İstanbul 15°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

PKK'lı çocuklar

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mayıs 29, 2014

PKK'lı çocuklar

1990'ların ilk yarısı. PKK'nın Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da askeri açıdan en güçlü olduğu dönem. Bölgede alan hâkimiyeti neredeyse PKK'nın eline geçmiş. Kentler arası ulaşım ve ticaret güçlükle sağlanıyor. Bir yerden bir yere gitmek ancak askeri araçların eskort ettiği konvoylarla mümkün. Kamyonlar, sivil araçlar ancak BTR'lerin eşlik ettiği ve zırhlı araçların koruduğu konvoylarla bir ilden diğerine gidebiliyorlar. Buna rağmen bu konvoylara saldırılıyor. PKK yollarda kimlik kontrolü yapıyor. Bazı ilçelerde yönetim PKK'nın eline geçmiş gibi. Diyarbakır'dayım. Diyarbakır Valisi Doğan Hatipoğlu ile sohbet ediyoruz. Diyarbakır'da benim gördüğüm en iyi valilerden biri. Terörün en azgın günlerinde bile Diyarbakır'da vatandaşla kaynaşmaya çalışan, sokakta tek başına dolaşan bir adam. Diyarbakır'dan Kuzey Irak'a geçeceğim. Sohbette kentteki başka üst düzey görevliler de var. Birisi PKK'dan kurtarılan çocuklardan söz ediyor. "O çocuklarla konuşabilir miyim?" diye soruyorum. Biraz ısrardan sonra o çocuklardan birkaçıyla konuşmama izin veriliyor. Garnizonda çocuklarla buluşuyoruz. En büyüğü 17, en küçüğü 14 yaşında. Kızlı erkekli bir aç çocuk. Hepsi PKK'ya gönüllü katılmış aslında. 14 yaşındaki kıza soruyorum, niye dağa gittiğini. 11-12 yaşlarında gitmiş dağa. Anası babası öldürülmüş. Köyde ninesiyle yaşıyormuş. Köye gelen PKK'lı ağabeyleri, "Burada açsın, bakanın yok. Gel dağa karnın doyar. Çok güzel evlerde oturuyoruz. Yemek var, banyo var" demişler. O da gitmiş dağa. Bakmış ki, durum anlatılan gibi değil, dönmek istemiş. İzin vermemişler. Sonunda kaçmış ve dağda güvenlik güçleri bulup getirmişler Diyarbakır'a. Bir diğeri biraz daha büyük. O da gönüllü gitmiş, anlatılanların romantizmine inanarak. Ama dağda hizmetçilik yaptırmaya başlamışlar kıza. Ayrılmak istemiş, izin vermemişler. Kaçmış. Yakalanmış. Eziyet görmüş. Bir daha kaçmış. Yine yakalamışlar. "Özeleştiri yaz" demişler. Başka bir genç, "Özeleştiri yaz demek öldürülmek demek" deyince kaçmış. Haftalarca aç susuz dolaşmış dağlarda. Sonunda bir asker grubuna rastlamış, teslim olmuş. 17 yaşındaki oğlanın durumu da benzer. Yatacak yer var, yiyecek var ve para var diye gitmiş dağa. Bir süre sonra dönmek istemiş. Yakalamışlar. İşkence görmüş. Karnını açıp gösterdi. Erimiş naylon dökmüşler karnına. Sonunda bir operasyonda PKK'lılar, askerle çatıştıktan sonra geri çekilirken bu çekilmemiş, askere sığınmış. Ne zaman "PKK'ya giden" ya da "PKK'nın kaçırdığı çocuklar" diye duysam, aklıma 1994 yılında konuştuğum o çocuklar gelir. Gözlerim dolar. Hepimizin çocuklarıdır onlar. Bugün artık o günlerde değiliz elbet. İnşallah sağ salim geri gelirler. O işkenceleri görmeden.   Babacan ve Şimşek olmasa BAŞBAKAN Erdoğan'ın Merkez Bankası Başkanı Başçı'yla ilgili sözleri, "Ekonomi yönetimi ile hükümet arasında bir sorun var galiba" dedikodularının başlamasına yol açtı. Oysa ekonomi yönetimi ile Başbakan arasındaki sorun yeni değil. Şu anda olan, aslında yaklaşık bir yıldır var olan sorunların su yüzüne çıkmasından ibaret. Başbakan hemen hemen bir yıldır Merkez Bankası Başkanı'ndan memnun değil. Başbakan'ın danışman kadrosu, Merkez Bankası Başkanı'nın uygulamalarını doğru bulmuyor. Faiz ve kur politikalarında, aralarında büyük anlaşmazlık var. Merkez Bankası'nın çok daha önce yapmayı planladığı faiz artışı, Başbakan tarafından uzun süre durduruldu. Sonunda yapılmak zorunda kaldı ama Başbakan bu faiz artışını hiç içine sindiremedi ve bunu hep Merkez'in yanlış politikalarının sonucu olarak gördü. Bana gelen bilgiler, Merkez Bankası Başkanı'nın zaman zaman bunaldığını, istifa etmeyi düşündüğünü, hatta bazen gözyaşlarını tutamadığını söylüyor. Oysa Erdem Başçı, hatalı açıklamalarına rağmen bence iyi bir Merkez Bankası Başkanı. Başbakan'ın, ekonominin diğer kurumlarına da artık "şüpheyle" bakmaya başladığı bir sır değil. SPK'dan Borsa İstanbul'a, BDDK'ya kadar pek çok kurumla ilgili Başbakan'ın kafasında "soru işaretleri" oluştu veya oluşturuldu. Bu soru işaretlerinin özellikle 17 Aralık'tan sonra kalınlaştığını, "bold" hale geldiğini söylemek mümkün. Bu kurumların bugüne kadar dayanabilmelerinin nedeni, hem işlerinde ehil olmaları hem de Babacan ve Şimşek'in bu kurumların yönetimlerinin arkasında "her şeye rağmen" ve "aslan" gibi durmaları.   Onlar canı isterse TAKSİM Platformu, Gezi'nin yıldönümünde herkesi Gezi için toplanmaya çağırmış. Bu çağrıdan anlıyorum ki, Gezi'nin ne olduğunu hükümet kadar Taksim Platformu da anlamamış. Geçen yıl Gezi eylemlerine katılan o gençlerin, orta yaşlıların ve hatta yaşlıların emin olun yüzde 90'ı, Taksim Plaformu diye bir şeyin varlığını bile bilmiyorlardı, duymamışlardı. Onlar Gezi'ye, adını dahi duymadıkları veya bilmedikleri bir platform çağırdı diye değil "içlerinden geldiği" için gittiler. Onların derdi başkaydı. Belki dertlerinin bir bölümü Taksim Platformu'nun dertleriyle ortaktı, ama isyanlarının nedeni çok daha büyük, çok daha başkaydı. Onlar Taksim Platformu'nunkinden çok daha büyük, çok daha önemli ve çok daha içten bir gerekçeyle oradaydılar. Onlar ne bir siyasi partinin, ne bir platformun, ne bir derneğin veya örgütün çatısı altına sığmayacak kadar özgür, bunların hiçbirinin sözünü dinlemeyecek kadar tarafsızdılar. O yüzden de Taksim Platformu ya da başka birisi istediği kadar çağırsın, onlar Gezi'ye veya bir başka yere ancak "canları isterse" giderler. Onların canının ne istediğini ne AK Parti anlayabildi, ne de Taksim Platformu benzeri yapılar anlayabilmişler.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Küfredenler küfürlü yanıt alınca şaşırmadıkları zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Amaç siyasi zararı azaltmak
Köşe Yazıları
Amaç siyasi zararı azaltmak

Fatih Altaylı

Ekim 4, 2026

TFF’de istifa ya da istifalar yakın
Köşe Yazıları
TFF’de istifa ya da istifalar yakın

Fatih Altaylı

Ekim 2, 2026

SPK hâlâ suç duyurusunda bulunmadı
Köşe Yazıları
SPK hâlâ suç duyurusunda bulunmadı

Fatih Altaylı

Ekim 1, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Türk bilardosu başarı mirasına sahip!" görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Güzin Müjde KarakaşlıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Türk bilardosu başarı mirasına sahip!"Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:45 Bilardo ile nasıl tanıştı, hikâyesi nasıl gelişti? 06:01 Voleyboldan neden uzaklaştı? 09:06 İlk katıldığı şampiyonada derece yapabildi mi? 09:46 Üniversite ile bilardo beraber gidebildi mi? 11:36 İyi bir ıstaka kaç para? 13:41 3 senede bilardo çözülebilir mi? 14:55 Bir bilardo şampiyonu kaç saat bilardo oynar? 16:01 Türkiye’de bilardocular nasıl seçiliyor? 17:18 PBA sadece Kore’de mi var? 17:06 Bilardoda takımlar var mı, yoksa bireysel giden bir spor mu? 18:12 Bilardo pahalı bir iş mi? 18:47 Bilardodan para kazanabiliyor mu, avukatlıkla beraber nasıl yaptı? 19:52 Senede kaç turnuva var? 21:43 Türkiye 3 ana dalda şampiyon olan ülkelerden mi? 22:46 Türkiye’de kaç bilardocu var? 24:45 Bilardo yaşam tarzını etkiler mi? 26:02 Vuruş hesaplarını nasıl yapıyorlar? 29:52 Basit alınacak bir sayıyı daha havalı vurduğu oluyor mu? 30:41 Istakanın ucuna neden tebeşir sürülür? 32:35 Bilardoda masadan masaya fark olur mu? 35:14 Bilardoda kadınlar için de bir kıyafet düzeni var mıdır? 37:14 Evinde bir bilardo masası var mı? 39:35 Eskiye göre Avrupa’da bilardo daha mı az revaç görüyor? 41:16 Bilardonun bir yaşı var mı? 42:52 Bilardo bir centilmenlik sporu mu? 43:54 Beyaz topla başlayıp bitirilen eller oluyor mu? 44:40 Bilardonun simülatörü var mı? 45:52 Gelecek için bir şampiyonluk sözü verebilir mi? 48:16 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ekim 4, 2026
Din, modern insanın hayatındaki yerini tamamladı mı? görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Ahmet Arslan & Fatih AltaylıDin, modern insanın hayatındaki yerini tamamladı mı?00:00 Giriş 02:14 Hazırladığı kitabı 04:04 Son zamanlarda neden din konusu üzerine çalışmalar yaptı? 23:02 Gelecekte dinleri ve inançları nasıl görüyor? 37:00 Sentetik akılda basiret olacak mı? 53:20 Aslında insanoğlu Matrix'te mi yaşıyor? 1:03:00 Psikoloji geleceğin bilimi mi? 1:09:35 Kapanış #işbirliği
Ekim 4, 2026
Hilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota Hilux görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke TekHilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota HiluxYeni Toyota Hilux tüm gücüyle sahnede! Direksiyonda Teke Tek’in bu bölümünde Fatih Altaylı, gelişmiş arazi performansı ve sportif detaylarıyla öne çıkan bu özel versiyonu test ediyor. Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim
Ekim 2, 2026