İstanbul 22°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

AVM’ler için erken değil mi!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mayıs 5, 2020

AVM’ler için erken değil mi!

Önlemlerin gevşetildiği ve yavaş yavaş “Evde kalma” moduna geçtiğimizi anladık dün. “Gevşemenin” Bilim Kurulu’nun önerilerine “rağmen” yapıldığı aşikar. Çünkü bilim “AVM’lerin Haziran ortasından önce” açılmaması gerektiğini, liglerin başlamaması gerektiğini, en azından Haziran başına kadar sabretmek gerektiğini söylüyordu. Ancak AVM’ler bu köşede iki hafta önce dile getirildiği gibi “11 Mayıs’ta” açılacak. AVM Yatırımcıları Derneği’nin bu kadar erken açılmayı istemediğini biliyorum. “Sağlık Bakanlığı karar vermeli, açılış prosedürünü Sağlık Bakanlığı hazırlamalı, AVM’lerin ve içindeki dükkanların yükümlülüklerini Sağlık Bakanlığı belirlemeli” diyorlardı. Bana göre de erken olacak bu açılış. Bunca risk ortadayken akıl ve bilim tersini söylerken kim gider AVM’ye. Allah aşkına söyleyin siz gider misiniz? Bir ton masrafla açılacak ve bomboş bekleyecek. İş mi bu! Dükkanlar kira ödese ne olur, ödemese ne olur? Temizlik yapılacak, ısıtma soğutma yapılacak, şimdi üzerine bir de dezenfeksiyon yapılacak, hatta muhtemelen bir sürü yeni sistem kurulacak, yok mikropları öldüren klima sistemi, yok ultraviyole korumalar falan gibi işe yarayıp yaramadığı belli olmayan bir sürü yatırım yapılacak. Niye? Boşu boşuna... Çünkü günde 30-40 bin kişinin gittiği AVM’lere gitse gitse birkaç yüz hadi bilemediniz 1-2 bin kişi gidecek. Yazık! Yine sokağa bir sürü para atılacak. Yıllardır böyle gösteriş işleri için sokağa para atmaktan bıkmadık. Şimdi görülen o ki, pek para da yok üstelik! ***

Bazen tornistan iyidir

Maske işinde “geri adım” atılması ve doğruya dönülmesi iyi oldu. Kendimden örnek vereyim. 3 kişilik ailemizde bir bana devletten maske almak nasip oldu. Geçen 19 Nisan’da telefonuma gelen iki kodla eczaneye gittim. Kodlar çalışmadı ama TC numaramla 5 adet maskemi aldım. Devletime teşekkür ettim. Ertesi gün ilk maskemi takıp işe gitmek istedim. Taktığım maskenin ipleri koptu. Onu cebime koyup yenisini taktım. İş yerine varınca kopan ipleri zımba ile yerine taktım. 15 günde televizyon programı için 6 gün işe gittim. 3 kez de alışveriş için evden çıktım. Eşim de kendisine maske gelmediği için benim maskeleri kullanarak iki kez kendi ofisine gitti. 16 gün 5 maske ile idare ettikten sonra dün Sağlık Bakanlığı’nın cep telefonu aplikasyonundan maske talep edilebileceğini görünce talep ettim. Gelen yanıt “Maskenizi aldınız” oldu. Bu nedenle maske satış yasağının kaldırılması yerinde bir karardır. Başından beri “Yasaklamayın denetleyin” dedik durduk. Sonunda hatadan dönüldü. Bu bile önemli bir gelişme. Darısı diğer hataların başına! ***

Sen mi ödeyeceksin TFF

Türkiye Futbol Federasyonu da emri aldı ve ligi başlatma kararı verdi. Peki sporcu sağlığı ne olacak? Süper Lig’de bir maçta, seyircisiz oynanması halinde dahi en az 200 kişi görev alıyor. Bunların sağlığı sağlık değil mi? Hele hele oyuncuların durumu. Bir Covid’li futbolcu üç hafta sonra tüm ligin hastalanması demek. Hâlâ mı aklınız başınıza gelmedi. Hadi sağlık umurunuzda değil, bu işin mali yönü ne olacak! Diyelim ki, yılda birkaç milyon avro alan bir futbolcu koronaya yakalandı. Bunun sorumluğu kimde olacak! Ahlaki sorumluluğu federasyonda onda şüphe yok da mali sorumluluğu kimde? De ki Falcao hastalandı. Yılda 6 milyon avro alan adamın futbol oynayamadığı günlerin sorumluğu kimde? De ki Sörloth hastalandı. Trabzonspor bu yüzden şampiyonluğu kaçırdı. Sorumluluk kimde! Tarihin gördüğü en beceriksiz federasyon. Bu işin mali yükünü alacak mısın! Bütün kulüplerin futbolcu sigortalarını ödeyebilecek misin! ***

Amerikan sağlık sistemi mi dediniz!

Bir iki gün önce New York Eyalet Valisi’nin düzenli yaptığı bilgilendirme toplantılarından birini dinledim. Anlattıkları Türkiye’nin corona ile mücadelede neden başarılı, ABD’nin ise neden başarısız olduğunun özeti gibiydi aslında. Şöyle dedi Vali Cuomo: - Sağlık sistemimiz çok zayıfmış. New York eyaletinde 12 kamu 44 özel hastane var. Kimi küçük kimi büyük. Bunlar arasında salgın sırasında hiçbir koordinasyon sağlanamadı. Hastane sayımızın ve bu hastanelerin çalışmalarının yetersiz olduğu ortaya çıktı. - Malzeme temininde büyük sıkıntı yaşadık. Sadece New York eyaleti olarak malzeme teminine 2 milyar dolar harcadık ve bu aralar Çin’e ödendi. Yani kurulmuş aracılara kaptırdık bu paraların çoğunu. Bir de panikten ötürü eyaletler arası satın alma rekabeti ortaya çıktığı için ve tekelden bu alımları yapmak organize edilmediği için fiyatlar tavan yaptı ve gereğinden çok pahalıya mal oldu. Merkezi hükümetten bir adım gelmediği için şimdi Doğu’daki 7 eyalet bir satın alma konsorsiyumu kurduk ve satın almaları birlikte yapacağız. - Hastanelere 90 günlük malzeme stoklama şartı getirdik ve aralarında koordinasyonu geç de olsa sağladık. - Amerika olarak bu epidemiden almamız gereken dersler var. Bilgi saklamak, olayları küçümsemek sadece etkiyi arttırıp çözümü geciktiriyor. Önlem alınmalıydı. - Başkan Trump, Çin virüsü deyip duruyor ama bu virüs bize Çin’den değil Avrupa’dan geldi. Baştan önlem alınsa idi böyle olmazdı. Şubat ayında İtalya’dan New York’a gelen insan sayısı 390 bin. Avrupa’dan gelen toplam sayı 1,4 milyon. - Biz baştan uyanıp girişlere kısıtlama getiremedik ve olan oldu. - Bundan böyle merkezi yönetimlerin bizlerle ortak akıl kullanması şart. Bu ortaya çıktı. New York eyalet valisinin söyledikleri Türkiye’nin doğrularını da gösteriyor aslında. Son madde dışında. ***

En pahalı sağlık sistemi çalışmayandır

Yanlış hatırlamıyor isem rahmetli Süleyman Demirel’in şöyle bir sözü vardı: “En pahalı enerji üretmediğin enerjidir” Bunu Türkiye’nin pahalı enerji ürettiği eleştirileri üzerine sarf etmişti “baba”. O laf ne kadar doğruydu bilmiyorum ama bugün sağlık konusunda da galiba benzer bir noktaya geldik. Türkiye’de yıllarca sağlığa yapılan yatırımların fazlalığından söz edildi. Kolay ulaşılabilir ve bu yüzden de zaman zaman kötüye kullanılan sağlık sistemimizden yakındık. Ancak salgın gösterdi ki, İyi ki yapılmış. Bazıları yeni anlasa da, Atatürk’ün koyduğu sağlık vizyonu, Refik Saydam’la başlayan modern sağlık anlayışı, ülkenin zenginleşmesine paralel ve hatta daha ötesinde bir gelişme gösterdi. AK Parti döneminde bu gelişme zirveye ulaştı. Daha “sosyalist” bir sağlık sisteminden yana olan Profesör Recep Akdağ kamu hastanelerini geliştirme konusunda çok önemli işler yaptı. Daha özel sektörcü bir sağlık anlayışına sahip olan Erdoğan ise özel hastanelerin önünü açtırdı ve sonuçta ortaya çok güçlü bir sağlık sistemi çıktı. Bu sistem, Cumhuriyet’in yıllardır devlet üniversitelerinde yetiştirdiği yüksek kaliteli doktorlar ile birleşince böylesi bir salgında bile başarılı olduk. Bazıları kızabilir. Umurum olmaz. “Koronadan öldü ama başka kod verildi” denilen tüm hastaları gerçekten koronadan kaybetmiş bile olsak 6 bin civarında vefat sayısına ulaşıyoruz, ki bu bile diğer ülkelere göre başarılı. Sağlık Bakanı Koca’nın bu kadar popüler hale gelmesi, bu kadar güven kazanması boşa değil. Çok erken önlem almaya başladı. Çok erken Bilim Kurulu oluşturdu. Bilim Kurulu siyasi kaygılar taşımadı. Halkı aydınlattı. Olabildiğince şeffaf oldu. Sağlık sisteminin tedavi protokolleri oluşturabilmesi için esneklik tanıdı. Hastaneleri olabildiğince iyi koordine etti. Hatalar olmadı mı? Olmuştur elbet. Ama diğer ülkelere oranla çok daha az. Ve iyi çalışan sistem, iyi antrenmanlı sağlık çalışanları hataları tolere etti, emip yok etti. Ama yine de bu salgından ileriye dönük, özellikle de tıp eğitimi ve hekimlikte performans sistemi açısından çıkarılması gereken dersler var. Onları da başka bir gün paylaşırız. ***

CHP ve AHC

CHP ile Ahmet Hakan arasında bir polemik var bugünlerde. CHP sözcüleri Ahmet Hakan’a “Bize akıl verme gazetecilik yap” diyorlar. Ben burada Ahmet Hakan’ı haklı buluyorum. Gazeteciler, yazarlar, entelektüeller partilere, ülkeyi yönetenlere akıl verirler. Yönetenler de bunlara bakar. Doğru buluyorsa, mantıklı buluyorsa, kendi akıllarından üstünse uygular. Ya da uygulamaz. Ama bana akıl verme demez. Akıl vermeyi suç haline getirmez. Aklı suç haline getiren, akıl vereni suçlayan, hapse atan baskı rejimleridir sadece. Üstelik de aynı CHP, aynı yönetimiyle yıllarca Ahmet Hakan’ı el üstünde tutmadı mı, onun aklı ile partiye yön vermedi mi? Ahmet Hakan aynı Ahmet Hakan değil mi? ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Adam olamayanlardan bile adamlık öğrenilebileceğini anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
CHP, beis ve yeis
Köşe Yazıları
CHP, beis ve yeis

Fatih Altaylı

Temmuz 6, 2026

Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!
Köşe Yazıları
Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!

Fatih Altaylı

Temmuz 5, 2026

Deniz Göktaş KKK’na ne dedi
Köşe Yazıları
Deniz Göktaş KKK’na ne dedi

Fatih Altaylı

Temmuz 4, 2026

  • Videolar

Tümü
Yunan metin çevirilerinin bilime katkısı görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimYunan metin çevirilerinin bilime katkısıShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 05:01 Solvay Konferansı fotoğrafı 07:11 Solvay Konferansı fotoğrafı bugün çekilebilir mi? 10:36 İrlandalı keşişlerin kopyaladığı eski metinler 13:52 Aristo ve doğa bilimleri 24:32 Hrıstiyanlar nasıl gelişim gösteriyor? 27:53 Modern bilimin başlangıcı 35:44 Galile'den önceki bilim adamları problemleri fark edemediler mi? 38:09 İslam dünyasının geçmiş dönemde bilimde Batı'dan geride kalmasının sebepleri 46:50 Kapanış #işbirliği
Temmuz 5, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!" görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Koleksiyoner Mehmet ÇebiFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:28 Saat koleksiyonu işi nereden çıktı? 19:01 Hangi saat markalarına sahip? 23:53 Koleksiyonerlik pahalı bir iş mi? 29:47 Türk hat sanatı hak ettiği yerde mi? 42:20 Murat Bardakçı'nın "Türk resmini sanattan saymam" cümlesi 51:15 Eserin değerini nasıl belirliyor? 1:05:07 Pandemi döneminde eserlerin fiyatları neden yükseldi? 1:08:36 Çatı Müze işi ne durumda? 1:19:20 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 5, 2026
"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:15 Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisi 03:27 24 Haziran 2026 Scorpions İstanbul konseri 06:50 Kars'taki Gastronomi Film Festivali 08:36 Dua Lipa'nın evliliği 10:21 Fatih Altaylı evlilik hakkında ne düşünüyor? 13:28 Manifest grubu 17:02 Yaz ayındaki konserler 30:51 Fatih Altaylı'nın yakın tarihteki dünya hakkında düşünceleri 36:18 Christopher Nolan'ın "The Odyssey" filmi 36:40 İstanbul Caz Festivali 37:41 Fatih Altaylı dizi-film izliyor mu? 40:03 Kapanış #işbirliği
Temmuz 2, 2026