İstanbul 25°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Bütün Karadenizlilere Pontus demek mi istediniz!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mayıs 22, 2019

Bütün Karadenizlilere Pontus demek mi istediniz!

31 Mart seçimlerinden önce bu köşede AK Parti İstanbul İl Örgütü’nün iyi çalışmadığını, seçmeni dinlemede eskisi gibi olmadığını yazmıştım. Kızmışlardı. Zaman beni haklı çıkardı. Muhtarlık seçimlerinin AK Parti’ye pahalıya mal olabileceğini de yazmıştım. Bu köşenin müdavimleri bunu hatırlar. İsteyen arşive girer bakar. AK Parti geçmişten ders almadan hatalarını sürdürmeye devam ediyor. Önceki akşam, Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı bir televizyon programında yaşananlar bunun en somut örneği. Geçmişte Refah’ın, Saadet’in, AK Parti’nin adaylarına yapılan ve toplumda tepki gören muamelelerin beş beteri bugün AK Parti’ye yaranmak, yakın olmak isteyenler tarafından Ekrem İmamoğlu’na yapılıyor. Tüm bunlardan puan toplayan İmamoğlu oluyor. İmamoğlu’nun ne dediği değil, ne olduğu değil, İmamoğlu’na yapılan muamele gündem oluyor ve vicdan sahibi insanlar tarafından hoş karşılanmıyor. Hele hele İmamoğlu için bir ilçe belediye başkanı tarafından ortaya atılan “Rum kökenli” iddiası tam bir siyasi intihar örneği... İmamoğlu’nun Karadenizliliği, “Rum Pontuslulukla” bağdaştırılmaya çalışılıyor. Bunu yapan Belediye Başkanı yıllardır AK Parti’ye destek veren Karadenizli yurttaşlarımızın “Pontus” olduğunu ima ettiğinin farkında mı acaba! AK Parti’nin yıllardır en çok oy aldığı Doğu Karadeniz illerindeki vatandaşlarımız bu duruma içerlemeyecekler mi zannediyor! Esenler Belediye Başkanı bu siyasi etikten ve Türkiye’nin bile demokrasi anlayışını yansıtmaktan uzak söylemiyle İmamoğlu’nu zor duruma düşürdüğünü zannederken aslında AK Parti’nin tüm Karadeniz’i kaybetmesine neden oluyor. Bu siyaset anlayışı ile İstanbul’u kazanmaları pek kolay olmaz. Ben söyleyeyim. Haberleri olsun. Sonra bizi yeniden seçime götürmeye kalkışmasınlar. ***

Özal’dan tavsiyeler

Aşağıda göreceğiniz belge, Türkiye’nin 1980 sonrası siyasetine değil, Türkiye’nin büyük dönüşümüne damga vurmuş bir siyasetçinin, kendi el yazısı ile kaleme aldığı bir tavsiye, partinin geleceğine ışık tutması için yazdığı bir iç mektuptur. Gayet okunaklı olduğu için ayrıca yazmıyorum. Bakıp kendi el yazısından okuyun diyorum:

 

Mesele sandık kurulu başkanından ibaret değil

Yıllardır beni tanırsınız, bilirsiniz. Tavrımız, tarzımız bellidir. O yüzden de kendimi “Muazzam inançlı, dört başı mamur dini bütün” biri olarak tanımlamam. İnançlı olmakla değil, vicdanlı olmakla tanınmayı tercih ederim. Kimsenin inancı ile de uğraşmam. Beni ilgilendirmez. Şimdilerde iktidarın ve iktidara yakın isimlerin eleştirisi sırasında ciddi bir hata yapılıyor ve inançlarını ön plana çıkararak yaşayanlar aynı pota içinde değerlendirilip eleştiriliyor. Oysa inançlı kesim içinde de yaşananlardan, yapılanlardan, görünenlerden rahatsız olan ciddi bir kesim var. Ve bunların cesur, samimi ve doğru düzgün olanları eleştirilerini açık açık ortaya koymaktan, yaşananlara bakış bakımından bizimle çok da farklı pencereden bakmadıklarını göstermekten çekinmiyorlar. Aşağıda, İslamcı bir yazarın, Türkiye’de olan bitene bakışını yansıtan hoş bir yazı var. Bu satırları ben değil, Yavuz Bahadıroğlu yazmış. Bunu okuyan AK Parti yöneticileri belki meselenin “sandık başkanlarından” ibaret olmadığını daha iyi anlarlar… Hadi geçelim aşağıdaki yazıya. Başlık bana ait, onu da söyleyeyim. ***

Yok mu bir Molla Gürani’niz

Lâmı-cimi yok, biz makam-mevki, mal-para görmeye başladığımızdan beri adım adım dünyevileştik. Dünyevi ölçüde de lükse ve gösterişe meylettik... Marka giyiyor, görkemli arabalara biniyor, imkânımız varsa yalılarda filan oturuyor, saraylarda düğün yapıp Dubai’deki yedi yıldızlı otelde balayımızı geçiriyoruz! Eskiden ahirette kavuşacağımıza inandığımız tüm nimetlere fani dünyada ulaşmayı kafamıza koymuş gibi itişip kakışarak para kazanmaya çalışıyoruz! “Helâl-haram ver Allah, rezil kulun yer Allah!” havasına girdik! Pek farkında değiliz, ama cebimiz doldukça ruhumuz boşalıyor. Hassasiyetlerimiz “zaman aşımı”na uğramış gibi: “Zaman sana uymazsa sen zamana uy” anlayışı içinde yaşıyoruz! Düne kadar kravat takmayan, hanım eli sıkmayan, takkesiz namaz kılmayan dikkatimize bir haller oldu... “Pozisyon gereği” Batılılaşıp laikleştik! Alacağımız son pozisyonun toprağa yanak dayamak olduğunu bile bile dikkatimizi maddiyata kurban ettik. Nasılsa, “Ümmete haram olan Mehmed’e helâl mi?” diye kükreyecek bir Molla Gürani’miz de yok! Çünkü dünyevileştiğimiz ölçüde o “yürek adam”ları da kaybettik! Fetihten sonra ilk ramazan. Fatih Sultan Mehmed, hocalarına iftar veriyor. Bizans sarayından ele geçen altın tasları, sahanları, kaşıkları sofraya koydurmuş... Molla Gürani, bu duruma çok kızıyor. Hemen tavır alıyor. Bunu da ezan okunduktan sonra iftarını açmayarak gösteriyor. Öte yandan gencecik Padişah sabırsızlanmıştır. Dakikalar geçip midesi iyice kazınmaya başlayınca, dayanamıyor: “Buyurunuz taam edelim” diyor, Molla Gürani’ye bakarak, “Merak buyurmayınız, soframızda haram lokma yoktur!” Molla Gürani’nin beklediği an bu andır. Müthiş bir hışımla Sultan Mehmed’e dönüyor, sofradaki altın kapları, kaşıkları göstererek kükrüyor: “Ümmete haram olan Mehmed’e helâl mi kılındı?..” diye soruyor, “Bizans İmparatoru’nu taklit ediyorsan, bil ki, Bizans’ı bu gösteriş belâsı batırdı.” Ve ancak sofradaki altın kaplar, kaşıklar kaldırıldıktan sonra iftarını açıyor. Fatih kıpkırmızı olmuş, önüne bakarak susmuştur. Bu ona iyi bir ders oluyor: Bir daha gösteriş tutkusuna kapılmıyor. Kuşkusuz biz Fatih değiliz, Konstantiniye’yi fethetmeyeceğiz. Sadece yüreğimizi fethetsek yeter! Ne çare, ona bile dünya (tul-u emel) hükmediyor! İnanç konusunda zayıf olanların lüks ve gösteriş tutkusunu anlamak mümkün: Onlar her nimeti fani dünyada tatmak, her lezzeti fani dünyada yaşamak istiyorlar. Ya ebedî hayatın varlığına inananlara ne oluyor; neden tek dünyalılar gibi yaşamaya hevesleniyorlar? İşte bunu anlamakta zorlanıyorum... Diyelim ki geleneksel kıyafetimizi mecburen terk ettik; peki ya dilimizi neden bozduk, mutfağımızı neden kapattık, tarihe neden yüz çevirdik, hayat felsefemizden, doğru geleneklerimizden, “helâl” kazancımızdan, paylaşma anlayışımızdan, komşuluğumuzdan neden uzaklaştık? Düne kadar eleştirdiğimiz halde bugün “fesfut” yiyor, “Kokakola” (yazıldığı gibi okunur) içiyor, “arabesk pop” dinliyor, “moda” giyiyor, defilelere katılıyor, kısalta kısalta “kirli”ye dönüştürdüğümüz sakalımızla en önlere kurulup manken seyrediyoruz! Eskiden “huri taifesi”ne Cennet’te kavuşacağına inanan Müslüman işadamı, artık huriyi podyumlarda arıyor! Kısacası biz dindarlar da artık “modern hayatın icaplarına göre” yaşıyoruz. Ve git gide varlık sebebimizden uzaklaşıyoruz. Tevekkeli değil: “İnandığını yaşamayan yaşadığına inanmaya başlar”mış. Şu yaşadıklarımızla kendimizi hâlâ “dindar” zannetmemiz, salt alışkanlıktan olmalı! "Yitip giden ahlakımızı, vicdanimiz ve insanlığımızı arıyoruz..! ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Uçların çekiştirmesine uymadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Yumurta küfesizler ve ucuz bir barometre
Köşe Yazıları
Yumurta küfesizler ve ucuz bir barometre

Fatih Altaylı

Ağustos 12, 2026

Sözde Tribün lideri ve çevresindeki karanlık
Köşe Yazıları
Sözde Tribün lideri ve çevresindeki karanlık

Fatih Altaylı

Ağustos 11, 2026

ROK’un avukatı Mengü: Müvekkilim itirafçı değil
Köşe Yazıları
ROK’un avukatı Mengü: Müvekkilim itirafçı değil

Fatih Altaylı

Ağustos 9, 2026

  • Videolar

Tümü
Üniversiteye gitme isteği azalıyor mu? görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Erhan Erkut & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimÜniversiteye gitme isteği azalıyor mu?Shark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 03:26 Üniversite tercihleri ve önemleri 09:49 Üniversitelerin 3 senelik eğitime düşmesi planlanması 13:00 Üniversite kontenjanlarının dolmaması ve sonrasında azaltılması 17:44 Yapay zeka ile birlikte açılan bölümler 21:48 Üniversite sınavına giren kişi sayısının azalması 26:29 Üniversite fiyatlarının artışı 38:29 Sınavlarda sıfır çeken öğrenci sayısının artması ve eğitime etkisi 41:11 Yurtdışına eğitime gidenlerin sayısı artıyor mu? 43:18 Türkiye'deki öğrenci kalitesi düşüyor mu? 49:58 Devlet üniversitelerinin düşüşü, özel ve vakıf üniversitelerinin yükselişi 53:02 Bugünkü bilgi birikimi ile bir tercih yapacak olsa hangi bölüm ve okulda okumak isterdi? 55:13 Kapanış #işbirliği
Ağustos 9, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: Atelier Rebul'un 130 senelik hikayesi görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Kerim MüderrisoğluFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: Atelier Rebul'un 130 senelik hikayesiTeke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:46 Atelier Rebul nasıl kuruldu? 08:58 Beyoğlu'ndaki eczane duruyor mu? 10:20 Parfüm yapmaya nasıl başladılar? 13:01 Kokuları nasıl üretiyorlar? 16:04 Parfümörlük nedir? 16:37 Rebul parfümlerindeki oryantal havası 20:33 Bir parfüm nasıl oluşur? 23:45 İyi bir parfüm nasıl belli oluyor? 28:21 Yapay zekanın sektördeki yeri 40:30 Türkiye'de esans üretimi 43:41 Parfüm şişeleri nasıl tasarlanıyor? 47:42 Rebul parfümleri neden leke yapmıyor? 50:37 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 9, 2026
Türk AI girişimine 4 milyon dolar! görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Dr. İbrahim Ethem HamamcıTürk AI girişimine 4 milyon dolar!Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:51 İbrahim Ethem Hamamcı kimdir ve akademik çalışmaları neler? 10:54 Kendi şirketlerini kurma süreçleri 11:37 ETH Zurich'de bu araştırma fikri ile nasıl karşılandı ve neden bu araştırmayı tercih etti? 12:39 Yapay zekayı kullanarak tıpta ne geliştirmeyi amaçlıyorlar? 16:33 Yapmaya çalıştıkları gelişim için ne kadar sürede tamamlanmasını öngörüyorlar? 17:08 Kendisine gelen iş tekliflerini neden kabul etmedi? 18:38 Şirketleri nerede ve ekipleri nasıl? 19:07 Şirketlerine yatırım alabiliyorlar mı? 19:48 Şirketlerinin gelişme planları nasıl? 20:27 Şirketlerinde tam olarak ne üretiyorlar? 23:33 Üzerinde çalıştıkları yapay zekanın kişiye özel ilaç üretiminde bir faydası olacak mı? 24:36 10 yıl sonra bu geliştirdikleri iş ile kendisini nerede görüyor? 25:03 Üniversite tercihi yapacak olan gençlere tavsiyeleri neler? 30:48 Bu yaptıkları işi Türkiye'ye taşımayı düşünüyorlar mı? 31:48 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 4, 2026