İstanbul 23°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Kötü muameleye maruz kalmış şahane bir kadın gibi: KÜBA

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mart 15, 2015

Kötü muameleye maruz kalmış şahane bir kadın gibi: KÜBA

Küba izlenimlerimi aktardığım yazı dizisinin son gününü, Küba deyince akla ilk gelen şeye, purolara ayırdım. Gerçekten de puro, Küba’nın hem en önemli ihraç ürünü, hem de gurur kaynağı. Bu gurur haklı bir gurur; çünkü Orta Amerika’nın hemen her yerinde puro üretiliyor ama pek azı Küba purolarının lezzetine erişebiliyor.   ZANAAT DEĞİL SANAT Küba’da puro üretimi, tarladan başlayan ve puro kutuya yerleştirilince sona eren bir sanat. Dikkat edin “zanaat” demiyorum, “sanat” diyorum. İlk aşama tütünün ekimi. Küba’nın hemen her tarafında, Havana’nın kırsalından başlayarak tütün tarlaları uzanıyor. Bu plantasyonların her biri, farklı lezzet ve kalitede tütünler üretiyor. Tarlalar sürekli bakım altında. Tütüne bol su gerektiği için kurak mevsimde tarlaları sulayabilmek amacıyla her tarlanın yakınında o tarlaya ait bir de büyük gölet bulunuyor. Tütünler belirli boya eriştikten sonra toplanıyor ve puro süreci başlıyor. Her tarladan yılda üç kez ürün alınıyor.   KURUTMA Puro tütünleri asla açık havada kurutulmuyor. Tarlaların ortasında bulunan dev ambarlar, kurutma işi için. Toplanan tütünler ipe dizildikten sonra önce bu ambarın zeminindeki askılara asılıyor. Ancak tütünlerin dizilmesi öyle gelişigüzel yapılmıyor. Yapraklar, bitkinin üzerindeki yerlerine göre ayrı ayrı sınıflandırılıyor. Üst yapraklar, ortadaki yapraklar ve alt yapraklar. Çünkü bunların her birinin lezzeti ve nikotin dereceleri farklı. Bu farklılık, fabrikaya gidinceye ve puro sarılıncaya kadar korunuyor. İlk ay burada geçiyor. Bir sonraki aşamada tütünler biraz daha yükseğe asılıyorlar. Duruma göre 1 ile 2 ay arasında o seviyede kalıyorlar. Ardından daha yukarı taşınıyorlar. 1 ile 2 arasında da o seviyede tam olgunluğa erişiyorlar. Ancak süreç burada bitmiyor. Yaklaşık 4 ayda tütünler kurumuş oluyor.   FERMANTASYON Kurutma bittikten sonra fermantasyon süreci başlıyor. Muz ağacının dev yapraklarına balya halinde sarılan tütünler başka bir depoya alınıyor ve 3 ay süreyle muz yapraklarının arasında fermante oluyorlar. Bazı purolarda bu süre 6 aya kadar çıkıyor. Çok daha uzun süre fermante edilen tütünler de var.   DIŞ YAPRAK ÖZEL Puronun dışındaki kadife gibi yaprakların yetiştirilme süreci ise tamamen farklı. Puronun dış kabuğunu oluşturan bu özel tütünler, tarlalardaki özel bölgelerde yetiştiriliyor. Bu tütünlerin yetiştiği yerlerin üzerinde bizim pazar yerlerindeki gibi gölgelikler var. Bunlar dış sargı yapraklarını yağmurdan, direkt güneş ışığından koruyor ve yaprakların dış yüzeyinin hasar görmesini engelliyor. Bunların kurutma yöntemleri de balyalama yöntemleri de farklı. İşin ilginci, puronun en lezzetsiz tarafı bu dış sargı yaprakları. Bunların lezzeti değil, görüntüsü önemli. Lezzet, içine konulan tütünlerle sağlanıyor. Tarlada yetiştirilen ve çiftçiler tarafından ilk fermantasyonu yapılan tütünler, fabrikalara yollanıyor. Burada ikinci fermantasyon süreci başlıyor. Ardından tütünler özel havuzlara alınıyor ve burada yıkanıp bekletiliyor. 1 yıla yakın bekletilen tütünler olduğunu öğreniyoruz. Yapraklar arasındaki ayrım burada da korunuyor.   NİKOTİN DAMARDA Ardından tekrar kurutulan tütünler, yaklaşık yüzde 80-90 arası bir nemlilikle, yaprak ayırıcılarının önüne geliyor. Burada kadınlar yaprakları türlerine göre iyice ayırıyor ve yaprakların damarlarını elleriyle çıkarıyorlar. Bu çok önemli; çünkü puronun sigaradan çok daha az zararlı olduğu inancı buradan kaynaklanıyor. Tütünün taşıdığı nikotinin yüzde 70’i bu damarlarda. Damarlar çıkarılınca nikotin de ciddi miktarda azalmış oluyor. Daha sonra “aficionado”lar bu tütünleri lezzetlerine göre ayırmaya başlıyorlar. Hangi puroların, hangi tütünle sarılacağına karar veriyorlar. Sonra iş puro sarıcılarına geliyor. Puro sarımı yapanlar, ilk olarak 9 aylık bir eğitim alıyorlar ve en basit puroları sarmakla işe başlıyorlar. Ustalaştıkça daha üst kalite puroları sarmaya başlıyorlar. En iyi ustalar, ki bunların çoğu kadın, torpedo, presidente, pyramido ve perfecto tipi puroları sarıyorlar.   UZMAN, TÜTÜNÜ VERİYOR Puro sarma ustası, sabah hangi puroyu saracağını öğrendikten sonra depoya gidiyor ve saracağı puroyu söylüyor. Depodaki “aficionado” ya da “puro uzmanı”, kendisine o puro için uygun olduğunu önceden belirlediği tütünleri veriyor. Biraz orta yaprak, biraz üst yaprak, biraz da alt yapraktan oluşan bir karışım. Sarıcı, bu yaprakları alarak tezgâhına oturuyor ve hepsinden gereken kadarını alıp puroyu oluşturuyor. Önce kalıba koyup düzeltiyor, sonra da dış yaprağını sarıp puroyu bitiriyor ve yeniden kalıba koyuyor. Arada kalite kontrolcüler gelip her ustadan puro alıyor ve bunu özel bir makinede test ediyorlar. “Yeterince sıkı mı ya da fazla gevşek mi, hava geçirme oranı ne?” diye test ediyorlar. Bu çok önemli. 1980’lerde o sırada henüz Küba’dan atılmamış olan Davidoff’un yüz bini aşkın puroyu “kalitesiz” diye imha ettiği biliniyor. Yaklaşık 500-600 kişi aynı salonda puro sarıyor ama ustalık derecelerine göre herkesin ayrı bir yeri ve sırası var.     PURO MARKALARI SON DERECE EDEBİ Puro sarıcılarının çalıştığı salonda yüz yıllık bir gelenek hâlâ sürüyor. “Okuma” geleneği. Salonun tam ortasında yüksekçe bir yere konumlandırılmış bir kürsü var. Ve bir de mikrofon. Gün içinde bu mikrofona çıkan bir “okuyucu”, puro sarıcılarına gazete okuyor, kitap okuyor. Sabahları gazete haberleri okunuyor. Öğlene doğru eskiden TRT radyolarında dinlemeye alışık olduğunuz “Arkası Yarın” türü bir programda tiyatro eserleri dinletiliyor. Öğleden sonra ise kitap okunuyor. Genelde de klasik eserler. Ve zaten puro markalarının bazıları bu okunan kitaplardan geliyor. Mesela, Shakespeare’in “Romeo ve Juliet”i veya Alexander Dumas’ın “Monte Cristo Kontu” gibi. Purolar daha sonra kutulara konuluyor ve bir süre dinlendirildikten sonra dünya piyasalarına veriliyor.   HABANO TEKELİ Küba’da puro işi devlet tekelinde. Pek çok markanın kendi fabrikası var. Bazı çok ünlü ve çok kaliteli markalar ise bu fabrikalarda fason üretim yaptırıyorlar. Bunları yasal nedenlerle yazamıyorum, kusura bakmayın. Tüm üretim tesisleri, Küba’nın puro tekeli şirketi “Casa del Habano”ya ait. Puroları dünyaya pazarlayan da Casa del Habano. (Bir ara İstanbul’da da bir şube açtılar ama kısa süre sonra kapandı. Şimdilerde yeniden açılması söz konusu imiş.)   BİR ZAMANLAR ZİNO VARDI Aslına bakarsanız 1990’ların başına kadar Küba purolarını dünyaya büyük ölçüde Zino Davidoff adlı Rus kökenli, İsviçreli bir Yahudi pazarlıyordu. 1900’lerin başında aile işi olan tütüncülüğü öğrenmek için Güney Amerika’yı arşınlayan Zino, 1900’lerin ortasında Küba purolarını Avrupa’da pazarlayan en önemli firmalardan biri, hatta birincisiydi. Devrimden sonra Küba hükümeti, Zino’ya “Küba’da kendi markanı üret ve bizim puroları pazarla” teklifi götürdü. 1967 yılında Cuba Tobacco ile bir anlaşma imzalayan Zino Davidoff, bu markayla büyük bir hâkimiyet kurdu. Ancak ortaklık 1989 yılında bozuldu. 1990 yılından sonra ise Zino Davidoff’un Küba üretimi puro satması yasaklandı. Ve onun yerini Casa del Habano doldurdu. Şimdi de yüze yakın Küba puro markasını üreten ve satan Casa del Habano.     HER BOYUN BİR ADI VAR Purolar boylarına ve kalınlıklarına göre sınıflandırılıyor ve hepsinin bir “adı” var. Çok detaya girmeden ve bazı çok özel boyları dikkate almadan genel hatlarıyla puro boyları küçükten büyüğe doğru şöyle isimlendiriliyor: Mini cigarillo, cigarillo, petit bouquet, perla, petit robusto, petit edmundo, laguito no. 3, robusta, cocnchita, petit corona, campana, corona, carlotta, corona gorda, laguito no. 2, pyramid torpedo, corona grande, toro, piramide, presidente, lonsdales, culebra, Churchill, lancero, double corona, gran corona.   DIŞ YAPRAK RENKLERİ Puroların bir de renkleri var. Dış kaplamasındaki tütün rengine göre ayrılıyorlar. En açık renk candela. Onu sırasıyla claro, colorado claro, colorado, colorado maduro, maduro ve oscuro takip ediyor. Bu dış renkler görüntüyü etkilese de aslında lezzeti çok fazla etkilemiyor. Konuştuğum bir puro eksperi, “Modaya göre değişiyor. Tadındaki değişikliği biz bile zor anlarız. Çünkü içi aynı” dedi. Renk seçenlerin bilgisine. Böylece Küba’yla ilgili yazımızın sonuna geldik. Olumlu ve olumsuz yönlerini karşılaştırınca Küba her şeye rağmen gidilesi, görülesi bir yer. Çok iyi insanların yaşadığı, tüm sıkıntılarına rağmen güler yüzlü olmaya çalıştığı, özellikle turistlerin el üstünde tutulduğu, güvenlik sorunu olmayan bir ülke. Yerli dilindeki anlamı olan “yaşamak için güzel bir yer”in hakkını veren bir ada. Çok daha iyi durumda olmayı hak eden, bir erkek bakış açısıyla “kötü muameleye maruz kalmış şahane bir kadın” gibi Küba. Kübalılar şimdi Amerika’yı bekliyorlar. Ancak bu konuda duyguları karışık. Kimileri “Amerika gelecek ve her şey çok iyi olacak” derken, bir başka görüş “Amerika gelecek ve elimizde olanları da kaybedeceğiz” şeklinde. Ancak şimdiden hazırlıklar başlamış. Oteller önümüzdeki yıl için turizm şirketlerine fiyat vermiyormuş. “Amerikalılara göre belirleyeceğiz” diyerek. Emlak satışları durmuş. Ancak konuştuğum bir Kübalı yetkili, “Amerika’yla ilişkilerin normalleşmesi bugünden yarına olacak iş değil. Bana göre en az 10 yıl lazım” dedi. Bilemiyorum. Bildiğim tek şey, Küba’nın görülesi bir yer olduğu.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Kurşun atana af, saçını örene ihraç
Köşe Yazıları
Kurşun atana af, saçını örene ihraç

Fatih Altaylı

Ağustos 20, 2026

Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”
Köşe Yazıları
Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”

Fatih Altaylı

Ağustos 19, 2026

Yapay zeka tartışmaları
Köşe Yazıları
Yapay zeka tartışmaları

Fatih Altaylı

Ağustos 18, 2026

  • Videolar

Tümü
140 yıllık mirasın sonucu! Mercedes-Benz yeni GLC görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke Tek140 yıllık mirasın sonucu! Mercedes-Benz yeni GLCMercedes-Benz’in 140 yıllık inovasyon ve mühendislik yolculuğu, otomobilin geçmişinden geleceğine uzanan güçlü bir hikâye. DİREKSİYONDA TEKE TEK’in bu bölümünde Fatih Altaylı’dan Mercedes-Benz’in 140 yıllık tarihini ve bu yolculuk boyunca şekillenen inovasyon anlayışını dinliyoruz. Ardından, bu köklü mirasın geleceğe uzanan temsilcisi Yeni Elektrikli GLC’yi direksiyon başındaki deneyimleriyle keşfediyoruz. Mercedes-Benz’in geçmişinden geleceğine uzanan bu yolculuğa siz de eşlik edin. #MercedesBenzTürkiye #DireksiyondaTekeTek #YeniElektrikliGLC #işbirliği Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:11 Mercedes-Benz’in tarihi ve GLC’nin üretimi 03:20 800 Volt mimarisi nedir? 04:26 Dış tasarım 07:22 Yan görünüm ve içine ilk bakış 09:41 Kokpit tasarımı 11:43 Teknik bilgiler ve sürüş izlenimi 15:25 Cam tavan ve multimedya 16:20 Otonom sürüş kabiliyeti 17:05 Konforu arttıran detaylar 20:31 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli
Ağustos 21, 2026
Osmanlı'da modernleşme görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimOsmanlı'da modernleşmeShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 04:55 Modernleşme nedir? 12:00 Osmanlı'da modernleşmenin ilk adımları 18:40 Modernleşme ve gelenekçilik 23:32 Osmanlı'da bankacılık sistemi neden kurulamadı? --shorts 26:45 Osmanlı'nın zengin tebaası var mıydı? 39:29 Türk aydınları kendi çağdaşları arasında geride mi? 52:25 Batı’nın teknolojisi hariç başka bir şeyini almamak mümkün mü? 56:07 Mısır modernleşmesi niye durdu? 1:03:21 İran modernleşmesi 1:16:48 Kore modernleşmesi 1:21:15 Kapanış #işbirliği
Ağustos 16, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Faruk SabancıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:04 Neden sanayici olmadı da DJ oldu? 07:46 Zengin bir aileden gelmek bu işte avantaj mı? 09:55 Tiësto onu nasıl keşfetti? 12:29 Nasıl bir hayat geçirdi? 15:16 DJ'liğe nasıl başladı? 17:36 Parçaları sürekli değiştiriyor mu, yoksa aynı parçaları mı çalıyor? 21:47 Günde kaç saat müzik dinliyor? 23:18 Hangi ülkelerde konser verdi? 24:11 Örnek aldığı DJ'ler var mı? 25:28 DJ'likte hedefi ne? 27:07 Türk sanatçılarla projeler düşünüyor mu? 30:15 Canlı orkestrayla birlikte çalmayı planlıyor mu? 30:43 Yapay zekânın DJ'liğe etkisi 35:57 DJ'likte para var mı? 38:05 DJ'likte telif meselesi nasıl oluyor? 38:41 Bir DJ en çok nerede çalmak ister? 42:42 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 16, 2026