İstanbul 22°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Anketçiler mi reklamcılar mı!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 21, 2018

Anketçiler mi reklamcılar mı!

CUMHURBAŞKANI adaylarından Muharrem İnce, seçim sonuçlarıyla ilgili olarak iddialı konuşuyor. Dün de dedi ki: “Bu seçimin kaybedenleri anket şirketleri olacak.” Son yıllarda anket şirketleri sadece Türkiye’de değil dünyanın pek çok ülkesinde “kaybedenler kulübü” oluşturacak kadar hatalı sonuçlara imza attılar. En büyük fiyaskoları, İngiltere’deki Brexit oylaması öncesi elde ettikleri sonuçlardı. Trump’ın kazandığı seçimde de fena çuvalladılar. Bizdeki 16 Nisan referandumu tahminleri de bir-ikisi hariç anketçiler açısından kayıp hanesine yazılmış. O yüzden anketçilerin kaybetmesi bildik bir durum. Fakat eğer işler İnce’nin iddia ettiği gibi ise bir başka kaybeden de reklam şirketleri olacak. Çünkü seçim gecesi televizyon yayınlarını pazarlayan bazı reklam şirketleri, seçim gecesi televizyon yayınları için reklam tarifesi yayınlamışlar. Ve ilginçtir, tarifede “balkon konuşması alt bant fiyatları” da yer alıyor. En pahalı alt bant da bu alt bant. Anket şirketleri paralarını zaten baştan aldıkları için kaybetseler de onlar için sorun değil. Ama reklam şirketleri paralarını ancak yayınlanan reklam için alabiliyorlar. Kaybederse asıl onlar kaybedecek. ***********

BORÇ MESELESİ

EKONOMİST bir dostum, bazı veriler yollamış. Paylaşayım dedim. 2002’de, AK Parti iktidara gelmeden önce vatandaşların bireysel banka borçlarını sıralamış: Konut kredileri toplamı 2002’de 0.5 milyar TL, 2007’de 30.8 milyar TL, 2011’de 74.6 milyar TL, 2017’de ise 168 milyar TL seviyesine ulaşmış. Taşıt kredileri toplamı 2002 yılında 0.6 milyar TL, 2007’de 5.9 milyar TL, 2011’de 7.4 milyar TL, 2017’de 6.6 milyar TL olmuş. İhtiyaç kredileri toplamı 2002 yılında 1.2 milyar TL, 2007’de 28.9 milyar TL, 2011’de 86.5 milyar TL, 2017’de ise 169.7 milyar TL’lik bir büyüklüğe çıkmış. Kredi kartı borçları ise 2002 yılında 4.1 milyar TL, 2007’de 25.8 milyar TL, 2011’de 55 milyar TL, 2017’de ise 81.9 milyar TL’yi bulmuş. Daha anlaşılır bir biçimde özetlemek gerekirse, 2002 yılında toplamı 6.4 milyar TL olan vatandaşın bireysel banka borçları, 2017 yılında 426.2 milyar TL’ye çıkmış. Dostumun yorumu şu: “Bu borçluluk oranına sahip bir toplum, değişimden her zaman korkar. Onlar için değişim son çaredir.” Dostum, vatandaşın borçlarının yanı sıra bir de reel sektörün borçlarıyla ilgili bir tablo göndermiş. Buna göre de “reel sektörün net döviz açığı” 2002’de, krizin hemen ertesinde 7 milyar dolar seviyesindeyken, 2018 yılının 2. çeyreğinde 223 milyar dolar olmuş. Yani hemen hemen yüzde 3000 oranında artmış reel sektörün net döviz açığı. Bunun ne anlama gelebileceğiyle ilgili ise yorum yapmamış ekonomist dostum. Her zaman karşılaştırmalara inanırım. Bu yüzden bir karşılaştırma yapma gereği duyuyorum. 2002’de bireysel kredilerin kişi başı gelire oranı yüzde 1.8, 2017’deyse yüzde 13.7. Fakat 2002’de kriz sonrası dönemde kredi faizlerinin de çok yüksek olduğunu unutmamak gerek. Bu arada 2002’de 231 milyar dolar olan milli gelir de 2017’de 851 milyar dolar oldu. Yani dolar bazında yüzde 268 arttı.

***********

KISA DÖNEM TATİL İZLENİMLERİ

SON 15 günde biri bayram diğeri kafa izni olmak üzere iki tatil yaptım. Kısa dönem tatilcinin bir iki izlenimini aktarmak isterim. Birincisi, yaz aylarında tatil yapmak için Türkiye dünyanın en güzel ülkesi. İkincisi, her şeye rağmen Ege Denizi, özellikle de Ege’nin Türkiye tarafındaki sahiller, dünyanın en güzel denizi. Dünyada görmediğim yer yok desem yeridir, bu kıyılar gibisi yok. Üçüncüsü, bu kıyılarda çok şık, çok güzel, dünyanın en iyi hizmetini veren küçüklü büyüklü oteller var ama yeme içme kültürü hâlâ çok zayıf. Şık lokantalar, farklı mutfaklarda hizmet veren restoranlar hâlâ yok. Dördüncüsü, son birkaç yıldır Türkiye’ye pek gelmeyen Avrupalı turistler yine gelmeye başlamışlar. Her yerde Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen çok sayıda turist var. Beşincisi, Ege koyları ve marinalarında birkaç yıldır görünmeyen dünya zenginlerinin dev yatları yeniden akın etmiş. Her koyda, her marinada mutlaka boyları 45 ila 120 metre arasında değişen dev bir yat görüyorsunuz. Altıncısı, tüm turistlerin şikâyeti alkollü içkilerin fiyatları. “Bu kadar pahalı içki olur mu?” diyorlar. Ülkesinde şişeye verdiği parayı, burada kadehe vermek ağırlarına gidiyor. Yedincisi, Türkiye’nin imajı bir basamak yukarı çıkarsa turizm gelirlerinin 10 basamak yukarı çıkacağı kesin. ***********

ANKA MI HUMA MI?

AŞAĞIDA okuyacağınız yazıyı önceki gün yazdım aslında. Dün yer yokluğundan köşede kendini gösteremedi. Az kalsın Murat Bardakçı üstadımızla pişti olacakmışız. O da dün aynı konuyu ele almış. Hem Faruk Acar’la konuşup AK Parti’nin reklam filminin yapım öyküsünü anlatmış hem de Zümrüdüanka kuşunun efsanelerini. Elbette “Ağanın pohunun üzerine poh konulmaz” ama ben de meseleye farklı bir açıdan yaklaşmıştım: AK Parti’nin yeni reklam filmini izledim. Film olarak, prodüksiyon olarak 10 numara. Ancak ne anlattığını, ne demek istediğini anlamadım. Zümrüdüanka kuşunun esbab-ı mucibesini de çözemedim. Zümrüdüanka, belirli bir periyot sonunda yanarak kül olan ve sonrasında yeniden küllerinden doğan bir kuştur. AK Parti kül olup bitti de küllerinden yeniden mi doğuyor mesela! Böyle bir şey söz konusu değil, iktidar partisi kül olmadı ki küllerinden doğsun. Zümrüdüanka, uzun yaşamı boyunca gördüklerinden ve yaşadıklarından dolayı her şeyi bilen, her bilgiye sahip bir kuştur. Onu demek istiyorlarsa AK Parti o kadar da eski değil. Zümrüdüanka’nın yuvası hayat ağacındadır, AK Parti kendini hayat ağacı olarak mı görüyor onu da anlatamamış film. Tabii bir de şöyle bir efsane vardır. Zümrüdüanka 2400 yıllık dönemini tamamladığı zaman kendine hayat ağacında bir yuva yapar, içine saklanır ve güneşin ağacı ve ağaçla birlikte kendisini yakmasını beklermiş. Güneş en sonunda ağacı tutuşturur, Zümrüdüanka kuşu yanarak ölür ve sonra küllerinden yeniden doğarmış. Ki bu da seçime giden bir partiye uygun bir efsane değil. Zümrüdüanka’nın Türklere ait bir efsane olmaması da cabası. Biz Türklerin “efsane” kuşu “Huma”dır. Ve bir parti reklamına daha uygundur. Çünkü inanışa göre pek de kolay görünmeyen bir kuş olan Huma’yı bir kez bile görenlerin tüm hayatı mutlu ve mesut geçermiş. Üstelik de “devletluların” başında dolaşırmış.

***********

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Konmayı bilmeyenler uçmaya çalışmadığı zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Cemaat döverken sirkatin söylemek
Köşe Yazıları
Cemaat döverken sirkatin söylemek

Fatih Altaylı

Ağustos 14, 2026

Ankete inanmayın, anketsiz kalmayın
Köşe Yazıları
Ankete inanmayın, anketsiz kalmayın

Fatih Altaylı

Ağustos 13, 2026

Yumurta küfesizler ve ucuz bir barometre
Köşe Yazıları
Yumurta küfesizler ve ucuz bir barometre

Fatih Altaylı

Ağustos 12, 2026

  • Videolar

Tümü
Üniversiteye gitme isteği azalıyor mu? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Erhan Erkut & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimÜniversiteye gitme isteği azalıyor mu?Shark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 03:26 Üniversite tercihleri ve önemleri 09:49 Üniversitelerin 3 senelik eğitime düşmesi planlanması 13:00 Üniversite kontenjanlarının dolmaması ve sonrasında azaltılması 17:44 Yapay zeka ile birlikte açılan bölümler 21:48 Üniversite sınavına giren kişi sayısının azalması 26:29 Üniversite fiyatlarının artışı 38:29 Sınavlarda sıfır çeken öğrenci sayısının artması ve eğitime etkisi 41:11 Yurtdışına eğitime gidenlerin sayısı artıyor mu? 43:18 Türkiye'deki öğrenci kalitesi düşüyor mu? 49:58 Devlet üniversitelerinin düşüşü, özel ve vakıf üniversitelerinin yükselişi 53:02 Bugünkü bilgi birikimi ile bir tercih yapacak olsa hangi bölüm ve okulda okumak isterdi? 55:13 Kapanış #işbirliği
Ağustos 9, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: Atelier Rebul'un 130 senelik hikayesi görseli
FatihAltaylı
YouTube
Kerim MüderrisoğluFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: Atelier Rebul'un 130 senelik hikayesiTeke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:46 Atelier Rebul nasıl kuruldu? 08:58 Beyoğlu'ndaki eczane duruyor mu? 10:20 Parfüm yapmaya nasıl başladılar? 13:01 Kokuları nasıl üretiyorlar? 16:04 Parfümörlük nedir? 16:37 Rebul parfümlerindeki oryantal havası 20:33 Bir parfüm nasıl oluşur? 23:45 İyi bir parfüm nasıl belli oluyor? 28:21 Yapay zekanın sektördeki yeri 40:30 Türkiye'de esans üretimi 43:41 Parfüm şişeleri nasıl tasarlanıyor? 47:42 Rebul parfümleri neden leke yapmıyor? 50:37 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 9, 2026
Türk AI girişimine 4 milyon dolar! görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Dr. İbrahim Ethem HamamcıTürk AI girişimine 4 milyon dolar!Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:51 İbrahim Ethem Hamamcı kimdir ve akademik çalışmaları neler? 10:54 Kendi şirketlerini kurma süreçleri 11:37 ETH Zurich'de bu araştırma fikri ile nasıl karşılandı ve neden bu araştırmayı tercih etti? 12:39 Yapay zekayı kullanarak tıpta ne geliştirmeyi amaçlıyorlar? 16:33 Yapmaya çalıştıkları gelişim için ne kadar sürede tamamlanmasını öngörüyorlar? 17:08 Kendisine gelen iş tekliflerini neden kabul etmedi? 18:38 Şirketleri nerede ve ekipleri nasıl? 19:07 Şirketlerine yatırım alabiliyorlar mı? 19:48 Şirketlerinin gelişme planları nasıl? 20:27 Şirketlerinde tam olarak ne üretiyorlar? 23:33 Üzerinde çalıştıkları yapay zekanın kişiye özel ilaç üretiminde bir faydası olacak mı? 24:36 10 yıl sonra bu geliştirdikleri iş ile kendisini nerede görüyor? 25:03 Üniversite tercihi yapacak olan gençlere tavsiyeleri neler? 30:48 Bu yaptıkları işi Türkiye'ye taşımayı düşünüyorlar mı? 31:48 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 4, 2026