İstanbul 5°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Kazıklanmak istiyorum kime ne?

Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Ağustos 24, 2018

Kazıklanmak istiyorum kime ne?

Her yaz olduğu gibi bu yaz boyunca da Bodrum’daki bazı lokantaların fiyatlarını tartışıyoruz. Lahmacun şu kadar, ayran bu kadar, çay o kadar. Ciddi ciddi gazeteler(Böyle bir şey kaldı mı emin değilim), ciddi ciddi gazeteciler(Böyle bir şey kalmadığından eminim) konuyu ciddi ciddi ele alıyorlar ve tartışıyorlar. Yetmiyor, konuya turizm bakanı da dahil oluyor. ‘Kimsenin kimseyi kazıklamasına izin vermeyiz” diyor. Bana sorarsanız son derece anlamsız ve hatalı bir tartışma. Böyle saçma bir tartışmayı Fransız basınında göremezsiniz. Le Monde’da “Kardeşim bu ne rezalet, Hotel Byblos’ta bir yemek 2000 Euro’ya patlıyor, hele bir de Marina’ya tekneyi bağlarsanız bir gece için 15 bin Euro da ona vereceksiniz. Böyle bir şey olabilir mi?” diye bir yazı okuyamazsınız. Ya da Corriera della Sera’da “Cala di Volpe Hotel’de insanları kazıklıyorlar. Bir Caprese salataya 60 Euro istenir mi?” diye bir şey de yazılmaz. Çünkü herkes bilir ki, bu gibi oteller veya lokantalar insanları kazıklamaz. Kazıklanmak isteyenler oraya gelir ve kendi kazıklatır. Bu da ne otel ve lokanta için, ne de o ülkeler için kötü bir şey değildir. Tam aksine iyi bir şeydir. Öyle iyi bir marka yaratmışsın ki, insanlar kendini kazıklatmaya bayılıyor demektir bu. Ülke için de tesis için de! Turizm Bakanlığının görevi turizmde fiyatları düşürmek değil, her keseye uygun tatil imkanlarını sağlamaya yönelik bir politika oluşturmaktır. Kazıklanmak isteyenin de bulabileceği bir tesis, bir lokanta olmalıdır. Kazıklanmak istemeyenin de... Üstelik bazı yerler özellikle pahalı olmalıdır ki, küçük ve güzel ve temiz kalabilsin. O yüzden 28 TL’lik çaya hiç ama hiç kızmıyorum. Tam aksine satabiliyorlarsa 280 TL yapsınlar. Bir çaya 280 TL verecek kadar zengin ve bunu yapmak isteyecek kadar aptal olanların da hizmet alma hakkı olmalı. “Kazıklanmak istiyorum, keyfimin kahyası mısın?” demek özgürlüğünü kimsenin elinden alamayız. Yeter ki, kazıklanmak istemeyen vatandaşların 1 liraya çay içebileceği yerler de olmaya devam etsin. ***

TİPİK CAHİL LİDER

Trump’ın ABD’yi sürüklemeye başladığı yer belli oldu. Herkese gider yapmaya başlayınca, herkesten “Bi dur hele” tavrı gelmeye başladı. Çin, uluslararası ticarette Yuan kullanımını sağlamak için hazırlanıyor. Çin Kalkınma Bankası, ülkesi dışında da projelere destekler vermeye başladı. Bir nevi Dünya Bankası işlevi görmeye niyetli gibi. Avrupa, ABD’ye rağmen İran’la iş tutmaya devam etme arzusun gizlemiyor. Almanya’dan en etkili ve yetkili sesten, “ABD’nin SWİFT tekelini kırmak için bir şeyler yapmalıyız” nidaları duyuluyor. ABD Trump sayesinde “Değersiz bir yalnızlığa” doğru sürükleniyor. Trump ise iyice köşeye sıkışıp, yolsuzlukları, ahlaksızlıkları bir bir ortaya döküldükçe tehditlerini dışarıdan içeriye yöneltti. Amerikalılara “Beni düşürürseniz ülke ekonomisi batar” türünden tehditler yöneltiyor. Tipik cahil lider tavrı. Sanki kendisinden önce bir ABD yokmuş ve kendisinden sonra da olmayacakmış gibi davranıyor. Ancak siyasi hesaplar yapanlar şunu unutmasınlar. Trump şu anda her ne kadar abuk sabuk tavırlar içinde olsa da, ABD Devleti’nin politikalarını uyguluyor. Amerikan Derin Devleti, başka Başkanlara kolay kolay yaptıramayacağı her şeyi, cehaletinden dolayı Trump’a yaptırıyor. Bunların neler olabileceğini de isterseniz yarın yazalım da bayram günü içiniz sıkılmasın. ***

ESKİDEN FİLEMİZ VARDI

Plastik poşetler yasaklanıyormuş. Yasaklansın bir mahzuru yok hatta iyi olur diyeceğim ama olmayacak. Artık bir alışkanlık oldu bu torbalar ve hatta gereklilik. Bizim çocukluğumuzda plastik poşet diye bir şey yoktu. Alışveriş yaptığımız zaman çarşıdan, pazardan kağıt torbaya koyarlardı her şeyi. Bunlar da ya geri dönüşümle elde edilmiş Kraft benzeri bir kağıttan yapılırdı, ya da eski gazetelerden. Çarşıya çıkarken anamız babamız yanlarına file alırlardı. Uzun zamandır file diye bir şey gördünüz mü? Muhtemelen yeni nesil file deyince ya futbol kalesini hatırlıyordur, ya da file çorapları. Pazar filesi “Out” olalı çok oldu. Gençlerin varlığını bile bilmediği o file pazara çıkınca dolar, eve gelince boşalırdı. Ama atılmazdı. Şimdi her yer plastik poşet. Aslında medeni ülkelerde, özelikle Avrupa’da plastik poşetler verilmiyor, satılıyor. Mesela bizde de 25 kuruş olsa. Almak istemeyen evinden filesini getirse. Ya da eski poşetini. Bir de bizdeki poşetler çok kalın. Bunları daha ince yapsak. Sonuçta evladiyelik poşet gerekmiyor. Ve son bir şey daha. Plastik poşeti yasakladık marketlerde. Peki ya plastik ambalajlar. Yanımızda götürdüğümüz fileye, her biri ayrı bir plastik poşette onlarca ürün koyacağız. Plastik kovada yoğurt, plastik kutuda sebze, naylona sarılı şarküteri, plastik ambalajda peynir. Asıl sorun orada. Bunu görmezden geleceğiz. Ama plastik poşet olmadığı için çevreci sayılacağız. ***

OKURUM BANA DELİ DEDİ

Bayılıyorum okurlarıma. 30 yıla yakındır her gün karşı karşıya gelince artık akraba, yakın arkadaş gibi olduk çoğuyla. Şahane mailer atıyorlar. Çok eğleniyorum. İşte bir tanesi. Beni çok güldürdü. Siz de gülersiniz muhtemelen: “Önce evladının yüksek öğrenime başladığı güzel haberi verdin. Sonra bu ara yazmam, aksatırım kızsanızda  .....de değil babında tek kale atarlandın. Sonra zıvanadan çıkıp -20 senedir şahit olmadığım bir durum -bayramda bile ardı ardına yazmaya başladın... Zaten seni 20 senedir okumamın- izlememin sebebi böyle anormal olman! Yani bu delinin deliyi ta fizanda bulup bırakmaması durumu. Böyle devam, seni en iyi ben anlıyor ve onaylıyorum…” Sağolsun. Anlaşılmak iyi bir şey. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Havlayan her köpeğe taş atmak için durursanız, hedefinize asla varamayacağınızı bildiğiniz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Başlıyor
Köşe Yazıları
Başlıyor

Fatih Altaylı

Mart 9, 2026

İspanya’nın mesnetli özgüveni
Köşe Yazıları
İspanya’nın mesnetli özgüveni

Fatih Altaylı

Mart 8, 2026

Veled-i Şahi için mi!
Köşe Yazıları
Veled-i Şahi için mi!

Fatih Altaylı

Mart 6, 2026

  • Videolar

Tümü
"Keşke aile olmanın provası yapılsa" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Hasibe Eren & Devin Özgür Çınar & Bedia Ceylan Güzelce"Keşke aile olmanın provası yapılsa"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:35 "Bir Aile Provası" nasıl çıktı? 06:16 Çiğdem nasıl bir karakter? 10:12 Figen nasıl bir karakter? 12:54 "Bir Aile Provası"nı izleyen aileler kendilerinden ne bulurlar? 18:48 Figen ve Çiğdem karakterleri dışarıda birbirlerini sever miydi? 20:27 Kapanış
Şubat 27, 2026
"Bağ kurmak için çatışmak lazım" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Tülin Özen & Nilperi Şahinkaya & Bedia Ceylan Güzelce"Bağ kurmak için çatışmak lazım"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:45 Ballı süt severler mi? 01:10 "Ballı Süt" oyunu ortaya nasıl çıktı? 03:00 Oyun karakterleri 04:21 Oyuna hazırlanırken kendi hayatlarından etkilendiler mi? 09:41 Tülin Özen, günümüz gençleri hakkında ne düşünüyor? 14:02 "Ballı Süt" oyunundaki kardeşlik anlatımı 17:40 Oyun provaları nasıl geçti? 18:54 Yolları nasıl kesişti? 21:17 İzleyici oyunda kendileri için ne bulacaklar? 24:51 Bahçe Galata hakkında 26:42 Nilperi Şahinkaya'nın köpeği "Pablo Garcia Perez Fernandez de la Rosa" 27:31 Tiyatro dışında hayatları nasıl gidiyor? 27:58 Tek kelimelik soru - cevaplar 32:45 Kapanış
Şubat 20, 2026
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026