet de alamayacaksın. Kimin parlak zekâsından çıktıysa bu uygulama, olacak şey değil. Dünyada  örneği yok. Elbette tribün terörüne karşı önlem almak gerekir, ama bunun yöntemi bu  değil. Devletten “temiz belgesi” alarak maça gidilmez, maça gitmek için fişleme yapılmaz. “Demokrasilerde” böyle bir uygulama olamaz. Bu iş, kulüplerin işidir. Kulüpler tribünlerde kontrolü ve güvenliği sağlamak için belirli standartları sağlamakla yükümlü kılınabilir. Tribünleri gözlemek, taraftarların tribünlere nasıl girip çıkacağını belirlemek ve olay halinde kimin nerede oturduğunu bilmek devletin işi değil kulüplerin işidir. Bu görevi kulüplere verirsin. Kulüp yapar. Bir olay halinde de devlet bunu kulüpten sorar, ister. Düşünün, yüz binlerce lira verip 10-15 koltuklu bir loca almışsınız. Bazen bir dostunuzu, bazen bir müşterinizi, bazen bir iş ortağınızı maça davet etmek istiyorsunuz. Yapamayacaksınız. On binlerce lira verip kombine bilet almışsınız, gidemeyeceğiniz bir maçta bileti eşinize, çocuğunuza, bir arkadaşınıza verip onun hoşça vakit geçirmesini sağlayacaksınız. Bunu da yapamazsınız. Passolig bunun önünde engel. Holiganizmin doğum yeri İngiltere’de bile böyle bir uygulama yok. Ama zaten burada maksat, futbol terörünü engellemek değil. Burada yapılmak istenen, Twitter’da yapılmak istenenle aynı. Takip etmek, korkutmak, kontrol altında tutmak. Bu işe en başta federasyon, sonra kulüpler karşı çıkmalı. Böyle bir rezalet olamaz. Ama kimse ses çıkarmazsa Passolig diye başlayacak bu “takipçi” uygulama, her yere sirayet eder. Yarın öbür gün sokağa çıkmak için bile “Passo” almak zorunda kalabiliriz. Gül, parti kuracak mı? KULİSLERDE neler konuşuluyor bir bilseniz. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bir kez daha Cumhurbaşkanlığı’na aday gösterilmeyeceğinin, en azından AK Parti’nin Cumhurbaşkanı adayının Abdullah Gül olmayacağının hemen hemen kesinleşmesinin ardından, ki ben bunu çok önceden söylemiştim, dedikodu kazanı kaynamaya başladı. Gül’ün dünkü açıklamaları ise kazanın altına bol kalorili yakıt oldu. Cumhurbaşkanı, “Bugünkü şartlar çerçevesinde benim gelecekle ilgili bir siyaset planımın olmadığının bilinmesini isterim” dedi ya, burada farklı anlam bulan çok oldu. Bu sözlerden çıkarılan en yaygın anlam şu: “Artık AK Parti ile işim bitti. Bu parti beni istemiyorsa ben de o partiyi istemem. Mevcut partilerden hiçbiriyle de beraber olmam mümkün değil.” Bu cümleyi daha da açanlar şu sonuca ulaşıyorlar: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra Abdullah Gül, AK Parti’ye dönme konusunda umutsuz. Erdoğan’ın buna izin vermeyeceğini, en azından Gül’ün istediği düzeyde bir görevle dönüş olmayacağını Cumhurbaşkanı görüyor. Parti içinde onu seven, onu isteyenler var ama Başbakan istemiyor. Peki bu durumda ne olacak? Dedikodu kazanı burada şöyle kaynıyor: “Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden hemen sonra yeni bir siyasi hareket başlatacak. AK Parti içinden bazı isimler buraya katılacak. En az 20, hatta daha fazla milletvekili burada yer alacak. Parti içinde küskün, kırgın ve kızgın olanlar da gelirse bu sayı daha da artabilir. Böylelikle Numan Kurtulmuş’un AK Parti’ye katılmasıyla kalmayan sağ alternatif yeniden oluşturulmuş olacak. Muhafazakâr hassasiyetleri olan ama demokrat ve özgürlükçü bir parti ortaya çıkacak. Bu parti, AK Parti’nin bir sonraki seçimlerde 1. parti olmasını engelleyebilir. Bunu başaramazsa bile tek başına iktidar olmasını kesinlikle engeller.” Böyle bir fikir gerçekten var mı bilmiyorum. Ancak sağ siyasete nefes aldıracak bir “dileksel düşünce” olduğunu zannediyorum. Kılıç: Aklımdan böyle bir şey geçmedi CUMHURBAŞKANI adaylığı için son haftalarda Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın adı sıkça geçiyor, bol bol telaffuz ediliyor. Geçmişte örneği de olduğu için hiç kimse “Nereden çıktı?” demiyor. Ben de meraklı bir adam olarak bunu doğrudan Anayasa Mahkemesi’nin saygıdeğer başkanına sordum. Aldığım yanıt aynen şöyle: “Evet Fatih Bey, ben de duyuyorum. Benim de kulağıma geliyor. Benim adım da Cumhurbaşkanlığı adaylığı için bazılarınca seslendiriliyor. Ama emin olun ki benim aklımdan asla böyle bir düşünce geçmedi. Hiçbir adımımı böyle bir düşünceyle atmadım. Benim şu anda son derece önemli bir görevim var. Ben, rahmetli Turgut Özal tarafından buraya atandığım günden bu yana Türkiye’de her türlü vesayetin kaldırılması için uğraş verdim. Demokrasinin güçlenmesi, özgürlüklerin ilerlemesi için çalıştım ve görevim sona erinceye kadar da bunun için çalışacağım. Burada arkadaşlarımla yaptığımız görev çok önemli ve bu görevi layığıyla yapmaktan başka hiçbir düşüncem yok.” Haşim Bey’in bu sözlerini kendisinden izin almadan aktardım. Kusuruma bakmaz umarım. NE ZAMAN ADAM OLURUZ? Cumhurbaşkanı adayının finansmanı konusuna kafa yorduğumuz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026