İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Eski ama son model

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Haziran 18, 2019

Eski ama son model

Bir Sayıştay Raporu tartışmasıdır gidiyor. “İmamoğlu’nun gösterdiği rapor eski” diyor AK Partililer. “Oooo, o rapor 2017 raporu. Bugünle ne alakası var” diyor partiyi tartışma programlarında resmi veya gayriresmi temsil etmekte olanlar. Bu söylem doğru olmasına doğru da, eski dedikleri rapordan daha yenisi yok. 2017 raporu Sayıştay’ın son kamu idareleri denetim raporu. Daha yenisi yok. Çünkü Sayıştay denetimi uzun süren ve çok detaylı bir süreç. 2018 raporu henüz çıkmış değil. 2017 raporuna “O eski” demek bu yüzden doğru değil. Elde daha yenisi yok. AK Parti’nin Sayıştay’dan çok da hoşnut olmadığı bir gerçek. Oysa Sayıştay, Milli Görüş’e çok uzak bir kurum değil. Yürütmenin işlerini TBMM adına denetlemekle görevli kurum, Milli Görüş’ün devlet içinde ilk örgütlendiği kurumların başında gelirdi. Ama bu işini düzgün yapmasına da mani olmadı. Mesela AK Parti’nin önemli isimlerinden, önemli bakanlık koltuklarında oturmuş Vecdi Gönül Beyefendi, eski bir Sayıştay Başkanı idi. Ancak AK Parti 2010 yılından itibaren sürekli ve tutarlı bir biçimde Sayıştay’ı pasifize etme, yetkisizleştirme operasyonları yürüttü. Aralık 2010’da, Nurettin Canikli’nin verdiği bir son dakika önergesiyle Sayıştay’ın performans denetim yetkisi ortadan kaldırılmıştı. Sonra zaman içinde kamu payı yüzde 50’nin altında olan kamu iştirakleri denetimden çıkarıldı. Sayıştay’ın harcama yargısı yetkisi elinden alındı. AK Parti milletvekili Recai Berber’in teklifiyle Sayıştay’ın mali denetim yetkisi kısıtlandı, denetimlerde elde ettiği bulguları direkt olarak rapora dönüştürme yetkisi ortadan kaldırıldı, kamu idarelerinin mali raporlarının güvenilirliği ve doğruluğu hakkında görüş bildirmesi engellendi, denetlenen kurumların aleyhlerindeki bulguları rapora koydurmama gibi bir saçma yetkiye kavuşması sağlandı. Yani Sayıştay sürekli iğdiş edildi. Ve tüm bunlara rağmen hazırladığı raporlar artık hiçbir yasal sonucu olmamasına ve iktidar tarafından takılmamasına rağmen rahatsızlık yaratmaya devam ediyor. 2017 raporu İmamoğlu tarafından gündeme getirilmedi aslında. Hükümet yanlısı olmayan yazarlar ve medya bu rapordan alıntıları uzun zamandır yayınlıyorlardı. İktidar kanadı ise bu etkisiz yayınları hiç ama hiç takmıyordu. Çünkü ne Sayıştay’ın bir gücü vardı artık ne de medyanın.

Seçim bitmedi farkında mısınız!

Televizyondaki “sözde” tartışmanın ardından tarafların her ikisi de memnun görünüyor. AK Parti istediği sonucu alamamış olsa da ve muhtemelen bir karşılaşma daha isteyecekmiş gibi dursa da tarafların taraftarları tartışmayı kendilerinin kazandığını düşünüyorlar. AK Partililere göre Yıldırım iyiydi, CHP’lilere göre ise İmamoğlu. İmamoğlu cephesinde “Bu iş tamamdır, bir kez daha kazanırız” havası hakim, İmamoğlu’nu destekleyen seçmen de bu havaya girmiş. Ekrem Bey meydan meydan gezip, sosyal medya üzerinden kampanya yürütürken, AK Parti geçmişte yaptığı ama 31 Mart’ta yapmadığı bir yönteme geri döndü ve seçmen bazında çalışmaya başladı. Özellikle sandığa gitmeyen seçmeni ikna için ev ev dolaşıp, her türlü ikna yöntemini deniyorlar. Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün gece geç saatlere kadar İstanbul İl Başkanlığı binasındaydı. Geç derken hakikaten geç. Haliç kıyısındaki il binasından gece 02.00 sıralarında çıktı Cumhurbaşkanı. Gece boyunca oy kullanmayan seçmenle ilgili yürütülen çalışmaların sonucu hakkında bilgi vermişler. Verilen bilgilerden ve çalışmanın sonuçlarından memnun olsa gerek ki, görüp karşılaşanların bana verdiği bilgiye göre “çok moralli” ve “mutlu” görünüyormuş. Anketlerde CHP’nin önde görünmesinin de CHP seçmeninde yaratacağı rehavete güvenen AK Parti ilk kez İstanbul seçimi sonuçlarından umutlanmaya başlamış.

Bunlar kendilerine medya mı diyor!

Biliyoruz ki, Türkiye’de biten şeylerin başında medya geliyor. Hem nitelik, hem nicelik olarak berbat durumda medyamız. Bu niteliksiz medyanın niteliksiz yöneticileri sürekli olarak “Medya üzerine dersler” veren köşe yazıları kaleme alsalar da, bu yazılar ancak komedi dizisi girişimi oluyor. Sözde medyamızın felaketinin son göstergesi ise Pazartesi günü gözlemlendi. Pazar akşamı televizyonlarda “Tarihi buluşma” adı altında büyük bir tartışma vardı ve tüm Türkiye buna kilitlenmişti. Tüm dizilerin toplamından daha fazla izlendi. Bekleneni karşılamasa bile herkesin gözü kulağı bu tartışmadaydı. Pazartesi sabahı kendini büyük olarak tanımlayan ama artık büyüklükle alakası kalmamış gazetelerimizi eline alanları ise bir sürpriz bekliyordu. Bir zaman Türkiye’nin en büyüğü olan iki gazetenin de 1. sayfalarında bu tartışma ile ilgili tek satır yoktu. Bilmem kimin sırtındaki dövme bile çeyrek sayfa haberdi ama Yıldırım-İmamoğlu tartışmasından tek bir kelime dahi söz edilmemişti. Oysa eskiden olsa iki adayın kocaman fotoğrafları yan yana basılıyor, giyim kuşamlarından, renk seçimlerine kadar her görsel unsur uzmanlara değerlendirilir, beden dilleri psikologlar tarafından ele alınır, söylemleri didik didik edilir, inandırıcılıkları ve performansları değerlendirilir, okura dört dörtlük bir tablo sunulurdu. Ama şimdi bu olaydan tek kelime bile bahsedemeyen bir medya, bir yazılı basın var. Buna basın denir mi? Denmez elbet. Bu böyle gider mi? Gitmez elbet. Günü geldiğinde... Her şey düzelir. ***

Makuliyet

Mesut Özil’in bazı sözleri Fenerbahçelileri heyecanlandırıyor. Türk asıllı Alman futbolcunun Fenerbahçe’ye gelme olasılığından söz ediliyor. Keşke gelse. Üst düzey futbolcuların ligimize gelmesi ligin ortalama kalitesini arttırır. Ancak Mesut Özil’in şimdiki takımı Arsenal’den aldığı maaş haftada 350 bin pound. Premier Ligin 38 hafta olduğunu düşünürseniz Özil’in yıllık geliri 13.5 milyon pounda yaklaşıyor. O da hemen hemen 15 milyon avro yapıyor. Hadi futbolcular Türkiye’de vergi vermiyor diyelim ve Mesut’un Türkiye’ye yarı paraya gelebileceğini varsayalım. O bile yılda 7.5 milyon avro ediyor. Tüm Türk kulüpleri zaten UEFA ile sıkıntıda olan Fenerbahçe’nin, bir de Digitürk gelirleri azalacakken bir futbolcuya bu parayı vermesi mümkün mü? Tabii ki mümkün. Ali Koç, bir şirketi sponsor yapar, bu parayı verir. Peki Avrupa’ya gidemeyecek bir kulüp için bu harcama makul olur mu? Siz karar verin! ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Arsızlık haklılık zannedilmediği zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026