İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Alfa Romeo Giulia Sana kırmızı çok yakışıyor

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Mayıs 14, 2017

Alfa Romeo Giulia Sana kırmızı çok yakışıyor

Alfa Romeo Giulia ile ilk kez Cenevre Otomobil Fuarı’nda müşerref olmuştum. Alfa Romeo standında 3 litre motorlu 510 beygirlik Giulia’dan gözlerimi alamamış, içini, dışını, motorunu uzun uzun incelemiştik Faruk Süren’le birlikte. 510 beygirlik motoruyla sıfırdan yüze 3.9 saniyede çıkan bu 4 kişilik sedan aklımızı başımızdan almıştı. Alfa Romeo’nun Türkiye Genel Müdürü Sinan Saip Bel’e bu otomobilin Türkiye fiyatını sormuş, “700 bin TL civarında” olacağını duyunca fenalık geçirmiştik. Gerçi gücüne ve güzelliğine oranla iyi bir fiyattı ama az uz bir para da değildi. Cenevre dönüşü bir sabah erken saatte telefonum çaldı. Arayan Faruk Süren’di. Deneme için kendisine bir adet Giulia’nın 510 beygirlik modelinden vermişlerdi. O da “Evin etrafında bir tur atarım” diye yola çıkmış, Edirne’den dönerken yolda beni aramıştı. “Bu otomobil manyak bir şey. Böyle bir viraj kabiliyeti pek görmedim” diyordu heyecanla. Bir dönem Ersoy Çetin’in copilotluğunda Porsche’si ile Avrupa’da o yarış senin bu yarış benim dolaşan Süren diyorsa o otomobilde bir şey olmalıydı. Otomobil editörümüz Hakan Özenen arayıp “Pek sevdiğin Giulia’yı deneyeceksin” deyince gözümün önünde 510 beygir koşturmaya başladı. Ama ne yazık ki, gazetenin kapısına gelen Giulia hayalini kurduğum değildi. Gele gele 2 litre turboşarjlı modeli gelmişti. 510 beklerken, elime geçen topu topu 280 beygirdi! Ama ne yalan söyleyeyim. Çok güzel görünüyordu. Otomobilde en sevmediğim renk kırmızıdır. Ama Alfa Romeo hariç. Alfa’yı da en çok kırmızıda severim. Her ne hikmetse, kırmızı tüm Alfa’lara en yakışan renktir. Gelen de siyah metalik jantlarla daha da güzel duran kırmızı bir otomobildi. Tasarımı kusursuza yakındı. Alfa’nın 8C ile başlattığı, 4C ile sürdürdüğü spor tasarım geleneği şimdi artık sedan modellere de tam anlamıyla uygulanmaya başlamıştı ve büyük Alfa üçgeni ön tarafa hâkim olmuştu. Çekik farlar ve siyah gündüz farları, geniş hava ızgaraları bayağı sporcu bir görünüm sağlamıştı. Çok ama çok güzeldi. Modern stop lambaları gece başka, gündüz başka güzel görünüyordu. İç tasarım ve donanım ise VELOCE tipiydi. Çok kaliteli deri kaplanmış olan ısıtmalı direksiyon üzerinde otomobilin pek çok fonksiyon kumandasının yanı sıra tıpkı Ferrari’lerde olduğu gibi “Start-Stop” düğmesi de bulunuyordu. Gösterge tabloları son derece alımlıydı ama gece ışıklandırması daha da alımlı hale getiriyordu. Dashboard’un ortasına entegre edilmiş ekran ise benzerlerinin tümünden daha şıktı ve otomobilin iç tasarımına çok iyi uydurulmuştu. İtalyanlar bu tasarım işini gerçekten herkesten daha iyi biliyordu. Sadece kapıların alt tarafında kullanılan plastik biraz göze batıyordu. Vücudu bir yarış otomobilinin koltukları gibi kavrayan ısıtmalı deri koltuklar, bir Ferrari’ye yakışacak şıklık ve kalitedeydi. Bu sınıfta bir otomobilde gördüğüm en iyi koltuk demek koltuğa haksızlık olur; çünkü daha üst sınıflarda da bu kadar iyi yapılmış koltuk pek ender görülüyor. Giulia’nın 2 litrelik 280 beygir gücündeki VELOCE modelinin aslında serinin en makul otomobili olduğunu söyleyebilirim. Abartısız ama ciddi bir güce sahip. Kalite kusursuz. Yolda gidiş özellikleri müthiş. Kendi segmentinde bence en iyisi olmuş. Kafamda oluşan tek soru işareti, “Acaba biraz narin bir otomobil olabilir mi?” oldu. Çünkü bilirsiniz, Alfa Romeo FIAT Grubu’na geçene kadar çok güzel ama çok sorunlu otomobiller üretirdi. FIAT’a geçtikten sonra ise Alfa olmaktan uzaklaşmış otomobiller üretmeye başladı. Yeni Giulia’ya bakınca güzellik ve performansla birlikte eski sorunlar da geri gelir mi diye düşünmedim değil. Ama zannederim ki yanılıyorum. Başta yaşadığım hayal kırıklığına gelince. Şimdi diyorum ki, iyi ki 510 beygirlik Quadrifoglio modeli gelmemiş. 280 beygirliği böyleyse 510 beygirlik olanla bu yazıyı muhtemelen hastane odasından yazıyor olurdum. O da şansım varsa... ÜST DÜZEY SÜRÜŞ ZEVKİ VERİYOR Arka tarafta yarı kilitli bir diferansiyel var. Bu da 4 çekere rağmen otomobilin virajlarda hafif kaymasına izin veriyor ve müthiş bir viraj kabiliyetinin yanı sıra sürüş zevki de sunuyor. Her anlamda limitlerine kadar zorluyorum. Bana mısın demiyor ve bir an bile kontrolden çıkmıyor. Q4 dört çeker sistemi aslında Maserati ile hemen hemen aynı sistem ve çok çok başarılı. 4 tekerlekte de bulunan disk frenler süper başarılı. 100 km/s süratteki otomobili 38 metrede durduruyor. Son sürat olarak 250 km/s gördüm. Kadranda görünen son sürat ise zaten 260. Bence onu da yapacak kapasitesi var gibi duruyor. Deli gibi kullanmaya karşın tükettiği yakıt ise 100 km için 14 litre oldu. Makul kullanımda 10 litreler civarında olacağını söyleyebilirim. Fiyatını merak edenler için söyleyeyim. Dört tekerlekten çekişli 280 beygirlik versiyon 380 bin TL. OTOMATİK ŞANZIMAN KUSURSUZ 8 ileri şanzımanla motorun uyumu muhteşem. Direksiyonun arkasında aynı Ferrari’de olanlara benzeyen kollarla otomobili manuel olarak da kullanabiliyorsunuz. Selespeed şanzıman mükemmel. Vites aralıkları kusursuz. Vitesli kullanımın bu kadar keyif verdiği bir başka otomobile şu sıralarda rastlamak pek mümkün değil. Yağ gibi vites değiştiriyor ve gücü bir an olsun bile boşa düşürmüyor. Gerçekten kusursuz. 4.9 SANİYEDE 100 KM/S'Yİ GÖRÜYOR Havalandırma sistemi 10 üzerinden 10, Harman Kardon müzik sistemi ise 10 üzerinden 8 alacak kalitedeydi. Ancak asıl olayımız direksiyondaki start düğmesine basınca başlıyor. Motor çok da sert olmayan bir hırıltıyla çalışıyor. Sürekli spor modu seçerek kullandığım otomobilin gaz pedalına dokununca şaşırtıcı şeyler başlıyor. Turbo beslemeli 2 litre motor şahane bir 280 beygir veriyor. Bu, otomobili müthiş bir ivmeyle fırlatıyor. Sıfırdan yüze ulaşmak topu topu 4.9 saniye sürüyor ki, bu 1990’ların Ferrarileri ile yakın bir değer.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026