İstanbul 13°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Empati mi dediniz!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Ekim 19, 2018

Empati mi dediniz!

Dün yorumları okuyunca “Acaba mesleği ve hatta her şeyi bırakmanın zamanı geldi mi?” diye düşünmedim değil. Eşim o an ölüm kalım mücadelesi verirken, “Otomobiliniz burada duramaz” diye inat eden polis üniformalı kişi için “Haklı bile olsam empati yapmalıymışım” Yani kendimi o polisin yerine koymalıymışım. Siz benim o anki halimle empati yapmıyorsunuz ama ben hemen yapayım. Ben polisim ve bir vatandaş geliyor, bir yakınının acil hastaneye gitmesi gerektiğini söylüyor. Hemen yardım eder, hatta gerekirse trafiğin içinden hemen çıkması için destek olurdum. Bunun için empatiye gerek yok. Medeni bir ülkede, medeni bir polis memuru böyle yapar. Denemesi bedava. Aslına bakarsanız Türkiye’de de 100 polis memurunun 99’u da böyle yapar. Çünkü hayat kutsaldır, sağlık tehlikede ise can tehlikede ise en önemli kural onu kurtarmaktır. Bunu söyledikten sonra şunu da ekleyeyim. Ben o polis memuruna doğrudan hakaret etmedim. Yanından uzaklaşırken öfke ile söylene söylene gittim. Her anınız sizden nefret eden birileri tarafından kameraya alınsa acaba siz gün boyu kimlere kızıp, kimlere söylenip, kimlere sövüyorsunuzdur, hiç düşündünüz mü? Yine de orada konuyla ilgisi olmadığı halde öfke ve can havli ile söylediğim sözlere hedef gibi görünen tüm kişilerden özür dilerim. Muhatabı dışında kimseyi kırmak istemem. Bu arada Emniyet Genel Müdürlüğü bir açıklama yaparak benim “Bana ceza kesemezsiniz, ben kimim biliyor musunuz” falan dediğimi iddia etmiş. Tahminim sosyal medyadan yanlış bilgilendirilmiş olmalılar. Hayatımda bir kez bile böyle bir tavır sergilemedim, sergilemem. O polis memuruna da adımı dahi söylemedim. Bir vatandaş olarak gidip derdimi anlattım. Ki polis memurunun kendi bakış açısından gayet dürüstçe yazdığı şikayet dilekçesinde de böyle bir şey söylediğime dair tek satır yok. Beni eleştirenlerin büyük bölümünün, kendi davranış biçimlerini benden de beklemeleri normal ama ben onlar gibi değilim. Bilinsin isterim. ***

Batı medyasının tuzağına dikkat

Şu “Batı medyası” denilen şeyi biraz tanıyorsam, bunca yılın takibiyle biraz biliyorsam, derim ki: “Türkiye çok dikkatli olsun.” Konu Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda işlendiği iddia edilen ve Amerikan medyasının şimdiden peşin hükümle “Öldürüldü” dediği Cemal Kaşıkçı cinayeti ya da cinayet iddiası. Türkiye eğer dikkatli olmazsa, soruşturmayı çok kısa sürede tamamlamazsa, ulaşılan bilgileri ve delilleri mümkün olan en kısa sürede kamuoyu ile uluslararası ve yerel medya ile paylaşmaz ise yani bu uluslararası meseleye ciddi bir “hukuk devleti” gibi yaklaşmaz ise Batı medyasının ne yapacağını söyleyeyim. Türkiye’yi Suudi Arabistan’ın suç ortağı ve hatta belki de azmettiricisi gibi gösterecekler. Kaşıkçı’yı öldürüleceğini bile bile Konsolosluğa yolladığını, bunun için Suudilerin içindeki karanlık bir grupla anlaştığını iddia edecekler. Ve hatta belki de Veliaht Muhammed bin Selman’ın bundan haberi olmadığını dahi gündeme getirebilecekler. İsrail’in uluslararası medyadaki etkinliğini, Anglosakson medyasındaki gücünü ve etkisini göz önüne alırsanız, aynı İsrail’in Ortadoğu’daki en has ve hayati müttefikinin Suudi Hanedanı olduğunu unutmazsanız, bu dediğimin kuvvetli bir ihtimal olduğunu da anlarsınız. Ki zaten bu dediğim tavrın işaret fişeği atıldı bile. İngiliz The Times gazetesinde yarın öbür gün böyle bir iddiayı ortaya atmak için altlık niyetine bir makale dün piyasaya sürüldü. Richard Spencer adlı bir Ortadoğu uzmanı gazeteci “Türkiye bu cinayet ile Suudi Prens Selman’ı köşeye sıkıştırıp, maddi yardım koparma peşinde” şeklinde özetlenebilecek bir “sözde analiz” kaleme aldı. Bu analiz bu işin nasıl Türkiye aleyhine bir mecraya sürüklenmek istediğinin ilk örneği. Suudilerin daha önceki cinayet, adam kaçırmalarında parmağını kıpırdatmayan ülkeler olarak ne İsviçre’yi ne Fransa’yı ne ABD’yi hedefe koyanların şimdi Türkiye’yi hedefe koyma girişimine başlamaları ilginç. ***

DEAŞ yoksa ABD yok, ABD yoksa DEAŞ yok

Aylar önce hem bu köşeye yazıp hem de televizyon ekranında söylediklerimi Putin’in ağzından duymak ilginç oldu. Benim aylardır söylediğim şu: “ABD bölgede DEAŞ’ı asla bitirmez. Çünkü bölgede kalabilmek için DEAŞ’ın varlığına ihtiyacı var. Suriye’nin hemen hemen tamamından DEAŞ temizlendiği halde bugün sadece ABD/PKK kontrolündeki bölgede DEAŞ kampları ve faaliyeti var. NATO müttefikimiz DEAŞ’ı o bölgede gerektiğinde kullanılacak bir tohum gibi hayatta tutuyor” Bu iddiamı sadece burada yazmadım. Pek çok yabancı televizyon kanalı ile yaptığım mülakatlarda da dile getirdim, yayınlandı. Şimdi aynı şeyi Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dile getirmeye başladı. Ve daha ilginci dün DEAŞ’la çatışan bir PKK grubuna Amerikan uçakları “yanlışlıkla” bomba yağdırdı. Kesin yanlışlıkladır. Emin olun. ***

Tasarruf nostaljisi

Ekonomide sıkıntılar baş gösterip, bolluk dönemi bitince “tasarruf tasarruf tasarruf” sözleri dillerden düşmez oldu. Bazen şirazesinden çıkmış toplumlar için musibetler nasihatlerden daha iyi bir öğreticidir. İnşallah bize de öyle olur. Bilirsiniz, Avrupa’da kişi başı gelirin en yüksek olduğu ülkeler İskandinav ülkeleridir. Peki sizce lüks tüketimin en düşük düzeyde olduğu ülkeler hangileridir? İlginçtir, aynı ülkeler. Başka Avrupa büyük şehirlerinde olduğu gibi yan yana dizilmiş lüks markaları satan butikleri, İskandinav şehirlerinde pek göremezsiniz. Yok değildir ama azdır. Eskiden biz de öyle idik. Yine çocukluğuma dönüyorum biraz. Basit bir örnekle tasarrufun eskiden nasıl yapıldığını anlatmak istiyorum. Okullar açılmadan önce okul dönemi alışverişine götürülürdük. İlk işimiz gömlekçiye gitmektir Beyoğlu’nda. Yanlış hatırlamıyorsam Sylvio diye bir mağazaya giderdik, ısmarlama gömlek diken. 5 gömlek ısmarlanırdı. Ve her bir gömlek için 2 yaka ve iki çift manşet. Çünkü yaka ve manşet daha hızlı eskirdi. Eskiyince yedeklerle değiştirilirdi. 20 CM kumaştan çıkan yaka ve manşet için 1 metre kumaştan çıkan gömlek atılmazdı. Keza ayakkabı. Okulda azgınlıktan tabanlar anında biterdi. Dedem rahmetli ayakkabıları alır altına pençe yaptırmaya yollardı. Lastik tabanlı botlar Mahmut’tan alınırdı. Koridorlarda top oynamaya kauçuk taban da dayanmazdı. Ayakkabı tekrar Mahmut’a döner, taban yenilenirdi. O zamanlar tasarruf böyle bir şeydi. Zengin için de, fakir için de geçerliydi. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Adam olmaktan önemli olanın insan olabilmek olduğunu anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026