İstanbul 6°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Cahil bir bir meczuba haddini bildirmek

Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Aralık 27, 2018

Cahil bir bir meczuba haddini bildirmek

Kendimi asla ve asla Türkiye entelijansiyasının bir mensubu olarak göremem, haddimi bilirim. Ama Türkiye’in dar entelijansiyasının hakiki unsurlarını iyi bilirim pek çoğunu tanırım, önemli bir bölümü dostumdur ve kendilerinden çok şey öğrenmişimdir. Ve Kadir Mısıroğlu olarak tanınan zatın, bu dar entelijansiya içinde kör kuruşluk bir kıymeti harbiyesi olmadığını bilecek kadar bu zümre ile ilişkilerim vardır. Bu haddini bilmez yarı aydına haddini bildirmeyi ise bizzat yapmaktansa, Oxford Üniversitesi öğretim üyesi Dr. T.S.  Nefes’e bırakmayı tercih ederim. Bakın Sosyolog Dr. Türkay Salim Nefes, Kadir Mısıroğlu’nun hezeyanlarını nasıl yorumluyor: “Cehalet ve Yahudi karşıtlığı  ilişkisini Kadir Mısıroğlu’nun Ziya Gökalp yorumu üzerinden basitçe tanımlayacağım. Bunu yaparken de Adorno’nun yarı-bilmek (semi-erudition) kavramını kullanacağım. Öncelikle, Adorno ile baslayarak yarı-bilmeyi açıklayayım. Adorno’ya göre yarı-bilmek kişinin elde ettiği bilgiyi bir inanç sistemi üzerinden değerlendirip yanlış sonuca ulaşmasıdır. Örneğin, astroloji yani burç yorumları, astronominin bilimsel olarak kanıtlanmış bilgilerini ele alıp bunları bilimsel olmayan bir inanç silsilesiyle ilişkilendirdiği için yarı-bilgidir. Bir başka deyişle, yarı-bilmek bilmediğini bilmemektir, yani cehalettir. Adorno bunu şöyle ifade eder: ‘Yarı bilen astroloji veya ırkçılık gibi bilimdışı inanç sistemlerini halka üstünlük taslamak ve saygı uyandırmak için kullanır. Çünkü bu bilim-dışı bilgi ona “aydın” sıfatını verir.’ Kadir Mısıroğlu’nun yarı-bilgisini Ziya Gökalp üzerine söylediklerinden anlamak mümkün. Mısıroğlu şöyle diyor: “Ziya Gökalp’i Türkçüler adam zanneder, Ziya Gökalp’in Türkiye’ye naklettiği sosyoloji, dini bütün metafizik hakikatleri ile âdeme mahkûm eden bir sistemdir. Durkheim sosyolojisidir. Durkheim bir Yahudi’dir. Bir Yahudi’nin sistemini Ziya Gökalp Türkiye’ye adapte etmiştir. Ziya Gökalp Kürt’tür, Türkçülük yapar. Kürtçülük yapan Bedirhanzade’ler Arap’tır. Abbasi hanedanlığındandır. Bu işler, biraz karışıktır. Bazı insanlar, bazı maksatla, bazı davaları güderler. İman adamı olmak başka şeydir, siyaseten bazı davaları gütmek başka şeydir.” Buradaki cehaleti, yani yarı-bilgiyi görmek Ziya Gökalp üzerine yaptığım akademik araştırmalar sayesinde bana nasip oldu. Mısıroğlu her yarı-bilen gibi bir takım bilgiyi bir inançla birleştirerek yanlış sonuca varıyor. Zira, Gökalp üzerine söylediği ilk iki cümle doğrudur. Gökalp Emile Durkheim sosyolojisini takip ederek toplumun din sayesinde var olabildiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, Gökalp’in üzerinde Durkheim etkisi çok büyüktür, zira Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk liseler için Sosyoloji kitabını yazma görevi verilen ama vefatından ötürü sadece giriş bölümünü yazan Gökalp giriş bölümünde şunu söyler: bu kitaptaki teori alıntıdır, çünkü Durkheim’indir, ama calışmanın araştırma alanı yenidir, çünkü Türkiye’dir. Mısıroğlu bu bilgiyi kendi Yahudi nefreti ile birlestirip yarı-bilen haline gelmektedir, çünkü ona göre Durkheim Yahudi’dir, Gökalp Kürt’tür ve bu yüzden de ikisi de zararlıdır. Öncelikle, Durkheim Yahudi kökene sahip olsa da hayatı boyunca laik bir yapıda yaşamış bir insandır ve kökeniyle ilgili herhangi bir çalışma yapmamıştır. Çünkü Durkheim dini topluma mahkum eden bir teori yaratmıştır. Eğer çok dindar bir Yahudi olsaydı, bunu ortaya koyamazdı. İlaveten, Ziya Gökalp Türk ile Kürt’ü ayırmanın mümkün olmadığını ileterek aslında ne kadar ileri görüşlü olduğunu ve bugünkü durumu 100 yıl öncesinden ortaya koydu. Gökalp’e göre Türkler ve Kürtler yüzyıllarca beraber yaşayarak ortak bir kültür kurmuşlardır. Dolayısıyla, ‘Kürt’ü sevmeyen Türk, Türk değildir; Türkü sevmeyen Kürt’te, Kürt olamaz.’ Gökalp şunu da ekleyerek Mısıroğlu’nun cehaletini ortaya koymaktadır: ‘Ben Türk’üm, ama etnik olarak atalarım Kürt veya Arap olsa dahi, ben kendimi Türk sayarım, çünkü ben Türk olmayı bu kültürün içinde büyüyerek öğrendim.’ Özetle, Ziya Gökalp, Durkheim sosyolojisinden faydalanarak neden Türklerle Kürtlerin bu kadar yüzyıl beraber yaşadıklarını açıklamıştır. Bunu yaparken de ortak kültür kurmalarının altını çizmiştir. Mısıroğlu gibi insanlar aldıkları yarı-bilgiyi ırkçı fikirleriyle harmanlayarak hayali sonuçlara erişiyorlar. Bunun tehlikesi de şu: Ziya Gökalp veya Durkheim’i bilmeyen insanlara kendini münevver gibi gösterip ırkçılığa teşne hale getiriyor. Bunları Gökalp ve Durkheim üzerine akademik olarak çalışmış olduğum ve bu yalanı açıkça gördüğüm için paylaşmak istedim, çünkü Nazi örneğinde görüldüğü  üzere ırkçılık makbul hale geldiğinde geri dönüşü olmaz. Gerçek bölücülük budur. Gökalp 100 yıl öncesinden bunu görüp Mısıroğlu gibilerin iftirasına dayanıklı metinler yazmıştır. Mısıroğlu’nu 10 yıl sonra umarım kimse hatırlamayacaktır, çünkü hatırlaması bu ülkede ırkçı nifak tohumunun yeşerdiğini gösterir. ***

Alnından öpülen konsolos ve müstehak bir lider

CHP Genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik en önemli eleştirilerimden biri  Faruk Loğoğlu, Osman Korutürk gibi devasa diplomatları parti listelerinden atıp, yerine Ahmet Davutoğlu’nun alnından öptüğü Musul konsolosu gibi tiplere partinin dış politika meselelerini teslim etmesi olmuştu. Sonra bu eleştirilerime son verdim. Çünkü anladım ki, herkes kendi seviyesinde adamlarla çalışmayı tercih ediyor. Ama görülen o ki, kalite çok düşükse bu bile yürümüyor. CHP bir süre önce eski Musul konsolosu olan milletvekili ile ilişkisini kopardı ve bu zatı partiden ihraç etti. Davutoğlu’nun alnından öptüğü konsolos o gün bugündür CHP’ye ve yönetimine ağzına geleni söylüyor. Son cümlesi ise Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz darbe girişimi gecesi “Tüydüğü” iddiası. İyi de, alnından öpülmüş konsolos bey. O sırada sen de CHP milletvekili idin. Sen ne halt ettin. Sen neredeydin. Boğaz köprüsünde şehit düştün de bizim mi haberimiz olmadı! Hadi şehit veya gazi olmadın. Madem Kılıçdaroğlu tüydü ve sen bunu içine sindiremedin. Niye 16 temmuz sabahı partiden istifa etmedin. Hadi istifa etmedin. 24 Haziran seçimlerinde tüymekle suçladığın adamın teklifini kabul ederek niye bir kez daha aynı genel başkanın milletvekili oldun. Bu mudur senin adamlığın. Fakat yine de sana kızamıyorum.. Çünkü Kılıçdaroğlu tüyüp tüymedi mı bilmiyorum. Ama tüm bunlara müstehak olduğundan hiç şüphem yok. Osman Korutürk’e, Faruk Loğoğlu’na ve Namık Tan’a seni tercih eden düzey, senin söylediğin her şeyi hak ediyor demektir. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Güvenebildiğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Veled-i Şahi için mi!
Köşe Yazıları
Veled-i Şahi için mi!

Fatih Altaylı

Mart 6, 2026

Dış politikada en tutarlı olduğumuz yer: İran
Köşe Yazıları
Dış politikada en tutarlı olduğumuz yer: İran

Fatih Altaylı

Mart 3, 2026

Seçil Erzan’dan mektup 2: Arda verdiğinin iki katını almak istedi
Köşe Yazıları
Seçil Erzan’dan mektup 2: Arda verdiğinin iki katını almak istedi

Fatih Altaylı

Mart 2, 2026

  • Videolar

Tümü
"Keşke aile olmanın provası yapılsa" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Hasibe Eren & Devin Özgür Çınar & Bedia Ceylan Güzelce"Keşke aile olmanın provası yapılsa"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:35 "Bir Aile Provası" nasıl çıktı? 06:16 Çiğdem nasıl bir karakter? 10:12 Figen nasıl bir karakter? 12:54 "Bir Aile Provası"nı izleyen aileler kendilerinden ne bulurlar? 18:48 Figen ve Çiğdem karakterleri dışarıda birbirlerini sever miydi? 20:27 Kapanış
Şubat 27, 2026
"Bağ kurmak için çatışmak lazım" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Tülin Özen & Nilperi Şahinkaya & Bedia Ceylan Güzelce"Bağ kurmak için çatışmak lazım"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:45 Ballı süt severler mi? 01:10 "Ballı Süt" oyunu ortaya nasıl çıktı? 03:00 Oyun karakterleri 04:21 Oyuna hazırlanırken kendi hayatlarından etkilendiler mi? 09:41 Tülin Özen, günümüz gençleri hakkında ne düşünüyor? 14:02 "Ballı Süt" oyunundaki kardeşlik anlatımı 17:40 Oyun provaları nasıl geçti? 18:54 Yolları nasıl kesişti? 21:17 İzleyici oyunda kendileri için ne bulacaklar? 24:51 Bahçe Galata hakkında 26:42 Nilperi Şahinkaya'nın köpeği "Pablo Garcia Perez Fernandez de la Rosa" 27:31 Tiyatro dışında hayatları nasıl gidiyor? 27:58 Tek kelimelik soru - cevaplar 32:45 Kapanış
Şubat 20, 2026
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026