İstanbul 24°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Narh

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Ekim 10, 2018

Narh

Gençler hatırlamaz, eski tabirdir “Narh koymak” TDK’ya göre “İhtiyaç maddeleri için değişmez fiyat belirlemek” ya da “Zorunlu tüketim mallarının fiyatlarının resmi makamlarca her yerde geçerli olmak üzere belirlenmesi” anlamına gelir. Zaman zaman bizde de uygulanmıştır başka yerlerde de. Osmanlı’da da yeri vardır ve hatta çok geniştir İslam Hukuku’nda da. “Nereden çıktı bu narh” der gibisiniz. Dün Enflasyonla Mücadele Programı açıklandı ya, oradan aklıma geldi. Programın ana hatlarını okudum. İnşallah başarılı olur. Başarılı olursa da ekonomi bilimi tarihine geçer zaten. Aklımda kalan ana hatlar şöyle: - Firmalar ürünlerin satış fiyatlarında en az yüzde 10 indirim yapacaklar. - Bankalar 1 Ağustos’tan geçerli olmak üzere yüksek faizle kullandırdıkları kredilerde yüzde 10 indirime gidecekler. - İşçi çıkarılmaması için firmalara destek verilecek. - Firmaların kullanacağı TL cinsinden kredilere yüzde 14’e kadar finansman desteği sağlanacak. - KDV iade süreçleri hızlandırılacak. - Erken uyarı sistemi ile perakende fiyatları izlenecek. Diyorum ya, yapılan her şey beni çocukluğuma veya gençliğime götürüyor. KAPALIÇARŞI KURU VARDI Gençler hatırlamaz, benim gençliğimde de ekonomide tedbirler vardı. Mesela döviz bulundurmak yasaktı. Yabancı paralar sadece devletin izin verdiği kurumlara Merkez Bankası tarafından, devletin belirlediği kurdan satılırdı. Buna karşılık bir de “Kapalıçarşı Kuru” vardı. Duruma göre devletin verdiği kurun iki misline kadar çıktığı olurdu. Mesela devletten izinle döviz alırsan dolar 14 TL idi ama Kapalıçarşı’dan karaborsa fiyatı 22 TL. İşine gelirse. Zaten Kapalıçarşı’dan aldın, yolda o dolarla yakalandın suçtu. Para da giderdi sen de hapsi boylardın. DEVLET İSTEDİĞİNİ ZENGİN EDERDİ İthalat devletin iznine tabiydi. Devlet uygun gördüğü firmalara ithalat izni verirdi. Vermezse yandın. İthalatı yapacak dövizi bulamazdın. Karaborsadan bulsan bile devletin izinli ithalatçısı ile mücadele edemezdin. O devlet destekli dolarla senden ucuza mal ederdi. Anlayacağın devlet kimi isterse onu işadamı yapar, devlet kimi isterse onu zengin ederdi. YE YE BİTMEZ 500 DOLAR Yurt dışına gideceksen eğer yılda 500 dolar hakkın vardı. Fazlasını alamazdın. 1970’lerin sonuna doğru yurt dışına çıkışa da limit getirildi. Yılda bir kereden fazla yurt dışına çıkmak yasaktı. Çünkü dönemin Başbakanının ifadesiyle “70 cente muhtaçtık” Kredi kartı falan da yoktu zaten. Hatırladığım Diner’s Club diye bir kredi kartı vardı o da yurt dışında geçmezdi genelde. O günleri yaşamayanlar diyebilir ki. “Yurt dışında 500 dolarla ne yapılır ki” Formülü vardı arkadaşlar. Kapalıçarşı’da adamını bulurdun. Burada verirdin parayı, yurt dışında bir adresten alırdın. Pek çok öğrenci için başka yol yoktu. Yurt dışında okumak bile devletin iznine tabiydi. Devletten “dövizli” öğrenci isen resmi kurdan parayı alırdın. Yok eğer kendi kendine yurt dışında okula gittiysen mecburen karaborsadan dolar arardın. SÜBVANSİYON Sadece o kadar mı? Mesela akaryakıt. Mesela benzin 2,5 liraydı. Ama devlete maliyeti 4 TL idi. Aradaki 1,5 lirayı devlet sübvanse ederdi vatandaş kızmasın diye. 8 silindirli Amerikan otomobili kullanırdı herkes nasılsa benzinin parasının yarıya yakını devletten diye. Ama zaten benzin de bulunmazdı. Kuyruklar vardı haliyle. Yarısını devlet verince devlet bile olsan can dayanmazdı tabii ki! Pompacı Kazım abi vardı hatırladığım. Bidonu bırakırdım akşam. Sabaha dolu alırdım. Tabii istisnalar yok değildi. Valiliklerin verdiği bir çıkartma vardı ön cama yapıştırılan. “Bu aracın yakıt ihtiyacı valilikçe karşılanmaktadır” yazardı üzerinde. O kart var ise benzin kuyruğuna kafadan girerdin. Depon dolardı ama annenin de hatırı sorulurdu epeyce. Kartı almak kolay değildi. İktidardaki partiye yakın olmak, torpilli olmak gerekirdi. Hiç unutmam sahil yolunda bir benzincide genç bir adam “Ben MİT’çiyim” diye kuyruğa kafadan girmiş, palavrası ortaya çıkınca sıkı bir dayak yiyip karakola bırakılmıştı. (Onun hikayesi de çok eğlencelidir. Başka bir gün anlatırım) TEZGAH ALTI DÖNEMİ Pek çok üründe adı konmamış Narh olurdu. O yüzden de üretim dururdu “Maliyeti kurtarmıyor” diyerek. Markette yüzüne bakmadığın Sana yağını, Vita yağını bakkalı tanıyorsan tezgah altından alırdın. Ama 5 liralık yağa 15 lira verirsen. Allah’tan şimdi doğal gaz var evlerde. Tüp gaz bile bulunmazdı o zamanlar. Tüpçüyü tanımıyorsan nah yemek pişirirdin. Gerçi yağ olmaması iyi bir şeydi belki de. Kışın motorin bulunmazdı kaloriferi yakacak. Evlerde kıçımız donardı. Yemekte yağ olsa sofraya gelmeden donardı zaten soğuktan. Tanker şoförleri çok havalıydı. Arada bir gelen mazotu, motorini senin eve de getirirse ısınırdın. Tek bir şartı vardı. 2 liralık motorine açıktan 50 kuruş fark verirsen. Herkes kalorifer kazanını kömüre döndürmüştü. 200 kalorili, bol sülfürlü linyitten nefes alınmazdı kentlerde. Diyebilirsiniz ki, “Eee, bunca şeyi niye yazdın” Ben de bilmiyorum niye yazdığımı. Ama şunu biliyorum. Yarına bakmak için dünü de anımsamak lazım. ***

İyi haber de var üzülmeyin

Çok canınızı sıkmayın arkadaşlar. Memlekette iyi şeyler de az değil. Bakın mesele kitap satışı yapan bir internet sitesi, hadi adını da söyleyeyim, kitapyurdu.com, 24 Eylül’de bir kampanya yapmış. O gün kitap alanlara normalde uyguladığı yüzde 10 indirimin dışında bir ekstra yüzde 10 daha uygulamış. Sonuç? Sonuç şu. O gün tam tamına 370 bin kitap siparişi almışlar. Üç yüz yetmiş bin. O günden beri çift vardiya çalışıp, siparişleri temin ve teslim etmeye çalışıyorlarmış. Bundan iyi haber olur mu? ***

Hani kalkıyordu?

Türk Lirası bu haldeyken yurt dışına gidecek halimiz yok ama birdenbire aklıma geldi niyeyse. Yahu hani Avrupa Birliği ile vizeler kalkıyordu? Hani Avrupa Birliği ya da Schengen anlaşmasına tabii ülkelere vizesiz gidecektik. Dönemin Başbakanı Davutoğlu gerine gerine bunu anlatıyordu her yerde. Ben ise bu konuda bu köşede “Yok öyle bir şey. Kalkmayacak. İnanmayın” diyordum. Hatta bununla ilgili görüşmeler için gelen bir diplomatın unuttuğu dosyayı bulmuş, içinde böyle bir şeyin olmayacağını gösteren belgeleri yayınlamıştık burada. Epey de bir kızan olmuştu bize. Yalancılıkla, karalamakla suçlanmıştık. Üzerinden bir Başbakan geçti. Bırakın Başbakan’ı Türkiye’nin yönetim sistemi değişti. Kalkan bir şey yok. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

İşini iyi yapmayanın sızlanma hakkı olmadığını anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Kurşun atana af, saçını örene ihraç
Köşe Yazıları
Kurşun atana af, saçını örene ihraç

Fatih Altaylı

Ağustos 20, 2026

Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”
Köşe Yazıları
Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”

Fatih Altaylı

Ağustos 19, 2026

Yapay zeka tartışmaları
Köşe Yazıları
Yapay zeka tartışmaları

Fatih Altaylı

Ağustos 18, 2026

  • Videolar

Tümü
Osmanlı'da modernleşme görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimOsmanlı'da modernleşmeShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 04:55 Modernleşme nedir? 12:00 Osmanlı'da modernleşmenin ilk adımları 18:40 Modernleşme ve gelenekçilik 23:32 Osmanlı'da bankacılık sistemi neden kurulamadı? --shorts 26:45 Osmanlı'nın zengin tebaası var mıydı? 39:29 Türk aydınları kendi çağdaşları arasında geride mi? 52:25 Batı’nın teknolojisi hariç başka bir şeyini almamak mümkün mü? 56:07 Mısır modernleşmesi niye durdu? 1:03:21 İran modernleşmesi 1:16:48 Kore modernleşmesi 1:21:15 Kapanış #işbirliği
Ağustos 16, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!" görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Faruk SabancıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:04 Neden sanayici olmadı da DJ oldu? 07:46 Zengin bir aileden gelmek bu işte avantaj mı? 09:55 Tiësto onu nasıl keşfetti? 12:29 Nasıl bir hayat geçirdi? 15:16 DJ'liğe nasıl başladı? 17:36 Parçaları sürekli değiştiriyor mu, yoksa aynı parçaları mı çalıyor? 21:47 Günde kaç saat müzik dinliyor? 23:18 Hangi ülkelerde konser verdi? 24:11 Örnek aldığı DJ'ler var mı? 25:28 DJ'likte hedefi ne? 27:07 Türk sanatçılarla projeler düşünüyor mu? 30:15 Canlı orkestrayla birlikte çalmayı planlıyor mu? 30:43 Yapay zekânın DJ'liğe etkisi 35:57 DJ'likte para var mı? 38:05 DJ'likte telif meselesi nasıl oluyor? 38:41 Bir DJ en çok nerede çalmak ister? 42:42 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 16, 2026
Üniversiteye gitme isteği azalıyor mu? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Erhan Erkut & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimÜniversiteye gitme isteği azalıyor mu?Shark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 03:26 Üniversite tercihleri ve önemleri 09:49 Üniversitelerin 3 senelik eğitime düşmesi planlanması 13:00 Üniversite kontenjanlarının dolmaması ve sonrasında azaltılması 17:44 Yapay zeka ile birlikte açılan bölümler 21:48 Üniversite sınavına giren kişi sayısının azalması 26:29 Üniversite fiyatlarının artışı 38:29 Sınavlarda sıfır çeken öğrenci sayısının artması ve eğitime etkisi 41:11 Yurtdışına eğitime gidenlerin sayısı artıyor mu? 43:18 Türkiye'deki öğrenci kalitesi düşüyor mu? 49:58 Devlet üniversitelerinin düşüşü, özel ve vakıf üniversitelerinin yükselişi 53:02 Bugünkü bilgi birikimi ile bir tercih yapacak olsa hangi bölüm ve okulda okumak isterdi? 55:13 Kapanış #işbirliği
Ağustos 9, 2026