İstanbul 11°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

MİT’e komploda Gülerce parmağı

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Ağustos 4, 2017

MİT’e komploda Gülerce parmağı

ZAMAN su gibi akıp geçiyor, hafızası zayıf toplumlar unutuyor, “kriptolar” bu zayıf hafızaya güvenerek iş kotarmaya çalışıyor. Madem öyle, hafızaları tazelemek de bizlere düşüyor. Fethullahçı Terör Örgütü’nün seçilmiş iktidara, devlete ve özellikle dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı “somut ve sert biçimde” saldırıya geçmesinin miladı, 7 Şubat 2012 olarak kayıtlara geçti. O gün Başbakan Erdoğan ciddi bir ameliyat geçirdiği sırada, FETÖ elindeki yargı gücünü kullanarak MİT’e bir operasyon başlattı. Bu operasyonun hedefinin Başbakan Erdoğan olduğu açıktı ve bu durum o gün de yazıldı. Peki hafızası zayıflara bir hatırlatma yapalım. MİT’e operasyon yapılması gerekliliğini o günlerde Cemaat içinde ilk dile getiren, bunu somut biçimde “kayıt altına” alan yazıları kim yazdı? Elbette ki Hüseyin Gülerce. FETÖ’nün MİT üzerinden Başbakan’a karşı harekete geçmesinden tam 40 gün önce Gülerce, ilk işaret fişeğini attı. 28 Aralık 2011 günü Gülerce köşesinde şöyle seslendi: “MİT’e bir operasyon yapılmalıdır. Başbakanlık’a bağlı Milli İstihbarat Teşkilatı’nda bir soruşturma başlatılmalıdır.” Gülerce bununla da yetinmedi. 2 gün sonra, 30 Aralık günü, Gülerce yazısını benzer biçimde tekrarladı: “MİT hakkında derhal bir soruşturma başlatılmalı.” Gülerce’nin ikinci yazısından tam 38 gün sonra, Başbakan Erdoğan’ın hasta yatağında olmasından da istifade edilerek, Gülerce’nin hedef gösterdiği kuruma yönelik bir operasyon FETÖ’cü savcılar marifetiyle başlatıldı. Erdoğan hastane yatağından aynı darbe girişiminde yaptığı gibi duruma el koymasa, FETÖ daha bu ilk hamlesinde başarıya ulaşacaktı. Gülerce işareti vermiş, FETÖ’cü savcılar gereğini yapmaya kalkışmış, ama Erdoğan’a toslamışlardı. Bu operasyonda Gülerce’nin parmağı olduğu aşikârdı. Düğmeye onun parmağı basmıştı. İktidara yakın gazeteci Fikri Akyüz, o günlerde köşesinde Gülerce’nin bu yazısına dikkat çekti. Zaman zaman Ergenekon davalarına da eleştirel yaklaşımlar sergileyen Akyüz, iktidara yakın bir isim olarak bilinmesine rağmen o gün bugündür işsiz. Gülerce ise “sözde” itirafçı ve makbul. Ve Gülerce’ye bazıları, “Devletin adamı” diyor. Belli devletin adamı. Ama paralel olanın.   İNSANLIK NAMINA BİR SES DUVARI GEÇEN akşam, bir arkadaşımın İstanbul’un biraz dışındaki bir sitede bulunan evine gittim. Son yıllarda çok yoğun yerleşim alan bir yer. Hava güzel, şurup gibi bir İstanbul gecesi. Bahçede oturuyoruz ve sohbet etmeye çalışıyoruz. Çalışıyoruz ama mümkün değil. Çünkü kaynağı belirsiz müthiş bir uğultu var. “Bu ses ne böyle?” diye sordum. Arkamı işaret ettiler. Birkaç yüz metre ileriden 3. çevreyolunun Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne giden bir viyadüğü geçiyor. Yolu ağır vasıtalar, genelde de kamyonlar kullandığı için inanılmaz bir gürültü. “Hep mi böyle?” diyorum. Hep öyleymiş, ama geceleri daha da beter oluyormuş. Gürültünün yoğunluğunu anlatamam. Konuşmak mümkün değil, bırakın konuşmayı gece uyumak bile ıstırap olmalı. Doğrusu inanamadım. O şekilde yaşamak mümkün değil. Üstelik de bunun çok kolay bir çözümü var. Gelişmiş ülkelerde de yerleşim merkezlerinin çok yakınından geçen bu tür yollar var. Ama onlar “gelişmiş” olmanın “insana değer vermek” olduğunu bildikleri için yolun o kesimlerine “ses duvarı” yapıyorlar. Bu duvarlar sesi en az yüzde 70, hatta 80 oranında azaltıyor. 3. çevreyolunun pek az bir bölümü, yerleşim merkezlerine bu kadar yakın geçiyor. Buralara bir ses duvarı yapmak çok da zor olmasa gerek. Üstelik sadece bir yanına yapılsa bile yeterli olacak gibi. Karayolları mı yapar yoksa yolun işletmecisi mi bilmiyorum, ama insanlık namına bunu yapmak lazım.   MOTOSİKLETLERE DENETİM FARZ HER gün gazetelerde motosiklet sürücülerinin ölüm haberleri. Okuduğum istatistikler doğru ise gerçekten durum vahim. Motorlu araçların her türlüsünü meraklı olmama rağmen, motosiklete bir türlü kanım ısınmadı. Çünkü korkuyorum. Sürücülerin büyük bölümü motosikletlilere karşı saygısız, hatta zaman zaman düşmanca bir tavır içinde. Onları araçtan saymıyorlar. İnsanın bedeninin kaporta olduğu bir araçta, bu saygısızlığın sonuçları çok acı oluyor. Bu nedenle motosiklete binmek bana göre değil. Yollarımızın kalitesi de ayrı bir motosiklet düşmanlığı. Ama benim gördüğüm kadarıyla motosiklet sürücülerinin en azından bazıları, kendilerine karşı en az diğer araç sürücüleri kadar düşmanca bir tavır içinde. Her gün yollarda gördüğüm motosikletli manzaraları yüreğimi hoplatıyor. Mesela günde en az bir kere otoyolda çok yüksek süratle giderken ön tekerleğini havaya kaldırarak araçların arasından uçarcasına giden sürücüler görüyorum. Bunların büyük bölümünün yaşam sürelerinin çok kısa olduğu kanaatindeyim. Hem kendi hem de başkalarının hayatlarını tehlikeye atıyorlar. Kasksız sürücüler, kendi kask takarken arkasına aldığı yolcuya kask takmayanlar, kaskı olan ama üzerinde atlet ve şortla motora binenler, yolda 150 km/s hızla giderken motosikletin üzerine yatanlar, parmak kadar çocukları motora bindirip arkasına ya da önüne oturtanlar, arkaya eşini, ortaya çocuğunu alıp maaile motosikletle dolaşanlar, araçların arasından büyük bir hızla geçenler, saniyede üç şerit değiştirenler hep motorcular. Ve belli ki, bunlara doğru düzgün bir denetim de yok. Sonra felaket denebilecek motosiklet istatistikleri...   BİR TAVSİYE ÇOK sıcak ve nemli bir hafta sonu geliyor. Ben de öğrendiğim bir şeyi tavsiye etmek istiyorum. Sıcağın vücudunuz üzerindeki etkisini azaltmak için yapılabilecek en işi şey, avuç içlerinizi soğutmak. Spor sırasında vücut ısısı aşırı yükselen atletlerin avuç içleri soğutulduğu zaman vücutlarını daha hızlı soğuttukları ve performanslarını daha uzun süre yüksek tutabildikleri ortayı çıkmış. Filler vücutlarını kulaklarından soğuturken, insanlar da avuç içlerinden soğutuyormuş. Aklınızda bulunsun.   NE ZAMAN ADAM OLURUZ? Anlamsız konuşmaktansa konuşmamanın daha iyi olduğunu anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026