İstanbul 15°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Erken boşaltma sorunu

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Nisan 28, 2020

Erken boşaltma sorunu

Sağa sola bakınca sanki corona meselesi kapandı gibi bir algıya kapılıyorum. Dün sokaklar gayet kalabalık, virüsün başkenti İstanbul’da sanki sıradan normal zamanlarmış gibi sıkışan trafik. En geç 11 Mayıs’ta “Açılın emri” almış AVM’ler, tıklım tıkış aradaki sosyal mesafe “Göt göte” seviyesine inmiş pazar yerleri. Buna mukabil bakmayıp, aklı ve bilimi dinleyince “Şu anda en tehlikeli noktadayız. Evet düşüş başladı. Kontrol altına aldık, çok başarılı mücadele ediyoruz ama bu önlemleri en az bir ay daha sürdürmeliyiz. Eğer önlemleri erken yumuşatırsak ilkinden daha güçlü bir ikinci dalga ile yazı da kaybederiz” diye yırtınan Bilim Kurulu üyeleri. Evet herkes normalleşmek istiyor. Herkes bir an önce rutinine mümkün olabildiğince dönme derdinde. Ekonominin çarkları dönmek zorunda. Bunu olabildiğince erkene çekmek istemek normal. Ama burada önemli olan kelime “olabildiğince”. O olabildiğinceye karar verecek olan ise bilim. Bilim derken kastım “tıp bilimi”. Kimse çıkıp da “Ben de ekonomi doktoruyum” demesin. Ya da “Ben iki dönem milletvekilliği, üç dönem bakanlık yaptım üstelik de siyaset bilimi okudum” da demesin. Önlemleri erken almanın biz konforunu, yönetenler ise keyfini yaşıyor Önlemleri erken kaldırarak bir çuval inciri berbat etmenin alemi yok. O yüzden siz siz olun, corona ile başarılı mücadelenin keyfini biraz daha sürmek istiyorsanız, evleri erken boşaltmayın. Tüm uzmanlar bunun bir sorun olduğunu söyleyecektir size. ***

Sahilde mi yayılıyor!

Bu işin mantığını anlamak mı önemli yoksa otorite gösterisi mi? Ben çözemedim. Buyrun siz çözün. Dün Boğaz’da bir kadın tek başına yürüyor. Yanında, önünde arkasında hiç kimse yok. Sadece üzerinde bir tayt ve mont, elinde bir su şişesi var. Görevli emniyet mensupları durduruyor ve “Spor yapıyorsunuz. Sahillerde yürümek yasak” diye kadına 3 bin 100 TL ceza kesiyorlar. Kadının itirazları sonuç vermiyor. Oradan kuş uçuşu bir 10-12 kilometre gidiyorsunuz ve Gaziosmanpaşa pazarına varıyorsunuz. Binlerce insan. Aralarında sosyal falan değil hiç mesafe yok. Yukarıdaki yazıda da söylediğim gibi birbirlerine sürtünerek alışveriş yapıyorlar. Ne ceza kesen var ne uyaran. Peki bir süre önce açıklanan ve benim hafta sonları iyi havalarda sahillerde oluşan kalabalığı önleme amaçlı olduğunu düşündüğüm yasak hastalığın yayılmasını engellemek maksatlı değil mi? Maksat bu ise Bayrampaşa Pazarı’nda değil de sadece sahilde mi yayılıyor bu virüs? Amacı değil, yeri önemseyen böyle saçma sapan bir şey olur mu? ***

Mesele organizasyon

Siyasetten yavaş yavaş normale geçeceğiz cümlelerini duymaya başladık. Ama hâlâ ortalıkta maske yok. Satılmayan maskelere vatandaşlar ulaşamıyor. Mesela bizim evde sadece bana “Maskenizi eczaneden alabilirsiniz” mesajı geldi. Yasak gelmeden almış olduğumuz bir kutu ve bana işyerine gidip gelebileyim diye Habertürk’ün verdiği bir kutu maske olmasa elimizde sadece sağ olsun devlet babanın verdiği 5 adet maske olacak. O da enim işe gidip gelirken 2 günde tüketeceğim miktar zaten. Duyduğum her ailede durum bu. Eczanelerde durum ise daha facia. Telefonunuza gelen mesajdaki kod ile eczaneye gidiyorsunuz. Yüzde 90 ihtimalle kodunuz ile vatandaşlık numaranız eşleşmiyor. Eczaneler başka yöntemlerle sorunu çözüyor ama vakit alıyor. Bu arada eczanelerde maske kuyrukları, tartışan vatandaşlar, normal işini yapamayan ve risk altındaki durumu daha da riskli hale gelen eczacılar. Hep söylediğim gibi. “Fiyatlar artmasın. Devlet bedava verecek” demek iyi niyet. Ama bunu organize edip yapabilmek beceri ve organizasyon. Biz de birincisi var belki ama ikincisi epey zayıf. ***

Haklısınız ama vergisini de almayın o zaman

Diyanet İşleri Başkanı’nın eşcinsellik ile ilgili sözleri kimseyi şaşırtmadı bence. Eşcinsellerin de bu sözlerden alındığını zannetmiyorum. Çünkü dünyanın her yerinde “din adamlarından” beklenen davranış modeli budur. Sıradan bir papa da, papaz da, genel olarak kilise de benzer söylemler içindedir. Eşcinselliğin de pedofilinin de kiliselerde dibine kadar yaşanıyor olması papayı da kiliseleri de bu söylemden uzak tutmaz. “Ulan bunun ağa babası kiliselerde üstelik de zorla” demez hiçbir piskopos. O yüzden din kurumlarının başındaki kişilerin böyle söylemleri çok önemsenmez. Lafın gereğidir o. Türkiye’de da buna şaşırmamak lazım. Ancak şunu da unutmamak lazım ki, kiliseler devletin bütçesinden para almazlar. Bizde ise Diyanet’in bütçesi de vergilerimizden oluşur. Yani içinde lanetlenen eşcinsellerin de vergisi olan bir paradan. Yanlış olan, iki yüzlü olan bu tarafıdır işin. Ama “Milli Sanat Güneşi”ne ve “Hanımefendi Sanatçısı”na baktığımız zaman bu toplumda bu kadar ikiyüzlülük de normaldir herhalde. ***

Humbold

Pek çok şeyi “fıtrattan” gören dinlerin eşcinselliği “hastalık ve sapkınlık” gören tavrı evrenseldir dediğim gibi. Ama bu eşcinsellerin çok da önemli işler yapmasını engellememiştir. Binlerce örnek var elbette ama bir Alman hazinesi sayılabilecek bilim adamı Alexander von Humbold da bir eşcinseldi. Hayatı boyunca kadınlara ilgi duymadı. Ama kadınlara karşı bu ilgisizliği onun büyük bir bilim adamı, büyük bir hümanist, modern üniversitenin kurucusu olma özelliklerini ortadan kaldırmamıştır. Saygınlığına leke düşürmemiştir. Döneminin Avrupa’sında Napolyon Bonaparte’dan sonraki en ünlü kişisi olmasını engellememiştir. Maden işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için verdiği mücadele, köleliğe karşı duruşundaki tavır, genç bilim insanlarının önünü açmadaki gayretini ortadan kaldırmamıştır. Özel hayatı tutucu çevrelerin her zaman hedefinde olmuş, yazışmalarının açığa çıkması ile kitlesinin hedefi haline gelmiştir doğru. Ama bu Humbold’un Alman bilimini ve sanatını Goethe ile birlikte temsil etmesinin önüne geçememiştir. Bugün onun adını taşıyan onlarca bitki ve hayvan, onlarca coğrafi konum ve bir o kadar da kent ve kasaba vardır. Ve o kasabalardan hepsinde bir de kilise. ***

Eşit muamele

İsveç’ten özel ambulans uçakla getirilen vatandaşımızla ilgili düşüncem şu idi, “Bir ülkenin bir vatandaşına sahip çıkması çok güzel bir mesaj. Ama bir vatandaşa gösterilen özeni aynı veya benzer durumdaki tüm vatandaşlara yapamıyorsan ya da bunun altından aynı şekilde kalkamıyorsan bir başka türlü haksızlığa imza atmış olursun devlet olarak” Yani bir yurttaş olarak “Darda kalırsam nerede olursam olayım devlet bana el uzatır” düşüncesi hoş bir düşünceydi. Nitekim daha önce de Uzakdoğu’da yaşayan Leyla Bilginel adlı bir yurttaşımız orada kaptığı hummadan çok zor günler yaşarken Sağlık Bakanlığı tarafından Türkiye’ye nakledilmişti. Yine de benim “eşit muamele” açısından bazı çekincelerim vardı. Ne var ki, sosyal medyada bu vatandaşımız için neredeyse “Gebersin” şeklinde yapılan ahlaksızca yorumları okuyunca “İyi ki getirdiler” diye düşünmeye başladım. Dün ise başka iddialar ortaya atıldı. Bu kişinin AK Parti’ye yakınlığı ile ilgili. Onu da çok önemsemedim. Avrupa’da yaşayan yurttaşlarımızın büyük bölümünün AK Parti’ye yakınlığı olduğunu biliyoruz. Yaşadıkları ülkede sosyal demokrat, Türkiye’de ise muhafazakarlar. Komik ama öyle. Benim bununla da bir derdim yok. Bu vatandaşımız biraz da siyasetin içinde AK Parti’ye yakın Avrupa Demokratlar Birliği’nin de aktif bir üyesi. Hatta PKK’lı çıkma ihtimali bile aklıma gelmişti ki, o da ilginç olabilirdi. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Şaşırmamayı öğrenmiş olmamıza bile şaşırmamayı öğrenmiş olmamız şaşırtıcı olmadığı zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026