İstanbul 16°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Bütün Karadenizlilere Pontus demek mi istediniz!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mayıs 22, 2019

Bütün Karadenizlilere Pontus demek mi istediniz!

31 Mart seçimlerinden önce bu köşede AK Parti İstanbul İl Örgütü’nün iyi çalışmadığını, seçmeni dinlemede eskisi gibi olmadığını yazmıştım. Kızmışlardı. Zaman beni haklı çıkardı. Muhtarlık seçimlerinin AK Parti’ye pahalıya mal olabileceğini de yazmıştım. Bu köşenin müdavimleri bunu hatırlar. İsteyen arşive girer bakar. AK Parti geçmişten ders almadan hatalarını sürdürmeye devam ediyor. Önceki akşam, Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı bir televizyon programında yaşananlar bunun en somut örneği. Geçmişte Refah’ın, Saadet’in, AK Parti’nin adaylarına yapılan ve toplumda tepki gören muamelelerin beş beteri bugün AK Parti’ye yaranmak, yakın olmak isteyenler tarafından Ekrem İmamoğlu’na yapılıyor. Tüm bunlardan puan toplayan İmamoğlu oluyor. İmamoğlu’nun ne dediği değil, ne olduğu değil, İmamoğlu’na yapılan muamele gündem oluyor ve vicdan sahibi insanlar tarafından hoş karşılanmıyor. Hele hele İmamoğlu için bir ilçe belediye başkanı tarafından ortaya atılan “Rum kökenli” iddiası tam bir siyasi intihar örneği... İmamoğlu’nun Karadenizliliği, “Rum Pontuslulukla” bağdaştırılmaya çalışılıyor. Bunu yapan Belediye Başkanı yıllardır AK Parti’ye destek veren Karadenizli yurttaşlarımızın “Pontus” olduğunu ima ettiğinin farkında mı acaba! AK Parti’nin yıllardır en çok oy aldığı Doğu Karadeniz illerindeki vatandaşlarımız bu duruma içerlemeyecekler mi zannediyor! Esenler Belediye Başkanı bu siyasi etikten ve Türkiye’nin bile demokrasi anlayışını yansıtmaktan uzak söylemiyle İmamoğlu’nu zor duruma düşürdüğünü zannederken aslında AK Parti’nin tüm Karadeniz’i kaybetmesine neden oluyor. Bu siyaset anlayışı ile İstanbul’u kazanmaları pek kolay olmaz. Ben söyleyeyim. Haberleri olsun. Sonra bizi yeniden seçime götürmeye kalkışmasınlar. ***

Özal’dan tavsiyeler

Aşağıda göreceğiniz belge, Türkiye’nin 1980 sonrası siyasetine değil, Türkiye’nin büyük dönüşümüne damga vurmuş bir siyasetçinin, kendi el yazısı ile kaleme aldığı bir tavsiye, partinin geleceğine ışık tutması için yazdığı bir iç mektuptur. Gayet okunaklı olduğu için ayrıca yazmıyorum. Bakıp kendi el yazısından okuyun diyorum:

 

Mesele sandık kurulu başkanından ibaret değil

Yıllardır beni tanırsınız, bilirsiniz. Tavrımız, tarzımız bellidir. O yüzden de kendimi “Muazzam inançlı, dört başı mamur dini bütün” biri olarak tanımlamam. İnançlı olmakla değil, vicdanlı olmakla tanınmayı tercih ederim. Kimsenin inancı ile de uğraşmam. Beni ilgilendirmez. Şimdilerde iktidarın ve iktidara yakın isimlerin eleştirisi sırasında ciddi bir hata yapılıyor ve inançlarını ön plana çıkararak yaşayanlar aynı pota içinde değerlendirilip eleştiriliyor. Oysa inançlı kesim içinde de yaşananlardan, yapılanlardan, görünenlerden rahatsız olan ciddi bir kesim var. Ve bunların cesur, samimi ve doğru düzgün olanları eleştirilerini açık açık ortaya koymaktan, yaşananlara bakış bakımından bizimle çok da farklı pencereden bakmadıklarını göstermekten çekinmiyorlar. Aşağıda, İslamcı bir yazarın, Türkiye’de olan bitene bakışını yansıtan hoş bir yazı var. Bu satırları ben değil, Yavuz Bahadıroğlu yazmış. Bunu okuyan AK Parti yöneticileri belki meselenin “sandık başkanlarından” ibaret olmadığını daha iyi anlarlar… Hadi geçelim aşağıdaki yazıya. Başlık bana ait, onu da söyleyeyim. ***

Yok mu bir Molla Gürani’niz

Lâmı-cimi yok, biz makam-mevki, mal-para görmeye başladığımızdan beri adım adım dünyevileştik. Dünyevi ölçüde de lükse ve gösterişe meylettik... Marka giyiyor, görkemli arabalara biniyor, imkânımız varsa yalılarda filan oturuyor, saraylarda düğün yapıp Dubai’deki yedi yıldızlı otelde balayımızı geçiriyoruz! Eskiden ahirette kavuşacağımıza inandığımız tüm nimetlere fani dünyada ulaşmayı kafamıza koymuş gibi itişip kakışarak para kazanmaya çalışıyoruz! “Helâl-haram ver Allah, rezil kulun yer Allah!” havasına girdik! Pek farkında değiliz, ama cebimiz doldukça ruhumuz boşalıyor. Hassasiyetlerimiz “zaman aşımı”na uğramış gibi: “Zaman sana uymazsa sen zamana uy” anlayışı içinde yaşıyoruz! Düne kadar kravat takmayan, hanım eli sıkmayan, takkesiz namaz kılmayan dikkatimize bir haller oldu... “Pozisyon gereği” Batılılaşıp laikleştik! Alacağımız son pozisyonun toprağa yanak dayamak olduğunu bile bile dikkatimizi maddiyata kurban ettik. Nasılsa, “Ümmete haram olan Mehmed’e helâl mi?” diye kükreyecek bir Molla Gürani’miz de yok! Çünkü dünyevileştiğimiz ölçüde o “yürek adam”ları da kaybettik! Fetihten sonra ilk ramazan. Fatih Sultan Mehmed, hocalarına iftar veriyor. Bizans sarayından ele geçen altın tasları, sahanları, kaşıkları sofraya koydurmuş... Molla Gürani, bu duruma çok kızıyor. Hemen tavır alıyor. Bunu da ezan okunduktan sonra iftarını açmayarak gösteriyor. Öte yandan gencecik Padişah sabırsızlanmıştır. Dakikalar geçip midesi iyice kazınmaya başlayınca, dayanamıyor: “Buyurunuz taam edelim” diyor, Molla Gürani’ye bakarak, “Merak buyurmayınız, soframızda haram lokma yoktur!” Molla Gürani’nin beklediği an bu andır. Müthiş bir hışımla Sultan Mehmed’e dönüyor, sofradaki altın kapları, kaşıkları göstererek kükrüyor: “Ümmete haram olan Mehmed’e helâl mi kılındı?..” diye soruyor, “Bizans İmparatoru’nu taklit ediyorsan, bil ki, Bizans’ı bu gösteriş belâsı batırdı.” Ve ancak sofradaki altın kaplar, kaşıklar kaldırıldıktan sonra iftarını açıyor. Fatih kıpkırmızı olmuş, önüne bakarak susmuştur. Bu ona iyi bir ders oluyor: Bir daha gösteriş tutkusuna kapılmıyor. Kuşkusuz biz Fatih değiliz, Konstantiniye’yi fethetmeyeceğiz. Sadece yüreğimizi fethetsek yeter! Ne çare, ona bile dünya (tul-u emel) hükmediyor! İnanç konusunda zayıf olanların lüks ve gösteriş tutkusunu anlamak mümkün: Onlar her nimeti fani dünyada tatmak, her lezzeti fani dünyada yaşamak istiyorlar. Ya ebedî hayatın varlığına inananlara ne oluyor; neden tek dünyalılar gibi yaşamaya hevesleniyorlar? İşte bunu anlamakta zorlanıyorum... Diyelim ki geleneksel kıyafetimizi mecburen terk ettik; peki ya dilimizi neden bozduk, mutfağımızı neden kapattık, tarihe neden yüz çevirdik, hayat felsefemizden, doğru geleneklerimizden, “helâl” kazancımızdan, paylaşma anlayışımızdan, komşuluğumuzdan neden uzaklaştık? Düne kadar eleştirdiğimiz halde bugün “fesfut” yiyor, “Kokakola” (yazıldığı gibi okunur) içiyor, “arabesk pop” dinliyor, “moda” giyiyor, defilelere katılıyor, kısalta kısalta “kirli”ye dönüştürdüğümüz sakalımızla en önlere kurulup manken seyrediyoruz! Eskiden “huri taifesi”ne Cennet’te kavuşacağına inanan Müslüman işadamı, artık huriyi podyumlarda arıyor! Kısacası biz dindarlar da artık “modern hayatın icaplarına göre” yaşıyoruz. Ve git gide varlık sebebimizden uzaklaşıyoruz. Tevekkeli değil: “İnandığını yaşamayan yaşadığına inanmaya başlar”mış. Şu yaşadıklarımızla kendimizi hâlâ “dindar” zannetmemiz, salt alışkanlıktan olmalı! "Yitip giden ahlakımızı, vicdanimiz ve insanlığımızı arıyoruz..! ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Uçların çekiştirmesine uymadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Golü ye, tehlikeyi atlat
Köşe Yazıları
Golü ye, tehlikeyi atlat

Fatih Altaylı

Mayıs 22, 2026

Dostu olmayan adam
Köşe Yazıları
Dostu olmayan adam

Fatih Altaylı

Mayıs 21, 2026

Hiçbir şey yeni değil
Köşe Yazıları
Hiçbir şey yeni değil

Fatih Altaylı

Mayıs 20, 2026

  • Videolar

Tümü
"Atatürk'ü anlamak için tek kitap yeterli değil!" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı - Teke Tek Kitap"Atatürk'ü anlamak için tek kitap yeterli değil!"Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. 00:00 Giriş 03:27 Atatürk hakkındaki kitaplar 05:52 Lord Kinross'un "Atatürk" kitabı 11:13 Nutuk 12:38 Afet İnan'ın "Atatürk hakkında hatıralar ve belgeler" kitabı 20:25 Edward Casey "Mekânın kaderi" kitabı 21:26 Turan Farajova'nın "İstanbul Apartmanları" kitabı 24:21 Fabio Grassi'nin "Atatürk" kitabı 26:07 Ahmet Kuru'nun "İslam" kitabı 34:29 19 Mayıs 36:56 Şiir kitapları 39:12 Kapanış #işbirliği
Mayıs 19, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Ticarette başarısız olduğum için tiyatrocu oldum” görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Alper KulFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Ticarette başarısız olduğum için tiyatrocu oldum”Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:22 Trabzonlu olması 05:10 Amerika'da neden tiyatro okumaya gitti? 07:34 Boş vakitlerinde hammallık mı yapıyordu? 11:23 Ferzan Özpetek'le Hamam filmindeki rolü neydi? 13:00 BKM'nin kuruluşundan beri orada mı? 19:50 Oynadığı diziler neler? 23:49 Askerlik anıları 29:00 Güldür Güldür'de oynamak yorucu değil mi? 33:53 Güldür Güldür'den neden ayrıldı? 35:33 Barselo oyunu nedir? 38:15 En sevdiği branş hangisi? 39:38 Çocuklarının isimleri 40:27 “Erkekler kendini ifade etmekte zorlanıyor” cümlesi 43:43 Evlilik nasıl gidiyor? 48:21 Ticari girişimlerindeki başarısı? 1:00:11 Şu anda olan oyunları neler? 1:01:09 Ortam sanatçı açısından zorlayıcı mı? 1:04:03 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Mayıs 17, 2026
Hantavirüs, Covid-19’dan daha büyük tehlike mi? görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Önder Ergönül & Fatih AltaylıHantavirüs, Covid-19’dan daha büyük tehlike mi?Espresso, cold brew, filtre kahve; tek cihazda. Ninja Luxe Café Premier'ı keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/collections/ozel-fiyatlar?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_April26 https://www.sharkninja.com.tr/products/ninja-luxe-cafe-premier-espresso-makinesi-es601eu?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_kahve_makinesi_April26 Shark PowerDetect Clean&Empty ile güçlü algılama ve Auto-Empty sistemiyle toza temas etmeden hijyenik temizliği keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-powerdetect-clean-empty-sarjli-dikey-supurge-gold-ip3251eut?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_April26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:08 Hantavirüs nedir? 08:22 Hantavirüs türleri 10:29 Hantavirüs yayılan gemideki ilk vakalar ve dünyadaki geçmişi 24:01 Türkiye'deki hantavirüs vakaları 27:22 Hantavirüsün belirtileri 31:49 Kırım Kongo Kanamalı Ateşi 37:58 Hantavirüs yayılan gemideki insanların karantinaya alınması gerekiyor mu? 39:26 Bu gemideki hantavirüs solunum yolu ile mi yayılıyor? 40:26 Dünya Sağlık Örgütü gemideki insanların durumlarını tek tek takip ediyor mu? 41:38 Koç Üniversitesi'ndeki çalışmaları nasıl gidiyor? 44:38 Hantavirüs ismi nereden geliyor? 45:33 Önümüzdeki dönemlerde korkmamız gereken yeni virüsler olacak mı? 46:27 Grip ve zatürre aşıları 47:46 Aşıların kalp krizi yapma riskleri var mı? 51:03 Kapanış
Mayıs 17, 2026