İstanbul 11°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Kanlı Roma’dan sporcu Yunan’a

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mayıs 30, 2017

Kanlı Roma’dan sporcu Yunan’a

Cumhurbaşkanı Erdoğan haklı olarak “Hiç de iyi çağrışımlar yapmıyor” deyince kulüplerimizin son dönemde pek bir merak sardıkları “arena” kelimesinden hızlı bir dönüş başladı. Arena gerçekten hoş bir kelime değil. Savunanlar, “Batı’da da kullanılıyor. Ne var bunda?” dese de, arena Latin kökenli bir kelime. Aslında kum demek. Roma’da gladyatör dövüşlerinin yapıldığı alanların kumluk zemininden ötürü kullanıma girmiş ve sanki “spor alanı” gibi algılanıyor. Oysa bir diğer kullanım alanı boğa güreşlerinin yapıldığı yer. Yani “kanlı işlerin” yeri. Kum, kanı emdiği için tercih edilmiş zaten. Sporla, hele hele “fair play”le alakası yok. Keşke FIFA da böyle kanlı çağrışımlar yapan bir tanımın kullanımını engellese. Bir yandan “fair play” diye bas bas bağırıp bir yandan da “arena”larda futbol oynatmak pek akıllıca değil. Cumhurbaşkanı rahatsızlığını belirtince Futbol Federasyonu ve kulüpler hızla bir isim değişikliğine gitmeye başladılar. Arena yerine yeniden “stadyuma” dönüş var. Tüm arenalar stadyuma dönüşüyor. İlk dönüşen Türk Telekom Arena oldu. Ben zaten başından beri oraya “Ali Sami Yen Stadyumu” dediğim için bana sorun yok ama stadyum da arena kadar bize yabancı. Kelimenin aslı Yunanca “stadion”dan geliyor. Stadion, bir Yunan uzunluk ölçüsü. 600 ayak ama İngiliz ayağı değil Yunan ayağı. 294 ila 349 milimetre arasında değişen bir ölçü. Pek çok ölçü birimi gibi bugün tam bir karşılığı yok. 600 ayaklık bir “stadion”un, yaklaşık 185 metre olduğu varsayılıyor. Genelde. Yunanlıların spor karşılaşmalarını ve olimpiyatları düzenledikleri alanın boyutları bir stadion olduğu için, spor alanlarına bu isim verilmiş. Roma’ya stadium olarak geçmiş. Bugünkü yaygın kullanımı da bu zaten. Sonuç olarak Latin’den kaçıyoruz, Yunan’a yakalanıyoruz. Ama arena kan ve ölümü hatırlatıyor, stadyum ise sporu. Yine de kanlı bir çağrışımdansa, sportif bir çağrışım daha iyidir.   TOKİ’ye Türkçe’yi kim öğretecek TÜRKÇE’yi korumak, yabancı kelimelerden mümkün olduğunca arındırarak gelişmesini sağlamak, yıllardır söylediğimiz, zaman zaman da gündeme gelen bir talep. Çok yerinde bir talep. Dili yabancı kelimeler tehdidi altındaki pek çok ülke bunu yapıyor. Fransa, akademisi vasıtasıyla bu konuda en sert kararları alan ülkelerden biri, ama buna rağmen büyük başarılar elde ettiğini söylemek güç. Kültürel baskının önünde durulmuyor. Fakat hiçbir yerde Türkiye’deki kadar “abuk” bir durum yok. Cumhurbaşkanı Erdoğan haklı olarak isyan ediyor ama bu “Türkçe olmayan isimler” meselesinin en tepe noktasında TOKİ duruyor. Büyük bölümü TOKİ veya Emlak Konut işbirliğiyle yapılan inşaat projelerinin isimleri kadar “kendi kültürüne yabancı” bir başka yer yok. Örnek mi? “Bosphorus City İstanbul, Royal Towers, My World Europe, Novus Residence, Almondhill, Gold Residence, Lidya Flats, Royal Residence, Orange Garden, Sky Residence, Selenium Country, Olive Hills, The Mandarines, Valley Homes, Green Valley Homes, Clearview Homes, Space Center, Premium Residence, Crown Center, Centro Futura, Uphill Court, Uphill Towers, Gardens of Babylon Residences, Elit Residence, Elite Life, Dream City, Casa Bella, Casa Grande, Pelican Hill Residence, Skyport Residence, Flyinn Residence, Green Garden, Corner Town, Four Winds, Aqua City.” Bunlar buraya sığdırabildiklerim ve içinde tek kelime dahi Türkçe olanları koymadım. Onlarca “My” veya “Tower”ı da almadım. Tüm bu siteler ABD’de değil Türkiye’de. Muhtemelen Amerika veya İngiltere’de bile bu kadar İngilizce isim bulamazsınız. Arenalardan kurtulduk ama bunlardan nasıl kurtulacağız?   TCDDK mı kurulacak? BAŞLIĞA bakıp da TCDD yani Demiryolları ile ilgili bir şey yazdığımı düşünmeyin. Darbe girişimini araştırmak için kurulan ama sonuç olarak büyük bir hayal kırıklığından başka bir şey yaratmayan komisyon, cemaatler konusunda uyarı yapmış ve “Cemaatler şeffaf ve denetlenebilir olmaları için akredite edilmeli” demiş. Bu öneriyi yapmak için komisyona falan gerek yok. Biraz geriye bakmayı bilen biri, böyle bir kurumun Osmanlı’nın son döneminde var olduğunu zaten bilir. Osmanlı, tarihi boyunca devlete karşı güç elde etmek isteyen cemaat ve tarikatlarla mücadele etmiş, zaman zaman toplu kıyımlar yapmıştır. Bunların en bilineni ve en kanlısı Fatih Sultan Mehmed’in Edirne’de yüzlerce Harici’yi bir çukura doldurarak yaktırmasıdır. İslam devletlerinin pek çoğunun sık sık başını ağrıtan “iktidara ortak olmak isteyen” tarikat ve cemaatler meselesi Osmanlı’da önemli sorunlardan biriydi. Önce görevli bazı şeyhlere, tarikatların denetim yetkisi verilmiş ve “sapkın” tarikatların bildirilmesi istenmişti. Ancak görevli şeyhlerin de yoldan çıkması üzerine Devlet-i Aliyye 19. yüzyılın ikinci yarısında şeyhülislamlığa bağlı bir kurum oluşturarak tarikat ve cemaatleri zapturapt altına almaya çalıştı. Bu amaçla oluşturulan kurumun adı “Meclis-i Meşayih”ti. Hangi tekkenin başına kimin geleceği, hangi tarikat şeyhinin tarikatın başına geçeceği, hilafetin kimde olacağı ancak bu Meclis’in kararıyla olabiliyordu. Darbe girişimini araştırmakla görevli komisyonun önerdiği işte böyle bir “meclis”. BDDK gibi bir kurum. Adı da “Tarikatlar ve Cemaatler Denetleme ve Düzenleme Kurulu” olur herhalde.   Şeytan taşlamak SİZE bir farkı anlatayım. Yaşlı amca ile hanımı hacca gitmişler. Sıra şeytan taşlamaya gelmiş. Adam yerden topladığı minik taşları şeytana doğru atarken, kadın yerden koca koca kaya parçaları alıp türlü bedduayla şeytana doğru fırlatıyormuş. Adam durumu görünce hemen durmuş ve eşinin elini tutmuş. “Hanım ne yapıyorsun?” diyerek. “Allah’a isyan eden, cennetten kovulan şeytana layık olduğu gibi koca koca taşlar atıyorum” demiş. Anadolu bilgesi olan kocası, kadına sağlam bir öğüt vermiş: “Hanım hanım kendine gel. O şeytan, bir zamanlar en sevilen melekti. Sonra fikir ayrılığına düştüler ve cennetten kovuldu. Ama yarın öbür gün barışırlar. Sen sen ol abartma.” Bu fıkranın altında derin manalar aramayın. Fıkra bazen sadece fıkradır.   Ne Zaman Adam Oluruz ? Adam olmanın bir hedef değil bir yol olduğunu unutmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026