İstanbul 23°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Bütün Karadenizlilere Pontus demek mi istediniz!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mayıs 22, 2019

Bütün Karadenizlilere Pontus demek mi istediniz!

31 Mart seçimlerinden önce bu köşede AK Parti İstanbul İl Örgütü’nün iyi çalışmadığını, seçmeni dinlemede eskisi gibi olmadığını yazmıştım. Kızmışlardı. Zaman beni haklı çıkardı. Muhtarlık seçimlerinin AK Parti’ye pahalıya mal olabileceğini de yazmıştım. Bu köşenin müdavimleri bunu hatırlar. İsteyen arşive girer bakar. AK Parti geçmişten ders almadan hatalarını sürdürmeye devam ediyor. Önceki akşam, Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı bir televizyon programında yaşananlar bunun en somut örneği. Geçmişte Refah’ın, Saadet’in, AK Parti’nin adaylarına yapılan ve toplumda tepki gören muamelelerin beş beteri bugün AK Parti’ye yaranmak, yakın olmak isteyenler tarafından Ekrem İmamoğlu’na yapılıyor. Tüm bunlardan puan toplayan İmamoğlu oluyor. İmamoğlu’nun ne dediği değil, ne olduğu değil, İmamoğlu’na yapılan muamele gündem oluyor ve vicdan sahibi insanlar tarafından hoş karşılanmıyor. Hele hele İmamoğlu için bir ilçe belediye başkanı tarafından ortaya atılan “Rum kökenli” iddiası tam bir siyasi intihar örneği... İmamoğlu’nun Karadenizliliği, “Rum Pontuslulukla” bağdaştırılmaya çalışılıyor. Bunu yapan Belediye Başkanı yıllardır AK Parti’ye destek veren Karadenizli yurttaşlarımızın “Pontus” olduğunu ima ettiğinin farkında mı acaba! AK Parti’nin yıllardır en çok oy aldığı Doğu Karadeniz illerindeki vatandaşlarımız bu duruma içerlemeyecekler mi zannediyor! Esenler Belediye Başkanı bu siyasi etikten ve Türkiye’nin bile demokrasi anlayışını yansıtmaktan uzak söylemiyle İmamoğlu’nu zor duruma düşürdüğünü zannederken aslında AK Parti’nin tüm Karadeniz’i kaybetmesine neden oluyor. Bu siyaset anlayışı ile İstanbul’u kazanmaları pek kolay olmaz. Ben söyleyeyim. Haberleri olsun. Sonra bizi yeniden seçime götürmeye kalkışmasınlar. ***

Özal’dan tavsiyeler

Aşağıda göreceğiniz belge, Türkiye’nin 1980 sonrası siyasetine değil, Türkiye’nin büyük dönüşümüne damga vurmuş bir siyasetçinin, kendi el yazısı ile kaleme aldığı bir tavsiye, partinin geleceğine ışık tutması için yazdığı bir iç mektuptur. Gayet okunaklı olduğu için ayrıca yazmıyorum. Bakıp kendi el yazısından okuyun diyorum:

 

Mesele sandık kurulu başkanından ibaret değil

Yıllardır beni tanırsınız, bilirsiniz. Tavrımız, tarzımız bellidir. O yüzden de kendimi “Muazzam inançlı, dört başı mamur dini bütün” biri olarak tanımlamam. İnançlı olmakla değil, vicdanlı olmakla tanınmayı tercih ederim. Kimsenin inancı ile de uğraşmam. Beni ilgilendirmez. Şimdilerde iktidarın ve iktidara yakın isimlerin eleştirisi sırasında ciddi bir hata yapılıyor ve inançlarını ön plana çıkararak yaşayanlar aynı pota içinde değerlendirilip eleştiriliyor. Oysa inançlı kesim içinde de yaşananlardan, yapılanlardan, görünenlerden rahatsız olan ciddi bir kesim var. Ve bunların cesur, samimi ve doğru düzgün olanları eleştirilerini açık açık ortaya koymaktan, yaşananlara bakış bakımından bizimle çok da farklı pencereden bakmadıklarını göstermekten çekinmiyorlar. Aşağıda, İslamcı bir yazarın, Türkiye’de olan bitene bakışını yansıtan hoş bir yazı var. Bu satırları ben değil, Yavuz Bahadıroğlu yazmış. Bunu okuyan AK Parti yöneticileri belki meselenin “sandık başkanlarından” ibaret olmadığını daha iyi anlarlar… Hadi geçelim aşağıdaki yazıya. Başlık bana ait, onu da söyleyeyim. ***

Yok mu bir Molla Gürani’niz

Lâmı-cimi yok, biz makam-mevki, mal-para görmeye başladığımızdan beri adım adım dünyevileştik. Dünyevi ölçüde de lükse ve gösterişe meylettik... Marka giyiyor, görkemli arabalara biniyor, imkânımız varsa yalılarda filan oturuyor, saraylarda düğün yapıp Dubai’deki yedi yıldızlı otelde balayımızı geçiriyoruz! Eskiden ahirette kavuşacağımıza inandığımız tüm nimetlere fani dünyada ulaşmayı kafamıza koymuş gibi itişip kakışarak para kazanmaya çalışıyoruz! “Helâl-haram ver Allah, rezil kulun yer Allah!” havasına girdik! Pek farkında değiliz, ama cebimiz doldukça ruhumuz boşalıyor. Hassasiyetlerimiz “zaman aşımı”na uğramış gibi: “Zaman sana uymazsa sen zamana uy” anlayışı içinde yaşıyoruz! Düne kadar kravat takmayan, hanım eli sıkmayan, takkesiz namaz kılmayan dikkatimize bir haller oldu... “Pozisyon gereği” Batılılaşıp laikleştik! Alacağımız son pozisyonun toprağa yanak dayamak olduğunu bile bile dikkatimizi maddiyata kurban ettik. Nasılsa, “Ümmete haram olan Mehmed’e helâl mi?” diye kükreyecek bir Molla Gürani’miz de yok! Çünkü dünyevileştiğimiz ölçüde o “yürek adam”ları da kaybettik! Fetihten sonra ilk ramazan. Fatih Sultan Mehmed, hocalarına iftar veriyor. Bizans sarayından ele geçen altın tasları, sahanları, kaşıkları sofraya koydurmuş... Molla Gürani, bu duruma çok kızıyor. Hemen tavır alıyor. Bunu da ezan okunduktan sonra iftarını açmayarak gösteriyor. Öte yandan gencecik Padişah sabırsızlanmıştır. Dakikalar geçip midesi iyice kazınmaya başlayınca, dayanamıyor: “Buyurunuz taam edelim” diyor, Molla Gürani’ye bakarak, “Merak buyurmayınız, soframızda haram lokma yoktur!” Molla Gürani’nin beklediği an bu andır. Müthiş bir hışımla Sultan Mehmed’e dönüyor, sofradaki altın kapları, kaşıkları göstererek kükrüyor: “Ümmete haram olan Mehmed’e helâl mi kılındı?..” diye soruyor, “Bizans İmparatoru’nu taklit ediyorsan, bil ki, Bizans’ı bu gösteriş belâsı batırdı.” Ve ancak sofradaki altın kaplar, kaşıklar kaldırıldıktan sonra iftarını açıyor. Fatih kıpkırmızı olmuş, önüne bakarak susmuştur. Bu ona iyi bir ders oluyor: Bir daha gösteriş tutkusuna kapılmıyor. Kuşkusuz biz Fatih değiliz, Konstantiniye’yi fethetmeyeceğiz. Sadece yüreğimizi fethetsek yeter! Ne çare, ona bile dünya (tul-u emel) hükmediyor! İnanç konusunda zayıf olanların lüks ve gösteriş tutkusunu anlamak mümkün: Onlar her nimeti fani dünyada tatmak, her lezzeti fani dünyada yaşamak istiyorlar. Ya ebedî hayatın varlığına inananlara ne oluyor; neden tek dünyalılar gibi yaşamaya hevesleniyorlar? İşte bunu anlamakta zorlanıyorum... Diyelim ki geleneksel kıyafetimizi mecburen terk ettik; peki ya dilimizi neden bozduk, mutfağımızı neden kapattık, tarihe neden yüz çevirdik, hayat felsefemizden, doğru geleneklerimizden, “helâl” kazancımızdan, paylaşma anlayışımızdan, komşuluğumuzdan neden uzaklaştık? Düne kadar eleştirdiğimiz halde bugün “fesfut” yiyor, “Kokakola” (yazıldığı gibi okunur) içiyor, “arabesk pop” dinliyor, “moda” giyiyor, defilelere katılıyor, kısalta kısalta “kirli”ye dönüştürdüğümüz sakalımızla en önlere kurulup manken seyrediyoruz! Eskiden “huri taifesi”ne Cennet’te kavuşacağına inanan Müslüman işadamı, artık huriyi podyumlarda arıyor! Kısacası biz dindarlar da artık “modern hayatın icaplarına göre” yaşıyoruz. Ve git gide varlık sebebimizden uzaklaşıyoruz. Tevekkeli değil: “İnandığını yaşamayan yaşadığına inanmaya başlar”mış. Şu yaşadıklarımızla kendimizi hâlâ “dindar” zannetmemiz, salt alışkanlıktan olmalı! "Yitip giden ahlakımızı, vicdanimiz ve insanlığımızı arıyoruz..! ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Uçların çekiştirmesine uymadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Kurşun atana af, saçını örene ihraç
Köşe Yazıları
Kurşun atana af, saçını örene ihraç

Fatih Altaylı

Ağustos 20, 2026

Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”
Köşe Yazıları
Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”

Fatih Altaylı

Ağustos 19, 2026

Yapay zeka tartışmaları
Köşe Yazıları
Yapay zeka tartışmaları

Fatih Altaylı

Ağustos 18, 2026

  • Videolar

Tümü
140 yıllık mirasın sonucu! Mercedes-Benz yeni GLC görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke Tek140 yıllık mirasın sonucu! Mercedes-Benz yeni GLCMercedes-Benz’in 140 yıllık inovasyon ve mühendislik yolculuğu, otomobilin geçmişinden geleceğine uzanan güçlü bir hikâye. DİREKSİYONDA TEKE TEK’in bu bölümünde Fatih Altaylı’dan Mercedes-Benz’in 140 yıllık tarihini ve bu yolculuk boyunca şekillenen inovasyon anlayışını dinliyoruz. Ardından, bu köklü mirasın geleceğe uzanan temsilcisi Yeni Elektrikli GLC’yi direksiyon başındaki deneyimleriyle keşfediyoruz. Mercedes-Benz’in geçmişinden geleceğine uzanan bu yolculuğa siz de eşlik edin. #MercedesBenzTürkiye #DireksiyondaTekeTek #YeniElektrikliGLC #işbirliği Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:11 Mercedes-Benz’in tarihi ve GLC’nin üretimi 03:20 800 Volt mimarisi nedir? 04:26 Dış tasarım 07:22 Yan görünüm ve içine ilk bakış 09:41 Kokpit tasarımı 11:43 Teknik bilgiler ve sürüş izlenimi 15:25 Cam tavan ve multimedya 16:20 Otonom sürüş kabiliyeti 17:05 Konforu arttıran detaylar 20:31 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli
Ağustos 21, 2026
Osmanlı'da modernleşme görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimOsmanlı'da modernleşmeShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 04:55 Modernleşme nedir? 12:00 Osmanlı'da modernleşmenin ilk adımları 18:40 Modernleşme ve gelenekçilik 23:32 Osmanlı'da bankacılık sistemi neden kurulamadı? --shorts 26:45 Osmanlı'nın zengin tebaası var mıydı? 39:29 Türk aydınları kendi çağdaşları arasında geride mi? 52:25 Batı’nın teknolojisi hariç başka bir şeyini almamak mümkün mü? 56:07 Mısır modernleşmesi niye durdu? 1:03:21 İran modernleşmesi 1:16:48 Kore modernleşmesi 1:21:15 Kapanış #işbirliği
Ağustos 16, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Faruk SabancıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:04 Neden sanayici olmadı da DJ oldu? 07:46 Zengin bir aileden gelmek bu işte avantaj mı? 09:55 Tiësto onu nasıl keşfetti? 12:29 Nasıl bir hayat geçirdi? 15:16 DJ'liğe nasıl başladı? 17:36 Parçaları sürekli değiştiriyor mu, yoksa aynı parçaları mı çalıyor? 21:47 Günde kaç saat müzik dinliyor? 23:18 Hangi ülkelerde konser verdi? 24:11 Örnek aldığı DJ'ler var mı? 25:28 DJ'likte hedefi ne? 27:07 Türk sanatçılarla projeler düşünüyor mu? 30:15 Canlı orkestrayla birlikte çalmayı planlıyor mu? 30:43 Yapay zekânın DJ'liğe etkisi 35:57 DJ'likte para var mı? 38:05 DJ'likte telif meselesi nasıl oluyor? 38:41 Bir DJ en çok nerede çalmak ister? 42:42 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 16, 2026