İstanbul 9°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Doktorları korkutmayın

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Temmuz 20, 2018

Doktorları korkutmayın

Doktorlara yönelik şiddete tepki gösterdim dün. Pek çok hekimden teşekkür mesajı geldi. Sağolsunlar ama hiç gereği yoktu. Sizler bize her gün yaptığınız işle teşekkür ediyorsunuz zaten. Bazı okurlar da doktorları eleştirmiş, “Bize kötü davranıyorlar, adam yerine koymuyorlar” diye. Tek tük elbette vardır. Ama siz de kendinizi onların yerine koyun. 6 yıl eğitim. Sonra mecburi hizmet. Sonra uzmanlık eğitimi. Bir mecburi hizmet daha. Gelişen tıpla birlikte, sürekli kendini geliştirme gerekliliği. Tüm bunları yapmaya çalışırken, bir yandan da Bakanlığın getirdiği “Sayısal kriterlere uyma zorunluluğu”. Kalitatif değil, kantitatif doktorluğun özendirilmesi. Bir yanda hastalarının canlarını kurtarma, sağlıklarına kavuşturma çabası. Bir yanda şiddet korkusu. Aldıkları eğitime ve çalışma şartlarına oranla ücretlerinin düşüklüğü de cabası. Biliyor musunuz ki, böyle giderse yakında “uzmanlaşmış hekim” bulamayacağız, bulamayacaksınız. Doktorlarımız riskli alanlarda çalışmak istemeyecekler. Zorlu uzmanlık alanlarını seçmeyecek genç doktorlar. Seçenler de “özel sektöre” geçecekler. Ulaşamayacağız bile. Bakın bir doktorumuz ne yazmış; “Fatih bey, şiddet korkusundan artık hasta bakamaz oldum. Birkaç kez şiddete maruz kaldım ve artık işin kolayını buldum. Gelen hastayı hemen İstanbul ya da Ankara’daki büyük hastanelere havale ediyorum. Tedaviniz burada mümkün değil diyerek içim kan ağlaya ağlaya topu taca atıyorum. Çünkü benim de bir eşim ve iki çocuğum var.” Bu mu istediğiniz. Korkudan işini yapamayan, korkudan doktorluğun en zorlu ama hastalar açısından ne önemli dallarından uzaklaşan doktorlar. ************

Ben de aynısından içmek istiyorum

Açıkçası, sevgili Ertuğrul Özkök ne yiyorsa ondan yemek, ne içiyorsa ondan içmek istiyorum. Ya gittiği lokantaların isimlerini versin ya da evde yapılanı yiyorsa tarifleri yollasın. Ben de onun içtiğinden içip, onun yediğinden yiyip, gerçek dışı bir Dünya’da yaşamak ve “Hyperoptimist” olmak istiyorum. Tabii gerçekten öyle ise... Gazetesinin yazarı Cengiz Semercioğlu’nun suç ortağı haline geldiği “Mustafa Ceceli’nin yarattığı pislik” ile ilgili olarak sevgili Ertuğrul Abimiz şöyle demiş: “En azından Mustafa Ceceli’nin hatalı olduğu konusunda toplumun tüm kesimleri birleşti”. Yani toplumun karşı mahalleleri Ceceli konusunda aynı şeyi düşünüyormuş Ertuğrul Özkök’e göre. Bu kanaate nereden kapıldı bilmiyorum ama gerçekten kapıldıysa ortada bir sorun var demektir. Eğer zahmet buyurup mail adresini okurlarına açarsa, durumun pek öyle olmadığını çok kısa sürede, bir kaç dakika içinde anlayacaktır. Olayın patladığı gün hem Ceceli’yi, hem de Cengiz Semercioğlu’nu eleştiren yazılar yazdım. Ve Ertuğrul Özkök’ün savunduğunun tam aksi bir durumla karşılaştım. Bir yanda “İyi yazmışsın bu şerefsizlere. Rezillere” diyen kalabalık bir kitle. Diğer yanda ise “Utanmıyor musun eşcinselliği meşrulaştırmaya çalışmaya, Ceceli çok haklı. Çocuğunu öyle bir kadına bırakacak hali yok ya!” diyen yine oldukça kalabalık bir kitle. Anlayacağınız Ceceli’ye tepki konusunda mahalleler arasında bir yakınlaşma, bir ortaklaşma söz konusu falan değil. Neredeyse 180 derece ters yaklaşımlar var mahalleler arasında. O yüzden ben de olmayan bir yakınlaşmayı varmış gibi görüp umutlanmak istiyorum elbette. Ama bu gerçek Dünya’da mümkün görünmüyor. Ama belki Ertuğrul Abi’nin diyetini uygularsam olabilir. Gerçek olmasa da bana kendimi iyi hissettirebilir. Bunun topluma bir yararı olur mu bilmem. Ama en azından bana olur! Bu yüzden formülü istiyorum Ertuğrul Abi. Hem yediğinin hem içtiğinin formülünü. ************

Standart uygulama

Adnan Oktar’ın polis otomobiline bindirilirken kafasının bastırılması neden bu kadar olay haline getirildi anlamam mümkün değil. Türkiye bu “kafa bastırma olayını” yıllardır tartışır durur. Oysa gözaltındaki ya da tutuklu kişilerin polis araçlarına bindirilirken kafalarının üzerine bir polisin elini koyması, tüm dünyada standart bir uygulamadır. Kişinin kafasını otomobile çarpmasını engellemek ya da direnirken bu yolla yaralanmasına izin vermemek için uygulanan neredeyse standart hale gelmiş bir prosedürdür. Bunun altında başka neden aramaya pek gerek görmüyorum. ************

Oktarcı hesaplara Bilişim Suçları bakıyor mu?

Adnan Oktar çetesi gözaltına alındığından beri, Oktar yanlıları bildik yöntemlerini sosyal medyada uygulamaya devam ediyor ve bir yandan Oktar’ı savunurken, diğer yandan da başta Emniyet güçleri ve gazeteciler olmak üzere bu meselede kendi yanlarında olmayan ve bununla ilgili yazan çizen herkesi tehdit ve şantaja maruz bırakıyorlar. Umarım Emniyet içindeki Bilişim Suçları Bürosu sahte hesaplarla Oktar savunuculuğu yapan ve etrafa tehditler, hakaretler savuran bu hesapları da “çete bağlantısı” nedeniyle takip ediyordur ve gerekeni yapacaktır. ************

Sanatçı böyle olmalı!

Sanat ve sanatçı diye geçinen “dünyanın” bilgi, birikim ve kültür seviyesi de Adnan Oktar operasyonu ile birlikte ortaya çıktı. Hepsinin ortak savunması şu: - Biz onun kim olduğunu bilmiyorduk - Daha önce hiç duymamıştık - Böyle biri olduğu yolunda hiçbir haber görmemiştim Şahanesiniz. Birbirinizin attığı adımdan haberiniz olur. En yeni çanta, en moda çizme hepsini bilirsiniz. Ama Adnan Oktar’ı hiç duymamışsınız. Aferin size. ************

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Fethullah’ı iade etmeyen yargı ne kadar bağımsızsa, Türk yargısının da o kadar bağımsız olduğunu anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026