İstanbul 23°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Postmodern Varlık Vergisi

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Aralık 17, 2019

Postmodern Varlık Vergisi

Cumhuriyet tarihinin en büyük ayıplarından biri muhtemelen 1942 yılında çıkarılan Varlık Vergisi’dir. Avrupa’da güç kazanan faşist rejimlerden de esinlenerek çıkarılan bu yasa “çok halkçı” olarak lanse edilmişti o günlerde. 1942 yılı ortalarında kurulan Şükrü Saraçoğlu hükümeti bir taraftan harp yıllarında dengesi adamakıllı bozulan devlet gelirlerine ek kaynak sağlamak, diğer taraftan yıkıcı bir yoksulluğun içindeki halkın gözünde koşulları fırsata çevirmiş bulunan vurgunculara haddini bildirmek için çalışmaya koyulmuştu. Hükümet Varlık Vergisi’nin hazırlıklarını yaparken, verginin görünürdeki gerekçesi olarak; “piyasadaki para arzını azaltmak, Türk parasını kıymetlendirmek, fiyat artışlarını önlemek, aşırı kazancı vergilendirerek sosyal adaleti sağlamak” vb. gibi ekonomik hedefler ileri sürmüştü. Ancak Başbakan Saraçoğlu bazen gizli, bazen açık biçimde asıl amacın “servet transferi” olduğunu söylüyor, hedefin azınlıkların mallarını ele geçirmek olduğunu pek gizlemiyordu. Ağır vergileri ödeyemeyenler Aşkale’ye “çalışma kamplarına” gönderiliyordu. Cumhuriyet tarihinin ve o günün tek partisi CHP’nin acı ve hazin bir dönemi, büyük bir utancıydı Varlık Vergisi. Kim derdi ki, aradan 77 yıl geçecek ve Varlık Vergisi hortlayacak. Kısa bir süre önce yasalaşan ve yasalaşması öncesi benden başka hiç kimsenin dikkat çekmediği yeni vergi yasası, çok açık biçimde post modern bir “Varlık Vergisi”dir. Oturduğunuz konuta devlet kafasına göre bir değer belirleyecek. Sonra da bu değer üzerinden sizden 100’de 1’e varan oranda vergi alacak. Yani bir anlamda kendi evinizde devletin kiracısı olacaksınız. Diyelim ki, Boğaz’da bir eviniz var. Vakti zamanında almışsınız. Devlet diyecek ki, “Bu ev 10 milyon TL eder” ve sizden yılda 100 bin TL vergi isteyecek. Bir kere değil. Her yıl. Devletin belirlediği değer üzerinden. Evin değeri düşmüş, artmış devletin umurunda bile olmayacak. Her yıl yeniden değerleme oranında artacak bir de verginiz. Sizin böyle bir geliriniz var mı, böyle bir para kazanıyor musunuz sormayacak bile! Deyin ki, ananızdan, babanızdan kalan böyle bir eviniz var. Aylık geliriniz de 7 bin TL. Bütün gelirinizi verseniz vergiyi ödeyemeyeceksiniz. Mecburen o evi satacaksınız. Kiraya verseniz, muhtemelen kira geliri bile o vergiyi karşılayamayacak. Bazıları diyecek ki, “Zenginden vergi alınması seni niye rahatsız etti”. Gelirden vergi alınması beni hiç ama hiç rahatsız etmez. Ama bu gelirden değil, varlıktan vergidir. Yani Varlık Vergisi’dir. Bu yolla toplanacak vergiler Ali Ağaoğlu gibi, Simit Sarayı gibi, daha pek çokları gibi zenginleri kurtarmak için kullanılacaktır. Ve bildiğim bir şey var ise bu tip vergileri getiren iktidarlar, gerisini de getirirler. Ancak bu postmodern varlık vergisi ayıbının Anayasa Mahkemesi’nden dönmesi muhtemeldir. Çünkü zaten Emlak Vergisi yoluyla vergilendirilen konutlardan ikinci kez vergi almaya kalkışmak zaten Anayasa’ya aykırı bir durumdur. ***

Biatçılık

Hürriyet gazetesinin pek sayın genel yayın müdürü Ahmet Hakan Coşkun beyefendi, Kanal İstanbul’u savunmuş ve bu kanalın yapımını doğru bulmayanları eleştirmiş. Ancak Ahmet Bey’in pek ilginç bir yaklaşımı var. Meseleyi kendi üzerinden değil, Bülent Ecevit üzerinden savunuyor. AK Parti’nin yıllardır “çılgın projemiz” dediği projenin aslında 1994 yılında Bülent Ecevit tarafından yapılmış bir proje olduğunu söyleyen Ahmet Bey soruyor: Çok merak ediyorum, Ecevit bugün yaşasaydı, iktidarda olsaydı ve Kanal İstanbul’u yapmaya kalksaydı... Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere bütün Kanal İstanbul karşıtları… Sıkılmış yumruklarla...“Kanal İstanbul cinayettir” diye haykırırlar mıydı? Düne kadar dört bir yanda Oval Ofis’te Clinton ile karşı karşıya fotoğrafını kullanıp “Ezik” diye eleştirdikleri Ecevit’e sığınma durumunda olmak bazılarında ilginç bir ruh hali yaratmış olmalı. Ancak Ahmet Hakan’a şunu da hatırlatmak isterim. Şimdi 25 yıllık projesine iktidara yaranmak için gündeme getirdikleri Bülent Ecevit, FETÖ olan Gülen cemaatinin de destekçisi olmasa bile “gözyumucusuydu”. Bu grubu “bir sivil toplum hareketi” olarak gördüğünü defalarca söylemişti. Eğer meselelere böyle yaklaşacaksak, yani içeriğe değil özneye göre alacaksak o zaman Ecevit’in bu yaptığına da doğru muydu demek zorunda kalacak herkes? Sevgili Ahmet Hakan içinden geldiğin kültür nedeniyle bir kişiyi lider diye bellemişsen, onun doğrusuna da yanlışına da sahip çıkmak gerektiğini düşünüyor olabilirsin. Ama o biat değil, bilim kültüründen gelenler lider dedikleri kişinin hatalarını eleştirebilir, kimi fikirlerine ya da projelerine katılmayabilirler. Her lider gibi Ecevit’in de doğruları ve yanlışları vardır. Aslına rücu eden senin gibilerin anlamadığı da zaten budur. ***

Matematik ve siyaset

Dün çeşitli internet sitelerinde AK Parti’nin genel başkan yardımcılarından Mahir Ünal Bey’in partinin imajını düzeltmek için çeşitli gazetecilerle ve gazete genel yayın yönetmenleri ile buluşup toplantılar yaptığını okudum. Haliyle güldüm. Yerel seçimler öncesi de partinin halkla ilişkiler ve tanıtım stratejisini Sayın Ünal belirliyordu. Özellikle İstanbul’da yenilenen seçimlerde Binali Yıldırım’ın stratejisini Mahir Ünal belirledi ve yönetti. Sonuç ortada. Şimdi de aynı şekilde belirlemeye devam ediyorsa durum vahim demektir. Aynı sayıları birbiriyle çarpıp her seferinde farklı bir sonuç beklenmeyeceğini bilmek için matematikçi olmaya gerek yok. Siyasetçiler bile bunu bilebilir! ***

Okullarda ilk yardım sorunu

İki küçük çocuğun boğazlarına kaçan çikolata kapakçığı nedeniyle hayatını kaybetmesi ile ilgili çok şey söylendi ama bir şeyi nedense söylemedik. Ben dahil. Her iki olayda da ama özellikle okulda hayatını kaybeden çocuğun olayında çocukcağız yardım için oradan oraya koşturuyor, yardım arıyor. Koskoca okulda bir kişi, tek bir kişi dahi ilk yardım konusunda ders olmadığı için, bir kişinin bile böyle bir olaya nasıl müdahale edileceği konusunda bir fikri olmadığı için çocuk can çekişerek hayatını kaybediyor. Oysa bir Heimlich Manevrası ile hayatının kurtulması büyük olasılıkla mümkün ama okulda bunu bilen yok. Milli Eğitim’in bu konuda bir şey yapması şart. En azından öğretmenlere ve okul yöneticilerine bir ilk yardım kursu şartı getirilmesi gerek. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

En iyi mücadele yönteminin işini iyi yapmak olduğunu anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Cemaat döverken sirkatin söylemek
Köşe Yazıları
Cemaat döverken sirkatin söylemek

Fatih Altaylı

Ağustos 14, 2026

Ankete inanmayın, anketsiz kalmayın
Köşe Yazıları
Ankete inanmayın, anketsiz kalmayın

Fatih Altaylı

Ağustos 13, 2026

Yumurta küfesizler ve ucuz bir barometre
Köşe Yazıları
Yumurta küfesizler ve ucuz bir barometre

Fatih Altaylı

Ağustos 12, 2026

  • Videolar

Tümü
Üniversiteye gitme isteği azalıyor mu? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Erhan Erkut & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimÜniversiteye gitme isteği azalıyor mu?Shark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 03:26 Üniversite tercihleri ve önemleri 09:49 Üniversitelerin 3 senelik eğitime düşmesi planlanması 13:00 Üniversite kontenjanlarının dolmaması ve sonrasında azaltılması 17:44 Yapay zeka ile birlikte açılan bölümler 21:48 Üniversite sınavına giren kişi sayısının azalması 26:29 Üniversite fiyatlarının artışı 38:29 Sınavlarda sıfır çeken öğrenci sayısının artması ve eğitime etkisi 41:11 Yurtdışına eğitime gidenlerin sayısı artıyor mu? 43:18 Türkiye'deki öğrenci kalitesi düşüyor mu? 49:58 Devlet üniversitelerinin düşüşü, özel ve vakıf üniversitelerinin yükselişi 53:02 Bugünkü bilgi birikimi ile bir tercih yapacak olsa hangi bölüm ve okulda okumak isterdi? 55:13 Kapanış #işbirliği
Ağustos 9, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: Atelier Rebul'un 130 senelik hikayesi görseli
FatihAltaylı
YouTube
Kerim MüderrisoğluFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: Atelier Rebul'un 130 senelik hikayesiTeke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:46 Atelier Rebul nasıl kuruldu? 08:58 Beyoğlu'ndaki eczane duruyor mu? 10:20 Parfüm yapmaya nasıl başladılar? 13:01 Kokuları nasıl üretiyorlar? 16:04 Parfümörlük nedir? 16:37 Rebul parfümlerindeki oryantal havası 20:33 Bir parfüm nasıl oluşur? 23:45 İyi bir parfüm nasıl belli oluyor? 28:21 Yapay zekanın sektördeki yeri 40:30 Türkiye'de esans üretimi 43:41 Parfüm şişeleri nasıl tasarlanıyor? 47:42 Rebul parfümleri neden leke yapmıyor? 50:37 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 9, 2026
Türk AI girişimine 4 milyon dolar! görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Dr. İbrahim Ethem HamamcıTürk AI girişimine 4 milyon dolar!Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:51 İbrahim Ethem Hamamcı kimdir ve akademik çalışmaları neler? 10:54 Kendi şirketlerini kurma süreçleri 11:37 ETH Zurich'de bu araştırma fikri ile nasıl karşılandı ve neden bu araştırmayı tercih etti? 12:39 Yapay zekayı kullanarak tıpta ne geliştirmeyi amaçlıyorlar? 16:33 Yapmaya çalıştıkları gelişim için ne kadar sürede tamamlanmasını öngörüyorlar? 17:08 Kendisine gelen iş tekliflerini neden kabul etmedi? 18:38 Şirketleri nerede ve ekipleri nasıl? 19:07 Şirketlerine yatırım alabiliyorlar mı? 19:48 Şirketlerinin gelişme planları nasıl? 20:27 Şirketlerinde tam olarak ne üretiyorlar? 23:33 Üzerinde çalıştıkları yapay zekanın kişiye özel ilaç üretiminde bir faydası olacak mı? 24:36 10 yıl sonra bu geliştirdikleri iş ile kendisini nerede görüyor? 25:03 Üniversite tercihi yapacak olan gençlere tavsiyeleri neler? 30:48 Bu yaptıkları işi Türkiye'ye taşımayı düşünüyorlar mı? 31:48 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 4, 2026