İstanbul 17°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Ahmet Davutoğlu davul çalabiliyor mu!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Eylül 17, 2014

Ahmet Davutoğlu davul çalabiliyor mu!

DÜNKÜ köşede Ahmet Davutoğlu'yla ilgili bir yazım yer aldı. Davutoğlu, üslubunun yumuşak olduğunu, ayrımcılık yapmadığını ve muhalefetin de kendisine aynı şekilde mukabele etmesini istediğini söylemişti ve ben de bunun Türkiye için yeni bir şans olabileceğini söylemiştim. Davutoğlu aslında, ''Ben Tayyip Bey gibi değilim'' demek istiyordu. Bunu elbette açıkça söylemiyordu, ama ima ettiği açık biçimde buydu. Zaten ben de bu nedenle, ''Bu durumun yeni bir dönem ve Türkiye'de ortadan tamamen kalkan anlayış ortamını yeniden ortaya çıkarabilecek ve normalleşmeyi sağlayacak bir tutum'' olabileceğini söyledim. Ancak yazımı okuyunca bir eksik buldum. Evet, Ahmet Davutoğlu'nun, ''Beni muhatap alın, ben ötekileştirici değilim, oturup konuşabiliriz'' talebi yerinde bir taleptir, ama bir şartla. Eğer Türkiye'yi Ahmet Davutoğlu yönetecekse. Çünkü muhalefetin eleştiri hedefi iktidardır ve muhatabı da iktidarın lideridir, yürütmenin başıdır. Yani ''davulu kim çalıyorsa'' muhalefet onu hedef alır, onunla muhatap olur. Ahmet Davutoğlu da ''davulu çalan'' olduğunu ispatladığı gün kaçınılmaz bir biçimde muhalefetin olumlu ve olumsuz yaklaşımlarının hedefi ve muhatabı olacaktır. Ama bunun için öncelikle davulun ve tokmağın kendisinde olduğunu ispatlaması gerekecektir. ''Bakın davul benim boynumda'' demek, Davutoğlu'nu ne davulcu yapar ne de sahibi. Herkes tokmağın kimde olduğuna bakar. Tokmak onda değilse ne ritim onun ritmidir, ne de çıkan ses onun sesi. Böyle bir durumda da elbette ki muhatap alınmaz. Bırakın muhataplığı, ciddiye bile alınmaz. Tokmağı ele alırsa o zaman haklı olur...   Kim bu IŞİD'çiler IŞİD, IŞİD, IŞİD... İçimiz dışımız IŞİD. Öyle bir hal aldı ki, artık analar babalar, yemek yemeyen çocukları "Seni IŞİD'çilere veririm" diye korkutmaya başladılar herhalde. Vallahi ben çocuk olsam bu tehditle her şeyi yerim. Peki kim bu IŞİD'çiler. Dünya basınından okuduğumuz kadarıyla 81 ülkeden insan varmış IŞİD'de, bunlara insan demek mümkünse. Benim içinse bunlar 1980'lerde ortaya çıkan bir "prototip"in türevleri. Belki aynı değiller ama "ölümcül" bir virüsün "mutasyona" uğramış hali. Bugün IŞİD diye gördüğümüz "devletsiz" devletçiklerin veya "terör" devletlerinin mucidi aslında ABD. 1980'lerde bunları Afganistan'da örgütleyen ve bu örgütlenmeye uluslararası katılımla Sovyetler'e karşı savaşacak bir organizasyon yapma fikrinin mucidi ABD ve CIA. O dönemde ve sonrasında Afganistan'da gördüğümüz bu tiplerin bir bölümüyle daha sonra 1990'larda "Bosna"da Yugoslav iç savaşı sırasında karşılaştık. Karşılaştık derken bizzat, şahsen karşılaşmaktan söz ediyorum. Sonra aynı ekiple Çeçenistan'da görüştük. Pek çok cephede birlikte savaşmış, birbirlerini yakından tanıyan bir tür "lejyoner" grubuydu bunlar. Bosna'da tanıştığım bir Ürdünlü imamla Çeçenistan dağlarında yeniden karşılaştığımda bu kez yanında 12 yaşındaki oğlu da vardı ve onu da savaşmaya getirmişti. Hepsi "bilinmeyen" bir kaynaktan besleniyor, hizmetleri karşılığı o dönemde 200 ila 400 dolar arasında para alıyorlardı. Tüm İslam ülkelerinden gelenler olduğu gibi, Almanya'dan, İngiltere'den, Fransa'dan ve Amerika'dan gelenler de az değildi. Kimi doğuştan Müslüman'dı, kimi sonradan olma. Çeçenistan dağlarında Rus askerlerinden kaçarken sabah namazı kılmak istemeleri üzerine, "Şimdi boşverin, sonra kaza edersiniz" deyince beni öldürmeye kalkışmışlar, Suudi bir imamın araya girmesiyle canımı zor kurtarmıştım. Bunların bir bölümü inanmış Müslümanlar, bir bölümü profesyonel cihatçılar, bir bölümü dinle imanla alakası olmayan maceracılar, bir bölümü etnik veya mezhepsel nedenlerle bu işe girmeyi farz görmüş insanlardı. Şimdi sosyal medyanın ve internetin gücü sayesinde çok daha hızlı gelişip çok daha fazla adam bulabiliyorlar. Ve öyle görünüyor ki, dünyanın farklı bölgelerinde her an IŞİD benzeri yeni yapılanmalar ortaya çıkabilecek.   CELAL HOCA'DAN MEKTUPLAR Sıkıntıların sebebi: Cehalet OKURLARIM çok âlem. Soruyorlar, "Celal Hoca'dan yeni mektup gelmedi mi?" diye. Yayınlayınca kızıyorlar, sövüyorlar ama mektup gelmeyince de merak ediyorlar. Gelmez mi, geliyor ama Sevgili Şengör'ü çok sevdiğim için yayınlamıyorum. Çünkü mektuplarına gelen tepkileri kendisine iletiyorum. O da tek tek hepsine yanıt veriyor, hepsiyle tartışıyor. Onca bilimsel çalışması arasında vakit kaybı onun için ama o memnun. Madem çok sevdiniz. Alın bu da son mektubu: "Sevgili Fatih, 10 işçimizin hayatını kaybettiği müessif asansör kazası hakkındaki isyanını okudum; hak vermemek ne mümkün? Ama bir baktım isyan eden bir kişi daha var: Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç Bey! Hem de Bülent Bey sadece asansör kazasına değil, daha nelere isyan ediyor, sanırsın muhalefet sözcüsü. Şöyle diyor: 'O kadar yasal düzenleme yapıyoruz. O kadar işçi sayımız artıyor. O kadar yeni güvenlik tedbirleri alıyoruz. Ama buna rağmen eğer bu iş kazaları olup hayatımız kaybedilebiliyorsa nerede bir eksiklik var veya uygulamada nerede bir aksama var, şüphesiz bunları görebileceğiz.' Bülent Bey eksiklik nerede merak ediyorsa, ona bir kitap tavsiye edeyim: Başlığı Ortadoğu Bilimi, yazan da meşhur biyolog, Mungo Park Madalyası sahibi, Edgar Barton Worthington (1905-2001; Worthington, E. B., 1946, Middle East Science: His Majesty's Stationary Office, London, xiii+239 s.+1 katlanır harita). Bu kitap 1941 yılında İngilizler tarafından kurulmuş olup 1942'de Amerika'nın harbe girmesiyle bir Anglo-Amerikan kuruluşu haline getirilmiş olan Ortadoğu Levazım Merkezi'nin (Middle East Supply Centre) çalışmalarının bir raporu. Çalışmaların amacı, hem Kuzey Afrika'da hem de Doğu Avrupa'da Almanlara karşı savaşan Amerikan, İngiliz ve Rus birliklerinin desteklenmesi amacıyla Ortadoğu limanları kullanılırken, bu limanların kullanılması sonucu Ortadoğu'ya gerekli malzeme akışının azalmasının yarattığı boşluğun yerel imkânlarla nasıl doldurulabileceğinin araştırılması. Bu nedenle şu konularda bilimsel araştırmalar için personel yollanıyor ve mahalli personelin eğitimi genişletilip hızlandırılıyor: Arazi mesahası, jeoloji, meteoroloji, nehirler, yeraltı suyu, su depolanması, su hakları, geçmişten alınan dersler, bitkiler ve hayvanlar, ormancılık, deniz balıkları av alanları, kara içi balıkları av alanları, insan hastalıkları, beslenme, sağlık ve tıbbî hizmetler, nüfus ve sosyal incelemeler. Müttefiklerin Ortadoğu'da bu konularda buldukları hemen hiçbir altyapı, hiçbir yetişmiş insan, hiçbir eğitim kurumu yok. Her konuda sıfırdan başlamak ihtiyacını hissetmişler. Harp içinde olunduğundan adamlar her bulabildikleri olumlu şeyi kullanacaklar, ama tek bir olumlu kurum bulamıyorlar. Sudan'dan Türkiye'ye uzanan geniş alanda Birinci Dünya Savaşı sonrası kurulan müstemleke idareleri dışında tek bir jeolog yok. İşte Bülent Beyciğim, sizin sıkıntılarınızın sebebi: Cehalet! Partinizin Başbakanlığa uygun gördüğü zat Osmanlı'nın bu coğrafyada yaptığı 'hayırlı' işler hakkında kitaplar yazmış bir akademisyen. Dediklerinin tamamının temeli çürük; gerçeğe dayanan tek bir satırı yok. Rüya ürünleri. Zaten dışişleri politikası da geniş bilgi ve anlayışını gösterdi. Siz gene de onu Başbakan yaparak ödüllendirdiniz. Türkiye'yi bu halden kurtarmak isteyen Atatürk'ün izlerini silmek, temsil ettiğiniz hareketin can damarıdır ('iki ayyaş' sözünü hatırlatırım). Bu hareket sözde gelenek ve göreneklerimiz uğruna Türkiye'yi bir cahiller cehennemine çevirmiş, bir Atatürk'ü olamamış olan Ortadoğu'daki Osmanlı harabesini ülkemize geri taşımıştır. Gelenek ve görenek nasıl ele alınmalıdır, merak ediyorsanız, şunu da okuyunuz: Popper, K. R., 1972, Towards a rational theory of tradition: Conjectures and Refutations'da: Routledge, Kegan and Paul, Londra. Adam gibi eğitimli adamlarla çalışmadıkça istediğiniz kadar eylem planı yapın, ölümler ve felaketler devam edecektir. Ama eğitimli adamı nerede bulacaksınız? Onu da biraz siz düşünüverin. Sevgiler, Fatihciğim, Celâl"

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Amin dediğimiz her duanın gerçekleşeceğini zannetmediğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Golü ye, tehlikeyi atlat
Köşe Yazıları
Golü ye, tehlikeyi atlat

Fatih Altaylı

Mayıs 22, 2026

Dostu olmayan adam
Köşe Yazıları
Dostu olmayan adam

Fatih Altaylı

Mayıs 21, 2026

Hiçbir şey yeni değil
Köşe Yazıları
Hiçbir şey yeni değil

Fatih Altaylı

Mayıs 20, 2026

  • Videolar

Tümü
"Atatürk'ü anlamak için tek kitap yeterli değil!" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı - Teke Tek Kitap"Atatürk'ü anlamak için tek kitap yeterli değil!"Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. 00:00 Giriş 03:27 Atatürk hakkındaki kitaplar 05:52 Lord Kinross'un "Atatürk" kitabı 11:13 Nutuk 12:38 Afet İnan'ın "Atatürk hakkında hatıralar ve belgeler" kitabı 20:25 Edward Casey "Mekânın kaderi" kitabı 21:26 Turan Farajova'nın "İstanbul Apartmanları" kitabı 24:21 Fabio Grassi'nin "Atatürk" kitabı 26:07 Ahmet Kuru'nun "İslam" kitabı 34:29 19 Mayıs 36:56 Şiir kitapları 39:12 Kapanış #işbirliği
Mayıs 19, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Ticarette başarısız olduğum için tiyatrocu oldum” görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Alper KulFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Ticarette başarısız olduğum için tiyatrocu oldum”Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:22 Trabzonlu olması 05:10 Amerika'da neden tiyatro okumaya gitti? 07:34 Boş vakitlerinde hammallık mı yapıyordu? 11:23 Ferzan Özpetek'le Hamam filmindeki rolü neydi? 13:00 BKM'nin kuruluşundan beri orada mı? 19:50 Oynadığı diziler neler? 23:49 Askerlik anıları 29:00 Güldür Güldür'de oynamak yorucu değil mi? 33:53 Güldür Güldür'den neden ayrıldı? 35:33 Barselo oyunu nedir? 38:15 En sevdiği branş hangisi? 39:38 Çocuklarının isimleri 40:27 “Erkekler kendini ifade etmekte zorlanıyor” cümlesi 43:43 Evlilik nasıl gidiyor? 48:21 Ticari girişimlerindeki başarısı? 1:00:11 Şu anda olan oyunları neler? 1:01:09 Ortam sanatçı açısından zorlayıcı mı? 1:04:03 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Mayıs 17, 2026
Hantavirüs, Covid-19’dan daha büyük tehlike mi? görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Önder Ergönül & Fatih AltaylıHantavirüs, Covid-19’dan daha büyük tehlike mi?Espresso, cold brew, filtre kahve; tek cihazda. Ninja Luxe Café Premier'ı keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/collections/ozel-fiyatlar?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_April26 https://www.sharkninja.com.tr/products/ninja-luxe-cafe-premier-espresso-makinesi-es601eu?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_kahve_makinesi_April26 Shark PowerDetect Clean&Empty ile güçlü algılama ve Auto-Empty sistemiyle toza temas etmeden hijyenik temizliği keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-powerdetect-clean-empty-sarjli-dikey-supurge-gold-ip3251eut?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_April26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:08 Hantavirüs nedir? 08:22 Hantavirüs türleri 10:29 Hantavirüs yayılan gemideki ilk vakalar ve dünyadaki geçmişi 24:01 Türkiye'deki hantavirüs vakaları 27:22 Hantavirüsün belirtileri 31:49 Kırım Kongo Kanamalı Ateşi 37:58 Hantavirüs yayılan gemideki insanların karantinaya alınması gerekiyor mu? 39:26 Bu gemideki hantavirüs solunum yolu ile mi yayılıyor? 40:26 Dünya Sağlık Örgütü gemideki insanların durumlarını tek tek takip ediyor mu? 41:38 Koç Üniversitesi'ndeki çalışmaları nasıl gidiyor? 44:38 Hantavirüs ismi nereden geliyor? 45:33 Önümüzdeki dönemlerde korkmamız gereken yeni virüsler olacak mı? 46:27 Grip ve zatürre aşıları 47:46 Aşıların kalp krizi yapma riskleri var mı? 51:03 Kapanış
Mayıs 17, 2026