İstanbul 14°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Okkalı bir çıkış daha

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 14, 2014

Okkalı bir çıkış daha

YENİ Ortadoğu'nun mimarı, komşularıyla sıfır sorunlu Türk dış politikasının beyni, stratejik derinliğin sahibi Dışişleri Bakanı'mız Sayın Ahmet Davutoğlu, Irak Şam İslam Devleti, yani IŞİD "ordusunun" Musul'u işgali ve Türk Konsolosluğu'nu rehin alması sonrası "çok ama çok önemli" bir demeç daha verdi. Bu muazzam beyanat şöyleydi: "Kimse Türkiye'nin gücünü ve kararlılığını sınamaya kalkışmasın." Bu cümle çok önemli ve çok etkili bir cümledir. Özellikle de Sayın Ahmet Davutoğlu'nun ağzından çıkınca çok daha büyük önem kazanmaktadır. Zaten büyük bir ihtimalle Sayın Ahmet Davutoğlu da sarf etmiş olduğu bu önemli hatta "okkalı" cümlenin yarattığı etkinin farkındadır En azından ben farkında olduğunu zannediyorum. Zannetmekten öte eminim. Çünkü Sayın Ahmet Davutoğlu bu cümlenin öneminin, ağırlığının ve etkisinin farkında olmasa idi bu cümleyi bu kadar sık sarf etmezdi. Sayın Davutoğlu bu cümleyi her fırsatta tekrarlamaktadır. Mesela, Suriye Türkiye'nin F4 uçağını vurup 2 pilotumuzu şehit ettiği zaman da Sayın Davutoğlu, "Kimse Türkiye'nin kararlılığını test etmeye kalkışmasın" demiştir. Nitekim bu müthiş cümle üzerine Suriye'nin Devlet Başkanı Beşar Esad büyük bir korkuya kapılmıştır. Korkudan adını değiştirip "Esed" yapmıştır. Keza Reyhanlı'da patlayan bir bombayla 52 vatandaşımızın hayatını kaybetmesinden sonra Sayın Davutoğlu yine "ağır" konuşmuş ve "Bizi provoke etmesinler. Türkiye'nin kararlılığını sınamaya kalkışmasınlar" diyerek bir kez daha gücümüzü "dahili ve harici" düşmanlarımıza göstermiştir. Davutoğlu'nun Türkiye Büyükelçisi'ni sınır dışı eden General Sisi'ye karşı da benzer bir tavır koyduğu bilinmektedir. Bu çıkıştan aşırı korkan General Sisi çareyi acilen seçimlere gitmekte bulmuş ve Mısır Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Durumu gören Beşar Esad (yeni adıyla Esed) da çareyi seçime gitmekte bulmuş, o da bu korkuyla yeniden Suriye Devlet Başkanı seçilmiştir. Bu kez de aynı Sayın Davutoğlu, Irak Şam İslam Devleti'ne aynı ağırlıkta bir tepki göstermiştir. Bu sert çıkışın sonrasında IŞİD'in de Irak ve Suriye'de kontrol altında tuttuğu bölgelerde seçime gitmesi ve demokratik yollardan iktidara gelmesi muhtemeldir. Musul, İngiliz oldubittisidir MURAT Bardakçı dün İngilizlerle yaptığımız Ankara Anlaşması'ndan birkaç maddeyi yazınca mümtaz basınımız, özellikle de televizyonlarımız Murat'ın orada adını geçirdiği Cahit Kayra'nın peşine düştü. Cahit Bey'i birkaç yıl önce Teke Tek Özel'de ağırlayıp bu konu da dahil olmak üzere pek çok konudaki yaşadıklarını ve bilgilerini paylaşmıştık. Ancak mümtaz basınımız bilmeli ki, Türkiye'nin Irak'la olan sınırı Ankara Anlaşması ile çizilmemiştir. Bu sınır ve bugün hâlâ tartıştığımız Musul ve Kerkük meseleleri bir İngiliz "fait accompli"si, yani "oldubittisi"dir. Öncelikle şunu belirterek başlayalım. ATEŞKESTEN SONRA İŞGAL Osmanlı İmparatorluğu, Musul'u ve o dönem için çok da önemli sayılmayan Kerkük'ü 1. Dünya Savaşı sırasında kaybetmedi. Ne Musul, ne Kerkük 1. Dünya Savaşı sırasında ele geçirilmedi, işgal edilmedi. Ancak 1918 yılının Ekim ayının son günü imzalanan Mondros Mütarekesi sonrasında, Musul "hukuksuz" bir şekilde 15 Kasım günü İngilizler tarafından işgal edildi. Mütareke "olay çıkan yerlerin işgaline" izin veriyordu, ama Musul'da hiçbir olay çıkmadan işgal gerçekleştirildi. Daha sonra uzun görüşmeler başladı. Lozan sırasında Musul meselesi gündeme geldi. İngiliz belgelerinden anlayabildiğimiz kadarıyla İngilizler, Musul'u "pazarlık masasında kullanmak üzere" işgal etmişlerdi ve asıl hedefleri Basra ile Bağdat'ı elde tutmaktı. Görüşmeler sırasında Lloyd George hükümeti devrilince yeni başbakan, Lozan'daki görüşmeci Lord Curzon'a "Musul'u gerekirse verebilirsin" deme ihtiyacı hissetti. MUSUL KOZDU Ancak Curzon bunu dinlemedi ve Lozan'da Musul konusunda ısrar etti. Bu sırada Türkiye'de Meclis'te de bu konuda ateşli tartışmalar yaşanıyor, Misak-ı Milli sınırları içindeki Musul'dan masada vazgeçilmesine karşı sesler yükseliyordu. Bu konuda yapılan gizli oturum artık bir sır değil ve İş Bankası Yayınları, bu gizli oturum zabıtlarını yıllar önce kitaplaştırdı. Lozan'da Türk tarafı buranın ahalisinin büyük oranda Türk olduğunu, Irak'ın o gün 5 milyon civarında olduğu düşünülen nüfusunun 2 milyondan fazlasının Türk olduğunu iddia etti. TÜRKLER, TÜRKMEN OLDU Curzon ise buna karşılık, "Hayır onların yarıdan fazlası Kürt. 1 milyon kadarı ise Türk değil Türkmen. Onların Anadolu'daki Türklerle bir bağı yok" diyerek itiraz etti. Oysa Irak'ta "Türkmen" denilenlerin Türkiye'deki Türklerden hiçbir farkı yoktu. Aynı yoldan, aynı şekilde gelmiş ve yerleşim yeri olarak Anadolu'yu değil biraz daha aşağısını seçmiş olmaktan başka farkları yoktu. Bu mesele Lozan'da da tam olarak çözülemeyince İngilizler, "Bu meseleyi bilateral" olarak çözme teklifinde bulundular. Türkiye bunu kabul etti. KÜRT İSYANLARI Mesele "multilateral" olmaktan çıkıp "ikili mesele" haline dönüştü ve böylelikle bu konuda Musul'u İngilizlere kaptırmamak için Türkiye'nin yanında yer alması muhtemel olan Fransa devre dışı kaldı. Geçici sınır olarak "Brüksel hattı" denilen ve hemen hemen bugünkü Irak sınırımız olan çizgi zaten kabul edilmişti. İngilizler konuyu Milletler Cemiyeti'ni götürdüler ve meseleyi orada resmileştirdiler. Türkiye konuyu kolay kapamadı ve buradaki haklarını arama gayretini sürdürdü. Ancak bu gayret Türkiye'de İngilizlerce organize edilen ve genç Cumhuriyet'i oldukça yıpratan Kürt isyanlarına neden oldu. MALİ HAKLARI MENDERES BIRAKTI İngilizler peş peşe Kürt isyanlarını kışkırttılar ve sonunda Ankara Anlaşması yapıldı. Murat'ın dün yazdığı Ankara Anlaşması ise Musul'la ilgili olarak Türkiye'nin mali haklarını tanımak açısından "minimal" bir öneme sahiptir ve siyasi bir anlam taşımaz. (Türkiye buradaki mali haklarından doğan alacağından ise Menderes hükümeti döneminde imzalanan bir anlaşmayla tamamen vazgeçti.) Meselenin detaya girilmeden özeti budur. Gizli saklı bir tarafı yoktur.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Osmanlı'yı perişan edenin hayalperest bir paşa olduğunu unutmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Amaç siyasi zararı azaltmak
Köşe Yazıları
Amaç siyasi zararı azaltmak

Fatih Altaylı

Ekim 4, 2026

TFF’de istifa ya da istifalar yakın
Köşe Yazıları
TFF’de istifa ya da istifalar yakın

Fatih Altaylı

Ekim 2, 2026

SPK hâlâ suç duyurusunda bulunmadı
Köşe Yazıları
SPK hâlâ suç duyurusunda bulunmadı

Fatih Altaylı

Ekim 1, 2026

  • Videolar

Tümü
Hilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota Hilux görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke TekHilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota HiluxYeni Toyota Hilux tüm gücüyle sahnede! Direksiyonda Teke Tek’in bu bölümünde Fatih Altaylı, gelişmiş arazi performansı ve sportif detaylarıyla öne çıkan bu özel versiyonu test ediyor. Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim
Ekim 2, 2026
Yapay zeka 2030'da insanlığı yok edecek mi? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emre Onur Kahya & Fatih AltaylıYapay zeka 2030'da insanlığı yok edecek mi?00:00 Giriş 01:34 Yapay zeka üzerine çalışma yapmak için yurtdışına gitmesi 04:36 Jacob Coxon'un paylaştığı twit ve yapay zeka tehlikesi 20:51 Hugging Face saldırısı 36:33 Hugging Face nedir? 39:41 Hugging Face bu saldırıyı farketmese ne olurdu? 46:52 Yapay zeka devletlerin elinde daha mı güvenli? 55:41 Yapay zekanın gelişimi insanlara gösterilenin daha mı ilerisinde? 1:13:33 Yapay zeka çok tehlikeli hale gelmesi durumunda fişini çekmek mümkün mü? 1:19:03 Kapanış #işbirliği
Eylül 27, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Şampiyon olacağım dedim oldum!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Ali Türkkan & Fatih AltaylıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Şampiyon olacağım dedim oldum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:33 Dünya Gençler Şampiyonluğu ne demek? 02:30 Kaç pilot yarışıyor? 03:37 Ralli pahalı bir spor mu? 04:33 Otomobil sporuna nasıl başladı? 06:42 Bu işten ne zaman para kazanmaya başladı? 07:01 Neden ralliyi tercih etti? 08:59 Ralli mi, pist mi daha zor? 10:09 Dünya Şampiyonası’na nasıl katıldı? 11:29 Sponsorları az mı? 13:07 Yarışlarını nasıl izleyebiliriz? 14:37 Bu seneki hedefi ne? 17:57 WRC ile WRC2 arasında ne fark var? 19:18 Rallide araç kullanımında başka bir boyuta geçiliyor mu? 21:22 Dünya şampiyonu olunca ne hissetti? 22:48 Eğitim hayatı nasıl ilerledi? 23:59 Kariyer planlaması nasıl olacak? 25:20 Ford ile şampiyon olmaya devam edebilir mi? 26:55 Bir yıllık çalışma takvimi nasıl ilerliyor? 27:52 WRC2’de hedefi ne? 28:22 Federasyon yeterince destekliyor mu? 30:01 Formula 1 izliyor mu? 30:30 En zor otomobil sporu hangisi? 32:12 Nasıl bir antrenman programı izliyor? 33:14 Özel hayatını nasıl etkiliyor? 34:37 İşin duygusal boyutu nasıl? 38:54 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Eylül 27, 2026