İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Bizi sevenler bile kaçıyor mu?

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Temmuz 5, 2017

Bizi sevenler bile kaçıyor mu?

NE yalan söyleyeyim, Bodrum âşıklarından değilim. Özellikle son yıllarda. Zaman zaman aşırıya varan yaz kalabalığı, görgüsüzlük sınırlarını aşan “beach” saçmalıkları, ederinden birkaç kat fazla fiyatlarıyla Bodrum son yıllarda beni çok çekmiyor. Gerçi ülkenin genel kalitesinde bir “dekadans”, yani “aşağı gidiş” var ama bu durum Bodrum’da daha yoğunlaşarak gözüme batıyor sanki. Yine de iki günlüğüne Bodrum’dayım. Çok sevdiğim bir dostumun, Bodrum’un tantanasından uzak deniz kenarındaki minik evinde. Önceki akşam, evde akşamüstü sohbetinde, Bodrum’da emlakçılık yapan bir konuk daha vardı. “Bodrum’da konut fiyatları aşağı doğru gidiyor” dedi ve nedenini anlattı: “Yıllardır yılın en az üç ayını Bodrum’da geçiren yabancı mülk sahipleri vardı. Türkiye’yi çok seven, hatta büyük bölümü emekliliğinde Türkiye’ye, Bodrum’a yerleşmeyi planlayan dostlarımız. Önce daha az gelmeye başladılar. Geçen sene gelmeyi tamamen kestiler. Ve bu yıl birçoğu evini satışa koydu.” “Bodrum’un kalabalığından mı sıkıldılar?” diye sordum. “Keşke öyle olsa” dedi ve bir sitenin adını vererek devam etti: “Bu sitede yaklaşık 30 ev var. Bunlardan 9’unda Kuzey Avrupalı ev sahipleri vardı. İki yıldır 9’u da gelmiyor. Bu yıl 9’u da evini satmak için bize başvurdu. Konunun Bodrum’la alakası yok. Türkiye’ye gelmek istemiyorlar.” “Niye?” dedim, “Türkiye’nin onlar için ne gibi bir sıkıntısı olabilir ki!” “Aynı şeyi ben de sordum” diye yanıtladı, “Bu dostlarımız hepsi ülkelerinin üst düzeyi. Okumuş, yazmış insanlar. Türkiye’den bireysel olarak bir şikâyetleri yok ama Türkiye’nin imajı o kadar kötüye gitmiş ki, ülkelerindeki çevrelerine Türkiye’de olmayı anlatamıyorlar. Oradaki entelektüel çevre, bir anlamda baskı yapıyor olmalı ki, Türkiye’de olmak istemiyorlar. Bu yüzden de evlerini satmak istiyorlar. Pek çok sitede böyle evler var. Hepsi de Avrupalıların.“ “Satabiliyorlar mı bari?” diye sordum. “Sorunlardan biri de bu. Satılık evlere Arap ülkelerinden alıcılar çıkıyor. Ancak bu kez de sitelerde oturanlar bu işe karşı çıkıyor. Arap ülkelerinden gelenlerin yaşam tarzı ve alışkanlıkları çok farklı. Türk ev sahipleri de onları istemiyor. Bu yüzden de fiyatlar aşağı doğru gidiyor” dedi. Bu sohbetin sabahında Merkel’in Türkiye karşıtı söylemlerle dolu seçim bildirgesini okudum. Hiç şaşırmadım. Türkiye âşığı Avrupalılar evlerini satarken, diğerleri arasındaki durumumuzu siz hesaplayın.   TERÖRDEN BETER BİR İMAJ SORUNU BİZ yukarıda okuduğunuz sohbeti yaparken, yanımızda Türkiye’nin sanat hayatında önemli yeri olan bir başka dostumuz vardı. O da hemen yaşadığı bir başka olayı anlattı. İki yıl önce Avrupa’nın önemli sanat koleksiyoncularından biriyle İsviçre’de beraberken koleksiyonunun bir bölümünü Türkiye’de sergilemeyi önermiş. İsviçreli koleksiyoncu da olumlu yanıt vermiş. Tabloların gelmesi gitmesi, sigortası, sergisi derken ortaya ciddi bir bütçe çıkmış. Sponsor bulunması, koleksiyonerin sergi programları falan derken iş uzamış ve sonunda önümüzdeki kasım ayı içinde serginin açılması planlanmış. Koleksiyoner bir küratör önermiş, yer bulunmuş, organizasyon tamamlanma aşamasına gelmiş. Ve tam her şey bitti denilirken, İsviçreli koleksiyoner dostumuzu aramış. “Sergiyi iptal ediyorum” demiş. Dostumuz şaşırmış. “Ne oldu, bir hata mı yaptık?” diye sormuş. “Hayır, sen hata falan yapmadın. Hatta herkesten daha iyi organize oldun ama koleksiyonunu Türkiye’de sergileyen bir adam olmak istemiyorum. Böyle bir şey yaparsam çok ayıplanırım” demiş ve kesip atmış. Hak edelim veya etmeyelim, Türkiye’nin Batı entelijansiyasındaki durumu bu. Galiba FETÖ ve PKK kadar bununla da mücadele etmek gerek. Ve bu mücadele ne yazık ki, topla tüfekle, yargıyla yapılacak bir mücadele değil. Bu algının Türkiye’ye verdiği zarar, terörün verdiği zarardan daha büyük.   BUNUN ADI ‘KADINA ŞİDDET’ AHMET HAKAN AHMET Hakan bir süredir kafayı Şeyma Subaşı’na taktı. Önce hafiften dalga geçti. Tebessüm ettik. Sonra dozunu artırdı ve polemiğe girdi. “Cılkını çıkardı” dedik. Ama iş artık çığırından çıktı. Konu Şeyma Subaşı ile ilgili olsun olmasın, yazılarına Şeyma Subaşı’lı başlıklar atarak genç kadını aşağılamaya yönelik bir tavra dönüştü. Şeyma Subaşı politik bir figür değil. Bir suçlu değil. Yolsuzluğa, hırsızlığa bulaşmış biri değil. Bu yüzden de Ahmet Hakan’ın kendisine yönelik takıntısı artık eleştiri sınırlarını aştı. Hakan’ın Subaşı’na uyguladığı şeyin adı her yerde “cinsiyetçilik”tir, “mobbing”dir, “kadın karşıtlığı”dır ve asıl olarak “kadına şiddet”tir. Ahmet Hakan’ın Acun Ilıcalı’ya karşı bir tavrı olabilir. Bilemem. Ama Acun’la hesaplaşma yeri Şeyma Subaşı değildir. Ahmet Hakan bir düşünsün, tavla arkadaşı Aydın Doğan’a karşı bir hesabı olanlar, Aydın Doğan’dan nefret edenler aynı şeyi Aydın Doğan’ın eşine ve kızlarına yapsalar doğru bulur mu? Acun mini etek giymesine izin vermiyormuş   BÖLÜNSEK DE BERABERİZ HER yerde ve her şeyde bölünen bir halk, Kartal bebekte birleşti. İlginçtir, gece yarısına doğru bir yardım çığlığı yükseldi sosyal medyada. Bir anne, bebeğinin kalp nakli için 1 milyon 99 bin Euro’ya ihtiyaç duyduğunu haykırdı. Saatler içinde bu haykırış her yerden duyuldu. Sosyal medya fenomeni denilen tipler, ünlüler, ünsüzler, aklınıza kim gelirse bir anda destek verdi. Ve dün öğlen olmadan, hemen hemen 12 saat içinde Kartal bebeğin yaşama umudu için 1 milyon Euro toplandı. Anladık ki, bölünsek de iyilik için beraber olabiliyoruz. Hâlâ ...   HANGİSİ MÜHİM YAZILARIMA yapılan yorumlar beni üzüyor. Yok yok hakaret ettikleri, küfrettikleri için değil. Düşünmedikleri için. Mesela dün Wikipedia’ya erişimin hâlâ engellenmiş olduğunu yazıyorum. Altta da video hakem uygulamasıyla ilgili bir yazım var. Yapılan yorumların yüzde 99’u video hakemle ilgili. Oysa video hakem yüzünden belki takımınız birkaç puan kaybedecek. Bilgiye erişemediğiniz içinse geleceğinizi kaybedeceksiniz. Hangisi önemli sizce?   NE ZAMAN ADAM OLURUZ? İnsan olmadan adam olunmayacağını öğrendiğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026