İstanbul 24°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Patron değil CEO

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Kasım 28, 2019

Patron değil CEO

Ali Babacan ile yaptığımız Teke Tek’ten sonra epey bir telefon geldi. Mail, sosyal medya mesajı falan gırla. Herkes kutluyor. Genel söylem şu: “Uzun bir aradan sonra gazeteciliğin yaşamakta olduğunu gördük. Her şey soruldu. Konuk da sinirlenmeden her şeyi cevapladı.” Bence de güzel bir programdı. Ama unutulmasın ki, tango iki kişiyle yapılır. Programa benim katkım önemli olabilir ama konuk katkısı daha önemli. Çoğunluk genel olarak izlenim ya da intibamı da soruyor. Kıvırmadan söyleyeyim. Ali Babacan’ın üzerimde bıraktığı izlenim “olumlu”. ALİ BABACAN: ÖZGÜRLÜKÇÜ DEĞER PEŞİNDEYİZ Batılı bir muhafazakar parti lideri gibi. Sürekli özgürlükler vurgusu yapması bence önemliydi. Ancak asıl önemli olan aynı vurguyu iktidar olunca da yapabilmek. Herkes Ali Babacan’ın sözlerinin farklı bir bölümünü büyütmüştü dün. Bence asıl önemli olan “Parlamenter sisteme geri dönmekten yanayız” cümlesiydi. Bunu da “Birlikte partinin ilkelerini yazdığımız arkadaşlarımızın büyük bölümü parlamenter sistemden yana. Bunu bir geri dönüş olarak düşünmeyin. Geliştirilmiş, modernleştirilmiş bir parlamenter sistem olarak ileriye gidiş olarak görün” demesiydi. Abdullah Gül’ün partinin içinde olmayacağını ve partinin cumhurbaşkanı adayının Abdullah Gül olmadığını da açıkça söyledi. Hatta “Cumhurbaşkanlığı sisteminden yana değiliz ki, Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı yapmaya çalışalım. Parlamenter sistemden yanayız” cümlesi de oradan geldi. Program sonrasında okur ve izleyici tepkilerine de baktım. Bir kısım çok beğenmiş Ali Babacan’ı, bir kısım ise “Liderlik vasıflarına sahip olmadığını gösterdi. Hiçbir heyecanı yok” demişler. Heyecan liderlik vasfı mıdır bilmiyorum ama Ali Babacan sakin, soğukkanlı bir tavır içindeydi. Tabii bu bir tercih meselesi. Sakin ve soğukkanlı bir lider mi, yoksa heyecanlı bir lider mi? Bu aslında bir yaşam tercihi de! Hayattan ne beklediğinize bağlı. Sükunet mi, heyecan mı! Programı kapatırken Babacan’a “Daha çok iyi bir organizatör gibi davranacaksınız izlenimi edindim” gibi bir cümle kurdum. Evet, aynen öyle düşünüyorum. Babacan’ın anlattıklarında ve yaklaşımlarında onu gördüm. “Ben yaparım”dan çok, “Biz yaparız” havası içinde. Kendi işini de doğru “Biz”i oluşturmak olarak görüyor sanki. Memlekete patron olmaya değil, genel müdür olmaya talip. Kurumsal bir holding gibi yönetmek istiyor. Ekibiyle. Benden sonrası tufan diyecek bir patron gibi değil. ***

CHP’den özür dile İnce’den değil

Saray’a giden CHP’li tartışması sürüyor. Rahmi Turan, kendisini hatalı davranmakla eleştirenlere “üçüncü sınıf gazeteciler” diyor. Soner Yalçın, haberi Rahmi Turan ve Uğur Dündar’a veren Talat Atilla’yı istihbarat elemanı olmakla suçluyor. CHP yönetimi, fırsatı değerlendiren İnce’ye “Bir sus” diyor. Talat Atilla ise durduğu yerden pek de geri adım atmıyor. Önceki gün bana attığı bir mesaja “Talat kardeşim, doğrucu kaynak korunur ama seni kullanarak bir yalanı yayan kaynak açıklanır” diye yanıt verdim. Fakat Talat Atilla kaynağının kendisini kandırdığına asla inanmıyor. “Abi, kaynağımın beni kandırdığına inansam bir dakika durmam açıklarım adını” diyor. Kendisi büyük bir gazetede yazmadığı için yakın ilişkide olduğu Uğur Dündar ve Rahmi Turan’a “haber jesti” yaptığını söylüyor. “Bana baskı yapanlar, Muharrem İnce’ye niye o beş kişilik çeteyi açıklaması için baskı yapmıyorlar” diye soruyor. Kaynağının hayali olmadığına yemin ediyor. Anladığım kadarıyla bu ismi açıklamayacak. Bu durum zaten çeşitli gruplaşmaların olduğunu bildiğimiz CHP’de yeni bir güvensizlik ortamı daha yaratacak. Ama ben hâlâ asıl kabahatlinin Rahmi Turan olduğunu düşünüyorum. Talat Atilla’nın kaynağı gerçek mi değil mi, CHP’li CHP’siz mi, beni hiç ama hiç ilgilendirmiyor. Bunu ben Talat Atilla’dan okumadım, Rahmi Turan’dan okudum. Gerisi beni bağlamaz. Yazmayacaktın Rahmi Abi. Yazmayacaktın. Şimdi İnce’den özür dilemişsin. İnce’ye bir kötülük yapmadın ki sen... Ana muhalefetin içine nifak tohumu bıraktın. Aç telefonu CHP’den kurum olarak özür dile! ***

Galatasaray’da Terim ne istedi yönetim ne yaptı?

Galatasaray’da bugünkü durum nerede başladı hiç düşündünüz mü? Yormayın kendinizi ben söyleyeyim. Gomis’in gidişiyle başladı her şey. Yönetim Gomis’in yıllık 7 milyon avroyu bulan maliyetinden kurtulmak ve ekstra zaman talebine katlanmamak için oyuncuyu yolladı. Olabilir, tasarruf etmek istersiniz, kararlı olursunuz kimse bir şey diyemez. Sonrası felaket oldu. Kulübü taraftar baskısı altında yöneten başkan, Gomis acısından kurtulmak için 10 küsur milyon avro verip Djagne’yi aldı. “Yapmayın. Eren’le Djagne arasında fark yok, Eren varken Djagne’ye gerek yok. Eren’e de top gelmiyor Djagne’ye de gelmeyecek” dedik, dinletemedik. Açık söyleyeyim, Teknik Direktör Fatih Terim’in Djagne diye bir isteği falan da yoktu. Djagne olayı malum. Geldi birkaç ay sonra yollandı. Hem de parasını Galatasaray’ın ödediği şekilde kiralandı. 2 senelik maliyet en az 17 milyon dolar. Atılan birkaç gol. Djagne gidince kulübü tribünlerden yönetmeye devam eden yönetim yine oyuna geldi. Bu kez bir menajer basındaki adamları vasıtasıyla Falcao ismini ortaya attı. Ne kulübün ne teknik direktörün gündeminde olmayan bir oyuncuyu. Taraftar bu isme sarıldı. Yönetime baskı başladı. Ve Gomis ile aynı yıllık maliyete yani yaklaşık 7 milyon avroya geldi Falcao. Bir gol ve aylar süren sakatlık. Ne zaman oynar belli değil. Anlayacağınız Gomis’ten yapılmak istenen tasarruf iki yılda toplam en fazla 14 milyon avro olacaktı. Bunun yerine Djagne artı Falcao’ya 21 milyon ödendi. Karşılığı ise ortada. Peki Hoca Terim ne istiyordu? Geçen seneyi bilmem. Ama bu yıl yönetimden istediği şuydu: Trezeguet’yi alın, Vedat Muriç’i alın, Onyekuru’yu takımda tutun. Mümkünse N’Diaye kalsın, daha iyisini bulamazsak Fernando da gitmesin! ***

Emekli Kraliçe

Günün en büyük sürprizi Kraliçe Elizabeth II’nin emeklilik kararı. Eğer doğru ise 95 yaşına bastığı gün resmi Kraliçelik görevlerini oğluna, Prens Charles’a bırakacakmış. Prens Charles, King Charles olacak. Bence o da başlamadan bırakıp görevi oğluna devretse İngilizler daha mutlu olacaktır. Kimsenin Camilla Parker Bowles’u Kraliçe koltuğunda otururken görmek isteyeceğini zannetmiyorum. Gerçi tanıyan herkes çok akıllı, çok kültürlü, çok düzgün bir kadın olduğunu söylüyor ama algısı kötü ve sevilmiyor. Tabii bu durumda benim de gazeteciliği bırakmam gerekebilir o da ayrı! Prens Charles ve Camilla Parker Bowles. ***

Fizik

Yıllardır gazetelerde “günün güzeli” gibisinden bir fotoğraf yer alır, güzel bir kadının tercihen bikinili fotoğrafları bir veya birkaç köşeye basılırdı. Sonra sözde veya görsel olarak muhafazakarlaştığımız için bu köşeler azaldı. Sonra da kayboldu. Ancak internette devam ediyor. Ama şimdi sadece kadın değil, benzer erkek fotoğrafları da basılıyor. Kaslı, yakışıklı oğlanlar, belden yukarıları çıplak bir şekilde karşımıza getiriliyorlar. Mesela Can Yaman gibi çocuklar. Ve ben artık ortalama kadınların yıllardır süren bu kadın fotoğrafı zulmü konusunda ne hissettiklerini anladım. Çünkü bu erkek fotoğrafları beni sinir ediyor. Şişko falan sayılmam ama sonuçta sıradan bir adamım. Günün birkaç saatini jimnastik salonunda geçirecek ne halim var ne vaktim. Ve bu fotoğrafları gördükçe asabım bozuluyor, aynaya bakınca sinirleniyorum. Muhtemelen eşim de bana bakınca “Ulan ne biçim adam bu” falan diyordur. En iyisi bir anlaşma yapılsın. Ne kadın fotoğrafı yer alsın, ne de erkek. El alemi görmeyen herkes kendini beğensin. Can Yaman ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Muhalifken ekranlara çıkarılmamaktan yakınanlar, muhaliflerin ekranlara çıkarılmasından yakınmadığı zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Yumurta küfesizler ve ucuz bir barometre
Köşe Yazıları
Yumurta küfesizler ve ucuz bir barometre

Fatih Altaylı

Ağustos 12, 2026

Sözde Tribün lideri ve çevresindeki karanlık
Köşe Yazıları
Sözde Tribün lideri ve çevresindeki karanlık

Fatih Altaylı

Ağustos 11, 2026

ROK’un avukatı Mengü: Müvekkilim itirafçı değil
Köşe Yazıları
ROK’un avukatı Mengü: Müvekkilim itirafçı değil

Fatih Altaylı

Ağustos 9, 2026

  • Videolar

Tümü
Üniversiteye gitme isteği azalıyor mu? görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Erhan Erkut & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimÜniversiteye gitme isteği azalıyor mu?Shark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 03:26 Üniversite tercihleri ve önemleri 09:49 Üniversitelerin 3 senelik eğitime düşmesi planlanması 13:00 Üniversite kontenjanlarının dolmaması ve sonrasında azaltılması 17:44 Yapay zeka ile birlikte açılan bölümler 21:48 Üniversite sınavına giren kişi sayısının azalması 26:29 Üniversite fiyatlarının artışı 38:29 Sınavlarda sıfır çeken öğrenci sayısının artması ve eğitime etkisi 41:11 Yurtdışına eğitime gidenlerin sayısı artıyor mu? 43:18 Türkiye'deki öğrenci kalitesi düşüyor mu? 49:58 Devlet üniversitelerinin düşüşü, özel ve vakıf üniversitelerinin yükselişi 53:02 Bugünkü bilgi birikimi ile bir tercih yapacak olsa hangi bölüm ve okulda okumak isterdi? 55:13 Kapanış #işbirliği
Ağustos 9, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: Atelier Rebul'un 130 senelik hikayesi görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Kerim MüderrisoğluFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: Atelier Rebul'un 130 senelik hikayesiTeke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:46 Atelier Rebul nasıl kuruldu? 08:58 Beyoğlu'ndaki eczane duruyor mu? 10:20 Parfüm yapmaya nasıl başladılar? 13:01 Kokuları nasıl üretiyorlar? 16:04 Parfümörlük nedir? 16:37 Rebul parfümlerindeki oryantal havası 20:33 Bir parfüm nasıl oluşur? 23:45 İyi bir parfüm nasıl belli oluyor? 28:21 Yapay zekanın sektördeki yeri 40:30 Türkiye'de esans üretimi 43:41 Parfüm şişeleri nasıl tasarlanıyor? 47:42 Rebul parfümleri neden leke yapmıyor? 50:37 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 9, 2026
Türk AI girişimine 4 milyon dolar! görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Dr. İbrahim Ethem HamamcıTürk AI girişimine 4 milyon dolar!Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:51 İbrahim Ethem Hamamcı kimdir ve akademik çalışmaları neler? 10:54 Kendi şirketlerini kurma süreçleri 11:37 ETH Zurich'de bu araştırma fikri ile nasıl karşılandı ve neden bu araştırmayı tercih etti? 12:39 Yapay zekayı kullanarak tıpta ne geliştirmeyi amaçlıyorlar? 16:33 Yapmaya çalıştıkları gelişim için ne kadar sürede tamamlanmasını öngörüyorlar? 17:08 Kendisine gelen iş tekliflerini neden kabul etmedi? 18:38 Şirketleri nerede ve ekipleri nasıl? 19:07 Şirketlerine yatırım alabiliyorlar mı? 19:48 Şirketlerinin gelişme planları nasıl? 20:27 Şirketlerinde tam olarak ne üretiyorlar? 23:33 Üzerinde çalıştıkları yapay zekanın kişiye özel ilaç üretiminde bir faydası olacak mı? 24:36 10 yıl sonra bu geliştirdikleri iş ile kendisini nerede görüyor? 25:03 Üniversite tercihi yapacak olan gençlere tavsiyeleri neler? 30:48 Bu yaptıkları işi Türkiye'ye taşımayı düşünüyorlar mı? 31:48 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 4, 2026