İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

İlkeler ve siyasetler ve ölümler

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Ocak 5, 2020

İlkeler ve siyasetler ve ölümler

Kasım Süleymani’nin vurulduğunu vurulmasından kısa bir süre sonra telefonuma mesaj atan, muhafazakar camianın önde gelen isimlerinden birinden öğrendim. Irak’ta, ABD’nin SİHA’sından ateşlenen bir Hellfire ile vurulmuştu. Öldüğü kesindi. Sadece o değil, bölgedeki kullandığı örgütün önde gelenlerinden birkaçı daha aynı saldırı ile öldürülmüştü. Bağdat’ta Hellfire’i ateşleyen SİHA her zaman olduğu gibi, 10 bin km öteden, ABD’deki bir üsten kumanda ediliyordu... Kasım Süleymani’nin öldürülmesi Türkiye’deki Siyasal İslamcı kesimlerin önemli bir bölümünde “sevinç ve coşku” ile karşılandı. Evet, Süleymani bölgeyi ateşe verenlerden biriydi... Evet, Süleymani bir katildi... Evet, Süleymani bir katilden öte bir katliamcıydı... Evet, Süleymani terörü araç olarak kullanan biriydi... Ama onun ABD tarafından füze ile vurulmasına sevinmek Türkiye’deki bir siyasal İslamcı için ne kadar tutarlı idi? Bir yandan bütün kötülüklerin anası olarak ABD’yi göreceksiniz. Ve her fırsatta “ABD’nin topraklarından 10 bin km ötede ne işi var” diye bağıracaksınız... Sonra aynı Amerika, aynı 10 bin km uzaktan Ortadoğu’yu birbirine katması muhtemel bir hamle yapacak ve bu iş işinize geldiği için alkışlayacaksınız. Sonra da diyeceksiniz ki, “Biz çıkarlar üzerine değil, bir ilkeler üzerine dış politika bina ediyoruz.” Biz de buna inanacağız öyle mi! Peki aynı ABD, aynı Hellfire füzesi ile aynı 10 bin km uzaktaki üsten yarın bir İhvan liderini vurursa... Yine sevinecek misiniz! Haberi bana sabahın çok erken saatinde muhafazakar camianın önde gelen bir ismi verdi diye başladım ya yazıya. Mesajını şöyle tamamlamıştı, muhafazakar dostum: “ABD füzesi ile Irak’ta öldürülen bir general ve bu duruma sevinen Türk siyasal İslamcılar. Harbi insana kafayı üşüttürecek bir durum var... Ya da çoktan üşütülmüş bile.” ***

Azil

Amerikan başkanları, azil tehlikesi ile karşı karşıya kalınca ilk işleri Ortadoğu’da bir yerlere hava saldırısı düzenlemek oluyor galiba. Baksanıza Clinton da 1999’da aynı haltı yapmış. Başkanlar popolarını kurtaracak diye, buralarda birilerinin poposu yanıyor sürekli. [embed]http://twitter.com/MMFlint/status/1212955713305272321#twitter#pull-left#[/embed] ***

ÇED raporu

Kanal İstanbul meselesi konuşulmaya devam ediyor. Bunun gemilerin geçmesi için değil, çevresine bir şehir inşa edilmesi için yapılacak bir kanal olduğu bence artık açık. Maksat bir “cazibe merkezi” yaratıp, çevresine bir kent kurmak. Burada 175 milyar dolarlık bir ekonomi olduğunu ben söylemedim, Kanal’ı savunan bir profesör söyledi. Zaten Türkiye’de çok önemli görevlerde bulunmuş, gemicilikten de anlayan bazı siyasetçiler “20 metrelik derinlikli kanal olmaz. En az 30 metre olmalı” diye kapalı toplantılarda görüş beyan ediyorlar. Keza Kıyı Emniyeti yetkilileri de “Boğaz trafiği buraya kaydırılacaksa, genişlik 400, derinlik ise 40 metre civarı olmalı” diye görüş belirtiyorlar. 20 metre derinliğinde, 200 metre genişliğinde bir kanalın çevreye etkileri ile 40 metre derinlik 400 metre genişlikteki bir kanalın çevreye etkileri aynı olmayacağı için, Kıyı Emniyeti’nin önerisi mevcut ÇED raporunun zaten çöpe gitmesi demek. Ama dediğim gibi gemi geçsin geçmesin buradaki maksat “inşaat”. Gemi geçsin geçmesin kanal açılacaksa ÇED raporu önemli. Ve bana göre bu tarz her ÇED raporu aynı zamanda bir bilimsel çalışma, bir bilimsel makaledir. O zaman bu ÇED raporuna da bilimsel bir eser muamelesi yapalım. Bir makale gibi yayınlansın, saygın bilim adamlarının, saygın üniversitelerin, uluslararası bilim çevrelerinin görüş ve eleştirilerine açılsın. Bu konuda yetkin bilim insanları raporu inceleyip görüşlerini bildirsinler, eleştirilerini yapsınlar. Şimdi bazıları diyebilir ki, “O Batılı bilim adamları Türkiye’nin iyiliğini istemez. Siyasi etki ile eleştiri yaparlar” Elbette bu risk var ama emin olun bilim adamlarının siyasi etki altında kalıp, görüş bildirmeleri olasılığı Türkiye’deki kadar hiçbir Batı üniversitesinde yüksek değildir. Çünkü orada bilimsel kariyer yapmak yayınla olur, doğru bilimle olur. Siyasete yaltanmakla olmaz. En azından bizdeki kadar olmaz! ***

Einstein fizikten ne anlardı!

Adamın teki benim de göründüğüm ekrandan Kemalistlerle ilgili bazı şeyler söylemiş. Millet de pek kızmış. Yapmayın Allah aşkına. Hiçbir düşünsel kimliği olmayan, hiçbir fikri olmayan, birilerinin orasına burasına tutunarak bir yerlerde olup oradan beslenenlerin sözlerine bu kadar takılmayın. Bunlar bugün var gibi görünseler de, yarın yok. Çünkü aslında yok hükmündeler. Ayrıca bunlar kim, Atatürk ile ilgili eleştiri yapmak kim. Mesela ben şimdi çıkıp “Einstein boktan bir fizikçiydi. Fizikten de anlamazdı. Saçma sapan teoriler üretti” diye abuk sabuk konuşmaya başlasam bu Einstein’a hakaret sayılır mı? Ya da onun yaptığı bilim önemsizleştirir mi? Eee o zaman, bu rezillerin saçmalıklarına niye kızıyorsunuz? “Manyak” deyip geçin. Manyak işte. ***

Efsane

İlgi çekmek için saçmalamak ne güzel bir rahatlık. Hele hele sosyal medya var ise. Saçma sapan birisi sosyal medya üzerinden Galatasaray’a saldırmak için “Bir tarafta heykeli dikilen Fenerbahçe efsanesi Lefter, bir tarafta Beşiktaş efsanesi baba Hakkı, diğer tarafta ülkesine giremeyen vatan haini Galatasaray efsanesi Hakan Şükür” diye yazıyor. Ben bu provokatöre hatırlatayım: “Bak kuşum, saydığın efsanelerin Galatasaray’daki karşılığı Metin Oktay’dır. Eski AK Parti milletvekili Hakan Şükür değil” ***

Köy yanar

Şeyma Subaşı, THY’den talepte bulunmuş. “İbiza’ya gitmek aktarmalarla 9 saati buluyor, perişan oluyoruz. Lütfen buraya direk uçuş koyun.” THY bu talebi kabul eder mi bilmiyorum. Ancak tam bir “Köy yanar, k… taranır” durumu. Memleket nelerle boğuşuyor, bu kızcağız ne istiyor! E o da haklı tabii... Alışmıştı özel uçaklara. Şimdi aktarma... Zor hayat. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Kötülerle ve kötülükle mücadeleyi kolay zannetmediğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026