İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Koşa koşa Güneydoğu

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Eylül 23, 2018

Koşa koşa Güneydoğu

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy ile Güneydoğu Anadolu turumuza devam ederken bir yandan da sohbet ediyoruz. Bakan Ersoy, Türkiye’nin en büyük turizm gruplarından birinin patronluğundan kalkarak oturduğu Bakanlık koltuğunda çözüm odaklı ve süratli bir tempo içinde. Bakanlık bürokrasisi de yeni Bakan’a uyum sağlamaya çalışıyor. İsmi lazım değil yıllardır Bakanlık’ta çalışan bir bürokrat, “Biz böyle bir şey görmedik. Sürekli bir koşturma halindeyiz. İnanılmaz bir hızla hareket ediyor ve çok hızlı karar alıyor” diyor. Doğrusu ben de böyle bir tempo görmedim. Hiçbir yeri sindiremeden koştura koştura dolaşıyoruz. Ersoy dinliyor, bilgi alıyor, görüyor ve ilerliyor. Bürokratik protokolden çok sıkıldığını da görüyorum. Mardin’de sabah 8’de Ulu Cami’deyiz. Biraz gayret etsek sabah namazını kılanlarla karşılaşacağız neredeyse. Ulu Cami müthiş bir eser. Artuklular döneminde yapılmış. Tam Mardin’i yansıtıyor. Minaresinde tüm dinlerden ve hatta tek tanrılı olmayan kadim inançlardan semboller taşıyor. Üzerindeki kufi yazılar İran etkisini gösteriyor. Ancak camiyi fazla inceleyemeden Dara’ya doğru yola çıkıyoruz. ÖLÜLER KENTİ DARA Ancak arada uğramamız gereken bir yer daha var. Deyrulzafaran Manastırı. Orayı da hızla geziyor, 15 yıldır Mardin Metropolitliği görevinde olan Oxford mezunu Metropolit Hazretleri ile sohbet ediyoruz. Sonra Dara. Yolda otostop yapan gençleri de toplamayı ihmal etmiyoruz. Dara’da 1. Yüzyıldan kalma Roma dönemine ait kaya mezarlarını (nekropol) ve daha sonra burayı ele geçiren Perslerin katlettiği Roma askerlerini topluca gömdüğü bir toplu mezarı geziyoruz. Tabii koşarak. Oradan yine koşa koşa Dara’nın meşhur Roma dönemi sarnıçlarından en büyük olanına gidiyoruz. Biz sarnıçın merdivenlerini inerken, Bakan Ersoy merdivenleri hızla geri çıkıyor. Ardından Dara’daki bir tarlaya inen bir askeri Sikorsky helikoptere tıkışıp Şanlıurfa’ya doğru yola çıkıyoruz. ŞAHANE BİR MÜZE BİNASI Urfa’da ilk durağımız yeni yapılan Urfa Müzesi. Tam müzeye uygun, çok şahane bir yapı. İçinde Göbeklitepe ağırlıklı olmak üzere bölgedeki tüm kazılardan elde edilmiş buluntular ve eserler sergileniyor. Arada dönem canlandırmaları, 10 bin yıl öncesinin yaşam tarzını gözlerimizin önüne seriyor. Müzede bize rehberlik eden kişi Şanlıurfa İl Kültür Müdür vekili. Şahane bir genç. Heyecanlı heyecanlı anlatıyor. Belli ki yaptığı işe aşık. Müze ile ilgili eleştirilerimi aşağıda bir başka başlık altında yazacağım. Ben müzeyi gezerken, Bakan Ersoy 200 metre ilerdeki Mozaik müzesi’ne geçmiş bile. GECEKONDUDAN ÇIKAN MOZAİKLER Biz de peşinden o tarafa seğirtiyoruz. Mozaik müzesi gerçekten müthiş. Bulunması ise tamamen tesadüf. Urfa Müzesi’nin yanına bir park yapmak için çalışmalar başlatılıyor ve ilk kazma vurulduğu anda yerden mozaikler fışkırıyor. Park projesi hemen durduruluyor ve çevredeki gecekondular da boşaltılarak arkeolojik kazılar başlıyor. Ve alttan inanılmaz bir mozaik hazinesi çıkıyor. Rehberimiz o günleri şöyle anlatıyor: “ Tam mozaikleri bulduk, yan tarafta toprağı kaldıran iş makinası lağım borusunu patlattı ve tüm lağım buraya akmaya başladı. Biz de takım elbiselerle lağıma atlayıp, dalgıç pompaları yerleştirdik. Mozaikleri kurtarmak için” Bir Roma generalinin villasının tabanındaki mozaikler olduğu zannediliyor buluntuların. Villa bir sele maruz kalmış ve içine alüvyonlar dolarken duvarları yıkmış ve içeriyi, mozaiklerin üzerini çamurla doldurmuş. Yaklaşık 1900 yıl sonra gün yüzüne çıkarılıncaya kadar. Mozaik Müzesi gerek iç ve gerek dış mimarisi ile çok güzel bir bina ama içindeki mozaikler hakikaten gördüklerimin en sağlamları değilse de en iyileri arasında. Fırat’tan toplanan taşlarla yapılan mozaiklerin bazılarında metrekarede 12 bin taş var ve bazı yerlerde aynı rengin 17 ayrı tonu doğal taşlarla elde edilmiş. Ardından Göbeklitepe. Kaçıncı kez gittiğimi hatırlamadığım Göbeklitepe. Orada bizi karşılayan Göbeklitepe arazisinin sahibi olan köylü ve Kazı Başkanı. Zaten Göbeklitepe’nin keşfine vesile olan ilk taş heykeli bulan da bizi karşılayan köylünün amcası olur. Sarılıp öpüşüyoruz hemen. Göbeklitepe’yi muhtemelen gördüğü en büyük kalabalıkla geziyoruz. Pek çok Urfalı Göbeklitepe’yi ilk kez görüyor bu vesile ile. Ama bilgileri müthiş. Sadece gelip görmemişler. ***

MÜZE Mİ SERGİ Mİ?

Şanlıurfa Müzesi’nin çok hoş bir binası olduğundan ve içerde geniş bir koleksiyon sergilendiğinden söz ettim. Müze hem arkeolojik hem paleantolojik hem de biraz da etnografik şekilde düzenlenmiş. Bunda hiçbir yanlış yok. Hatta böyle olması lazım. Ancak Türkiye’de müzecilik konusunda, hele bu tarz müzecilik konusunda benim bazı eleştirilerim var. Müzeler hele hele bu tip müzeler sadece bir sergi alanı değildir. Biz sergicilikle müzeciliği karıştırıyoruz. Şanlıurfa Müzesi gibi, bölgenin kültürel gelişimine katkı sağlayacak olan ve bir yandan da bölgede yürütülen ve uzun yıllar yürütülecek kazılara, çalışmalara ev sahipliği yapacak olan bir müzenin sergi alanlarından çok daha geniş bir alanı; araştırma alanı, çalışma alanı ve depo olarak ayırması gerekir. Müzenin içinde veya çevresindeki binalarda bu araştırmaları yürütecek enstitülerin bulunması, bunların gerekli teknoloji ile donatılmış olması ve bölgedeki tüm çalışmaların merkezi halinde olması gerekir. Genç arkeologların buralarda çalışması ve yetişmesi şarttır. Mardin Müzesi’nin bahçesinde ilk okul öğrencilerinden oluşan gruplara arkeolojik kazı çalışmaları yaptırılması ne kadar hoş ise Şanlıurfa Müzesi’nde bu saydıklarımın olmaması büyük bir eksikliktir. ***

GÜNEYDOĞU VE TURİZM

Mardin’de ve Urfa’da karşılaştığımız, konuştuğumuz herkes bölgenin kültürel ve tarihi değerlerini gayet iyi biliyor, bunun dünyaya anlatılmasını, tanıtılmasını istiyordu. Buraların bir turistik destinasyon haline gelmesi, özellikle Avrupalı turistlerin buraların ekonomisine katkıda bulunması en büyük arzuları. Ancak zurnanın zırt dediği yer burası. Niye mi? Anlatayım. Mardin’de gece kaldığımız otele döndüğümüzde bütün sıcak altında dolaşmaktan bitap düşmüş vaziyette buz gibi bir bira çekti canım. Sorduğum zaman “Otelimizde alkollü içki satmıyoruz” yanıtı aldım. 5 yıldızlı turistik otel ve bira bile yok. Urfa’da da durum farklı değil. Kente bir iki otel dışında alkollü içki satılmıyor. Elbette ki, herkes özgür. Kimse alkollü içki satmak, bulundurmak zorunda değil. Satmayabilirsiniz. En doğal hakkınızdır. Ancak böyle bir tercihi yaptığınız zaman “Bize Batılı, bol paralı turist gelsin ve buranın kalkınmasına katkı sağlasın. Kentin gelir düzeyi artsın” diyemezsiniz. Ben “Neyse canım” der geçerim. Alman, Fransız, İngiliz, Amerikalı, Japon geçmez. Bırakın otelde içki satılmamasını, akşam gideceği bir lokantada, akşamüzeri keyif yapacağı bir kafede canının istediği anda bir kadeh içemeyecekse oraya gelmez o turist. Meraktan gelse bile kalmaz. Para mara da bırakmaz. Bakar gider. Siz de arkalarından bakarsınız. Ben söylemiş olayım da, karar sizin. ***

NE ZAMAN OLURUZ?

İsteklerimiz ile davranışlarımız birbirine uyumlu olduğu zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026