İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Halt etmişsin The Economist

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Eylül 13, 2014

Halt etmişsin The Economist

THE Economist Dergisi, Türkiye ile ilgili “yanlış” yorumlar yapmaya devam edecek gibi görünüyor. Son olarak yaptığı yorum haberde, “Türkiye’de laikler köşeye sıkıştı” demiş The Economist. Kelimenin tam anlamıyla “halt etmiş”. Türkiye’de laiklerin köşeye sıkıştığı falan yok. Yıllar süren baskıya, yıllar süren köşeye sıkıştırmaya, yıllar süren aşağılamaya ve dışlamaya rağmen Türkiye’de “laiklik” adı altına sıkıştırılmaya çalışılan “Batılılaşma yanlısı, Atatürk’ün izinden gitmeye kararlı, modern” bir “çoğunluk” var. Bunların oranı yüzde 50’nin altında değil. Köşeye sıkıştırıldıkları falan da yok. Aslında gayet iyi durumdalar. Hâlâ ülkenin ekonomik gücünün büyük bölümünü onlar oluşturuyor, hâlâ ülkenin düşünsel gücünün büyük bölümünü onlar oluşturuyor, ekonomiyi hâlâ onların yaptıkları veya yaptırdıkları üretim ayakta tutuyor. Bütün baskılara rağmen ekonomik güçlerini koruyorlar, yaşam tarzlarını muhafaza ediyorlar, boyun eğmiyorlar, saklanmıyorlar, gerçek anlamda taviz vermiyorlar. Köşeye sıkıştıkları falan da yok. Ülkenin geleceğiyle ilgili kaygıları yok değil! Özellikle dış politikadaki hataların ülkeye yıllar boyu ağır fatura ödetecek olması ihtimalinden çekiniyor, rahatsız oluyorlar. Kurumların yıpratılmasından mutlu değiller. İçlerinde elbette bir sıkıntı var. Ama bunun nedeni köşeye sıkışmaları değil. Çünkü biliyorlar ki, günü gelince tüm bu tahribatı onarmak yine onlara düşecek. Tekerleği yeniden dingile oturtmak, çıkan çiviyi yerine koymak yine onların üzerine kalacak. Ama köşeye falan sıkıştıkları yok. Olan bitene bakarsanız kimin köşeye sıkıştığını görürsünüz. The Economist’e tavsiyem de etrafa bakmaları.   Yeni Türkiye’nin sınırında ya da Peşaverleşme AYLAR mı oldu yoksa yıl mı fazla emin değilim. Burada dedim ki, “Suriye politikamız yüzünden güney sınırımız, Pakistan-Afganistan sınırına dönecek. Sınır kentlerimizin her biri bir Peşaver olacak”. Oooo, yemediğimiz laf kalmadı. “Ne anlarmışım, ne bilirmişim, strateji benim boyumu aşarmış, ben maksatlıymışım, Türkiye bölgesel güçmüş, yanıbaşımızdaki olaylara seyirci mi kalmalıymışız....” Ve daha neler. Uzak görüşlü dış politikamız sayesinde geldiğimiz yer ortada. Yanı başımızda kıyamet kopuyor, biz eli kolu bağlı oturmak durumundayız. Sınır ise giderek “Peşaverleşiyor”. Suriye sınırımızdaki “açık pazarlarda” Kalaşnikof tüfekler 300 ila 500 TL’ye satılıyormuş. Ben uydurmuyorum, ajanslar geçmiş, dün gazetenin gündeminde okudum. Aynen Peşaver gibi. Orada da her türlü silahın hakikisi-çakması 50-100 dolara bakkalda satılırdı. Hâlâ satılıyordur eminim. Ama emin olun bunlar daha iyi günlerimiz. Arapların bile topyekûn imza attığı IŞİD belgesini imzalamayarak “sıyırdığımızı” zannediyor Ankara’daki “büyüklerimiz”. Öngörüleriyle nam salmış büyüklerimiz. Ben size olacakları anlatayım. ABD ve müttefikleri, Araplar, Kürtler hep birlikte IŞİD’i vurmaya başlayacaklar. Ne olacağı belli, IŞİD’li teröristler Türkiye sınırına yönelecekler, Türkiye’ye girmeye çalışacaklar, güvenli bölge diye. Teksas’taki üste bilgisayar oyunu oynar gibi İHA ya da Drone -ne derseniz deyin- uçuran Amerikalı asker takip edecek IŞİD militanlarını. Basacak tetiğe ya da yönlendirecek savaş uçağını. Türkiye mi, değil mi bakmayacak bile, önemsemeyecek. Basacak düğmeye atacak bombayı bizim topraklarımıza. Taliban diye az Pakistanlı vurulmadı Amerikan İHA’ları tarafından, az masumu öldürmedi Predatorlar Pakistan’da. Aynısı burada olacak. Ne yapacak Türkiye? Uçak kaldırıp Amerikan uçaklarını mı vuracak, Amerikan İHA’larını mı indirecek? Demiştim “Bu iş kötüye gidiyor” diye. Ben bilmiyordum stratejiyi. Alın bilenlerin hayrını görün.   Darbe olsa tankın önüne Çarşı çıkar AK Parti, Cemaat’i “paralel” ilan edip sövse de aslında Cemaat’e çok şey borçlu. En azından bir “yöntem” ve bir “söylem” bulma konusunda borçlu. Karşıtları ve olası karşıtları “bulup yok etme” konusunda AK Parti’nin bugün kullandığı yöntemlerin tamamı aslında Cemaat’in icadı. Medya aracılığıyla itibarsızlaştırma, güvenlik güçleri aracılığıyla suç bulma ve yargı aracılığıyla ortadan kaldırma. Bugün hükümetin Cemaat’e karşı uyguladığı bu yöntemin mucidi Cemaat ya da Cemaat adını kullanarak bu işleri yapanlar, bilemiyorum. Söylemde ise yine Cemaat’in bir dönem bulduğu “söylemler” hâkim: “Darbe.” Öylesine “sihirli” bir kelime ki darbe, kullandığınız anda akan sular duruveriyor. Kendi kitlenizin yanı sıra “demokrat” olduğunu söyleyenleri de yanınıza alıveriyorsunuz. Öyle ya, en kötü demokrasi bile en iyi darbeden iyi değil mi! Cemaat bu yöntemle yıllarca herkesi önce itibarsızlaştırdı, sonra içeri attı. Tabii hükümetin de desteği, onayı, bilgisi ve hatta belki de talebiyle. “Ulan adam emekli olalı 10 yıl olmuş, ne darbesi?” desen de, “Yahu adam o sırada yurtdışında, o toplantıya katılmadığı gibi toplantıdan haberi dahi yok” desen de “darbeci” diye herkes, yargı eliyle yargısız infaza tabi tutuldu. Şimdi aynı yöntem Cemaat’e uygulanıyor. Tabii bu söylem öylesine güçlü ki, herkese uygulamak mümkün. Şimdi de Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı, darbeci ilan edildi. “Deli misiniz, divane misiniz, Türkiye’de hakiki darbe olsa, belki de tankın önüne çıkacak üç beş kişi varsa o da Çarşı’dan çıkar” diyeceklerine Çarşı’yı darbeci ilan ediyorlar. Ama ne yapacaksın... Söylem güçlü. Her muhalif darbeci, senin gibi düşünmeyen herkes darbeci, “Temiz toplum” diyen darbeci. Darbe dedin mi akan sular duruyor. Ahh Cemaat ah. Bu icadın bile, haklı olduğun zaman dahi yanında olunmamasına yetiyor. Bilmem anlatabildim mi!

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Azgelişmiş toplumlarda bilginin cehaletle yarışamayacağını anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026