İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Bilim ve bilgiyle zengin olunur

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Ağustos 17, 2018

Bilim ve bilgiyle zengin olunur

Hep söylüyorum ya, “Üretim üretim üretim” diye... “Üretim olmadan güçlü bir ekonomi olmaz” diye. Gelin size güzel bir başarı hikayesi anlatayım. Osman Kibar adını duymuşsunuzdur muhtemelen. Politikacı olandan söz etmiyorum. Bilim adamı olanı bahsetmek istediğim. Caltech mezunu bir Türk bilim insanı. Bilimin nasıl ve ne kadar önemli olduğunun canlı kanıtı bir başarı öyküsü. Aslına bakarsanız, Osman Kibar’ın hikayesi Türkiye’de bilinmeyen bir öykü değil. 2007 yılında ilaç devi Pfizer’in altındaki bir kuluçka ortamında Samumed adında bir biokimya firması kurdu Osman Kibar. Kısa süre sonra Pfizer’le anlaşmazlığa düşünce ayrıldı ve firmasını bağımsız olarak geliştirmeye başladı. Samumed, özellikle hayatiyetini kaybetmiş saç dokularını canlandıran ve saç çıkaran bir formül üzerinde çalışmaya başladı. Ayın zamanda yıpranmış derilerin canlandırılması ve gençleştirilmesi alanında çalışmalar yürüttü ve başarılı olmaya başladı. Kibar’ın sıfırdan kurduğu Samumed kısa süre içinde çok ciddi bir değere ulaştı ve yatırımcıları çekmeye başladı. Kibar da 2,9 milyar dolarlık bir servete ulaştı. Sadece bilgiyle. Ancak hikaye yeni başlıyordu. ABD’deki araştırmaları sonucu bulduğu ilaçlar FDA’deki tüm testlerden başarıyla geçmeye başladı. Ve şimdi Samumed önümüzdeki günlerde halka açılıyor. Şirkete biçilen değer ise tam tamına 12 milyar dolar. Türkiye’deki her gencin ibret alması gereken, Türkiye’deki her karar vericinin ne demek olduğunu özümsemesi gereken bir hikaye. Kamu ihalesi almadan, alinin külahını veliye takmadan, kimsenin önünde eğilmeden, kapılarda beklemeden, yalakalık yapmadan ulaşılan bir başarı. Sadece iyi bir eğitim ve bilgiyle 12 milyar dolarlık bir şirketi oluşturmanın mümkün olduğunu gösteren bir hikaye. * * *

Cahil liderin anlamadığı

Trump tipik bir “Cahil lider” profili çizmeye devam ediyor. “Amerika’yı yeniden büyük yapacağız” derken kullandığı terminoloji bile ABD’nin büyüklükten uzaklaştığını gösteriyordu zaten. Rakiplerini karalayacağız derken ülkesinin küçük gösterdiğini bile farkına varamayacak kadar mantıktan yoksun bir adaydı. Şu anda da durumu giderek “Betere” doğru ilerliyor. 75 yaşındaki Başkan, ülkesinin ticari gücünü bir önceki yüzyılın alışkanlıklarıyla veya ölçüleriyle değerlendirmeye çalışıyor. Hala geçmiş dönemin endüstriyel yapıları üzerinden değerlendirmeler yapıyor olması bunun işareti. Şöyle basit sorularla gidelim mesela: 1. Kaçımızın Amerika’da üretilmiş bir otomobili var ? Yanıtın sıfıra yakın olacağını tahmin edebiliyorum. 2. Kaçımızın evinde ABD üretimi bir beyaz eşya var? Burada da yanıt çok farklı olmayacaktır. Peki ya şunları sorarsak: 1. Kaçımızın kullandığı bilgisayarda ABD üretimi programlar var? 2. Kaçımızın telefonu ABD markalı? 3. Kaçımız Google’dan faydalanıyoruz? 4. Kaçımız Youtube’a günde bir kaç kez giriyor veya buraya videolar yüklüyoruz? 5. Kaçımız instagram’a. Kaçımız Twitter’a üyeyiz? 6. Kaçımızın yerli diye satın aldığı satın aldığı ürünlerde ABD lisanslı yazılımlar var? 7. Kaçımız Amazon’dan alışveriş yaptık ve yapıyoruz? 8. Kaçımız UBER’den yararlanıyoruz? Bu soruların yanıtları Trump’ı çok ilgilendirmiyor olmalı ama bugün ABD’de Borsa değeri 1 trilyon doları geçen veya yaklaşan tüm şirketler bu işleri yapan şirketler. Başkan Trump ve ona yalakalık yapmak isteyen kimi üreticiler “ABD’ye yeni işler üretiyoruz” diye ortalıkta geziyorlar  ama ABD’yi yeniden büyük yapmak istiyorsa ABD’de ikinci bölümde sorduğum soruların yanıtlarını üreten şirketlerin ABD’den niye kaçtığını, vergi cennetlerinde üstlenerek ABD’ye ve hatta dünyaya nasıl bir zarar verdiğini düşünse daha iyi ederdi. Tabii bizim de ABD ile kavgamızda karşımızda ne olduğunu görmemiz açısından da bu saydıklarımın bir değeri olmalı. * * *

UBER’i niye kimse anmıyor!

UBER demişken, UBER’den bahsetmemek olmaz. ABD merkezli firmanın Türkiye’deki yasa dışı faaliyetleri sürüyor. Seçim öncesinde UBER’e karşı başlatılan sözde seferberlik seçimden sonra unutulmuş görünüyor. UBER araçları ortalıkta fıldır fıldır geziyor, müşteri topluyor. Şimdi bazılarınız yine bana kızacak ve “Büyük konfor niye karşı çıkıyorsun” diyecekler. Şu yüzden karşı çıkıyorum. Türkiye’nin parasını çalıyorlar. Sizin UBER sürücüsüne ödediğiniz paranın yüzde 20’si anında kesiliyor ve UBER’in kasasına giriyor. Diyelim ki, İstanbul, Ankara gibi kentlerimizde yılda 2 milyar TL’lik bu tip taşımacılık yapılıyor. UBER buradan 400 milyon TL kazanacak ve Türkiye’de kurulu bir şirketi olmadığı için neredeyse tamamı kar olan bu paradan beş kuruş vergi vermeyecek. Anlamadığım bir şey de şu. Türkiye’de ABD’nin her şeyine karşı bir tepki varken, UBER’in adını kimsenin anmıyor olması. * * *

Denetim nasıl olur!

Siirt valisi denetleme yapmış kentte. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü binasına da gitmiş ve burada yerlerdeki fayansların iyi döşenmediğini görünce kızmış. Eline bir çekiç alarak bunları kırmış ve “Yeniden yapın. Bir daha ziyarete geldiğim zaman düzgün görmek istiyorum” demiş. Hoş bir uygulama ve görevine aşık bir vali izlenimi doğursa da bu işler böyle olmamalı. Yapılması gereken elde çekiçle fayans kırmak değildir. Durumu hemen bir tutanakla belgelemek ya da bir bilirkişi ile tespit yaptırmaktır. Sonra da bu binanın yapımını üstlenen müteahitten ve devlet adına bunu kontrol görevini üstlenen kamu görevlilerden hesap sormak, gerekiyorsa bu kişiler aleyhine yargı yoluna başvurmaktır. Karoları kırmak pratik bir çözüm olabilir ama hukuki bir çözüm değildir. İşini kötü yapanın ders alacağı bir yöntem olamaz. * * *

Sosyal kötülük

Sosyal medya kötücüllüğü diye bir şey var. Bir hesabın ardına saklanarak içindeki kötülüğü ortaya dökmenin dayanılmaz aşağılıklığı. Takip ettiği ünlülere, imza almak için peşine düştüğü şöhretlere hakaret edebilmenin utanmazlığı. Ünlü kadın doğum yapmış. Sosyal medya kötüsü “Veremedin bir şu kiloları” diyor mesela. Çünkü saklanıyor bir hesabın arkasına. Cesareti falan yok Tam aksine içinde ezik bir kişilik var. Aynı ünlüyü yolda görse “ne kadar şahanesiniz” diye önünü kesecek muhtemelen. Selfie çektirecek hatta. Ama sosyal medya ortamında hakarete devam edecek. Hele bir de bu hakaretine bir yanıt alırsa ondan mutlusu yok. Benim tavsiyem bu rezilleri görseniz de görmemezlikten gelin. Çünkü onlar insanlık çukurunun en dibindeki pisliklerdir. Görmek bile mide bulandırırken, bir de taş atmak kokuyu arttırır sadece. * * *

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Bardağın ne kadarının dolu olduğunun değil, onu doldurabilecek inanca sahip olup olmadığımızın önemli olduğunu anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026