İstanbul 18°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Bandırmam bandırcez

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 21, 2017

Bandırmam bandırcez

Çok kısa sürede “anlaşıldı Vehbi’nin kerrakesi”... Zeytinlikleri imara açmaya çalışırken geri çekilen yasa tasarısının “nedeni” bir iki hafta içinde ortaya çıktı. Meğer mesele şu imiş. Balıkesir’in Marmara kıyısındaki liman ilçesi Bandırma’da bazı yabancı yatırımcılar ve yerli ortakları birtakım tesisler kurmak istiyormuş. Ekonomik önemi olan, Türkiye’ye yarar sağlayacak tesisler. Bunların en önemlisi, Savunma Sanayii yatırımlarıyla giderek büyüyen Kale Grubu’nun İngiliz Rolls-Royce ile birlikte kuracağı Jet Motoru üretim tesisi. Türkiye açısından stratejik önemi olan değerli bir yatırım. Bunun dışında yine Hollanda merkezli bazı fonların yatırım yapacağı bir liman ve lojistik merkezi. Ve henüz bilmediğimiz ve bunu takip edecek yatırımlar. Rolls-Royce ile birlikte kurulacak Jet Motoru Fabrikası için arazi alınmış bile. Ancak alınan arazinin önemli bir bölümü zeytinlik. Çok yüksek verimliliği olmayan ama sonuç olarak zeytinlik olan araziler. İşte zeytinliklerin imara açılmasını sağlayacak olan yasa, Bandırma’daki bu yatırımların yapılmasına olanak sağlamak üzere çıkarılacakmış. İyi de, böyle bir yatırımın önünü açmak için, Gaziantep’ten Edremit’e, Ayvalık’tan Gemlik’e kadar milyonlarca dönümlük zeytinlikleri “tehlikeye atmanın” âlemi var mı? Bu düzenlemeyi, bölgeyle sınırlı tutarsınız, buradaki zeytinleri de oldukları yerden alıp bölgedeki başka bir yere taşırsınız olur biter. Ne de olsa zeytin ağacı kutsal bir ağaç olarak bilinir. Ölümsüzdür. Yerinden taşısanız da diktiğiniz yerde tutar. Böylelikle Türkiye’deki tüm zeytin ağaçlarını tehlikeye atmamış, yatırımın önünü açmış, bir zarar da vermemiş olursunuz. Mesele bu kadar kolay. Haa, yarın öbür gün başka zeytinlikler de bu şekilde yatırımlara açılsın diye bu yasayı bu şekliyle geçirmek istiyorsanız o başka. O zaman da hep beraber haklı olarak “Hoop, bir dakika” deme hakkımız doğar.   NİYE SARI BASIN KARTIM YOK DÜN bir gazeteci arkadaşımız, “Cumhurbaşkanı, sarı basın kartı sahibi olmayanları gazeteciden saymıyor ama iftara davetli Fatih Altaylı’nın da sarı basın kartı yok” diye yazmış. Elhak doğru. 35 yıllık gazeteciyim ama sarı basın kartı sahibi değilim. Mesleğe başlarken sarı basın kartımı almış olsaydım 10 yıl önce “sürekli basın kartı” sahibi olmuş olurdum. Ama almadım. Almak için asla başvuruda bulunmadım. Bunun birkaç nedeni var. Benim mesleğe başladığım dönemlerde sarı basın kartı sahibi gazetecilere sağlanan birtakım ayrıcalıklar vardı. Otobüse, vapura, trene bedava binerdi sarı basın kartı sahipleri. THY uçakları yüzde 50 indirimliydi. O zamanlar evlere telefon bağlatmak için yıllarca sıra beklemek gerekirken, sarı basın kartı sahiplerinin evine telefon hemen bağlanırdı ve yüzde 50 indirimli olurdu. Ben bu nedenlerle sarı basın kartı almayı reddettim. “Biz gazeteciler, başta siyasetçiler olmak üzere bazı zümrelerin kendilerini ayrıcalıklı konum sağlamalarına karşı mücadele etmek durumundayken, kendimiz birtakım ayrıcalıklar elde etmemeliyiz” dedim ve sarı basın kartı almadım. İkinci gerekçem ise farklıydı. Sarı basın kartı, Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından veriliyordu ve bunu bir komisyon karara bağlıyordu. Ben ise “Benim gazeteci olup olmadığıma siyasete bağlı bir kurum karar veremez. Ancak meslek örgütü ve çalıştığım gazete karar verebilir” diyerek böyle bir komisyonun benim gazeteci olup olmadığıma karar vermesini doğru bulmadım. Çünkü görüyordum ki, gazetecilikle alakası oymayan pek çok kişi, gazete patronlarıyla dostlukları ya da menfaat ilişkileri sayesinde sarı basın kartı sahibi oluyordu. Bu kişilerle aynı sınıfa girip aynı komisyondan onay almak bana göre değildi. Bu nedenlerle sarı basın kartım yok. Ama gazeteciyim.   İFTİRANIN HANGİSİNDEN KORKULUR Sevgili Aykut Erdoğdu, Ahmet Hakan’la karşılıklı hakaretlerinizi okudum. İki kişi tartışırken araya girmeyi pek sevmem. Genelde de “Aracı yer bereyi” diye bir laf vardır, inanırım. Ancak yine de şunu söyleme gereği hissediyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın medya mensuplarına verdiği iftar yemeğinde sizin iddia ettiğiniz gibi, “Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşünü haber yapmayın” şeklinde bir söz, bir lakırdı ya da sizin deyiminizle bir “talimat” verilmedi. Böyle bir talimat verilmiş olsaydı eğer bunun en azından biz yazarlara da iletilmesi gerekirdi. Ben daha dün bu yürüyüşle ilgili yazılar yazdım. Sözleriniz sizin ya yanıltıldığınızı gösteriyor ya da iftira attığınızı. İşin medya açısından vahim olanı, bu iftiraya çok sayıda inanan çıkmasıdır. Rahmetli dedem, “İftiranın yakışanından kork” derdi. Sizin iftiranız da ne yazık ki, bu nitelikte olmuş. Şunu da söyleyeyim, Cumhurbaşkanı böyle bir şey söylemedi ama durumdan vazife çıkaran bazıları, “Bu yürüyüşü haberleştirmeyin” diye kendi kendine talimat vermiş olabilir, onu bilemem. Ama emin olunuz ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşünü çok sert biçimde eleştirdi ama “Bu yürüyüşü haber yapmayın” diye bir şey söylemedi.   BARIŞMA PROGRAMLARINA DİKKAT Televizyon kanalları “yeni yayın döneminde” yani eylül ayından itibaren “evlendirme programları”nı noktalayıp, o programlar yerine aynı kadrolarla “barıştırma” programları yapacaklarmış. Yani kavga eden, ayrılan ya da ayrılmak üzere olan çiftleri stüdyoya getirip barıştırmaya çalışacaklarmış. Yanlış hatırlamıyorsam böyle bir format daha önce denendi. Sinan Çetin’in sunuculuğunda, sorunlu çiftler barıştırılmak istendi. Program çok uzun soluklu olmadı. Bu nevi programlar yapmak isteyen televizyon kanallarını ve RTÜK’ü şimdiden uyarmak isterim. Bu barıştırma programları çok iyi niyetle başlasa bile çok kısa süre içinde büyük sorunlara neden olabilir. Toplumsal baskı ya da kanalların ödeyeceği paralar nedeniyle barışacak çiftlerin arasında yeniden sorunlar oluşabilir. Ve yarın öbür gün gazetelerde, “Esra Erol’un barıştırdığı çiftte acı son. Kocası barıştığı eşini öldürdü” gibi haberler görebiliriz. Bunun vicdani ve hukuki sorumluluğu ağır olur. Bence başlamadan önce iyi düşünün. Hatta hiç başlamayın.   AHLAK MI DEDİNİZ! Dün “LGBTİ yürüyüşünden size ne, kime ne” dedim. Epey bir karşı çıkan oldu. Kimi kibarca, kimi öfkeyle tepki göstermiş. “Ahlaksızlığa nasıl onay verilmesini istermişim.” Şunu baştan söyleyeyim; ahlaklı olmanın cinsel kimlikle bağlantısı yok. Heteroseksüeller arasındaki ahlaksız oranı ile homoseksüeller arasındaki ahlaksız oranı arasında pek bir fark yoktur. Benim bu yürüyüşe fiziki tepkiler gösterilmesine ilişkin eleştirim ise sadece bu yürüyüşle sınırlı değil. En uçta veya en ortada, nerede olursa olsun tüm fikirlerin ve kimliklerin kendilerini istedikleri gibi ifade edebilmelerini istiyorum. Mesele bundan ibarettir. Daha fazla da tartışmam. Bilesiniz.   NE ZAMAN ADAM OLURUZ? Namusu bacak arasında değil, kulak arasında aradığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Fon dolandırıcılığı seçmene nasıl anlatılıyor!
Köşe Yazıları
Fon dolandırıcılığı seçmene nasıl anlatılıyor!

Fatih Altaylı

Ekim 5, 2026

Amaç siyasi zararı azaltmak
Köşe Yazıları
Amaç siyasi zararı azaltmak

Fatih Altaylı

Ekim 4, 2026

TFF’de istifa ya da istifalar yakın
Köşe Yazıları
TFF’de istifa ya da istifalar yakın

Fatih Altaylı

Ekim 2, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Türk bilardosu başarı mirasına sahip!" görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Güzin Müjde KarakaşlıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Türk bilardosu başarı mirasına sahip!"Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:45 Bilardo ile nasıl tanıştı, hikâyesi nasıl gelişti? 06:01 Voleyboldan neden uzaklaştı? 09:06 İlk katıldığı şampiyonada derece yapabildi mi? 09:46 Üniversite ile bilardo beraber gidebildi mi? 11:36 İyi bir ıstaka kaç para? 13:41 3 senede bilardo çözülebilir mi? 14:55 Bir bilardo şampiyonu kaç saat bilardo oynar? 16:01 Türkiye’de bilardocular nasıl seçiliyor? 17:18 PBA sadece Kore’de mi var? 17:06 Bilardoda takımlar var mı, yoksa bireysel giden bir spor mu? 18:12 Bilardo pahalı bir iş mi? 18:47 Bilardodan para kazanabiliyor mu, avukatlıkla beraber nasıl yaptı? 19:52 Senede kaç turnuva var? 21:43 Türkiye 3 ana dalda şampiyon olan ülkelerden mi? 22:46 Türkiye’de kaç bilardocu var? 24:45 Bilardo yaşam tarzını etkiler mi? 26:02 Vuruş hesaplarını nasıl yapıyorlar? 29:52 Basit alınacak bir sayıyı daha havalı vurduğu oluyor mu? 30:41 Istakanın ucuna neden tebeşir sürülür? 32:35 Bilardoda masadan masaya fark olur mu? 35:14 Bilardoda kadınlar için de bir kıyafet düzeni var mıdır? 37:14 Evinde bir bilardo masası var mı? 39:35 Eskiye göre Avrupa’da bilardo daha mı az revaç görüyor? 41:16 Bilardonun bir yaşı var mı? 42:52 Bilardo bir centilmenlik sporu mu? 43:54 Beyaz topla başlayıp bitirilen eller oluyor mu? 44:40 Bilardonun simülatörü var mı? 45:52 Gelecek için bir şampiyonluk sözü verebilir mi? 48:16 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ekim 4, 2026
Din, modern insanın hayatındaki yerini tamamladı mı? görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Ahmet Arslan & Fatih AltaylıDin, modern insanın hayatındaki yerini tamamladı mı?00:00 Giriş 02:14 Hazırladığı kitabı 04:04 Son zamanlarda neden din konusu üzerine çalışmalar yaptı? 23:02 Gelecekte dinleri ve inançları nasıl görüyor? 37:00 Sentetik akılda basiret olacak mı? 53:20 Aslında insanoğlu Matrix'te mi yaşıyor? 1:03:00 Psikoloji geleceğin bilimi mi? 1:09:35 Kapanış #işbirliği
Ekim 4, 2026
Hilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota Hilux görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke TekHilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota HiluxYeni Toyota Hilux tüm gücüyle sahnede! Direksiyonda Teke Tek’in bu bölümünde Fatih Altaylı, gelişmiş arazi performansı ve sportif detaylarıyla öne çıkan bu özel versiyonu test ediyor. Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim
Ekim 2, 2026