İstanbul 9°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Cephane tüketmeyin

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Ocak 11, 2018

Cephane tüketmeyin

HÜKÜMETÇİ medyada Abdullah Gül’e “hakaretsiz” gün geçmez oldu. Ve doz giderek yükseliyor. Şaşırtıcı. Çünkü Abdullah Gül, AK Parti’nin kurucu “quadriga”sının 2. önemli ismiydi. AK Parti iktidarının “ilk Başbakan’ı”, “ilk Cumhurbaşkanı” idi. Şimdi “emekli Cumhurbaşkanı” ve artık “yarı aktif” siyaset yapıyor. Fakat hükümet yanlısı medyaya göre “yeniden aday olma ihtimali” var. Bu yüzden de hedefte. Ama akıl bu paniğin boşuna olduğunu söylüyor. Çünkü bence Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı adayı olma ihtimali, hele hele AK Partili bir adayın karşısına “aday olarak” çıkma ihtimali sıfır değil, sıfırın bile altında. Zaten kendisini yakından tanıyanlar da bunu açıkça dile getiriyor. Bu yüzden iktidarcı medyaya tavsiyem “kurşunlarını” tüketmemeleri. Kendini asla “hedefe koymayacak” biri için boşu boşuna barut tüketmemeleri. Yarın öbür gün “hakiki” bir aday çıkınca, atabileceğiniz tüm mermileri attığınızı fark ettiğinizde geç kalmış olabilirsiniz. ***********

ŞAŞIRDILAR

CUMHURBAŞKANI Erdoğan yol arkadaşı Abdullah Gül’e geçen hafta ilk eleştirisini yönelttiği zaman, “kökten AK Partililer” bu durumu anlamaya çalıştı. Anladılar da! “Abdullah Bey’in sözleri beyefendiyi kırdı. Bunu belirtmek istedi” dediler. Hepsinin inancı, meselenin orada kapanacağıydı. Ardından Cumhurbaşkanı’nın ikinci çıkışı geldi. Şaşırdılar. “Bizde böyle bir şey olmazdı. Galiba bizim bilmediğimiz şeyler var. Keşke aralarında konuşup bu meseleyi çözseler de bizim dava yara almasa” diye düşündüler. Ve önceki gün Abdullah Gül “trenden indirilince” bu kez paniğe kapıldılar. Bu kadar tepki, hiçbirinin beklemediği bir şeydi. Şimdi hepsi oturup bu “meselenin” kapanıp kapanmayacağını ve kapanmaması halinde onların deyimiyle “yürüyüşe”, herkesin anlayacağı dille “AK Parti’ye” ne zarar vereceğini hesaplamaya başladılar. Büyük ihtimalle önümüzdeki günlerde aracılar devreye girecek ve “sükûneti” sağlamaya çalışacaklardır. ***********

AYNI GÖMLEKTE DESEN FARKI 

CUMHURBAŞKANI ile eski Cumhurbaşkanı arasındaki tartışmanın temelinde aslında “siyasi bir ayrım” yatıyor gibime geliyor. Her ikisi de “Milli Görüş” kökenli. Her ne kadar “Milli Görüş gömleğini çıkardık” demiş olsalar da aslında bu gömlek içlerinde duruyordu. Sadece üzerine ceket giymişlerdi. İşler yoğunlaşıp ter basınca ceket çıkarıldı, Milli Görüş gömleği yeniden görülür oldu. Ancak görüş ayrılıkları ve üslup farklılıkları aynı gömlekte farklı desenler oluşturdu. Elinde ve sırtında yumurta küfeleri olan Erdoğan, Milli Görüş’ten kendi siyaseti açısından kaçınılmaz hale geldiğini düşündüğü “milliyetçi görüş”e yöneldi. Daha rahat bir pozisyonda olan Gül ise “liberal görüş”e yöneldi. Bu görüş farklılığını vurgulama ihtiyacını duymasına rağmen anladığım kadarıyla Gül’ün merkezin sağındaki siyasetin “siyasi kutbu” olma niyeti yok. Yapmaya çalıştığı şeyi süzgeçten geçirince AK Parti’yi 15 yıl önceki konumuna geri çekmeye çalıştığını düşünüyorum. Gül’ün yanıldığı nokta ise “köprünün altından hayli suyun aktığı”. Ve siyasette aynı suda bir kez daha yıkanmanın imkânsız olduğu. Hele hele parti “Erdoğan hareketi”ne dönüşmüşken... ***********

GÜNLÜK DOST-DÜŞMAN RAPORU

SURİYE’de ABD ile ters düşündüğümüz ve ABD bölgede PKK’yı desteklediği için Rusya’yla “müttefik” haline gelmiştik. İran da bu ittifakın bir parçasıydı. En azından civarımız için. 2 gün önce Suriye’deki Rus üslerine drone’larla hava saldırısı yapılınca Rusya’nın tepkisi Türkiye’ye yöneldi. Saldırgan muhalif güçlerin Türkiye tarafından desteklendiğini iddia etti. “Haydaaa!” derken bir gelişme daha oldu. Türkiye de Rusya ve İran’ın büyükelçilerini bakanlığa çağırarak “notamsı” bir uyarıda bulundu. Çünkü Rusya ve İran, Esad güçleriyle birlikte muhaliflere karşı harekete geçmişti. Bu durumda ben artık dış politikayla ilgili tek satır yazmama kararı aldım. Çünkü kimi eleştireceğimi, kimi destekleyeceğimi artık şaşırmış, karıştırmış ve bulamaz vaziyetteyim. Dışişleri Bakanlığı’ndan ricam, günlük bir “ilişkiler” bülteni yayınlayıp an itibarıyla “hangi ülkeyle dost, hangi ülkeyle düşman” olduğumuzu bize bildirmeleri. Bu günlük raporu görmeden bir ülkeyi eleştirip veya övüp durduk yerde “vatan haini” damgası yemek istemiyorum. ***********

YASAMAN: BAL GİBİ SATIŞTIR 

GALATASARAY Spor Kulübü’nün saygıdeğer başkanlık makamında oturan Dursun Özbek, divan kurulu konuşmasının büyük bölümünü bana ve eski başkan Ünal Aysal’a ayırdı. Burası ona yanıt verme yeri değil elbet. Ama bir kulübü yönetemeyip suçu bir gazeteciye ve bir eski başkana yıkmak gerçekten komik. Riva ve Florya’nın satışını “Bu bir satış değil, hasılat paylaşımı” diye savunup SPK danışmanı hukukçu Prof. Hamdi Yasaman tarafından “Bu bal gibi bir satıştır” diye yalanlanmak ise utanç verici. Başka söyleyeceğim yok mu? Var elbet ama bu köşeyi spora ayırmak istemiyorum. Gerekenleri haftaya spor sayfasındaki röportajımda söyleyeceğim. Yine de sayın başkan bilsin ki ben Galatasaray’ın divan kurulu toplantısını 20 dakika meşgul edecek kadar önemli biri değilim!

***********

BİR REKLAMDAN FAZLASI

DÜN hemen hemen tüm gazetelerin orta sayfasında, Ciner Grubu’nun Kahramankazan’da inşa ettiği dev sanayi tesisisin ilanı vardı. Bu tesisin üretiminin neredeyse tamamını ihraç ederek yüzde 100 katma değerli ihracat yapması bir yana, benim asıl hoşuma giden bu ilanda kullanılan şahane dil oldu. Açıkçası benim gibi düşünen pek çok kişiden de iletilmek üzere tebrik telefonu aldım. Gazetelerin reklamsızlıktan kan ağladığı bir dönemde tüm gazetelere ilan verilmesi ise mesleğim adına çok hoşuma gitti. Hem Ciner Grubu’nu hem de bu ilanı hazırlayan ajansı kutlamak isterim.

***********

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Yalancıların mumu seçimde söndürüldüğü zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026