İstanbul 14°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Sembolik makam Başbakanlık

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Eylül 11, 2014

Sembolik makam Başbakanlık

ANAYASAMIZ o şekilde oluşturulduğu için, biz öyle bildik, öyle yaşadık, öyle gördük. Türkiye’yi yasalar karşısında “sorumlu” Başbakan ve onun kurduğu hükümet yönetirdi. Yasalar karşısında makamı süresince hiçbir sorumluluğu olmayan cumhurbaşkanları ise “millet” adına denetleme, gözetleme, sıkıntılı anlarda ahenk sağlama görevi yaparlardı, ama bu görev aslen bir pozisyondu. Bildiğimiz k“sembolik”adarıyla Anayasa değişmedi ama bu durum değişmiş görünüyor. Birkaç gündür gazetelere bakıyorum. Hemen hemen 12 yıldan bu yana ilk kez gazetelerin 1. sayfalarında Başbakan’la ilgili tek satır yok, Başbakan fotoğrafı yok, Başbakan’ın yaptığı bir açıklama yok. Hiçbir gazetede. Dün 20 gazeteye baktım. Hiçbirinde Başbakan haberi yer almıyordu. Bazı bakanlarla ilgili haberler vardı ama Başbakan’ın esamisi bile okunmuyordu. Ama okunmasını gerektirecek bir şey de yoktu zaten. Mesela önceki gün ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel, Türkiye’ye gelmişti. Cumhurbaşkanı’yla görüşmesi detaylı yansırken, Başbakan’la görüştüğünü satır aralarından öğrendik. NATO Zirvesi’nde de zaten Cumhurbaşkanı vardı. Tam olarak bilemiyoruz; çünkü gazetelerde ve televizyonlarda bununla ilgili pek bir haber yoktu ama anladığım kadarıyla bu süre zarfında Başbakan’ımız Anadolu turundaydı. Son olarak kendisini asansör kazasıyla ilgili “Şehit sayılırlar” derken gördüm televizyonda, galiba Konya’daydı. Tüm bu gördüklerimden ve göremediklerimden anladığım kadarıyla artık Cumhurbaşkanlığı değil Başbakanlık “sembolik” bir makam haline geldi. Ama yine buna da şükür. “Artık Başbakanlık makamı yok. O makam bundan böyle Cumhurbaşkanı tarafından idare edilecek” de denebilirdi. Ve emin olun böyle bir şey denseydi, kimse de “Daha neler” demezdi. Bazılarınız “Anayasa var kardeşim, olur mu öyle şey?” diyebilir. Ben de onu söylüyorum zaten. Anayasa var ama var da ne oluyor!   Yerel seçim gereksiz NE güzel değil mi? Seçmen iradesini bir yasayla by-pass et. Finans merkezinin inşa edileceği arazi Ataşehir Belediyesi’nin sınırları içindeydi. Ataşehir’i CHP kazanınca Ataşehir’in göbeğindeki finans merkezinin yapılacağı arazi hükümet kararıyla Ataşehir’den çıkarıldı, AK Partili Ümraniye Belediyesi’ne bağlandı. Niye? Çünkü burada inşaat var, rant var, alınacak izinler var, yapılacak planlar var ve bunlar CHP’li bir belediyenin insafına bırakılamazdı. Hooop, bir kararla AK Parti’ye. Aslında bu ilk değil. Daha önce de Şişli Belediyesi sınırları içindeki Maslak, Şişli’den alınıp Sarıyer’e bağlanmıştı. Çünkü Sarıyer’i, AK Parti’nin kazanması daha olası görünüyordu, ama olmadı. Ümraniye’de öyle bir risk de yok. Zaten AK Parti’de ve kolay kolay da başka yere gitmez. Tabii bu durum ne kadar yasal, ne kadar demokratik tartışılır. Öyle ya, eğer hükümetsen, eğer parlamentoda çoğunluksan, yerel seçimlerin hiçbir kıymeti harbiyesi kalmayabilir. Diyelim ki, bir ilçeyi muhalefet kazandı. Hooop bir karar, ilçenin sınırı belediye binasının boyutlarına indirilir, gerisi kendilerine ait belediyelere bağlanır, biter gider. Böyle bir anlayışa da ancak Türkiye’de veya Türkiye’nin doğusundaki ve güneyindeki bazı ülkelerde rastlanır.   Müfettişler konuşursa 13 Mayıs 2014 günü Soma’da bir maden faciası meydana geldiğini hepimiz biliyoruz. Faciadan sonra olan biteni, söylenenleri, verilen sözleri falan da herhalde hatırlıyoruz. “Sorumlulardan hesap sorulacak, şu olacak, bu olacak, zart zurt...” Kaza sonrası ortaya dökülen rezillikleri de biliyoruz. Madende cinayetin “Geliyorum” dediğini, bile bile işçilerin ölüme gönderildiğini, iş müfettişlerinin büyük gafletlerini bilmeyen, duymayan, okumayan kalmadı. Aradan tam 4 ay geçti. “Hesap soracaklarını, meselenin sorumlularının ortaya çıkarılacağını” söyleyenlerin nasıl da “yalan” söyledikleri artık aleniyet kazandı. İşte dünün haberi... Soma’daki madeni denetlemekle görevli iş müfettişleri hakkında soruşturma açılmasına izin verilmedi. Sizce niye? Müfettişleri korumak için mi? Asla. Müfettişleri korumak gibi bir dertleri olmaz. Müfettişlerin gerçeği açıklamasına engel olmak için. Ya müfettişler soruşturma sırasında, “Vallahi biz de gördük ama bize talimat verilmişti. ‘İşi engellemeyin’ denilmişti. Biz de bu yüzden gerçekleri yazamadık. Madenin o şekliyle yürümesine izin vermek zorunda kaldık. Yoksa bizi yakarlardı” demelerinin önüne geçmek için.   Yerlilik ve markalaşma DÜN Vestel ve Beko ile ilgili olarak “Gurur duydum” diye yazınca bazı okurlar, “İyi de kullandıkları yerli parça oranı ne? Ne kadar marka olabildiler!” diye itiraz ettiler. Haksız değiller. Biz de Ahmet Zorlu’ya aynı soruları sorduk. Yerlilik oranıyla ilgili sorumuza verdiği yanıt şöyle: “Elbette başlangıçta yerlilik oranı düşük oluyor. Parçaların tamamı yabancı menşeli bile olsa en azından yüzde 15-20 bir katma değer sağlıyoruz. Zamanla işi öğreniyor, yerlilik oranını her yıl birkaç puan artırıyoruz. ‘Daha fazla ne yapabiliriz?’ diye düşünüyoruz, Ar-Ge yapıyoruz ve giderek daha yerli oluyoruz. Hiç yapmasak ve hiç öğrenmesek daha mı iyi?” dedi. Markalaşma konusu ise anladığım kadarıyla Ahmet Zorlu’nun da çok sıkıldığı bir nokta. “Çok önemli bir üretici olduk ama marka olmayı henüz başaramadık. Avrupa’da ve dünyada üretici olarak çok saygın bir yerimiz var, ama tüketicinin karşısına marka olarak çıkamıyoruz. En önemli meselemiz bu. Bunu aşmamız lazım” diye sıkıntısını paylaştı. Tüm bunlarda devlet politikası asıl belirleyici olan. Ve tabii ülkenin genel imajı. Bu ise şirketlerin gücünü aşan bir durum.   Sağolasın Yavuz YAVUZ Semerci dün Habertürk’teki köşesine veda etti. Bu gazetenin kuruluş sürecinden beri yanımda olan, dostluğunu hep yanımda hissettiğim bir dost, bir meslektaş ve bir yazardı. Çok sıkıldığım anlarda sıkıntımı paylaştığım, çok sıkıldığı anlarda sıkıntısını benimle paylaşan, yazılarını keyifle okuduğum, destek olmaya çalıştığım ve bana destek olan bir dostum daha köşe yazılarına veda etti. Aylardır sıkılıyordu. Paylaştığımız sıkıntılar. Son birkaç ay içinde birkaç kez ayrılmak istediğini söyledi hep. Sonunda bıraktı. Elbette ki her zaman dostluğumuz sürecek. Ama köşesini çok özleyeceğim. Bu gazetede en keyifle okuduğum adamdı. Keşke bırakmasaydı.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Başlamadığımız bir işi bitiremeyeceğimizi anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Amaç siyasi zararı azaltmak
Köşe Yazıları
Amaç siyasi zararı azaltmak

Fatih Altaylı

Ekim 4, 2026

TFF’de istifa ya da istifalar yakın
Köşe Yazıları
TFF’de istifa ya da istifalar yakın

Fatih Altaylı

Ekim 2, 2026

SPK hâlâ suç duyurusunda bulunmadı
Köşe Yazıları
SPK hâlâ suç duyurusunda bulunmadı

Fatih Altaylı

Ekim 1, 2026

  • Videolar

Tümü
Hilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota Hilux görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke TekHilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota HiluxYeni Toyota Hilux tüm gücüyle sahnede! Direksiyonda Teke Tek’in bu bölümünde Fatih Altaylı, gelişmiş arazi performansı ve sportif detaylarıyla öne çıkan bu özel versiyonu test ediyor. Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim
Ekim 2, 2026
Yapay zeka 2030'da insanlığı yok edecek mi? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emre Onur Kahya & Fatih AltaylıYapay zeka 2030'da insanlığı yok edecek mi?00:00 Giriş 01:34 Yapay zeka üzerine çalışma yapmak için yurtdışına gitmesi 04:36 Jacob Coxon'un paylaştığı twit ve yapay zeka tehlikesi 20:51 Hugging Face saldırısı 36:33 Hugging Face nedir? 39:41 Hugging Face bu saldırıyı farketmese ne olurdu? 46:52 Yapay zeka devletlerin elinde daha mı güvenli? 55:41 Yapay zekanın gelişimi insanlara gösterilenin daha mı ilerisinde? 1:13:33 Yapay zeka çok tehlikeli hale gelmesi durumunda fişini çekmek mümkün mü? 1:19:03 Kapanış #işbirliği
Eylül 27, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Şampiyon olacağım dedim oldum!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Ali Türkkan & Fatih AltaylıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Şampiyon olacağım dedim oldum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:33 Dünya Gençler Şampiyonluğu ne demek? 02:30 Kaç pilot yarışıyor? 03:37 Ralli pahalı bir spor mu? 04:33 Otomobil sporuna nasıl başladı? 06:42 Bu işten ne zaman para kazanmaya başladı? 07:01 Neden ralliyi tercih etti? 08:59 Ralli mi, pist mi daha zor? 10:09 Dünya Şampiyonası’na nasıl katıldı? 11:29 Sponsorları az mı? 13:07 Yarışlarını nasıl izleyebiliriz? 14:37 Bu seneki hedefi ne? 17:57 WRC ile WRC2 arasında ne fark var? 19:18 Rallide araç kullanımında başka bir boyuta geçiliyor mu? 21:22 Dünya şampiyonu olunca ne hissetti? 22:48 Eğitim hayatı nasıl ilerledi? 23:59 Kariyer planlaması nasıl olacak? 25:20 Ford ile şampiyon olmaya devam edebilir mi? 26:55 Bir yıllık çalışma takvimi nasıl ilerliyor? 27:52 WRC2’de hedefi ne? 28:22 Federasyon yeterince destekliyor mu? 30:01 Formula 1 izliyor mu? 30:30 En zor otomobil sporu hangisi? 32:12 Nasıl bir antrenman programı izliyor? 33:14 Özel hayatını nasıl etkiliyor? 34:37 İşin duygusal boyutu nasıl? 38:54 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Eylül 27, 2026