İstanbul 22°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

İmparatorluk başkenti böyle mi ışıklandırılır?

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mayıs 25, 2017

İmparatorluk başkenti böyle mi ışıklandırılır?

Geçen hafta sonu sevgili dostum İlber Ortaylı, Hürriyet’te müthiş bir yazı kaleme aldı. İstanbul ile Roma’yı karşılaştırarak iki antik Roma başkentini yazdı. Roma’nın nasıl korunduğunu, İstanbul’un ise nasıl heba edildiğini anlattı. İlber Hoca haklı olmasına haklı da Roma da İstanbul kadar göç alsaydı kendini koruyabilir miydi, emin değilim. Hocanın bahsettiği İstanbul’un kafasına sıkan Demokrat Parti iktidarıdır. Sonrası kendiliğinden geldi. Menderes’in devirdiği İstanbul’a gelen geçen tekme attı, atmaya da devam ediyor. Ona yapacak bir şey yok artık, ama benim şimdiki İstanbul’u daha da berbat hale getiren bir meseleden sıkıntım var. Şu “Light Emitting Diode” denilen şeyi, yani LED aydınlatmayı kim bulduysa gidip dövesim var. Gerçi mucidi de bu lambaların İstanbul’daki kullanımını görse büyük ihtimalle icadını çöpe atardı, ama ne yazık ki icat etmiş bulundu. Yemin ederim, geceleri İstanbul’da gezmek tam bir ıstıraba dönüştü. Her tarafta çirkin, rengârenk LED aydınlatmalar, küçüklü büyüklü tabelalar. Sürekli renk değiştiren, akan, kayan yazılar. İki büyük imparatorluğun bize miras kalan başkentinden daha çok Uzakdoğu genelevlerine benzeyen bir ışıklandırma. Felaket, yıllar önce rengârenk plastik palmiyelerin saldırısıyla başladı ve yayılarak bugünkü haline geldi. En lüks otelden döviz bürosuna, tostçudan nargileciye, otoparktan köprülere kadar her tarafta sürekli yanıp sönen, renk değiştiren ışıklar, tabelalar. Belediyelerin ise umurunda değil, hatta galiba onlar da bu işi seviyorlar; çünkü belediyelere ait tesislerde bile aynı ışıklandırmalar var. Bu iş nasıl çözülür bilmiyorum. İnşallah bir gün Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konuda iki kelam eder de bu felaketten kurtuluruz.  

YAPMA ORAY
GAZETEMİZİN “taze” sayılabilecek yazarlarından Oray Eğin’i yıllardır bazen kızarak, bazen gülerek, sıklıkla da beğenerek okurum. Sayıları giderek azalan iyi yazarlardan biri, nispeten genç sayılabilecek kuşağın önemli bir temsilcisi olarak gördüm. Dün de gazetede sayfa sırasına göre okurken Oray’ın yazısına gelince gözlerime inanamadım. Biliyorsunuz, Oray Eğin bir süredir ABD’de yaşıyor, yazılarını oradan yazıyor. Dünkü yazısında CNN Turk’te yıllardır anchorwoman’lık yapan Nevşin Mengü’yle ilgili yazmış. Başlığı da “Nevşin Mengü yazık etti”. Oray özetle diyor ki: “Nevşin Mengü epeydir hedefteydi. O da onlara bariz şekilde malzeme verdi. Erdoğan’ın ABD ziyaretiyle ilgili yorumunda alaycı bir dil kullandı. Ses tonunda küçümseme vardı.” Allah aşkına Oray, bir televizyoncunun, bir anchorwoman’ın ses tonuna bakarak işine son verilmesine ya da ekrandan çekilmesine nasıl “hak etti” diyecek kadar “hatalı” bir yorum yapabilirsin. Çok açık söyleyeyim. Nevşin Mengü’nün haber sunum tarzını asla çok beğenmedim. Fazla sert, fazla kişiselleştirilmiş buldum, hafif “dayılanan” tavrını sevmekle birlikte abartılı gördüm. Ama ses tonunda küçümseme var diye görevinden alınmasını asla normal bulmam Oray’cığım. Sen ABD’de yaşıyorsun. Orada televizyonlarda kimler hakkında neler söyleniyor görüyorsun, biliyorsun. Diyelim ki, Nevşin Mengü ziyaretin süresini “küçümseyen” bir tonda konuştu. Diyelim ki, Nevşin Mengü, Trump ile Çin Devlet Başkanı görüşmesinin de hemen hemen ayrı süre içinde tamamlandığını bilmiyordu. Bu onun işinden olmasını doğru yapar mı? Birileri de küçümsesin, birileri de farklı bir fikri savunsun. De ki, birileri de sana göre yanlış yapsın. Ecevit’e, Demirel’e neler dedik hatırlamıyor musun? O kadar mı gençsin! Özal’ı dergilere nasıl kapak yapardık, görmediysen de duymadın mı! Sen ki, böyle kelle avcılarından ötürü ABD’ye gitmek zorunda kaldın. Sen yapma bari Oray. Sen yapma... Not: Açıkçası ben Nevşin Mengü’yle ilgili siyasetten de böyle bir emir, talep geldiğini zannetmiyorum.   YA MOORE, YA BROSNAN HABERTÜRK, eski James Bond’lardan Roger Moore’un ölümünü “En yakışıklı Bond öldü” diye duyurmuş. Hemen Ayşe Özek Karasu’yu aradım, “Sen mi attın bu başlığı?” diye. İşin içinde parmağı olduğunu hissetmiştim. Bu başlığa katılıyorum. Herkesin aksine, ilk James Bond, Sean Connery’yi bu role hiç yakıştıramadım ben. Başka rollerde hayranı olduğum Connery, bana göre kötü bir Bond’du. Ben Bond’u Roger Moore’la sevdim. Moore’un role kattığı “yavşaklık” çok hoşuma giderdi. Hafif komik, biraz alaycı, biraz sorumsuz Bond, biraz şehla bakışlarıyla benim favorimdi. Ancak yapımcılar bu kadar “laubali” bir Bond istemedikleri için yerine Shakespeare oyuncusu Timothy Dalton’u getirdiler. O hiç olmadı. Sonra gelen Pierce Brosnan da müthişti bence. Ama onu Thomas Crown Affair’de daha çok sevdim. Oraya daha çok yakışınca Bond olarak gözümden düştü. Son olarak Daniel Craig farklı, çok sert, hafif “Jason Bourne”vari bir Bond oldu ki, o da bambaşka bir Bond olarak çok çok iyi. Yine de favorim, toprağı bol olsun, Sir Roger Moore. Sizin favoriniz hangisi ise faltayli@ htgazete.com.tr adresine yazın. Bakalım hangisi kazanacak?   MAGAZİN BASINI ÇOK MU GADDAR? GAZETECİLİK genelde “gaddar” bir iştir. Yaptığımız haberler, o habere konu olan insanların hayatında derin ve genelde olumsuz izler bırakır. Ama diğer yandan daha kalabalık kitlelerin, toplumun, düzgün vatandaşların haklarının korunması, toplum vicdanının etkin olması için bunu yapmamız gerekir. Dikkat etmemiz gereken şey, doğrudan yana olmak, yaptığımız haberlerin gerçek olmasıdır. Eğer yanıldığımız anlar olursa, bu vicdanlarımızda ölünceye kadar sürecek bir yük olarak kalır. Tabii sübjektif konularda bu hassasiyet biraz daha zorlu hale geliyor. Hele hele de magazin basınının ele aldığı konularda. Ne bileyim mesela Caner Erkin-Asena Atalay arasında sürüp giden davalarda. Magazinci arkadaşlarımızın bu konularda da bir hassasiyet içinde olmaya çalıştığını görüyorum, ama bazen magazin basınının çok gaddarlaşabildiğini düşünüyorum. Mesela geçen hafta bir haber. Bir sanatçı konser vermiş, fazla giden olmamış. Son derece alaycı bir başlıkla veriliyor haber. Yahu kadın zaten üzülmüş, bu haberin böyle verilmesinde okura fayda ne? Ya da 70’ine merdiven dayamış bir sanatçı, belli ki alelacele evinden çıkmış: “Bu kılıkla yakalandı.” Zannedersin ki, bunu yazanlar sürekli lord gibi geziyorlar. Evde otururken ipek pijama üzerine ropdöşambır giyiyorlar. Bizim işimiz insanları aşağılayıp kendilerini durduk yerde kötü hissettirmek değil arkadaşlar.   NE ZAMAN ADAM OLURUZ? Özgürlüğü “Ama”sızca savunduğumuz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
CHP, beis ve yeis
Köşe Yazıları
CHP, beis ve yeis

Fatih Altaylı

Temmuz 6, 2026

Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!
Köşe Yazıları
Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!

Fatih Altaylı

Temmuz 5, 2026

Deniz Göktaş KKK’na ne dedi
Köşe Yazıları
Deniz Göktaş KKK’na ne dedi

Fatih Altaylı

Temmuz 4, 2026

  • Videolar

Tümü
Yunan metin çevirilerinin bilime katkısı görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimYunan metin çevirilerinin bilime katkısıShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 05:01 Solvay Konferansı fotoğrafı 07:11 Solvay Konferansı fotoğrafı bugün çekilebilir mi? 10:36 İrlandalı keşişlerin kopyaladığı eski metinler 13:52 Aristo ve doğa bilimleri 24:32 Hrıstiyanlar nasıl gelişim gösteriyor? 27:53 Modern bilimin başlangıcı 35:44 Galile'den önceki bilim adamları problemleri fark edemediler mi? 38:09 İslam dünyasının geçmiş dönemde bilimde Batı'dan geride kalmasının sebepleri 46:50 Kapanış #işbirliği
Temmuz 5, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!" görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Koleksiyoner Mehmet ÇebiFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:28 Saat koleksiyonu işi nereden çıktı? 19:01 Hangi saat markalarına sahip? 23:53 Koleksiyonerlik pahalı bir iş mi? 29:47 Türk hat sanatı hak ettiği yerde mi? 42:20 Murat Bardakçı'nın "Türk resmini sanattan saymam" cümlesi 51:15 Eserin değerini nasıl belirliyor? 1:05:07 Pandemi döneminde eserlerin fiyatları neden yükseldi? 1:08:36 Çatı Müze işi ne durumda? 1:19:20 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 5, 2026
"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:15 Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisi 03:27 24 Haziran 2026 Scorpions İstanbul konseri 06:50 Kars'taki Gastronomi Film Festivali 08:36 Dua Lipa'nın evliliği 10:21 Fatih Altaylı evlilik hakkında ne düşünüyor? 13:28 Manifest grubu 17:02 Yaz ayındaki konserler 30:51 Fatih Altaylı'nın yakın tarihteki dünya hakkında düşünceleri 36:18 Christopher Nolan'ın "The Odyssey" filmi 36:40 İstanbul Caz Festivali 37:41 Fatih Altaylı dizi-film izliyor mu? 40:03 Kapanış #işbirliği
Temmuz 2, 2026