İstanbul 18°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Bu son mektup

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Ekim 17, 2019

Bu son mektup

Dün gece geç saat. Cumhurbaşkanlığı bünyesinde görev yapan bir dostumdan bir mesaj geldi. Mesajın ekinde bir mektup. Başkan Trump’tan Başkan Erdoğan’a yazılmış bir mektup. Kısa süre önce aynı mektup başka bir yerden daha gelmişti. Fox News’da yayınlandı diye. Cumhurbaşkanlığı’ndaki dostuma “Muhtemelen palavradır. Böyle mektup mu olur Başkan’dan Başkan’a” diye yanıt verdim. Meğer doğruymuş. Herhangi bir devlet başkanının ya da başbakanın bir başka ülkenin başkan ya da başbakanına böyle bir mektup yazdığını hiç görmedim de, duymadım da! Mektup ilginç. ABD Başkanı’nın muhataplarıyla ya da samimi olduğu muhataplarıyla nasıl ilişki kurduğunu, nasıl bir zevzeklik içinde olduğunu göstermesi açısından önemli bir mektup. Mektubun Türkiye açısından önemi ise şu: Trump, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile PKK terör örgütünün Suriye’deki başını “eş değer” olarak görüyor. “Sizi görüştüreyim” diyor. Neredeyse “Çok kıyak çocuktur. Birbirinizi severseniz. Kanka olursunuz” diyecek. Türkiye’nin mektuba yanıtı yazılı değil, fiili olmuş. 9 Ekim tarihli mektuba, aynı akşam Kuzey Suriye’ye operasyon başlatarak yanıt vermişiz. Bu açından bir sıkıntı, dertlenecek bir durum yok. Ama ortada büyükçe sayılabilecek bir mesele elbette var. ABD Başkanı Trump, PKK’nin Suriye kolunun başkanı ile aynı gün telefonla görüşmüş. Bizim “ Bu bir terör örgütüdür” dediğimiz örgütün elebaşı ile... Yakında Beyaz Saray’da ağırlar ise hiç şaşırmayalım. “Kamuflajlı diplomasinin” sonucu diyelim. Yine de ben mektupta Türkiye açısından “gocunacak” çok da bir şey olmadığını düşünüyorum. Doğrusunu isterseniz bana daha garip gelen “Pence ve Pompeo ile ben görüşmem” denilip, sonra da “Sadece onlarla görüşürüm” denmesiydi. ***

Operasyonlarımız

Barış Pınarı Operasyonu, Türkiye’nin sınır komşularındaki terörist yapılanmalara karşı yaptığı ne ilk operasyon ne en büyük operasyon ne de muhtemelen son operasyon olacak! Güneyimizde genelde Batı, bazen Kuzey, bazen de Doğu veya Güney ülkeleri destekli bu yapılanma oldukça biz de operasyon yapacağız. Yaşamadığı şeyleri okumadığı için bilmeyenlere, hafızası kuvvetli olmadığı için ya da işine gelmediği için hatırlamayanlara birkaç örnekle “tazeleme” yapayım. Türkiye geçmişte PKK’nın yuvalandığı Kuzey Irak’a defaatle operasyon yaptı. Kimi küçük kimi büyük. 100 bine yakın askerle Irak’a girdiği oldu. Bunların terör örgütüne en büyük zayiat verdirenleri şöyleydi: Ekim 1992 Süpürge Harekatı: 1452 PKK’lı etkisiz hale getirildi. Mart 1995 Çelik Harekatı: 568 PKK’lı etkisiz hale getirildi. Mayıs 1997 Çekiç Harekatı: 3 bin 145 terörist etkisiz hale getirildi, 114 şehit verdik. Eylül 1997 Şafak Harekatı: 902 terörist etkisiz hale getirildi, 31 şehit verdik. Zaten bunları takiben 1999 yılında örgütün yenilgisi geçekleşti ve o yıl Öcalan ABD’nin de yardımıyla yakalandı. Örgüt bu yenilgiyi hem Öcalan’ın hem de Karayılan’ın kitaplarında kabul eder. Barış Pınarı Operasyonu ile geçmişin bu büyük operasyonları arasındaki en önemli fark ise o zaman diplomatik olarak bu kadar zor durumda kalmıyor olmamız. Elbette o zaman da “Yapmayın, durdurun” diyenler oluyordu ama BM Anlaşması’nın meşru müdafaa halinde güç kullanımını onaylayan 51. Maddesine uygun hareket ettiğimizi “Monşerlerimiz” dünyaya gayet iyi anlatıyordu. Neo Osmanlıcık modası olmadığı için de genişleme hevesi içinde hareket etmediğimize inandırmak mümkün oluyordu. NOT: Bunlar Türkiye’nin yaptığı onlarca hatta belki yüze yakın sınır ötesi operasyonun en büyükleri. ***

Üç büyük bilim insanına doktora

İki gün önce İstanbul Teknik Üniversitesi’nde çok keyifli bir törene katıldım. İTÜ, kendi alanlarında en büyük üç bilim adamına “fahri doktora” verdi. Diyeceksiniz ki, “Ne var bunda, verir”. Doğru verir. Önemli olan karşı tarafın bunu kabul etmesidir. Görmemişler, bu nevi doktoraları nereden gelirse gelsin büyük bir keyifle koşa koşa gider alır. Hakiki bilim insanları ise bu doktorayı verenin nasıl bir kurum olduğuna bakar. “Bana doktora verecek kalitede mi” diye alır meseleyi ele. İTÜ’nün doktora verdiği isimler Oxford Üniversitesi Profesörü, Dr. John F. Dewey, Cambridge Üniversitesi Profesörü Dr. Dan McKenzie ve College de France Profesörü Dr. Xavier Le Pichon. Bu isimler sıradan profesörler, sıradan jeologlar değil. Bunlar modern jeolojinin kurucuları, bugün dünyayı ve dünyanın içinde olup bitenleri anlamamızı sağlayan kanıtlanmış pek çok teorinin sahipleri, bunlar dünyayı evleri zanneden kendi milliyetlerini aşmış adamlar. Jeolojinin Nobel’i sayılacak ödülleri kazanmış isimler. Onlara “onursal doktora”, “Doctor Honoris Causa” vermek onlar için onur değil, bir üniversite için onur. Ben de bu törene dostum Prof. Le Pichon’un davetlisi olarak katıldım. İTÜ kendi geleneklerine uygun şahane bir tören düzenlemişti. Üniversite Rektörü Prof. Mehmet Karaca, törende “Bu isimlere onursal doktora vermek onlar için değil üniversitemiz için onurdur” diyerek durumu özetledi. Bu İTÜ’ye evrensel bilim ile bu denli iç içe kalmayı başardığı için teşekkür ediyorum. Başta dostum Le Pichon olmak üzere bu üç büyük bilim insanına da bu doktorayı kabul ettikleri için. Şunu da ekleyeyim. Modern jeolojinin bu üç kurucu babası Pazar akşamı Teke Tek Bilim’de olacaklar. Tahmin edeceğiniz üzere yaklaşan Marmara depremini konuşacağız. Çünkü 5,8’lik depremden sonra Le Pichon bana “Bu çok kötü bir işaret. Kilit açıldı” demişti. Ne demek istediğini Pazar akşamı Teke Tek Bilim’de anlatacak.   ***

Galatasaray’a ihanet

Pazartesi akamı Spor Saati’nde Galatasaray Spor Kulübü’nde Divan başkanı ile Yönetim Kurulu Başkanı arasındaki gerginliğe değinerek “Bu Galatasaray’a zarar veriyor. Bunu yapmak Galatasaray’a ihanettir. Dostum Eşref Hamamcıoğlu eğer muhalefet lideri olmak istiyorsa Divan Başkanlığını bırakıp Başkan adayı olarak liderliğe soyunsun ve kulübü seçime götürsün” dedim. Ertesi gün aradı. “Fatih, tüm eleştirilerine saygı duyarım. Katılmasam da saygı duyarım ama bana hain diyemezsin. Beni Galatasaray’a ihanetle suçlayamazsın” dedi. Ben de bilerek yapılmasa bile bunu kulübe ihanet olarak gördüğümü, ama açıklamasını programda aynen yayınlayacağımı söyledim. Bu tavrının Galatasaray değerlerini bilmeyen ve anlamayan Başkan’ın işine geldiğini de ekledim. Daha sonra yönetim kurulu bir açıklama yaparak Hamamcıoğlu’nu istifaya davet etti. Bu yakışıksız bir taleptir. Divan Kurulu da yönetim gibi seçilmiş bir organdır. Birbirlerinin istifasını isteyemezler. Ben isterim, üyeler ister ama seçilmiş organlar isteyemez. Ve şimdi de Divan yönetime yanıt verdi. Ben ise giderek haklı çıkıyorum. Her iki taraf el birliği ile Galatasaray’a ihanet ediyor. Ayıptır. Yazıktır. Tepemi attırmayın. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Bazıları rahmetli Ecevit’ten özür dilediği zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Ekrandaki şiddetin sorumlusu RTÜK zihniyeti
Köşe Yazıları
Ekrandaki şiddetin sorumlusu RTÜK zihniyeti

Fatih Altaylı

Nisan 21, 2026

Umursamazlık
Köşe Yazıları
Umursamazlık

Fatih Altaylı

Nisan 20, 2026

Modern zamanın Gertrude Bell özentisi
Köşe Yazıları
Modern zamanın Gertrude Bell özentisi

Fatih Altaylı

Nisan 19, 2026

  • Videolar

Tümü
Adalet bir duygu mudur? görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce - Teke Tek KitapAdalet bir duygu mudur?Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 📚 Teke Tek Kitap’ın bu bölümünde Adalet ve Annem Şefika kitaplarını ele aldık. Felsefe ve kişisel anlatı ekseninde farklı perspektifler sunan bu iki eserin anlattıklarını, arka planlarını ve okura sunduğu fikirleri birlikte değerlendirdik. 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. 00:00 Giriş 01:00 Spor izleyicisi olmak 06:01 Kültür-sanat takipçisi olmak 11:15 Michael J. Sandel’in “Adalet” kitabı 34:22 Nuriye Ortaylı’nın “Annem Şefika” kitabı 46:50 “Yan Yana” serileri 55:32 Artemis II 1:02:51 Kapanış
Nisan 20, 2026
"Plastik ambalajlı her ürün tehlikeli!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Sedat Gündoğdu & Fatih Altaylı - Teke Tek Bilim"Plastik ambalajlı her ürün tehlikeli!"Espresso, cold brew, filtre kahve; tek cihazda. Ninja Luxe Café Premier'ı keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/products/ninja-luxe-cafe-premier-espresso-makinesi-es601eu?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_kahve_makinesi_April26 Shark PowerDetect Clean&Empty ile güçlü algılama ve Auto-Empty sistemiyle toza temas etmeden hijyenik temizliği keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-powerdetect-clean-empty-sarjli-dikey-supurge-gold-ip3251eut?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_April26 #işbirliği 00:00 Giriş 01:59 Plastik nedir? 08:27 Plastik poşetlerin üzerindeki geri dönüşüm logoları ne anlama geliyor? 08:43 Monomer ve polimer 10:34 Plastik ve naylon farkları 13:07 Tek kullanımlık plastikler 16:13 Plastik doğada çözünebilir mi? 16:52 Plastik mikroplastiğe nasıl dönüşür? 22:58 Mikroplastiğe en çok nerelerde rastlanıyor? 26:21 Sigaralardaki plastikler 30:26 Bu plastiklerin insana zararı nedir? 37:44 Plastik barındıran en tehlikeli ürünler neler? 38:44 Çöp ithalatı 46:43 Organik çöplerin yakılarak elektriğe dönüştürülmesi 48:15 Çöpler yakılmadan ne yapılabilir? 50:14 Dünyada sıfır atık projesi uygulayan ülke var mı? 54:05 Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile ortak projeleri var mı? 55:01 Türkiye sıfır atık projesinde ne kadar başarılı? 1:01:34 Türkiye dünyada çöp üretimi ve yönetimi konusunda ne durumda? 1:03:30 İthal edilen çöpe para ödeniyor mu? 1:03:46 Çöp ithalatı ile organize suçlar bağlantılı olabilir mi? 1:04:52 Kapanış
Nisan 19, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Seçmediğim işler hep uzun sürdü!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Rıza KocaoğluFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Seçmediğim işler hep uzun sürdü!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:39 İzmir’de doğmak nasıl bir his? Ailesi nasıldı? 07:07 Düşünceleri yüzünden linç yiyor mu? 08:06 Göztepe taraftarlığı nereden geliyor? 13:09 Oyunculuğa nasıl başladı? 17:30 Belediyenin tiyatro kursundan sonra ne yaptı? 17:58 İlk profesyonel sahne deneyimi neydi? 22:46 Diziye geçiş süreci nasıl oldu? 25:05 Kaçırdığı projelere üzülüyor mu? 26:54 Yılmaz Erdoğan’la çalışmak ve BKM’nin oyunculuğa katkısı 29:19 İnci Taneleri neden bitti? 30:34 Organize İşler süreci nasıl gelişti? 31:42 Çukur dizisi hakkında 33:41 Sanatçı gözüyle siyaset ve gençler 35:03 Kız kardeşi nasıl oyuncu oldu? 36:23 Fit kalmak için neler yapıyor? 40:14 Göz önünde bir hayat yaşamak rahatsız edici mi? 42:43 Gelecek planları neler? 43:36 Yeni proje veya dizi var mı? 45:42 Yargısal süreçler hakkında 46:36 Neden ayda sadece 2-3 oyun sahneliyor? 48:35 Oyunculuğun yanında yazarlık/yönetmenlik düşünüyor mu? 50:00 Gelecekteki projeleri neler? 51:07 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 19, 2026