İstanbul 9°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Mecburen çıkan ne halt etsin!

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Mart 26, 2020

Mecburen çıkan ne halt etsin!

“Evde kalın” Başüstüne. İşi olmayan, işini evden yapan tabii ki kalsın, kalmalı, kalacak. Çıkarsa eşektir. Ama ya kalamayan. Evde kalmak istediği halde çıkması gereken. Onları düşünen var mı? Günlerdir evde kalın diye kıyamet kopuyor. Evden çıkana hakaretin bini bir para. Ben de kızıyorum. Hafta sonu kıçını gezdirmek için çıkana. Ama adam mecbursa! İşi var işi! Nasıl gitmeyecek? Ne diyecek patronuna, işverenine, hatta kamu görevlisi kamuya! “Televizyonda birileri çıkma dedi çıkmadım” mı! İnsafınız yok anladık ama biraz izan yahu. Madem çıkmamak bu kadar önemli, madem sokağa çıktın mı hastalığın yayılmasını durduramıyorsun “Çıkmayın, evde kalın” diyeceğinize önlem alın! Zorunlu işler dışındaki işleri tatil edin. Zorunlu işleri “münavebeli” hale getirin. Vardiya yapın. Yapın ki bu meret bu bela yayılmasın! Çıkanların büyük bölümü keyfinden çıkmıyor. Dün bir harita yayınladılar telefon verilerine dayanarak “Hangi semtler daha çok çıkıyor” diye. Buradan bile ayrımcılık yapıldı bu hiçbir şeyden ders almayan memlekette. Daha çok çıkanlar kenar semtler. Adam çıkmazsa aç kalacak belli ki, mecbur çıkmaya. Bazılarının lüks dediği ama aslında orta direk semti olan Ataköy, Bakırköy, Şişli, Kadıköy gibi semtlerde de var çıkan. Daha az ama var. Çünkü orada da çalışan var. Çıkmasınlar mı istiyorsunuz! Getir yasağı kardeşim. “İdare ederiz” deme. “Yaza kadar dayanalım” deme. Hem evde kalın deyip hem yasak ilan etmemek nasıl bir söylemdir. Korkmayın kardeşim. Getirin düzenlemeyi. Çıkarmayın milleti. ***

İlacın üretimine hemen başlamak şart

Hidroksiklorokin etken maddeli bir ilaç son günlerin gözdesi. Belli ki, Covid 19 üzerinde etkili. Belli ki, hayatlar kurtaracak. Zaten Bakanlık da bu yüzden 500 bin kutuyu toplatmış. Her kutuda 30 adetten 15 milyon adet. Ancak dün konuştuğum New York Lenox Hill Hastanesi’nde bölüm direktörlüğünü görevi yürüten Ass. Prof. Dr. Güneş Aygök bunun çok yetersiz olduğunu söylüyor. “Fatih Bey, bu kadar ilaç yetersizdir. ABD’nin sadece Novartis Teva ve Bayer’den siparişi bile 200 milyon tablet. Ve belli ki ABD ve Avrupa bu ilaca yüklenecek. Bu çok çok önemli. Geç kalmamak lazım. Türkiye hemen bu ilacın üretimine başlamalı” dedi. Ben de kendisine “Sanofi bu ilacı Lüleburgaz fabrikasında üretebildiğini ve elinde yeterli ham madde bulunduğunu açıkladığını” söyledim. Prof. Aygök’ün yanıtı şu oldu: “Bekleyecek vakit yok. Şimdiden üretmeye başlamaları lazım. Ve Sağlık Bakanlığı bu ilacın hammaddesini bir an önce garantiye almalı. Türkiye üretime başlamazsa Sanofi bu hammaddeyi başka bir ülkeye yollayabilir talep üzerine. Klorokin bulunması daha kolay ama hidroksiklorokin daha etkili. Elimizde hazır bundan varken üretime geçmeliyiz. Çünkü ABD’ye çok büyük bir dalga vuracak. O zaman ilaç sıkıntısı felaket boyutta olabilir. Lütfen bakanlığı uyarın üretime geçsin. Şu anda tek etkili silah bu. Hidroksiklorokin.” ***

Hidrosiklorokin ve göz

Sağlık Bakanlığı, hidrosiklorokin etken maddeli ilaçlarla ile tedavi edilecek Corona Covid 19 hastaları için önden bir göz muayenesi ve göz hekiminin onayı şartını getirmiş. Bunun nedeni, bu ilacın yan etkileri arasında retina hasarının da yer alması. Zaten bu ilaçların en bileneni ve Türkiye’de var olanının yan etki listesi hayli uzun. Amerikan FDA’in internet sitesinde ilacın yan etkilerini bir kaç gün önce okumuş biri olarak olası yan etkilerin sıralandığı listeyi görünce şaşırmıştım. Hemen güvendiğim göz doktorlarından  Baha Toygar’ı  aramıştım. Baha Toygar, uzun yıllardır Lupus ve artrit tedavisi gören pek çok hastayı takip ettiğini  ve hiç birinde bu yönde bir hasar olmadığını, kurallar gereği yan etki listesine bunların yazıldığını ama bu gibi yan etkilerin çok ender ortaya çıksa bile oraya yazılmak zorunda olduğunu söyledi. Takip ettiği hiç bir hastada, uzun süreli bu ilacın kullanımına rağmen böyle retina hasarına rastlamamıştı. Dün aynı soruyu bir kez de NY Lenox Hill Hastanesi’nden Güneş Aygök’e sordum. Aygök de “Lupus hastaları bu ilacı yıllarda  kullanıyorlar. Üstelik de günde 2 bazen 4 doz olarak. Orada söz konusu olan ve genelde pek de görülmeyen bu yan etkiler corona tedavisi gibi kısa süreli kullanımda  daha da az görülecektir. Elbette her ilacın listelenmiş yan etkileri vardır. Burada hekimler bunu bilir ve tercih yaparlar. Bu korkulacak bir ilaç değildir” dedi. Dün akşam saatlerinde de Türk Oftalmoloji derneği yani göz doktorları derneği bir açıklama yaparak “Böyle bir uygulama corona hastalarının bir de göz muayenesi için göz hastanelerine ve kliniklerine gitmesini gerektirecek ve hastalığın yayılma hızını arttıracağı gibi hastaya da gereksiz külfet olacaktır. Klorokin makulopatisi en az 5 yıllık bir kullanımla ortaya çıkan ilacın makulada birikmesi durumudur.  Toksisite riski en az 5 yıllık devamlı kullanımda ortaya çıkan bir durumdur. Risk 5 yıllık kullanımda yüzde 1, 10 yıllık devamlı kullanımda yüzde 2’dir” şeklinde bir açıklama da yaptı. ***

Sınıflar üzeri

İlk yazıda da dediğim, hiçbir şeyle aklını başına almayan bu ülkede corona konusunda bile ayrımcılık sürüyor. Oysa bu hastalık zengin fakir takmadığını, makama falan bakmadığını gösterdi. Prens Charles corona pozitif ise herkes olabilir. Zaten veriler de onu göstermeye başladı. Hiç kimse bu hastalık sosyetikleri vuruyor da demesin, sokağa çıkan bilinçsizleri vuruyor da demesin, umrecileri vuruyor da demesin. Bir yanda Fenerbahçeli, Galatasaraylı sporcular yöneticiler, sanatçılar gazeteciler coronalı. Diğer yanda orta halliler, kendi halindekiler. Mesela önceki gün açıklanan 7 kişilik listeden Uşak’taki ikisi coronayı nereden kapmış biliyor musunuz? Umreden dönen akrabaları ziyaretten. Gencecik hayatını kaybeden hemşire kızımız nereden dersiniz? Coronadan ölmeyen bir hastadan. Hani şu çok konuşulan Kapalıçarşılı esnaftan. İşin özü bu hastalık her yerde. O yüzden hiç değilse burada bölünmeyin. Ne sınıf ne takım ne de taklavat dinliyor bu. Bilin! ***

Coronaya özel hastane aslında hazır

Bir süre önce bir programda dile getirdim bu mevzuyu. “Çin 1 haftada 3000 yataklı hastane yaptı, corona için özel hastane. Bu mücadelede başarılı olan tüm ülkeler coronalı hastaları ayrı hastanelerde topluyorlar. Biz de böyle bir şey yapmalıyız” diye. Zaten hastane kapasiteleri de hızlı aşılacağı için, böyle bir gereklilik de var. Coronalı hastalar ile hastanelere başka tedaviler için giden risk grubundaki hastaları da aynı çatı altına sokmak da çok doğru değil. Tüm bunlardan yola çıkarak Hatta bir de fikir söyledim. “Şu anda boş duran eski Atatürk Havalimanı terminali hızlı bir biçimde elden geçirilip corona hastanesine çevrilebilir mi?” diye. Orası şart değil de elde hazır kocaman bir bina var. Isıtması hazır, soğuması hazır, otoparkı hazır, giriş çıkışı hazır, alt yapısı hazır diye. Bakıyorum da ciddiye alan yok. Yine de çok umutsuz değilim. Hiç değilse el dezenfektanı yapacağımızı öğrendim dün. Buna da şükür. ***

Belediyeden talepler

Büyükşehirlerde özellikle de İstanbul’da yaşayanlardan mesajlar var. Belediyeden bazı beklentilerini dile getiriyorlar: - Yolcu az diye toplu taşımada sefer sayıları azaltıldı anlıyoruz ama bu kez de bazı saatlerde çok yoğun oluyor. Corona ile mücadele böyle olmamalı. - Temizlik ön plana çıktı. Su harcamaları ister istemez arttı. Fiyat bir iki aylığına biraz aşağı çekilebilir mi? - Evden çıkamadığımız için otomobillerimiz mecburen İspark’ta duruyor. İspark en azından 65 yaş üstü araç sahiplerine bu dönemde indirimli olabilir mi? - Evden çıkamadığımız için otopark parası birikiyor. Görevliler haklı olarak parayı günlük istiyor ama çıkamıyoruz nasıl ödeyelim? - Belediyeler sokaklarda bazı bölgelerde el dezenfektanı bulunduramazlar mı? Evet bazı alçaklar çalıyor ama başında bir görevli ile bir konteynerde olabilir. ***

Online G20

Bugün dünyada ilginç bir ilk gerçekleşecek. Dünya liderleri daha doğrusu G20 adındaki en büyük 20 ekonomiye sahip ülkelerin liderleri bir araya gelecekler. Ancak yollar kesilmeyecek, oteller de kiralanmayacak, müthiş güvenlik önlemleri alınmayacak. Liderler pahalı veya ucuz uçakları ile binlerce kilometre katedip gitmeyecek. Korumalar ortalıkta fink atmayacak, vatandaş rahatsız edilmeyecek. Teröristler zirveyi nasıl kana bularız diye aylar öncesinden plan yapmaya çalışmayacak. Dev masraflar yapılmayacak. Çünkü G20 Zirvesi bu kez “Skype” ile yapılacak. Liderler birbirleriyle bilgisayar ekranında konuşacaklar. Şimdilik virüs korkusu nedeniyle böyle yapıyorlar. Belki bundan sonra hep böyle yaparlar! ***

NE ZAMAN ADAM OURUZ?

Ciddiye aldığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026