İstanbul 22°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Teşekkürler Sevim Tosun

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mayıs 23, 2017

Teşekkürler Sevim Tosun

1990’ların sonu, 2000’lerin başını hatırlayanlar, o döneme damga vuran en önemli olaylardan birinin, büyük bölümü “sahipleri tarafından soyulan” batık bankalar olduğunu da hatırlayacaktır. Onlarca banka, “back to back” krediler, grup şirketlerine usulsüz aktarılan kaynaklar, zimmet, dolandırıcılık gibi nedenlerle battılar ve bunların milyarlarca doları bulan zararı Hazine’ye ve dolayısıyla halka yüklendi. Finansman giderleriyle birlikte bu zararların 35 ila 50 milyar dolar arasında olduğu bugünkü iktidar partisi tarafından söylendi. Batık bankalar olayı öylesine derin bir travma yarattı ki, hem ekonomide, hem siyasette büyük etkileri oldu. 2002 yılında siyasette meydana gelen köklü deği- şiklikte bile bankalar olayının payı büyüktü. Kendi bankalarını soyan bankacılara kamu otoritesi haklı olarak davalar açtı. Ancak bu davalar uzun süre sürüncemede kaldı. Avukatların uyanıklığı ve hâkimlerin “hataları” nedeniyle pek çok batık banka davası sonuçlanamadan zamanaşımına uğramaya başladı. Zaman içerisinde bu hâkimlerin pek çoğunun, bu davaları neden uzatıp zamanaşımına uğrattıkları anlaşılır oldu. Adalete değil, adalet içinde kümelenmiş bildik gruba bağlı hareket eden hâkimler bu davaları sonuçlandırmayarak mensubu bulundukları yasadışı organizasyona “Hizmet” ediyorlardı. Ancak tam bu sırada çok önemli bir gelişme oldu. Bu davaların büyük bölümüne bakan mahkemeye bir kadın hâkim atandı. Hâkim Sevim Tosun. Tosun’un gelmesiyle birlikte davaların seyri bir anda değişti. Zamanaşımına uğramayan davalar, Tosun tarafından hızlıca karara bağlandı ve mahkûmiyetler ardı ardına çıkmaya başladı. Ben o günlerde bu köşede Hâkim Sevim Tosun’a teşekkür ettim. Ve o günlerde karara bağlanan davalar, şimdi peş peşe Yargıtay tarafından onanıyor ve bir devrin hesabının en azından bir bölümü dürüst bir hâkim tarafından sorulmuş oluyor. Not: Bu yazıya konu olan Hâkim Sevim Tosun’u hayatımda bir kez bile görmedim, bir kez bile konuş- madım. Yaptıklarını medyadan izledim.   NİYE İKİ GECELİK FENERBAHÇELİ OLDUM? Pazar akşamı ciddi ciddi Fenerbahçe’yi tuttum. Koyu bir Galatasaraylı olarak da kendi kendime, “Deli miyim ben, niye Fenerbahçe’yi tutuyorum?” dedim. Yanıtı basitti. Ben bir kulübü değil, bir “duruşu” tutuyordum aslında. 1. Obradovic’in duruşunu: Sporla ilgili söylediği her laftaki oturaklılığı ve zarafeti. Spora bakış açısındaki doğruluğu, ilişkilerindeki tutarlılığı, ilkelere dayalı başarı arayışını, bize bile geçen adaletli tavrını, taraftara dahi doğruyu göstermekteki becerisini. 2. Aziz Yıldırım’ın duruşunu: Kulübün futbol tarafındaki tarzı ne kadar yanlışsa basketbol tarafındaki doğruluğu. Profesyonellerle kurduğu sağlıklı ilişkiyi, tutarlı bir programla, kulübünü adım adım şampiyonluğa götürüşünü. 3. Taraftarın duruşunu: Aziz Yıldırım’a ne kadar kızarsa kızsın, basketbol takımına sahip çıkışını, tribünleri dolduruşunu, hiçbir olay çıkarmadan gerçek bir spor seyircisi gibi davranışını ve tribünlerde her fırsatta Cumhuriyet’in kurucu değerlerini haykırmasını. 4. Ekpe Udoh’un duruşunu: Entelektüel tavrını, samimiyetini, kendinden emin alçakgönüllülüğünü, Atatürk sevgisini. Bu 4 neden beni cuma ve pazar akşamları iki kez en Fenerbahçeli kadar Fenerbahçe destekçisi yaptı. Darısı benim kulübümün başına.   PARKEDEKİ TEK TÜRK  Kimi spor yazarları, Fenerbahçe’nin basketboldaki müthiş başarısından muazzam bir Türk basketbolu övgüsü çıkarıyorlar. Kulüpler düzeyinde elbette büyük bir başarı var. Final Four kapısına 4 takımla dayanmak, bunlardan 3’ünün son anda kaybetmesi çok önemli, ama Türkiye Basketbol Ligi’nin Avrupa’daki en iyi lig olduğu zaten bilinen bir gerçekti. Ancak buradan bir Beyaz Gölge hikâyesi çıkmaz. En azından kısa vadede çıkmaz. Unutmayın, Fenerbahçe Avrupa Şampiyonu olurken “parkeye” çıkan tek Türk, Fenerbahçe kaptanı Melih Mahmutoğlu idi. O da kupayı almak için çıktı. Bu yüzden bu başarı Türk basketbolunun değil, Fenerbahçe’nin başarısıdır.   MVP ÖZKÖK Serdar Turgut yine hatalı bir tespit yaparak Ertuğrul Özkök’ün yayın yönetmeni olunca delirdiğini yazdı (benim de). Bu tespit tamamen yanlış. Ben yayın yönetmeni olmadan deliydim. Yayın yönetmeni olunca çomağımı sakladım, benim için hiç iyi olmadı. Deli kalmam lazımdı. Ertuğrul Özkök ise yayın yönetmenliği bitince delirdi. Hem de tam anlamıyla delirdi. Delirmese, Fenerbahçeli basketbolcular Avrupa Şampiyonluğu kupasını alırken basketbolcularla birlikte podyumda ne işi vardı!   DOĞRU MU DOĞRU Manken Özge Ulusoy’un bir üniversite söyleşisi sırasında sarf ettiği, “Ne yani, mankenler fakirlerle mi beraber olsun” cümlesi beni yıllar öncesine götürdü. Bana göre asıl olan, insanın zengin ya da fakir olup olmadığına bakmaksızın sevdiği ve kendisine denk gelen biriyle çıkmasıdır, ama manken kızımızın söylediği hayatın gerçeği. “Money talks” yani “Para konuşur” gibi bir şey. Talks’ın yerine istediğiniz fiili koyabilirsiniz. Bu sadece Ulusoy’a has bir durum da değil. Onun tek suçu, doğruyu söylemiş olması. Yıllar öncesine götürmesine gelince. Gençlik yıllarımız ve çok sevdiğim, çok eğlenceli ve sıfır kompleks bir arkadaşım var. Hayli varlıklı bir ailenin oğlu. Adını söylesem çoğunuz tanırsınız. Orta boylu, tombul, daha o yaşta saçlarının bir bölümünü kaybetmiş, hayatında spor yapmamış, ders kitabı dışında kitap okumamış olmakla övünen eğlenceli bir adam. Ama sürekli Türkiye’nin en popüler mankenleri, şarkıcıları, oyuncularıyla çıkıyor. Onlara sürekli pahalı hediyeler alıyor. O sırada şimdilerde hâlâ çok ünlü olan bir manken kızla beraber ve kıza BMW bir otomobil hediye aldı. Kısa süre önce ayrıldığı şarkıcı sevgilisine ise bir ev almıştı. Sonunda sinirlendim. “Oğlum manyak mısın, sürekli bunlara ev, araba alıyorsun. Yazık değil mi parana, kendini küçük düşürüyorsun” dedim ve tarihi yanıtı aldım. “Abi ne kızıyorsun. Tabii ki alacağım. Bu kızlar benimle senin de gördüğün gibi yakışıklı olduğum için, çok kültürlü, çok eğlenceli olduğum için çıkmıyorlar. Bunlar benimle param için beraberler. Eğer ben onlara bu hediyeleri almayacak olsam niye benimle beraber olsunlar. Giderler halis tereyağı ve balla beslenmiş aslan gibi köy çocukları, beşi bir sayan inşaat ameleleri var, onlarla çıkarlar” dedi. Haklıydı ve kendini biliyor, gerçeği itiraf ediyordu. Özge Ulusoy da buna benzer bir şey söylemiş. Yalan mı söyleseydi?..   NE ZAMAN ADAM OLURUZ? Telefonumuza değil, dostlarımıza bağımlı olduğumuz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Kurşun atana af, saçını örene ihraç
Köşe Yazıları
Kurşun atana af, saçını örene ihraç

Fatih Altaylı

Ağustos 20, 2026

Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”
Köşe Yazıları
Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”

Fatih Altaylı

Ağustos 19, 2026

Yapay zeka tartışmaları
Köşe Yazıları
Yapay zeka tartışmaları

Fatih Altaylı

Ağustos 18, 2026

  • Videolar

Tümü
Osmanlı'da modernleşme görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimOsmanlı'da modernleşmeShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 04:55 Modernleşme nedir? 12:00 Osmanlı'da modernleşmenin ilk adımları 18:40 Modernleşme ve gelenekçilik 23:32 Osmanlı'da bankacılık sistemi neden kurulamadı? --shorts 26:45 Osmanlı'nın zengin tebaası var mıydı? 39:29 Türk aydınları kendi çağdaşları arasında geride mi? 52:25 Batı’nın teknolojisi hariç başka bir şeyini almamak mümkün mü? 56:07 Mısır modernleşmesi niye durdu? 1:03:21 İran modernleşmesi 1:16:48 Kore modernleşmesi 1:21:15 Kapanış #işbirliği
Ağustos 16, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!" görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Faruk SabancıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:04 Neden sanayici olmadı da DJ oldu? 07:46 Zengin bir aileden gelmek bu işte avantaj mı? 09:55 Tiësto onu nasıl keşfetti? 12:29 Nasıl bir hayat geçirdi? 15:16 DJ'liğe nasıl başladı? 17:36 Parçaları sürekli değiştiriyor mu, yoksa aynı parçaları mı çalıyor? 21:47 Günde kaç saat müzik dinliyor? 23:18 Hangi ülkelerde konser verdi? 24:11 Örnek aldığı DJ'ler var mı? 25:28 DJ'likte hedefi ne? 27:07 Türk sanatçılarla projeler düşünüyor mu? 30:15 Canlı orkestrayla birlikte çalmayı planlıyor mu? 30:43 Yapay zekânın DJ'liğe etkisi 35:57 DJ'likte para var mı? 38:05 DJ'likte telif meselesi nasıl oluyor? 38:41 Bir DJ en çok nerede çalmak ister? 42:42 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 16, 2026
Üniversiteye gitme isteği azalıyor mu? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Erhan Erkut & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimÜniversiteye gitme isteği azalıyor mu?Shark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 03:26 Üniversite tercihleri ve önemleri 09:49 Üniversitelerin 3 senelik eğitime düşmesi planlanması 13:00 Üniversite kontenjanlarının dolmaması ve sonrasında azaltılması 17:44 Yapay zeka ile birlikte açılan bölümler 21:48 Üniversite sınavına giren kişi sayısının azalması 26:29 Üniversite fiyatlarının artışı 38:29 Sınavlarda sıfır çeken öğrenci sayısının artması ve eğitime etkisi 41:11 Yurtdışına eğitime gidenlerin sayısı artıyor mu? 43:18 Türkiye'deki öğrenci kalitesi düşüyor mu? 49:58 Devlet üniversitelerinin düşüşü, özel ve vakıf üniversitelerinin yükselişi 53:02 Bugünkü bilgi birikimi ile bir tercih yapacak olsa hangi bölüm ve okulda okumak isterdi? 55:13 Kapanış #işbirliği
Ağustos 9, 2026