İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Koşucular

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Ekim 28, 2017

Koşucular

İÇİMDEN bir ses diyor ki: “Galiba Türkiye normalleşme kararı aldı.” Türkiye’yi yöneten iktidar aklı, seçimle işbaşına geldiği günden beri Türkiye’yi ciddi biçimde koşturuyor. Ekonomik, sosyal ve siyasal açıdan. Sürekli yüksek tempoda, nefes kestiren bir koşu. Başlangıçta, koşuya katılanlar daha geniş bir kitleydi ve bu kitlenin birbirinden çok farklı bileşenleri, neredeyse ortaklaşmış bir hedef için, bayrak koşusu benzeri bir koşu içindeydi. 2007-2009 arası koşunun liderliğini yapan ve herkesten çok koşan iktidar partisi ve yönetimi, koşunun önceden ilan ettiği yolundan çıkarak farklı bir yöne doğru koşmaya başladı. Yine de önemli sayılabilecek bir kitle, “Başka yoldan koşsa da hedef aynı. Belki de bir kestirme biliyordur” diyerek birlikte koşmayı sürdürdü. Koşucuların bu bölümü 12 Eylül referandumuna kadar birlikte koşmaya devam etti. Sonrasında öndeki grup yeniden farklı bir yola saptı. Burada da koşuculardan bir bölümü, özellikle de öndeki grubu koşma konusunda motive eden bir gruptu bunlar, gruptan ayrıldılar. Öndeki grup koşuyu sürdürdü. Çeşitli dönemeçlerde gruptan ayrılanlar ise kaybolmuş bir vaziyette ayrı ayrı yönlere koşuyorlardı. Nereye koşulacağını ve tempoyu belirleyen öncü ile hemen yanındaki grup ise peş peşe dönüşlerle koşuyu kendi bildikleri istikamette yürüttüler. Ayrılan gruplar ise yolda karşılaşıp bir başka grup oluşturdular. Onlar da tam tersi istikamette bir koşu başlattılar. Sonunda ortaya birbirine tam ters istikamette koşan iki büyük grup çıktı. Üstelik ilk grubun yüksek temposundan yorulup dökülenler oldu ve onlar da biraz soluklandıktan sonra diğer grubun arkasından yetişmeye çalışmaya başladı. Gelinen noktada koşucular yorgun ve tribünler artık ilk grubu alkışlamıyor. Ve ilk grup bir yandan da tribünlerle kavga ediyor. Yapılması gereken tek şey var. Bir ara sokaktan geçerek iki grubu yeniden birleştirmeye çalışmak. Çünkü ilk grubu sürükleyen koşucu biliyor ki, zıt yönlere koşan bu iki grup sonunda bir yerde karşı karşıya gelecek ve o kargaşada kimin lider olduğu karışacak. Hele hele tribünlerin desteği kaybolmuşken, koşmak, koşacak morali bulmak da kolay değil. Bu uzun ve yorucu koşudan sonra iki grup aynı yolda, aynı yöne doğru koşacak buluşmayı gerçekleştirebilir mi bilmiyorum? Ama en azından zıt yönlere koşmamak gerektiği açık. ************  

KOMPLO TEORİSİ ÇÖKTÜ MÜ?

ABD Konsolosluğu’nda çalışan FETÖ tutuklusu Metin Topuz’un telefonunun şifresi çözülüp WhatsApp mesajları okunmuş. ABD’nin çıldıracağı gerçeği bir yana, okunan mesajlar bana göre bir “komplo teorisi”ni çürütecek nitelikte. Pek çok kişi Reza Zarrab’ın ABD’ye “anlaşmalı olarak” gittiğini, ABD Büyükelçiliği ile konuşarak “itirafçı olmak” maksadıyla tutuklanacağını bile bile Miami’ye uçtuğunu söylüyordu. Mesajlara bakılırsa böyle bir durum olmamalı ki, ABD Konsolosluğu çalışanları da Zarrab’ın ABD’de gözaltına alınmasına bizim kadar şaşırmışlar ve önceden haberdar olmadıkları böyle bir gelişmeden “keyif” almışlar. ************

ANTİK YUNAN’DAN ‘MÜSTEKREH’ BİR YAZI

ERTUĞRUL Özkök dün Ahmet Hakan’a “penis”le yüklenmiş. Okurken hayli güldüm. Madem olay buraya doğru kaydı, polemiğe girmeden bazılarının üzüntüsünü gidereyim dedim. Her ne kadar Ahmet Hakan “müstekreh”, yani “iğrenç” bulsa da, sanatta “penis” ilk çağlardan beri var olan bir unsur ve pek çok kültürde simgesel önemi bulunuyor. Penisi ya da tüm cinsel organları en fazla öne çıkaran ise antik Yunan sanatı. Eski Yunan heykellerinde boy boy penis var. Kimi küçük, kimi büyük. Yunan sanatında penisin boyu, sosyal statüyle doğrudan ilgili. Aydın, soylu, bilgili, kültürlü, üst sınıftan insanların tasvir edildiği heykellerde penis boyları küçük. Yani küçük penis, üst sınıftan olmanın işareti olarak görülüyor. Buna karşın kaba saba, kültürsüz, sadece savaşçı yetenekleriyle öne çıkanların penisleri ise büyük olarak koyuluyor heykellere. Ne kadar küçükse o kadar “rafine” bir kişi oluyorsunuz. Tanrı heykellerinde de durum değişmiyor. Yunan tanrılarının heykellerinde vücut hatları, kaslar, kollar, bacaklar, sırt kasları ne kadar abartılı tasvir edilirse edilsin, sıra penise gelince abartı ortadan kalkıyor ve Zeus’un penisi bile “makul” ya da anatomik olarak olması muhtemel ölçüye indiriliyor. Yani Zeus tanrı diye, kendisine “heybetli” bir penis takılmıyor. Ahmet Hakan da, sevgili Ertuğrul Özkök de bu durumu bilsinler. En azından antik Yunan’a göre öyle veya böyle mutlu olabilirler... ************

RÖPORTAJCI HELİN AVŞAR

ELİNİZDE tuttuğunuz ya da başka yollarla okuduğunuz bu gazeteyi kurarken, gazetecilikte röportaj geleneğine içten inanan biri olarak, iyi bir röportajcı bulmam ya da yetiştirmem gerektiğini biliyordum. Bu yüzden de birbirinden farklı karakterlerde pek çok röportajcı aradım. Bunlardan biri de gazetecilik geçmişi olmayan Helin Avşar’dı. Helin Avşar, müthiş cesur bir röportajcı çıktı. Kimsenin soramayacağı soruları soruyor ve röportajın önemli bir unsuru olan fotoğraflar için özel bir çaba gösteriyor, çok iddialı fotoğraflara muhatabını ikna etme becerisini kullanıyordu. Helin Avşar’a röportaj yaptırdığım için ben de, o da çok eleştirildik. Ama Avşar, pek çok ses getiren röportaja imza attı. Rasim Ozan Kütahyalı, Şamil Tayyar, Ertuğrul Özkök röportajları bunlardan bazıları. Helin Avşar 4 yıl önce gazeteden ayrıldı. Ama onun yaptığı röportajlar bugün hâlâ ses getiriyor. Muhafazakâr medya bile hâlâ onun röportajlarını kullanıyor. Ben de “Keşke bırakmasaydı” diyorum. Not: Röportajcı arayışımda önemli bir isim de İzzet Çapa oldu. O da şahane işlere imza attı ve Hürriyet’e transfer oldu. Ama orada aradığı keyfi bulamadığı için o da bıraktı. İnternet gazeteciliğinden gazeteye gelmesini sağladığım Kübra Par ise bugün Türkiye’nin tartışmasız en iyi röportajcısı oldu. ************

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Üste sürülen bir cilayla adam olunmayacağını anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026