İstanbul 16°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Her bürokrata ibretlik manşet

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 10, 2014

Her bürokrata ibretlik manşet

SAĞOLSUNLAR, bazı gazetelerimiz sayesinde her güne kahkahalarla gülerek başlıyorum. Kasıklarımı tutarak gülüyorum. Altıma kaçıracağım diye korkuyorum gülerken. Düne de böyle başladım. Bir gazetemiz, muazzam bir manşetle çakmıştı dün yine. "Gezi'de yangına benzinle giden paralelci emniyet müdürü çıktı" diyordu haber. Manşet ise şöyleydi: "O çadırların hepsini yakın." Gezi olaylarını başlatan hadiseyi hatırlıyorsunuz. Bir gece sabaha karşı polis destekli zabıta Gezi'ye girmiş, orada ağaç nöbeti tutan az sayıda gencin içinde kaldığı çadırları yakmış, sonra da sıradan insanların Gezi direnişi başlamıştı. Ortak fikrimiz şuydu: "Bu çadırları yakma emrini veren bulunsun ve cezalandırılsın." Aklı başında herkesin de talebi bu yöndeydi. Ama o günlerde böyle bir şey olmadı. Tam aksine o çadırları yakanlar "kahraman" ilan edildi. "Destan yazdıkları" söylendi. Ne şimdi suçlanan müdür görevden alındı, ne de bir başkası. Tam aksine hepsi taltif edildi. O gün Gezi'de çadırları yakmakla suçlanmayan, Gezi olaylarını tırmandırdığı için görevden alınmayan polis müdürü, aradan aylar geçtikten sonra görevden alındı. Ama Gezi'den ötürü değil. 17 Aralık'tan sonra "paralelci" olduğu suçlamasıyla. Ve şimdi Gezi'nin üzerinden bir yıl geçtikten sonra Gezi'yi başlatmakla sorumlu tutuluyor. Peki 1 yıldır aklınız neredeydi? 1 yıl önce kahramandı, 1 yıl sonra hain öyle mi? Bence bu durum, devletin tüm kademelerindeki bürokratlara "ibret" olmalı. Nasıl mı? Orasını da onlar düşünsün artık.   Gezi zekâ-orantısız zekâ BAŞBAKAN'ın "Gezi zekâlılar" diye bir kelime kullanmasına bazıları çok kızdı. Ben ise hiç ama hiç kızmadım. Gezi'nin ilk günlerinin en önemli argümanı "Gezi zekâsı" değil miydi? En yaratıcı espriler, en güldüren eleştiriler, tarihe geçecek cümleler hep o günlerde söylenmedi mi? O günlerin en moda lafı "orantısız zekâ" değil miydi? Gezi zekâlılardan kasıt bence bu "orantısız zekâ"dır. Üzülünecek değil, övünülecek bir tanımdır.   Bekleme odasında LİCE'de meydana gelen olaylara şaşıranlara şaşırıyorum. Açıkçası bir süreden beri "Nereden çatlayacak" diye bekliyordum. Çözüm süreci ya da barış süreci, adı her ne ise, aslında büyük umutlar vaat ederek başladı. Çok ciddi bir "umut" verdi. Herkese. Güneydoğu'daki vatandaşa, PKK'lıya, Kürt siyasetinden medet umana, Kürt siyasetinden medet ummayana, milliyetçiye... Herkese lafı çok doğru olmayabilir ama büyük çoğunluğa. Başbakan'da da "siyasal Kürt hareketi"ni "bekleme odasına" almanın rahatlığı vardı. Terör durmuştu, analar fazla ağlamıyordu, Nevruzlar olaysız geçiyordu, Gezi gibi riskli bir olayda çok etkili olabilecek Kürt siyaseti Gezi'den uzak durarak hükümete nefes aldırmıştı. Bir anlamda siyasal Kürt hareketinin "şiddet bölümü" bekliyordu. Hükümet, PKK'yı "bekleme odasına" oturtmuştu. "Teşhisi koydum, tedaviye başlıyorum" demişti. Pek çokları bu bekleme sürecindeki yanlışları görüyor, fakat "Hastaya bir şey olur, benden bilinir" diyerek sesini çıkarmıyordu. Ancak bekleme odasında sıkılanlar, teşhisin yanlış olduğunu düşünenler ve tedaviden umut kesenler yavaş yavaş hareketlenmeye başladılar. Ancak bekleme odasının kapısında sağlam bir bekçi vardı: Abdullah Öcalan. Otoritesini kullanarak odadan çıkmak isteyenlere mâni oluyor, "Hele bir durun. Bana da mı güvenmiyorsunuz. Doktor iyi, ben kefilim" diyordu. Ancak siyasal Kürt hareketinde doktora karşı güvensizlikler "Rojava" ile baş gösterdi. Hükümetin Suriye'deki Kürtlere karşı gösterdiği refleks ve takındığı tavır, doktorun teşhisine olan güveni sarstı. Tedavinin bir türlü başlamaması da güven kaybında bir başka etken oldu. Diyarbakır'daki "anneler"in PKK'ya karşı başlattığı eylem, siyasal Kürt hareketinde farklı bir bakış gelişmesine neden oldu. "Burada bizim istediğimiz türde bir çözüm olmayacak. Belli ki bölge halkına barışı tattırıp sonra da PKK ile Kürt halkını karşı karşıya getirecekler" düşüncesi örgüte hâkim olmaya başladı. Kalekollar filan işin bahanesi. Burada asıl olan, tedavinin ciddiyetine güven kalmamış olması. Bu güven yitiminden Öcalan da payını alacaktır. Şimdi "En kötü ihtimalle başa döneriz" diye düşünenler olabilir. Ama görünen o ki, baştan da geri bir noktaya dönebiliriz.   Bayrağı da BDP mi geri koyacak "BAŞTAN da kötü bir noktaya dönebiliriz demekle ne kastediyorsun?" diyenler olabilir. Kastım şudur: Önceki gün Lice'de gösteri yapanlar arasından birkaç kişi uzun namlulu silahlarla askere ateş açtı. Asker de karşılık verdi. Ne yazık ki, iki vatandaşımız hayatını kaybetti. Bir askerimiz de yaralı. Sonuç? Sonuç şu: O sırada olay yerinde bulunan askerlerin silahları toplandı ve ölümlere neden olan asker bulunacak. Elbette hukuk devleti içinde olması gereken budur. Ancak burada bir karşılıklılık söz konusu olmalı. Yani askere ateş açan da, aynı ciddiyet ve kararlılıkla bulunmalı. Bu iş tek yanlı olarak yapılınca yarın terörle mücadele dediğiniz zaman mücadele edecek kimseyi kolay kolay bulamazsınız. Demek istediğim şudur ki, hükümet tek yönlü bir yola girmiştir. Bu yaklaşımla ya çözüm olacaktır ya çözüm. Karargâha kadar inip "namusunuz" sayılan bayrağın indirilişine bile sesiniz çıkmıyorsa, Berkin öldürülürken görülmeyen çocukluk burada göz önüne alınabiliyorsa, zaten başka bir olasılık da kalmamış gibidir. Büyük ihtimalle indirilen bayrağı yerine koyma görevi de BDP'ye verilecektir zaten.   Bu nasıl istek! ADAM profesör. Aşk uğruna cinayet işliyor. Adli bir mesele. Ama sonrası akıl alır gibi değil. Profesörün eşi kadın, aynı üniversitede bir fakültenin dekanı. Ve rektör emir veriyor: ''İstifa et.'' Bu nasıl bir kafadır. Suç bireysel değil midir?

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
İçinden nasıl çıkacağımızı bilmediğimiz durumlara kendi kendimizi düşürdüğümüzü anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Golü ye, tehlikeyi atlat
Köşe Yazıları
Golü ye, tehlikeyi atlat

Fatih Altaylı

Mayıs 22, 2026

Dostu olmayan adam
Köşe Yazıları
Dostu olmayan adam

Fatih Altaylı

Mayıs 21, 2026

Hiçbir şey yeni değil
Köşe Yazıları
Hiçbir şey yeni değil

Fatih Altaylı

Mayıs 20, 2026

  • Videolar

Tümü
"Atatürk'ü anlamak için tek kitap yeterli değil!" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı - Teke Tek Kitap"Atatürk'ü anlamak için tek kitap yeterli değil!"Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. 00:00 Giriş 03:27 Atatürk hakkındaki kitaplar 05:52 Lord Kinross'un "Atatürk" kitabı 11:13 Nutuk 12:38 Afet İnan'ın "Atatürk hakkında hatıralar ve belgeler" kitabı 20:25 Edward Casey "Mekânın kaderi" kitabı 21:26 Turan Farajova'nın "İstanbul Apartmanları" kitabı 24:21 Fabio Grassi'nin "Atatürk" kitabı 26:07 Ahmet Kuru'nun "İslam" kitabı 34:29 19 Mayıs 36:56 Şiir kitapları 39:12 Kapanış #işbirliği
Mayıs 19, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Ticarette başarısız olduğum için tiyatrocu oldum” görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Alper KulFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Ticarette başarısız olduğum için tiyatrocu oldum”Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:22 Trabzonlu olması 05:10 Amerika'da neden tiyatro okumaya gitti? 07:34 Boş vakitlerinde hammallık mı yapıyordu? 11:23 Ferzan Özpetek'le Hamam filmindeki rolü neydi? 13:00 BKM'nin kuruluşundan beri orada mı? 19:50 Oynadığı diziler neler? 23:49 Askerlik anıları 29:00 Güldür Güldür'de oynamak yorucu değil mi? 33:53 Güldür Güldür'den neden ayrıldı? 35:33 Barselo oyunu nedir? 38:15 En sevdiği branş hangisi? 39:38 Çocuklarının isimleri 40:27 “Erkekler kendini ifade etmekte zorlanıyor” cümlesi 43:43 Evlilik nasıl gidiyor? 48:21 Ticari girişimlerindeki başarısı? 1:00:11 Şu anda olan oyunları neler? 1:01:09 Ortam sanatçı açısından zorlayıcı mı? 1:04:03 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Mayıs 17, 2026
Hantavirüs, Covid-19’dan daha büyük tehlike mi? görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Önder Ergönül & Fatih AltaylıHantavirüs, Covid-19’dan daha büyük tehlike mi?Espresso, cold brew, filtre kahve; tek cihazda. Ninja Luxe Café Premier'ı keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/collections/ozel-fiyatlar?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_April26 https://www.sharkninja.com.tr/products/ninja-luxe-cafe-premier-espresso-makinesi-es601eu?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_kahve_makinesi_April26 Shark PowerDetect Clean&Empty ile güçlü algılama ve Auto-Empty sistemiyle toza temas etmeden hijyenik temizliği keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-powerdetect-clean-empty-sarjli-dikey-supurge-gold-ip3251eut?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_April26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:08 Hantavirüs nedir? 08:22 Hantavirüs türleri 10:29 Hantavirüs yayılan gemideki ilk vakalar ve dünyadaki geçmişi 24:01 Türkiye'deki hantavirüs vakaları 27:22 Hantavirüsün belirtileri 31:49 Kırım Kongo Kanamalı Ateşi 37:58 Hantavirüs yayılan gemideki insanların karantinaya alınması gerekiyor mu? 39:26 Bu gemideki hantavirüs solunum yolu ile mi yayılıyor? 40:26 Dünya Sağlık Örgütü gemideki insanların durumlarını tek tek takip ediyor mu? 41:38 Koç Üniversitesi'ndeki çalışmaları nasıl gidiyor? 44:38 Hantavirüs ismi nereden geliyor? 45:33 Önümüzdeki dönemlerde korkmamız gereken yeni virüsler olacak mı? 46:27 Grip ve zatürre aşıları 47:46 Aşıların kalp krizi yapma riskleri var mı? 51:03 Kapanış
Mayıs 17, 2026