İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Renault’nun ‘uzay’lısı

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Ağustos 21, 2016

Renault’nun ‘uzay’lısı

Bilmem bilir misiniz ama Fransız üreticiler, otomobil tarihini yazanlar arasında çok önemli bir yer tutarlar. Bugün Concours d’Elegance yarışmalarında özellikle 2. Dünya Savaşı öncesi dönemin otomobilleri arasında yarışmaları kazananlar genelde Fransız üreticilerin otomobilleridir. Özellikle Citroen ve Renault’nun otomotiv endüstrisine kattığı pek çok yenilik vardır. Renault’nun Espace’ı da bu katkılardan biri sayılabilir. Renault, Espace’ı 1984 yılında tanıttığı zaman otomobil dünyası için çok büyük bir yenilik olarak görüldü ve Espace ile birlikte otomotiv endüstrisinde yepyeni bir sınıf doğdu: Monospace. Ama işi bilenler için Espace’ın hikâyesi çok daha eskiye dayanıyordu. Chrysler için çalışan İngiliz tasarımcı Pollock, 1970 yılında çok avangard bir proje hazırlamıştı. Projeyle önce Matra Simca ilgilendi. Daha sonra Simca’nın Peugeot grubuna satılmasıyla proje Peugeot’nun eline geçti. Ancak Peugeot projeyi pahalı ve gerçekleştirmesi çok riskli buldu. Daha sonra Chyrsler bir göz attı. Onlar da hayata geçirmediler. En sonunda proje Matra’nın elinde kaldı ve onlar da bu projeyi Renault’ya getirdiler. 1980’lerin başında Renault, Matra ile birlikte Espace projesini gerçekleştirmek için yola çıktı. Yeni otomobil bir Renault olacak ama Talbot tarafından üretilecekti. 1984 yılında yollara çıktığı zaman büyük bir şaşkınlık ve hayranlık uyandırdı. Zamanın çok ötesinde bir tasarım ve anlayıştı. Adı gibi “uzay”lılar tarafından dünyaya indirilmiş gibiydi. Benim Renault Espace ile tanışmam da o yıllarda oldu. Rahmetli Ekrem Dürüst bir gün Galatasaray Spor Kulübü’ndeki bir toplantıya Espace ile gelince ben de ilk defa bir Espace görmüş oldum. (Ekrem Dürüst, Ali Dürüst’ün ağabeyidir. Ve Ali, Galatasaray’la ilgilenmezken Ekrem Dürüst, Galatasaray yönetimlerinin vazgeçilmez ismi ve hayatımda gördüğüm en renkli kişiliklerden biriydi. Nur içinde yatsın.) İlk Renault Espace’tan sonra üretilen 2, 3 ve 4. jenerasyon Espace’lar ne yazık ki ilk Espace’ın yarattığı etkiyi yaratmaktan uzak, sıradan monospace’ler olarak göze çarptı ve Renault’nun bu alt markasını layık olduğu yerden uzaklaştırdılar. Ancak 2015 yılında yollara çıkan 5. jenerasyon Espace, Renault’nun bu uzaylı modelini yeniden layık olduğu noktaya taşıyacak gibi duruyor. Bu kadar girizgâhtan sonra gelelim bu hafta yaklaşık 2 bin kilometre boyunca denediğim “Initiale Paris” modelini sizlere tanıtmaya. Renault’nun yeni Hollandalı tasarımcısı, yeni Clio ile başladığı markayı bir üst sınıfa taşıma hamlesini Espace ile de sürdürüyor. Espace’ın dış görünümü kusursuza yakın güzellikte. Önde gayet heybetli bir ızgara ve ortasında bu heybete yaraşır bir Renault logosu. Yanda su gibi akan hatlar ve iri otomobili zarifleştiren arka tarafta daralan pencere çizgileri. Bunları çevreleyen Mercedes Maybach’vari metalik çerçeveler. Arka tampon altında gri difüsör benzeri koruyucu plakanın ise metalik olmaması bir başka kusur bana göre ama bunların hiçbiri otomobilin harika görüntüsünü bozmuyor. 19 inçlik alaşım jantlar ise tek kelimeyle süper. KUSURSUZ İÇ MEKÂN OLDUKÇA FERAHLATICI Espace’ın iç mekânı dizayn ve kalite olarak tam anlamıyla kusursuz. Analog görünümlü dijital göstergeler sürüş modunuza göre renk ve biçim değiştiriyor. Ortadaki büyük ekrandan otomobilin tüm fonksiyonlarını dokunmatik olarak ya da ortadaki bir buton vasıtasıyla kontrol edebiliyorsunuz. Yazılım kullanıcı dostu fakat ben bir Apple Car Play uygulaması da olsa iyi olurdu derim. Otomatik vites kolu çok güzel ve fonksiyonel. Kolu hiçbir ekstra harekete gerek kalmaksızın manuel olarak vites değiştirmek için de kullanabiliyorsunuz. Elektrikli ön koltuklarda ısıtma fonksiyonu da var ve gerek ön, gerekse arka koltuklar çok şık bir deriyle kaplanmış. Kalite olarak Almanların lüks üst modelleri kadar iyi. Havalandırma güçlü ancak yönlendirme seçenekleri tam istediğim gibi üflemiyordu. Ancak arka koltukların ayrı bir havalandırma kontrol ünitesine sahip olması çok hoşuma gitti. Bu ancak Mercedes’in S veya BMW’nin 7 sınıfında gördüğümüz bir özellik. Çok geniş ön cam ve cam tavan otomobilin içini inanılmaz ferahlatıyor ve yolcular için şahane bir ortam sunuyor. Bose ses sistemi mükemmel ötesi. Ancak bir CD player’ı yok ve iPod vasıtasıyla veya telefonunuzla müzik dinleyebiliyorsunuz. Çağdaş sürücüler için sorun yok ama benim gibi ilkel insanlar için biraz sorun. TÜKETİMİ İYİ, 1.6 DİZEL MOTOR YETERLİ Renault Espace Initiale’de standart olarak 1.6 litre hacminde dizel bir motor var. 180 beygir güç ve 380 nm’lik harika bir tork üretiyor. İlk bakışta bu kocaman otomobil için yetersiz bir güç gibi görünse de yeterli olduğunu yola çıkınca anlıyorsunuz. Espace’ın sürüşüne gelince... Bu kadar keyifle kullanılan pek az otomobil gördüm dersem yalan olmaz. Modern teknolojinin tüm unsurları var. Şerit takip asistanı, direksiyon asistanı, adaptif cruise kontrol gibi unsurlar çok daha pahalı ve havalı markalarınkinden çok daha iyi çalışıyor. Led farların ışığı mükemmel ve otomatik olarak kısa-uzun far değişimlerini yapıyor. Espace uzun yolda hiç yormuyor, tam aksine dinlendiriyor. Sürücü ve ön yolcu koltuğunun masaj fonksiyonunun da bu dinlendiricilikte payı olsa gerek. Espace 0’dan 100 kilometreye 10 saniye gibi bir sürede çıkıyor. Son sürat olarak ise ben 207 kms sürate ulaşabildim. Dahası da yok gibiydi. Şanzıman ise sürüş modu seçiminize göre iyi veya tatsız hale gelebiliyor. Sport modda şahane. Normalde de fena değil. Ancak Eco modunda kullanmanızı tavsiye etmiyorum, otomobilin tadı tuzu kaçıyor ve tüketimde de fazla bir fark olmuyor. Eco modda motor şanzıman uyumu da felaket hale geliyor. Yol tutuş ise iri cüsseye rağmen süper. Espace’ın tek kötü tarafı, hızı hiç hissettirmemesi. 130’la giderken otomobil durdu zannedebilirsiniz. Espace Initiale’de standart donanım için ne lazımsa ve hatta lazım değilse mevcut. Tüm bunlara karşın tüketim rakamları da hiç fena değil. Hayli süratli bir sürüşle uzun yoldaki tüketimi 100 kilometrede 7.7 litre oldu. Kent içinde ise 8.1 litre. Fiyatına gelince... 240 bin lirayı bulan fiyatı biraz yüksek gibi dursa da sunduklarının ve verdiği hissiyatın yanında hayli iyi.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026